©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Liman Tepe

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Liman Tepe
Türü:
Höyük
Rakım:
0 m
Bölge:
Ege
İl:
İzmir
İlçe:
Urla
Köy:
Merkez
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
İTÇ I İTÇ II

     


Yeri: İzmir il merkezinin batı-güneybatısında; Urla ilçe merkezinin kuzeyindeki İskele Mahallesi'nde; modern limanın doğusunda; Karantina Adası'nın güneyinde; tam karşısındadır. Bu yerleşme yerine İzmir-Urla karayolundan Urla iskelesine doğru ayrılan karayolu ile ulaşılmaktadır. Karayolu tepenin tam üzerinden geçerek [Erkanal 1996:res.6]; tepeyi doğu-batı istikametinde kesmiştir.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Urla'nın kuzeyinde bulunan kıyı ovası büyük bir olasılıkla bir uzun koyun sonradan dolması sonucu oluşmuştur. Önce bir kum setiyle denizle ilişkisi kesilen koy; Zongurlu ve Kocadere çaylarının getirdiği alüvyonlar sonucu bir birikinti ovasına dönüşmüştür. Bu dönüşüm sırasında deniz içindeki doğal bir kaya grubu anakaya ile birleşerek bugün Liman Tepe'nin bulunduğu yarımadanın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yarımada; kuzeyinde bulunan kayalık yüzünden kuzey rüzgarlarına kısmen kapalıdır. İzmir Körfezi'ne doğru uzanan kayalık çıkıntının iki uç yanının doğal liman oluşu ve özellikle körfezin deniz ticaretine uygun şartlar taşıması; bu yerin Son Neolitik Çağ'dan itibaren iskana maruz kalmasının en büyük nedenlerindendir. Güneydeki bereketli kıyı ovası yerleşiklerin olasılıkla gıda ihtiyaçlarını karşılamıştır [Erkanal-Günel 1996:306]. Antik Klozamenai kentinin; tarihöncesi yerleşmelerin yıkıntılarından oluşan tepeyi bir akropol gibi kullanarak hemen güney kesiminde yer alışı; bu alandaki yerleşme tarihini Roma Dönemi'ne kadar devam ettirmektedir. Antik isimlerin çok kez tarihöncesi isimlerden çıktığı düşünülürse; yerleşmenin MÖ 3. bin yıl isminin antik çağ ismine benzeyen bir isimde olduğu ileri sürülebilir. Limantepe; kıyıdaki ve yakın çevresindeki yazlık yapılarla kısmen tahrip edilmiştir. Üzerinden geçen çağdaş asfaltın güzergah değiştirmesi için de kazı başkanı tarafından girişimde bulunulmuştur.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: Liman Tepe'yi bir tarihöncesi yerleşme olarak bilim dünyasına ilk defa E. Akurgal duyurmuştur [Akurgal 1950:4]. Klazomenai antik kentinde 1979 yılında G. Bakır ve Ç. Anlağan yönetiminde başlayan kazılar; akropol olma ihtimali ile Limantepe'yi de kapsamıştır. Özellikle 1980 ve 1981 yılı kazılarında çağdaş yolun güneyinde anıtsal bastion/kule bulunmuş; yerleşmenin İlk Tunç Çağı'ndaki önemi ortaya çıkmıştır [Bakır-Anlağan 1981:88; Erkanal-Erkanal 1983:163-183; Bakır 1983:64-65]. 1992 yılından itibaren H. Erkanal yönetiminde; yalnız Liman Tepe'yi kapsayan kazılar hala devam etmektedir. Karada yapılan bu kazılara; Hayfa Üniversitesi Recanati Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün yürüttğü M. Artzy başkanlığındaki su altı kazı çalışmaları ve jeoloji araştırmaları da eklenmiştir. Klazomenai kenti ise 1921-22 yıllarından itibaren araştırılmaktadır.
Tabakalanma: Bu yerin ilk olarak Son Neolitik Çağı'nda yerleşim gördüğü; geç devir dolguları içinde ele geçen bazı çanak çömlek parçalarından anlaşılmaktadır. Orta Kalkolitik dönem ise karayolunun kuzeyinde açılan açmada bulunmuştur. İlk Tunç Çağı I. ve II. evresi sırasında yerleşim en şaşalı dönemini geçirmiştir. Yolun kuzeyinde açılan açmalarda İlk Tunç Çağı II. evresine ait dört; I. evresine ait iki yapı katı bulunmuştur. Güney kesimde ise şimdilik iki yapı evresi ya da tabakası mevcuttur. Orta ve Son Tunç Çağı yerleşimlerinin de İTÇ'ye nazaran daha büyüdüğü anlaşılmaktadır. OTÇ 5; STÇ ise 1 yapı katı içermektedir. Helen ve Roma dönemlerindeki Klazomenai kenti yapıları bu eski dönem yerleşme kalıntılarını kısmen örtmüştür. Antik kent güneye doğru yayılmıştır. Bu geç dönemlerde tepe kısmının genelde yapısız olduğu; buradaki tahribat derecesinin bir yerde az olmasına ve ancak bir iki sarnıç ve kuyuların varlığına dayanılarak iddia edilmektedir.
Buluntular: Mimari (Eskiden Yeniye Doğru): İlk Tunç Çağı I. Evre: Bu dönem yerleşimin II. evreye nazaran daha küçük; Kalkolitik Çağ evresine nazaran daha büyük olduğu; kuzeydeki açmada doğu-batı istikametinde uzanan 92 cm kalınlığında sur duvarından anlaşılmaktadır. H. Erkanal bu duvarın güney kesiminde 24x24 cm'lik çıkıntıların; duvarı güçlendiren payandalar olabileceğini yorumlamaktadır [Erkanal 1996:76]. Bu duvarın dış kesimi de tıpkı II. evre gibi alttan rampa biçiminde taşlarla kaplıdır. Yapım tekniği üstteki gibidir. En üst kısmının kerpiç duvar şeklinde yükseldiği sanılır. Taş alt kısım 2 m yüksekliğindedir. Duvarın iç kısmında duvara yaslanan yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Tabanına önce yassı taşların bunun üstüne çanak çömlek parçalarının serildiği fırınlar bulunmuştur. Bunlar kubbeli fırın tipindendir [Erkanal-Günel 1997:247]. Bu savunma duvarının kuzeyinde yan yana yerleştirilmiş; dikdörtgen planlı uzun evler bulunmuştur. Taş temel üzerine kerpiç kullanılarak inşa edilen evlerin güneyde savunma sistemine dayandığı düşünülmektedir. Bu evler ikiden fazla evden oluşan bloklar halinde yapılmıştır ve ortaya çıkarılan üç ev aynı bloğa aittir. İkinci bir blok daha doğuda olabilir. 1 numaralı evin içinde üç taban seviyesi tespit edilmiştir. En altta bulunan 3. tabanın üzerinde bir altın bant bulunmuştur. 2 ve 3 numaralı evlerde de üçer taban seviyesi vardır. 3 numaralı evin doğusundaki sert kil taban kalıntısı dördüncü bir eve ait olabilir [Erkanal et al. 2003:424;425]. 2002 sezonunda yerleşmenin en eski İTÇ I tabakalarına yine aynı sezon açığa çıkarılan teras duvarının hemen kuzeyinde ulaşılmıştır. Zaman darlığı ve geç dönem tahribatı nedeniyle bu dönem fazla araştırılamamıştır. 2010 yılı çalışmalarında VI (İTÇ I) tabakasına ait surun batı uzantısı açığa çıkarılmıştır. Taştan bir örgüye sahip olan sur duvarının bu kısımda taş temel üzerine inşa edildiği görülmüştür. Sur duvarına yaslanan uzun evlerin sayısı altıya çıkmıştır. Bu evlerden dört tanesi ortalama 23.30 m uzunluğunda, 4 m genişliğinde olmakla birlikte, İTÇ I sur kapısının batısında açığa çıkarılan E-5 evi ise 1.14-1.40 m'lik genişliğiyle diğer evlere göre çok daha dardır. E-5 olarak tanımlanan bu yapının farklı amaçla kullanılmış olabileceği düşünülmektedir. Girişin doğusunda kısmen açığa çıkarılan E-6 evi de diğer yapılardan farklıdır. İTÇ I sur duvarına yaslanmayan bu yapının güney duvarı toplama taşlarla inşa edilmiş olup sur duvarı ile arasında 0.75-0.80 m bir boşluk bulunmaktadır [Erkanal 2012:470]. 2015 yılı kazılarında, kuzey kazı alanında V-2 / Y-2 açmalarında İTÇ I başlarına ait tabakaların halen devam ettiği görülmüştür. Tabakalar kuzeyden güneye eğimli devam etmiştir. Yer yer yanık depozitler görülmüştür. Bu depozitlerle ilgili herhangi bir mimari öge bulunamamıştır [Erkanal et al. 2017:134-135]. İlk Tunç Çağı II. Evre: İç Kale/Akropol kısmı; Klazomenai/Liman Tepe'yi MÖ 3. binyılın ortalarında yerleşim alanı olarak seçen topluluk; yerleşmeyi bir önceki döneme göre 7-8 m genişletmiş; eski kalıntıları kısmen kerpiç dolgu ile örtmüştür. Bu dönem İç kale yerleşimi günümüze kadar ancak 4-6 m yüksekliğinde korunarak gelen bir tahkimat duvarı ile çevrilidir. Gerçek yüksekliği; taban kısmında çıkan zemin suyu yüzünden saptanamamıştır. Bu duvarın bastionlarla takviye edildiği yorumu öncelikle yapılmışsa da şimdilik tek saptanan bastionumsu yapının hemen yanındaki kale kapısını hücumlardan korumak için inşa edildiği; 1999 yılı kazısında ortaya çıkmıştır. Bu kapı kulesi tabanda daha geniş olarak inşa edilip; yukarı doğru yükseldikçe daralmakta ve böylece hafif rampa şeklinde şevli olduğu izlenmektedir. Bu şev özelliği; kısmen yarım daire biçimli kulenin kolay yıkılmaması için yapıya verilmiştir. Yapının önce yassı taşlarla çamur harç yardımıyla kafes şeklinde örülen küçük hücrelerden ibaret olduğu; sonra bu hücrelerin içinin toprak taş dolgu ile doldurulduğu ve böylece daha sağlam bir yapı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde kulenin tümüyle taştan yapılmasından kar edilmiş; ayrıca üstteki kerpiç kısmının ağırlığının kenarlara yüklenmesi ortadan kaldırılmıştır. Dış yüz; yöresel yassı kireç taşlarının yanyana konması ile kaplanmış ve kent suruna görsel olarak ihtişam kazandırılmıştır. Üstte kerpiç bir duvarın devam ettiği ve kalenin daha da anıtsal bir görünüme sahip olduğu sanılmaktadır. Kule; batı kesiminde yuvarlak doğu kesiminde ise düzdür. Doğu kesimindeki bu özelliği yüzünden buradan iç kaleye girildiği sanılmaktadır. Kapının daha sonra bir sebepten kapatıldığı ya da darlaştırıldığı da saptanmıştır. İlerki yıl kazılarında doğu kapı kulesi arama çalışmaları yapılacaktır [Erkanal 2001:263-264; çiz.2]. 1999 yılı kazıları sonucunda bu yapının yaklaşık 20 m genişliğinde 12 m uzunluğunda olduğu saptanmıştır. Hemen hemen aynı teknikte inşa edilen 110 cm kalınlıktaki sur duvarı bu kuleye yaslanmaktadır. Kazı başkanı; önce kulelerin yapıldığını sonra aralarının sur duvarı ile kapatılarak surun tamamlandığını iddia etmektedir [Erkanal 1996:77]. Bu kesimde herhangi bir kazı yapılmadığı ve dolayısıyla bir ipucu olmadığı halde H. Erkanal; yerleşmenin planını gösteren çizimlerinde olasılıkla tepenin topografik özelliklerden dolayı; suru höyüğün batı tarafında bastion; arada sur; tekrar bastion olarak liman tesislerine kadar uzatmaktadır. Bu şekildeki bir planın gerçekte var olup olmadığı daha test edilmemiştir. Olasılıkla kentin iki kapı kuleli bir ana girişli sura sahip olduğu ileri sürülebilir. Sur ise olasılıkla çağdaşı yerleşimlerde görüldüğü gibi dirsekler yaparak dönmektedir. Kalenin iç kısmında çok önemli anıtsal yapıların varlığı koridorlu ev olarak isimlendirilen yapı ile ispatlanmıştır [Erkanal-Günel 1996:312]. Evin dini bir yapı olduğu bulgularına göre söylenmektedir. Bu yapı İTÇ II. evrenin her üç yapı katında da kullanılmıştır. Duvarları çok 1.5-2.2 m kalınlığındadır. Olasılıkla iki katlıdır. Yapı taşı olarak kireç taşı kullanılmıştır. Taşların arasında çamur harç görülmektedir. Genelde yüz veren taşlar dış kesimine; şekilsiz taşlar ise duvarların iç kısmına yerleştirilmiştir. Duvarlar yer yer ağaç dikmelerle takviye edilmiştir. Altta depo mekanlarının var olduğu tahmin edilmektedir. Koridor mekanı bir dönem mutfak bir dönem ara duvarlarla bölünerek depo mekanları olarak vazife görmüştür. Mutfak olduğu evrede içinde büyük bir fırın yer almaktadır. Bu koridorun alt yapı evresinde 1.2 m genişliğinde; 7.4 m boyutunda olduğu saptanmıştır. Bir başka yapım katında kısalmakta uzunluğu 5.8 m'ye düşmektedir. Yanında olasılıkla salon şeklinde kullanılan bir başka mekan yer almaktadır. Bu mekanda yassı levha kireç taşlarından döşemeler yapıldığı izlenmektedir [Erkanal-Günel 1997:240-246]. İleride yapılacak kazılarla; koridorlu evin tüm mekanları ortaya çıkarılarak yapının tam planı anlaşılabilecektir. 2001 yılı kazı çalışmalarında; yerleşmenin kuzeyinde; yani en yüksek yerinde açılan açmada şehircilik açısından önemli bulgular saptanmıştır. Bu yüksek alan; rampa şeklinde bir teras duvarıyla çevrilerek yapılaşma için uygun bir zemin hazırlanmıştır. Bu zemin üzerine savunma sistemi olan bir yerleşim ünitesi inşa edilmiştir. Savunma sistemine ait aralarında "U" şeklinde dar bir koridor olan iki kule ve bir su kuyusu açığa çıkarılmıştır [Erkanal et al. 2003:429]. 2002 yılı çalışmaları bir önceki yıl saptanan koridorun etrafında devam etmiştir fakat koridorun ne tür bir mimari bağlantısı olduğu anlaşılamamıştır. Bu sezonun İTÇ II buluntuları arasında olasılıkla kalın bir teras duvarı da bulunmaktadır. Duvarın güneyinde; onunla çağdaş olduğu tahmin edilen bir yapıya ait mekanlar bulunmuştur. 2011 yılı çalışmalarında İTÇ II'ye ait 2 mimari tabaka tespit edilmiştir. Bu yıl yapılan kazılarda ikinci kuleyi tahrip ederek yapılmış iki yapı ortaya çıkarılmıştır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan bu yapılardan güneyde yer alanı (E-60) açığa çıkartılan ve korunan kısmı itibariyle 9.20 m uzunluğunda 2.60-2.80 m genişliğindedir. Batı duvarı 2007 yılında açığa çıkartılan yapının güney duvarı 3.10 m uzunluğunda ve 0.65 m yüksekliğinde olup duvarın güney kenarı ile doğu uzantısı kazılmayan alan içinde devam etmektedir. Yapıyı kuzeyden sınırlayan duvar ise 9.20 m uzunluğunda, 0.90-0.92 m genişliğinde ve 1.10 m yüksekliğindedir. Duvarın örgüsünde kenar hatları çoğunlukla orta ve büyük boyutta levha taşlarla doldurulmuştur. E-60'ın kuzeyindeki E-67 ise 3.10-3.20 m genişliğinde, 7.90 m uzunluğundadır. Güneydeki yapının kuzey duvarının bir bölümü, güney duvarını oluşturmaktadır. Batı duvarı 3.25 m uzunluğunda 1.10 m yüksekliğindedir. Üst tabakalardaki silolar tarafından tahrip edilen bu duvar farklı boyutlarda taşlardan düzensiz bir örgüye sahiptir. Yapının kuzey duvarı açığa çıkartılan kısmı itibariyle 5.60 m uzunluğunda, 0.84-0.92 m genişliğinde ve 0.93 yüksekliğindedir. İkinci kuleyi açığa çıkarmak amacıyla yapılan kazılarda, kuzeye doğru kavis yapan D-571 duvarının kuzeye doğru 8.40 m devam ettikten sonra kazılmayan alan içine girdiği görülmüştür. Kulenin açığa çıkartılan kısmı itibariyle doğu-batı doğrultusunda 11 m, kuzey-güney doğrultusunda 8.40 m olduğu tespit edilmiştir. İkinci kulenin doğusunda yapılan kazılarda ise kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan iki duvar açığa çıkartılmıştır. Bunlardan batıdaki 2.05 m uzunluğunda, 0.40 m genişliğinde ve 0.90 m yüksekliğinde olup, duvarın doğu uzantısı kuzeye doğru dönerek 0.60 m uzunluğunda bir köşe yapmaktadır. Duvarın batı uzantısı kuleye yaslanmaktadır ve orta ve büyük levha taşlardan inşa edilmiştir. Bu duvarın doğusundaki diğer duvar (D-631) ise D-607 duvarının köşe yaptığı diğer kısma bağlanmaktadır. İlk Tunç Çağı III. Evre: 2014 yılı çalışmalarında T-U-V/6 (LMT IV. 1 tabakası) alanlarında yapılan kazılarda ETÇ IIIA taş dolgusunun içine açılan çukurlardan bir tanesinin duvarları orta ve büyük boy toplama taşlarla örülmüştür. LMT V.2 mimari tabakasında Geç İTÇ II'ye tarihlenen D-780 duvarının doğu-batı doğrultusunda kırık taşlardan oluşan bir döşeme bulunmuştur. Bu döşemenin altında ortaya çıkartılan kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan bir yapının açığa çıkartılan kısmı 10 m uzunluğunda 3.45 m genişliğindedir, giriş kısmına yerleştirilmiş olan kalın taş levha dışında girişin iki tarafı dışarıdan doğu-batı yönünde uzanan duvarları olan bir koridor yapılmıştır [Erkanal et al. 2016: 329-330]. Liman Tesisleri: Liman Tepe kazı ekibi; 1994 yılında çekilen bir hava fotoğrafında [Erkanal 1996:res.6'daki foto] Ege Denizi içinde şekil veren bir kütlenin izlenmesinden çıkarak deniz altında da araştırma yapmıştır. Günümüzde 3 m derinlikte 100 m uzunlukta; 35 m genişliğinde doğal bir kaya yükseltisi üzerinde büyük ve geniş bastiona benzeyen kalıntılar tespit edilmiştir. Bu bastion (?) güneybatısında oluşan küçük koyu bir dalgakıran gibi korumakta ve buraya gemilerin kuzey rüzgarlarından etkilenmeden yanaşmasını sağlamaktaydı. Ayrıca bu yapının güneybatısında da 30 m uzunluğunda 5 m genişliğinde bir başka dalgakıran ile koy iyice korunmaya alınmıştı. Liman tesislerinin doğusunda da 15 m uzunluğunda 2 m genişliğinde iskele olabilecek bir duvar kalıntısı da bulunmaktadır. Bu yapıların dönemini söylemek çok zordur. Erkanal; yapıları görkemli bastionlu sura dayanarak şimdilik İlk Tunç Çağı II. dönemine tarihleme eğilimindedir. Ege Denizi'nin yükselmesi ya da bu yapıların batma tarihi; yaklaşık inşa ve son kullanım tarihini verecektir. Arazinin topografik yapısına dayanarak bastionlu surun kuzeybatı ve kuzeydoğu köşelerinden liman yapılarına dayandığı iddia edilmektedir [Erkanal 1996:77]. 2001 yılında gerçekleştirilen sualtı kazıları iki alanda yürütülmüştür. A alanında 55 adet iri küp parçası bulunmuş ve açılan iki sondajda herhangi bir maddi kültür kalıntısına rastlanmamıştır. D alanında yaklaşık 7 m uzunluğunda bir taş duvar kalıntısı tespit edilmiştir. İşlenmiş taşlardan oluşan bu duvar Liman Tepe'nin deniz içinde kalan uzantısı üzerinde yer almaktadır. İlk tabakada dağınık taşların yanında çok sayıda amphora ve ince seramik parçaları bulunmuştur. Bu alanda tespit edilen tabakalaşma MÖ 6. binyılda başlamakta; MÖ 3. binyıla kadar devam etmektedir [Erkanal et al. 2003:431;432]. 2002 yılında A3 olarak tanımlanan yeni bir alanda çalışılmıştır. Alanın doğusunda kütlesel bir taş grubuna rastlanmıştır fakat kalıntı henüz tam olarak tarihlenememektedir. Aşağı Şehir: Son yıllarda (1988 yılına kadar) sürdürülen kazılarda karayolunun hemen güneyindeki açma genişletilmiş ve imkanlar nisbetinde derinleştirilmiştir. Bastiondan güneye doğru uzanan taş döşemeli bir sokak bulunmuştur. Sokağın her iki tarafında evler vardır. Batı kısmındaki bir evin duvarları 1.34 m'ye kadar korunmuştur. Burada ayrıca apsidial biçimli bir ev kalıntısı ve kalın duvarlı bir büyük yapı ortaya çıkmıştır [Erkanal 1999:327]. Burada İlk Tunç Çağı'na ait iki yapı katı saptanmıştır. Kazı başkanı; bu kesimde de önemli yapıların var olabileceğine işaret etmektedir. Güney kesiminin Klazomenai antik yerleşmesi altına girmesinden dolayı burada hem kazı zorlaşmış hem de üstteki tabakaların tahribatı artmıştır. Liman Tepe'de kuzey kazı alanının güneyinde 2005 yılında yapılan kazılarda İTÇ II savunma sistemi hakkında önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Belirtilen alanda yapılan kazılarda İTÇ II savunma sisteminin parçasını oluşturan kulenin doğu yüzünün İzmir-Urla yolunun altından geçerek kuzeye doğru uzandığı tespit edilmiştir. Ayrıca kulenin bu uzantısının doğusunda ise doğu-batı doğrultusunda uzanan çökük bir duvar açığa çıkarılmıştır. 2006 yılında İTÇ II savunma sisteminin doğu uzantısının nasıl geliştiğini anlamak ve doğu batı doğrultusunda uzanan duvarın niteliğini belirlemek amacıyla kuzey kazı alanının güney kısmı doğuya doğru genişletilmiştir. İTÇ IIIB Tabakası ise bu alanda tespit edilen bir diğer tabakadır. Kazılan alanın batısında bir yapının kuzeydoğu köşesi ile bir fırın tabanı; güneydoğusunda ise bir duvar ile fırın bu tabakaya ait kalıntıları oluşturmaktadır. Bu alandaki diğer kalıntılar ise İTÇ IIIA'ya tarihlenmektedir. Bu tabakaya ait kuzey güney doğrultusunda uzanan bir dolgu açığa çıkarılmıştır. Kazılan alanda açığa çıkarılan en eski kalıntılar ise İTÇ II'ye tarihlenenler olmuştur. Bu alanda İTÇ II dönemine ait iki mimari tabaka tespit edilmiştir. 1. Mimari Tabaka: Kazılan alanda yerleşimin İTÇ II katının geç evresi ile çağdaş bir duvar ile bir yapının batı kısmı açığa çıkarılmıştır. Alanın en batısında açığa çıkarılan duvar (D-561) kuzeydoğu güneydoğu doğrultusunda uzanmaktadır. 3.10. m uzunluğunda ve 1.13 m genişliğinde olan duvarın tek sırası korunmuştur. 2. Mimari Tabaka: Liman Tepe'de 2005 yılında yapılan kazılarda; güney kazı alanında yer alan İTÇ II savunma sistemine ait kulenin doğu yüzünü İzmir Urla yolunun altından geçerek kuzeye doğru uzandığı tespit edilmiştir. 2007 yılında kuzey kazı alanının güneydoğusunda yapılan kazılarda İTÇ III'ün A ve B dönemlerine ait kalıntılar tespit edilmiştir. Liman Tepe'de İTÇ IIIB dönemine ait kalıntılar yer yer korunmuş olup; bir bütünlük ortaya koymamaktadır. Bu alanda kısmen korunmuş olarak açığa çıkartılan duvar parçaları ile fırınlar ise İTÇ IIIB yerleşiminin dağılımını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. İTÇ IIIA dönemine ait ise sadece bir taş dolgu açığa çıkarılmıştır. Bu taş dolgunun hem İTÇ II savunma sistemini hem de İTÇ II'nin geç evresine ait yapıyı tahrip ettiği belirlenmiştir. Liman Tepe'de geçmiş yıllarda yapılan kazılarda İTÇ II savunma sisteminin güney kazı alanında yer alan bölümü üzerinde de benzer kalıntılar tespit edilmiştir. Bu benzerlikler itibariyle İTÇ IIIA döneminde; İTÇ II savunma sisteminin üzerinde benzer bir yapılaşmaya gidildiğini ortaya koymaktadır [http://www.ttk.org.tr/index.php?Page=Sayfa&No=196; 2.6.2008; 12:50]. 2007 yılında kuzey kazı alanının güneydoğusunda İTÇ II dönemine ait iki mimari tabaka tespit edilmiştir [Erkanal et al. 2009:303]. 2008 yılında kuzey-güney doğrultusunda uzanan kapısı kuzeyde yer alan, uzun ve dikdörtgen bir plan sergileyen Ev 2'de yapılan çalışmalar sonucu evin uzunluğu 25 m'yi, genişliği ise 4,50 m'yi bulmuştur. Yapı en az 3 evrelidir, her evrede farklı iç bölmelerin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bazı odaların ara duvarları taş temelli olup bazıları taş temel olmadan doğrudan kerpiç kullanılarak inşa edilmiştir. Yapının güney kısmında birbiri üzerine inşa edilmiş ocak tabanları bulunmaktadır. Bu alan, tüm evreler boyunca evdeki yemek hazırlama alanı ve işlik bölgesi olarak kullanılmış olmalıdır. Ev 2, Batı Anadolu İTÇ I döneminin ikinci yarısından İTÇ II'nin erken evrelerine kadar birbirini izleyen iskan tabakalarına sahiptir. Ev 2'nin en erken evresi güçlü bir depremle son bulmuş, evin batı duvarı evin içine, doğu duvarı ise Ev 3'ün içine yıkılmıştır [Erkanal et al. 2010:348-350]. Ev 2 ile aynı plana sahip olan Ev 3'ün en erken evresi Ev 2 ile benzerlik göstermektedir. Ev 3'ün de güney yarısındaki ana mekan içerisinde yaklaşık olarak Ev 2 ile aynı yerde birbiri üzerine inşa edilmiş ocak tabanları açığa çıkarılmıştır. Bu ocak tabanlarının en erken olanının ortasında dairesel bir çukur bulunmaktadır. Bu bulgu, bu dönemde ocağın maden üretimi için kullanılmış olabileceğini düşündürmektedir. Geçmiş yıllardaki çalışamalrda evin en önemli endüstriyel faaliyetinin tekstil üretimine yönelik olduğu ortaya konmuştu. Ev 3'ün batı kerpiç duvarı ince ve beyaz bir sıvayla örtülmüştür. Doğu duvarı İTÇ II'nin geç dönemine ait bir duvarın altında kalmıştır [Erkanal 2010:350-351]. 2009 yılında kuzey kazı alanının güney kısmında yer alan Ev 1'in daha detaylı incelenebilmesi için U-6 ve T-6 açmalarında yeni bir kazı alanı belirlenmiştir. Bu açmalarda biri Geç Tunç Çağı'na altısı Orta Tunç Çağı'na tarihlenen 7 tane çöp çukuru tespit edilmiştir. Yine T-6 alanında yürütülen kazılarda çöp çukurlarının alandan kaldırılmasından sonra iki yeni çukur ortaya çıkmıştır. OTÇ 3 ve 4 tabakalarına ait yerleşme hakkında yeni bilgiler elde edilmiştir. Bu tabakalarda, önceki yıllarda kazısı yapılan ve en az 7 adet oval evden oluşan yapı bloğundaki 3 eve ait kazısı yapılmamış kısımlar ile çeşitli ocak tabanları incelenmiştir. Doğu-batı doğrultusunda uzanan oval evlerin dışında, batı kesimde kazısı yapılan ve Liman Tepe III3 tabakasına tarihlenen bir ocak tabanı, U-6 alanı VII-X/b-c plan karesinde açığa çıkarılmıştır. Sürekli kullanım görmüş ocakta en az beş ayrı kullanım ve yenileme evresi saptanmıştır. OTÇ 3 tabakasına tarihlenen diğer bir ocak tabanı, U-6 açmasının VII-X/b-e plan karesinde açığa çıkarılmıştır. Ocak kenarında yumuşak turuncu renkli, tabanı huni biçimli hazne çıkarılmış, bunun altında da yuvarlak bir öğütme taşı in situ ele geçirilmiştir. Alanda devam eden derinleşme sonucunda, tespit edilen ocakların altından OTÇ 4 tabakasına tarihlenen üç ocak daha açığa çıkarılmıştır. Oval evlerden ilkinin (Oval Ev 1) taş döşeli oval kısmı, oldukça iyi korunmuş bir şekilde açığa çıkarılmış olup uzunluğu yaklaşık 3.60 m genişliği 0.60 m olup temellerin korunan yüksekliği ise 0.70 m'dir. Duvarların içe bakan kısmı, iri blok taşların dik yerleştirilmesiyle oluşturulmuş, arka kısım ise orta boy büyüklükteki toplama taşların düzensiz olarak bir araya getirilmesiyle yapılmıştır. Evin oval kısmının tabanı büyük boy levha taşlarla döşenmiştir. Ev 1'in güney kısmında, ikinci bir evin oval kısmına ait duvarın çok küçük bir kısmı açığa çıkarılmıştır. Ev 3'ün oval kısmını oluşturan duvarın profile giren batı kısmında iki kenarı dikine konan levha taşlarla sınırlandırılmış yaklaşık 70 cm'lik bir kapı açıklığı tespit edilmiştir. Duvarın içe bakan kısmı orta-iri boy taşların yer yer dik konmasıyla oluşturulmuştur. Evin içerisinde 3 tane ocak tabanı tespit edilmiştir. Oval kısmında kapı açıklığı olan oval evin kendi dönemi içerisinde kapı açıklığı iptal edilmiş ve muhtemelen yapıda bir daralmaya gidilerek iptal edilen kapı açıklığının içe bakan yönünden başlayarak doğuya doğru yaklaşık 2 m uzanan ikinci bir duvar tespit edilmiştir [Erkanal et al. 2011: 447-449]. 2010 yılı çalışmalarında LMT V tabakasında doğu-batı doğrultusunda uzanan bir taş duvar açığa çıkarılmıştır. 6 m uzunluğunda 0.90 m genişliğinde olan bu duvarın orta kısmı ve doğu uzantısının kuzey kenarı tahribata uğramıştır. Duvarın güneyinde ele geçen buluntular arasında kemikten bir amulet, kemik deliciler ve Melos obsidiyeninden yapılmış dilgiler yer almaktadır [Erkanal et al. 2012:468]. İTÇ III'e tarihlendirilmiş LMT IV 2 tabakasında dört adet çukur tespit edilmiştir. Çukurların çapları 1.10-2.20 m arasında derinlikleri ise 50-70 cm arasında değişmektedir. Çukurların içinde az miktarda çanak çömlek ile çok az miktarda karbonlaşmış tahıllar ele geçmiştir. LMT IV 1 tabakasında bir fırın tabanı, yanında bir kül çukuru ve belirli bir mimari bütünlük vermeyen taş yığınları açığa çıkarılmıştır [Erkanal et al. 2012:469]. 2012 yılında Kuzey Kazı Alanı, (A, B ve C olarak 3 ayrı bölüme ayrılan) C Alanı'nda İTÇ II'ye ait savunma sisteminin devamını bulmak amacıyla çalışmalar yürütülmüştür. Yapılan kazılarda Roma Dönemi, MÖ 4. yüzyıl, STÇ, OTÇ ve İTÇ dönemlerine ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. İTÇ'den OTÇ'ye geçiş evresine ait (LMT IV.1, MÖ 2. binyılın başları) kalıntılar veren alanın kuzeyinde yapılan çalışmalarda bir çanak çömlek fırını ortaya çıkarılmıştır. Fırının ağız kısmı kuzeydoğuya bakmaktadır. Dörtgen biçimlidir. Fırının duvarları toplama taş üzerine kerpiçten örülmüştür. Fırının güneyinde ise dört adet silo açığa çıkarılmıştır. İTÇ II (LMT V) tabakasında iki mimari tabakaya ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. 1. mimari tabakada (LMT V.1) dört adet yapı bulunmuştur. E-4 evinin kuzeyinde yer alan bu evler kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanmaktadır. Evlerin arka duvarları batıda İTÇ II savunma sisteminin üzerine oturmaktadır. Evlerin uzun duvarları ortaktır. Evler, 3.40-3.45 m genişliğindedir. Evlerin duvarlarında iki farklı evre tespit edilmiştir. Erken evrede duvarlar, orta büyüklükte kalın levha taşlarla örülmüştür. Geç evrede ise orta ve büyük boyutlu taşlar kullanılmıştır. Erken evrede, evlerin tabanlarının beyaz sıvalı ve duvarların kırmızı aşı boyalı olduğu anlaşılmıştır. Bu evlerde bronz keski, delgi, minyatür balta, çakmaktaşı ve obsidiyen dilgiler, taş amulet, taş idol ve boynuz sap bulunmuştur. İkinci mimari tabakada (LMT V.2) yapılan kazılar, İTÇ II savunma sisteminin devamını ortaya çõkarmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Önceki yıllarda açığa çıkarılan ikinci bastiyonun kuzeye doğru devam ettiği ve düz bir hat yaparak kesildiği anlaşılmıştır. İTÇ II şehrinin doğusunu kontrol eden bastiyonun içine bir ara kapı yapıldığı görülmüştür. Kapı boşluğunda yürütülen çalışmalarda levha taşlarla inşa edilmiş beş basamaklı bir merdiven bulunmuştur. Kapının iki tarafına bastiyonun üzerine oturan ve levha taşlarla yapılmış anteler inşa edilmiştir [Erkanal et al. 2014]. 2013 yılında, İTÇ IIIA (LMT IV.2) kültür tabakasında kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan bir yol açığa çıkarılmıştır. Yol, 6.30 m uzunluğundadır. Doğuda 2.20 m, batıda ise 0.88 m genişliğindedir. Yolun orta kısmına kalın taş levhalar döşenmiştir. Uzun kenarları küçük ve orta boyutlu levha taşlarla sınırlandırılmıştır. Yolun tahrip olmuş iki uç kısmında yapılan kazılarda, yolun altında bir kanal açığa çıkarılmıştır. Kanalın iki kenarı kalın levha taşlarla sınırlandırılmıştır. Tabanı ise levha taşlarla döşenmiştir. Kanal, 0.25-0.27 m derinliğinde, 0.45-0.56 m genişliğindedir. İTÇ IIIA'ya tarihlenen yol ve kanal Anadolu'da bu dönem için üniktir. Yolun ve kanalın herhangi bir mimariyle bağlantısı yoktur. Bir kültle ilişkili olmaları olasıdır. İTÇ II kültür tabakasına (LMT V) ait üç mimari tabaka açığa çıkarılmıştır. LMT V.1 mimari tabakasında kuzeydoğu-güneybatı uzantılı bir taş dolgu bulunmuştur. Yapılan çalışmalar sonucunda 2. mimari tabakaya ait kalıntıların bu taş dolguyla kapatıldığı anlaşılmıştır. LMT V.2 mimari tabakasında iki duvar (D-722) ve bir temenos duvarı (geç evre) ortaya çıkarılmıştır. LMT V.3 mimari tabakasında temenos duvarının erken evresi, kuzeydoğu-güneybatı uzantılı bir yapı ve tahrip olmuş iki yapı bulunmuştur. Bu tabakada ortaya çıkarılan temenos duvarı Liman Tepe için üniktir. Duvar, doğusunda yer alan önemli bir yapıyı çevreliyor olmalıdır. Temenos duvarının batısında bulunan yol ve yolun kenarında açığa çıkarılan yapı (magazin şeklindeki odacıklardan oluşan), Liman Tepe'de İTÇ II'de düzenli bir yerleşmeye işaret etmektedir. İTÇ I kültür tabakasında (LMT VI), önceki yıllarda tespit edilen E-3 ve E-5 evlerinin uzantılarını bulmak amacıyla çalışmalar yürütülmüştür. Ancak her iki evin (E-3 evinin kuzeydoğu köşesi ve E-5 evinin kuzey kısmı) uzantılarının İTÇ II kültür tabakası tarafından traşlandığı ve tesviye edildiği anlaşılmıştır [Erkanal et al. 2015]. Çanak Çömlek (eskiden yeniye doğru): İlk Tunç Çağı I. Evre: Koyu gri renkli mal vardır. Yatay tünel kulplu kaplar tipiktir. Alt evresinde siyah astarlı ve açkılı maldan; içe çekik ağızlı kenarlı çanaklar çoğunluktadır. Devetüyü renginde kaba nitelikli maldan gaga ağızlı testi ve üç ayaklı çömlek ele geçmiştir [Erkanal-Günel 1998:389-390; res.6]. 2002 yılı kazılarında Troya A6 tipi çanak çömlek parçaları bulunmuştur. 2010 yılı çalışmalarında LMT VI tabakasında evler içerisinde urfirnis sos kabı parçaları, Erken Kiklad II dönemine ait kaliteli, boyalı çanak çömlek örnekleri ve bir adet sos kabı parçası ile Melos kökenli obsidiyen ile yapılmış aletler ele geçirilmiştir. E-1 evi içinde ele geçen sos kabı parçası "yellow mottled" olarak bilinen mal grubuna aittir ve bu çanak çömlek grubuna ait Anadolu'da ele geçirilen tek örneği oluşturmaktadır [Erkanal et al. 2012:471]. 2015 yılı kazılarında V-2 / Y-2 açmalarında yanık depozitlerde; tripod çömlekler, kısa boyunlu kaba çömlekler, siyah perdahlı gaga ağızlı testiler, yine siyah perdahlı ağız kenarı içe eğik veya basit ağız kenarlı çanaklar ve az sayıda ağız kenarı içe kalınlaştırılmış çanaklar bulunmuştur [Erkanal et al. 2017:135]. İlk Tunç Çağı II. Evre: Koridorlu evin içinden kahverengi hamurlu; koyu gri astarlı ve açkılı mal; endüstrinin çoğunluğunu teşkil eder. Bu maldan düz dipli; yuvarlak gövdeli çanaklar yapılmıştır. Ayrıca silindirik boyunlu; düz dipli ve üç ayaklı çömlekler vardır. Az sayıda ince cidarlı kırmızı astarlı; açkılı maldan parçalar da görülmektedir. Çok az sayıda bulunan sos kabı biçimli kapların Liman Tepe'ye ithal edildiği sanılmaktadır. Ele geçen bir örnekte derin bir kap üzerine verevine kabartma bezekli bir kulp yerleştirilmiştir. 2002 yılı koridor kazılarında Troya A12 ve A16 tipinde çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Ayrıca üç ayaklı çanak parçaları ve kabartma bezemeli bir çömlek de bu sezonun İTÇ II buluntuları arasındadır. İTÇ çanak çömlek endüstrisinde bezeme olarak paralel ince çizgiler; iç içe üçgenler; noktalar; baklava motifi; dikey kabartma bantlar; kulplar üzerinde derin yivler bulunmaktadır. 2008 yılında kuzey-güney doğrultusunda uzanan kapısı kuzeyde yer alan, uzun ve dikdörtgen bir plan sergileyen Ev 2'de yapılan çalışmalar sonucu ele geçen en erken çanak çömlekler Batı Anadolu'nun kahverengi ve koyu perdahlı karakteristik formlarını yansıtmaktadır. Pedestalli çanaklar ve silindrik boyunlu çömlekler en karakteristik kap formlarını oluşturmaktadır [Erkanal et al. 2010:349]. 2009 yılında Geç Tunç Çağı çöp çukurunda yerli çanak çömlek örnekleri yanında çeşitli Miken çanak çömlek parçaları ve mat boyalı parçalar ele geçirilmiştir. Bu alan içerisinde toprak koyu kahverengi ve küllü bir yapıya sahiptir ve büyük pithos parçaları içermektedir. Ev 1'in içerisinde, Çeşme-Bağlararası kazılarından bilinen bir tütsü kabı parçası ele geçirilmiştir [Erkanal et al. 2011: 447-449]. 2010 yılında LMT V tabakasında ortaya çıkarılan duvarın kuzeyinde İTÇ II çanak çömleklerinin içinde koç başlı bir zoomorfik kabın baş kısmı ile pişmiş topraktan kuş ya da kaza ait baş ve boyun kısmı yer almaktadır [Erkanal et al. 2012:468]. 2012 yılında 1. mimari tabakada (LMT V.1) yapılan kazılarda çok az sayıda çanak çömlek bulunmuştur. Bu çanak çömlekler arasında A12 ve A16 tipinde siyah ve kahverengi astarlı ve perdahlı örnekler görülmektedir. Formlar ise mat koyu kırmızı renkli astarlı, sığ konik gövdeli ve basit ağız kenarlı tabaklardan oluşmaktadır. 2. mimari tabakada (LMT V.2), kapı boşluğunda ve antenin önünde gerçekleştirilen çalışmalarda çok sayıda çanak çömlek parçası bulunmuştur. Bunlar arasında A16 tipi halka dipli çanaklar yaygındır. Ayrıca pişmiş topraktan yapılmış bir tekne modeli de dikkat çekicidir [Erkanal et al. 2014:503-504]. İlk Tunç Çağı III. Evre: 2014 yılı LMT IV1. tabakası kazılarında adak çukurunun içinde, dışa kalınlaştırılmış ağız kenarlı bir çanağa ait parçalar, kapaklı vazoya ait parçalar bulunmuştur. LMT V.1 tabakasından, konik gövdeli basit ağız kenarlı çanaklar, içe çekik basit ağızlı ve keskin omuzlu çanaklara ait parçalar ele geçirilmiştir. LMT V.3 tabakasındaki M-82 yapsının içinden içe çekik, basit ağızlı ve keskin omuzlu çanaklara ait parçalar ile çömleklere ait boyun parçaları ele geçmiştir [Erkanal et al. 2016: 329-330]. Kil: Pişmiş topraktan dokuma tezgahı ağırlıkları; ağırşaklar; kaşıklar ve bir plaka ele geçmiştir. Kolları çıkıntı biçiminde gösterilmiş; yuvarlak omuzlu; dar belli bir idol bir başka kil buluntudur. 2002 yılında kahverengi perdahlı seramik bir idolün gövde parçası bulunmuştur. 2007 yılı kazılarında kuzey kazı alanının güneydoğusunda İTÇ II'nin geç safhasına ait bir yapının üzerinde yer alan dolguda ele geçirilen çanak çömleklerin arasında "Anadolu Ticaret Ağı" döneminin karakteristik mal grupları olan ince nitelikli kırmızı ve siyah astarlı kap parçaları bulunmaktadır. Bu gruplar içinde kap formu olarak çark yapımı tabaklar yanında depas ve tankard tipi kaplar da ele geçmiştir [Erkanal et al. 2009:303]. Alanın ortasında yapılan kazılarda da İTÇ III dönemine ait sığ çanak, tankard ve depas gibi özel bazı çanak çömlek formları bulunmuştur [Erkanal et al. 2009:306]. İTÇ I'deki ev tabanlarında da in situ halinde kaliteli çanak çömleğe ulaşılmıştır [Erkanal 2009:308]. Sürtme Taş: İTÇ II. evrede; koridorlu evde hafir tarafından phallus olarak nitelendirilen düz dipli; yuvarlak başlı küçük nesneler bulunmuştur. Birinin başı maymun biçimindedir. Bunların [Erkanal-Günel 1997:res.3] merkezi otoritenin yani kent beyinin dinle ilişkisini ortaya koyduğu söylenmektedir. Mermerden köşeli vücutlu yuvarlak başlı idol vardır. Maden: Liman Tepe'lilerin özellikle bakır madeni açısından işliklere sahip olduğu; bakır cüruflarına varlığından ileri sürülmektedir. Tutamaklı yuvarlak cevher zenginleştirme aletleri ve bir kalıp madenciliğin yerleşim içinde yapıldığını ispatlamaktadır. Dikdörtgen prizma biçimli kalıp balta dökümü için yapılmıştır. Buna karşılık kazıda fazla bir maden buluntu ele geçirilmemiştir. 2009 yılında, Ev 3'ün içerisinde iki adet bronz iğne, bir adet minyatür, sap delikli çift yüzlü balta ele geçirilmiştir [Erkanal et al. 2011: 449]. 2015 yılı kazılarında İTÇ I'e tarihlenen V-2 / Y-2 açmalarındaki depozit alanda; cüruf ve taş pota parçaları ele geçmiştir. Buluntular İTÇ I'de Liman Tepe'de maden üretiminin varlığına kanıt olmuştur [Erkanal et al. 2017:135]. İnsan Kalıntıları ve Mezarlar: İTÇ I evresine tarihlenen 3 numaralı evin 2. tabanının altında bir bebek çömlek mezarı bulunmuştur. Kısa boyunlu ve üç ayaklı çömlekteki iskelet oldukça dağınık haldedir. Mezar eşyası olarak bir kulplu çanak ve piramit görünümünde kırmızı bir taş bırakılmıştır [Erkanal et al. 2003:425]. 2015 yılı kazılarında İTÇ I'e ait V-2 / Y-2 açmalarındaki depozit alanda bulunan bebek mezarı; ev tabanının altında olması muhtemel çömlek mezar içinde bulunmuş yeni doğmuş bir bebeğe aittir. Kemikleri ise oldukça kırılgan yapıdadır [Erkanal et al. 2017:135]. Hayvan Kalıntıları: Kuzey kazı alanının ortasında İTÇ III tabakasına ait açılan çukurlarda kaplumbağa kabukları ele geçirilmiştir. Açılan 12 çukurun hepsinde en az bir kaplumbağa kabuğu ya da bunlara ait parçalar ele geçirilmiştir [Erkanal et al. 2009:306]. Mimari (Eskiden Yeniye Doğru): İlk Tunç Çağı I. Evre: Bu dönem yerleşimin II. evreye nazaran daha küçük; Kalkolitik Çağ evresine nazaran daha büyük olduğu; kuzeydeki açmada doğu-batı istikametinde uzanan 92 cm kalınlığında sur duvarından anlaşılmaktadır. H. Erkanal bu duvarın güney kesiminde 24x24 cm'lik çıkıntıların; duvarı güçlendiren payandalar olabileceğini yorumlamaktadır [Erkanal 1996:76]. Bu duvarın dış kesimi de tıpkı II. evre gibi alttan rampa biçiminde taşlarla kaplıdır. Yapım tekniği üstteki gibidir. En üst kısmının kerpiç duvar şeklinde yükseldiği sanılır. Taş alt kısım 2 m yüksekliğindedir. Duvarın iç kısmında duvara yaslanan yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Tabanına önce yassı taşların bunun üstüne çanak çömlek parçalarının serildiği fırınlar bulunmuştur. Bunlar kubbeli fırın tipindendir [Erkanal-Günel 1997:247]. Bu savunma duvarının kuzeyinde yan yana yerleştirilmiş; dikdörtgen planlı uzun evler bulunmuştur. Taş temel üzerine kerpiç kullanılarak inşa edilen evlerin güneyde savunma sistemine dayandığı düşünülmektedir. Bu evler ikiden fazla evden oluşan bloklar halinde yapılmıştır ve ortaya çıkarılan üç ev aynı bloğa aittir. İkinci bir blok daha doğuda olabilir. 1 numaralı evin içinde üç taban seviyesi tespit edilmiştir. En altta bulunan 3. tabanın üzerinde bir altın bant bulunmuştur. 2 ve 3 numaralı evlerde de üçer taban seviyesi vardır. 3 numaralı evin doğusundaki sert kil taban kalıntısı dördüncü bir eve ait olabilir [Erkanal et al. 2003:424;425]. 2002 sezonunda yerleşmenin en eski İTÇ I tabakalarına yine aynı sezon açığa çıkarılan teras duvarının hemen kuzeyinde ulaşılmıştır. Zaman darlığı ve geç dönem tahribatı nedeniyle bu dönem fazla araştırılamamıştır. 2010 yılı çalışmalarında VI (İTÇ I) tabakasına ait surun batı uzantısı açığa çıkarılmıştır. Taştan bir örgüye sahip olan sur duvarının bu kısımda taş temel üzerine inşa edildiği görülmüştür. Sur duvarına yaslanan uzun evlerin sayısı altıya çıkmıştır. Bu evlerden dört tanesi ortalama 23.30 m uzunluğunda, 4 m genişliğinde olmakla birlikte, İTÇ I sur kapısının batısında açığa çıkarılan E-5 evi ise 1.14-1.40 m'lik genişliğiyle diğer evlere göre çok daha dardır. E-5 olarak tanımlanan bu yapının farklı amaçla kullanılmış olabileceği düşünülmektedir. Girişin doğusunda kısmen açığa çıkarılan E-6 evi de diğer yapılardan farklıdır. İTÇ I sur duvarına yaslanmayan bu yapının güney duvarı toplama taşlarla inşa edilmiş olup sur duvarı ile arasında 0.75-0.80 m bir boşluk bulunmaktadır [Erkanal 2012:470]. 2015 yılı kazılarında, kuzey kazı alanında V-2 / Y-2 açmalarında İTÇ I başlarına ait tabakaların halen devam ettiği görülmüştür. Tabakalar kuzeyden güneye eğimli devam etmiştir. Yer yer yanık depozitler görülmüştür. Bu depozitlerle ilgili herhangi bir mimari öge bulunamamıştır [Erkanal et al. 2017:134-135]. İlk Tunç Çağı II. Evre: İç Kale/Akropol kısmı; Klazomenai/Liman Tepe'yi MÖ 3. binyılın ortalarında yerleşim alanı olarak seçen topluluk; yerleşmeyi bir önceki döneme göre 7-8 m genişletmiş; eski kalıntıları kısmen kerpiç dolgu ile örtmüştür. Bu dönem İç kale yerleşimi günümüze kadar ancak 4-6 m yüksekliğinde korunarak gelen bir tahkimat duvarı ile çevrilidir. Gerçek yüksekliği; taban kısmında çıkan zemin suyu yüzünden saptanamamıştır. Bu duvarın bastionlarla takviye edildiği yorumu öncelikle yapılmışsa da şimdilik tek saptanan bastionumsu yapının hemen yanındaki kale kapısını hücumlardan korumak için inşa edildiği; 1999 yılı kazısında ortaya çıkmıştır. Bu kapı kulesi tabanda daha geniş olarak inşa edilip; yukarı doğru yükseldikçe daralmakta ve böylece hafif rampa şeklinde şevli olduğu izlenmektedir. Bu şev özelliği; kısmen yarım daire biçimli kulenin kolay yıkılmaması için yapıya verilmiştir. Yapının önce yassı taşlarla çamur harç yardımıyla kafes şeklinde örülen küçük hücrelerden ibaret olduğu; sonra bu hücrelerin içinin toprak taş dolgu ile doldurulduğu ve böylece daha sağlam bir yapı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde kulenin tümüyle taştan yapılmasından kar edilmiş; ayrıca üstteki kerpiç kısmının ağırlığının kenarlara yüklenmesi ortadan kaldırılmıştır. Dış yüz; yöresel yassı kireç taşlarının yanyana konması ile kaplanmış ve kent suruna görsel olarak ihtişam kazandırılmıştır. Üstte kerpiç bir duvarın devam ettiği ve kalenin daha da anıtsal bir görünüme sahip olduğu sanılmaktadır. Kule; batı kesiminde yuvarlak doğu kesiminde ise düzdür. Doğu kesimindeki bu özelliği yüzünden buradan iç kaleye girildiği sanılmaktadır. Kapının daha sonra bir sebepten kapatıldığı ya da darlaştırıldığı da saptanmıştır. İlerki yıl kazılarında doğu kapı kulesi arama çalışmaları yapılacaktır [Erkanal 2001:263-264; çiz.2]. 1999 yılı kazıları sonucunda bu yapının yaklaşık 20 m genişliğinde 12 m uzunluğunda olduğu saptanmıştır. Hemen hemen aynı teknikte inşa edilen 110 cm kalınlıktaki sur duvarı bu kuleye yaslanmaktadır. Kazı başkanı; önce kulelerin yapıldığını sonra aralarının sur duvarı ile kapatılarak surun tamamlandığını iddia etmektedir [Erkanal 1996:77]. Bu kesimde herhangi bir kazı yapılmadığı ve dolayısıyla bir ipucu olmadığı halde H. Erkanal; yerleşmenin planını gösteren çizimlerinde olasılıkla tepenin topografik özelliklerden dolayı; suru höyüğün batı tarafında bastion; arada sur; tekrar bastion olarak liman tesislerine kadar uzatmaktadır. Bu şekildeki bir planın gerçekte var olup olmadığı daha test edilmemiştir. Olasılıkla kentin iki kapı kuleli bir ana girişli sura sahip olduğu ileri sürülebilir. Sur ise olasılıkla çağdaşı yerleşimlerde görüldüğü gibi dirsekler yaparak dönmektedir. Kalenin iç kısmında çok önemli anıtsal yapıların varlığı koridorlu ev olarak isimlendirilen yapı ile ispatlanmıştır [Erkanal-Günel 1996:312]. Evin dini bir yapı olduğu bulgularına göre söylenmektedir. Bu yapı İTÇ II. evrenin her üç yapı katında da kullanılmıştır. Duvarları çok 1.5-2.2 m kalınlığındadır. Olasılıkla iki katlıdır. Yapı taşı olarak kireç taşı kullanılmıştır. Taşların arasında çamur harç görülmektedir. Genelde yüz veren taşlar dış kesimine; şekilsiz taşlar ise duvarların iç kısmına yerleştirilmiştir. Duvarlar yer yer ağaç dikmelerle takviye edilmiştir. Altta depo mekanlarının var olduğu tahmin edilmektedir. Koridor mekanı bir dönem mutfak bir dönem ara duvarlarla bölünerek depo mekanları olarak vazife görmüştür. Mutfak olduğu evrede içinde büyük bir fırın yer almaktadır. Bu koridorun alt yapı evresinde 1.2 m genişliğinde; 7.4 m boyutunda olduğu saptanmıştır. Bir başka yapım katında kısalmakta uzunluğu 5.8 m'ye düşmektedir. Yanında olasılıkla salon şeklinde kullanılan bir başka mekan yer almaktadır. Bu mekanda yassı levha kireç taşlarından döşemeler yapıldığı izlenmektedir [Erkanal-Günel 1997:240-246]. İleride yapılacak kazılarla; koridorlu evin tüm mekanları ortaya çıkarılarak yapının tam planı anlaşılabilecektir. 2001 yılı kazı çalışmalarında; yerleşmenin kuzeyinde; yani en yüksek yerinde açılan açmada şehircilik açısından önemli bulgular saptanmıştır. Bu yüksek alan; rampa şeklinde bir teras duvarıyla çevrilerek yapılaşma için uygun bir zemin hazırlanmıştır. Bu zemin üzerine savunma sistemi olan bir yerleşim ünitesi inşa edilmiştir. Savunma sistemine ait aralarında "U" şeklinde dar bir koridor olan iki kule ve bir su kuyusu açığa çıkarılmıştır [Erkanal et al. 2003:429]. 2002 yılı çalışmaları bir önceki yıl saptanan koridorun etrafında devam etmiştir fakat koridorun ne tür bir mimari bağlantısı olduğu anlaşılamamıştır. Bu sezonun İTÇ II buluntuları arasında olasılıkla kalın bir teras duvarı da bulunmaktadır. Duvarın güneyinde; onunla çağdaş olduğu tahmin edilen bir yapıya ait mekanlar bulunmuştur. 2011 yılı çalışmalarında İTÇ II'ye ait 2 mimari tabaka tespit edilmiştir. Bu yıl yapılan kazılarda ikinci kuleyi tahrip ederek yapılmış iki yapı ortaya çıkarılmıştır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan bu yapılardan güneyde yer alanı (E-60) açığa çıkartılan ve korunan kısmı itibariyle 9.20 m uzunluğunda 2.60-2.80 m genişliğindedir. Batı duvarı 2007 yılında açığa çıkartılan yapının güney duvarı 3.10 m uzunluğunda ve 0.65 m yüksekliğinde olup duvarın güney kenarı ile doğu uzantısı kazılmayan alan içinde devam etmektedir. Yapıyı kuzeyden sınırlayan duvar ise 9.20 m uzunluğunda, 0.90-0.92 m genişliğinde ve 1.10 m yüksekliğindedir. Duvarın örgüsünde kenar hatları çoğunlukla orta ve büyük boyutta levha taşlarla doldurulmuştur. E-60'ın kuzeyindeki E-67 ise 3.10-3.20 m genişliğinde, 7.90 m uzunluğundadır. Güneydeki yapının kuzey duvarının bir bölümü, güney duvarını oluşturmaktadır. Batı duvarı 3.25 m uzunluğunda 1.10 m yüksekliğindedir. Üst tabakalardaki silolar tarafından tahrip edilen bu duvar farklı boyutlarda taşlardan düzensiz bir örgüye sahiptir. Yapının kuzey duvarı açığa çıkartılan kısmı itibariyle 5.60 m uzunluğunda, 0.84-0.92 m genişliğinde ve 0.93 yüksekliğindedir. İkinci kuleyi açığa çıkarmak amacıyla yapılan kazılarda, kuzeye doğru kavis yapan D-571 duvarının kuzeye doğru 8.40 m devam ettikten sonra kazılmayan alan içine girdiği görülmüştür. Kulenin açığa çıkartılan kısmı itibariyle doğu-batı doğrultusunda 11 m, kuzey-güney doğrultusunda 8.40 m olduğu tespit edilmiştir. İkinci kulenin doğusunda yapılan kazılarda ise kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan iki duvar açığa çıkartılmıştır. Bunlardan batıdaki 2.05 m uzunluğunda, 0.40 m genişliğinde ve 0.90 m yüksekliğinde olup, duvarın doğu uzantısı kuzeye doğru dönerek 0.60 m uzunluğunda bir köşe yapmaktadır. Duvarın batı uzantısı kuleye yaslanmaktadır ve orta ve büyük levha taşlardan inşa edilmiştir. Bu duvarın doğusundaki diğer duvar (D-631) ise D-607 duvarının köşe yaptığı diğer kısma bağlanmaktadır. İlk Tunç Çağı III. Evre: 2014 yılı çalışmalarında T-U-V/6 (LMT IV. 1 tabakası) alanlarında yapılan kazılarda ETÇ IIIA taş dolgusunun içine açılan çukurlardan bir tanesinin duvarları orta ve büyük boy toplama taşlarla örülmüştür. LMT V.2 mimari tabakasında Geç İTÇ II'ye tarihlenen D-780 duvarının doğu-batı doğrultusunda kırık taşlardan oluşan bir döşeme bulunmuştur. Bu döşemenin altında ortaya çıkartılan kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan bir yapının açığa çıkartılan kısmı 10 m uzunluğunda 3.45 m genişliğindedir, giriş kısmına yerleştirilmiş olan kalın taş levha dışında girişin iki tarafı dışarıdan doğu-batı yönünde uzanan duvarları olan bir koridor yapılmıştır [Erkanal et al. 2016: 329-330]. Liman Tesisleri: Liman Tepe kazı ekibi; 1994 yılında çekilen bir hava fotoğrafında [Erkanal 1996:res.6'daki foto] Ege Denizi içinde şekil veren bir kütlenin izlenmesinden çıkarak deniz altında da araştırma yapmıştır. Günümüzde 3 m derinlikte 100 m uzunlukta; 35 m genişliğinde doğal bir kaya yükseltisi üzerinde büyük ve geniş bastiona benzeyen kalıntılar tespit edilmiştir. Bu bastion (?) güneybatısında oluşan küçük koyu bir dalgakıran gibi korumakta ve buraya gemilerin kuzey rüzgarlarından etkilenmeden yanaşmasını sağlamaktaydı. Ayrıca bu yapının güneybatısında da 30 m uzunluğunda 5 m genişliğinde bir başka dalgakıran ile koy iyice korunmaya alınmıştı. Liman tesislerinin doğusunda da 15 m uzunluğunda 2 m genişliğinde iskele olabilecek bir duvar kalıntısı da bulunmaktadır. Bu yapıların dönemini söylemek çok zordur. Erkanal; yapıları görkemli bastionlu sura dayanarak şimdilik İlk Tunç Çağı II. dönemine tarihleme eğilimindedir. Ege Denizi'nin yükselmesi ya da bu yapıların batma tarihi; yaklaşık inşa ve son kullanım tarihini verecektir. Arazinin topografik yapısına dayanarak bastionlu surun kuzeybatı ve kuzeydoğu köşelerinden liman yapılarına dayandığı iddia edilmektedir [Erkanal 1996:77]. 2001 yılında gerçekleştirilen sualtı kazıları iki alanda yürütülmüştür. A alanında 55 adet iri küp parçası bulunmuş ve açılan iki sondajda herhangi bir maddi kültür kalıntısına rastlanmamıştır. D alanında yaklaşık 7 m uzunluğunda bir taş duvar kalıntısı tespit edilmiştir. İşlenmiş taşlardan oluşan bu duvar Liman Tepe'nin deniz içinde kalan uzantısı üzerinde yer almaktadır. İlk tabakada dağınık taşların yanında çok sayıda amphora ve ince seramik parçaları bulunmuştur. Bu alanda tespit edilen tabakalaşma MÖ 6. binyılda başlamakta; MÖ 3. binyıla kadar devam etmektedir [Erkanal et al. 2003:431;432]. 2002 yılında A3 olarak tanımlanan yeni bir alanda çalışılmıştır. Alanın doğusunda kütlesel bir taş grubuna rastlanmıştır fakat kalıntı henüz tam olarak tarihlenememektedir. Aşağı Şehir: Son yıllarda (1988 yılına kadar) sürdürülen kazılarda karayolunun hemen güneyindeki açma genişletilmiş ve imkanlar nisbetinde derinleştirilmiştir. Bastiondan güneye doğru uzanan taş döşemeli bir sokak bulunmuştur. Sokağın her iki tarafında evler vardır. Batı kısmındaki bir evin duvarları 1.34 m'ye kadar korunmuştur. Burada ayrıca apsidial biçimli bir ev kalıntısı ve kalın duvarlı bir büyük yapı ortaya çıkmıştır [Erkanal 1999:327]. Burada İlk Tunç Çağı'na ait iki yapı katı saptanmıştır. Kazı başkanı; bu kesimde de önemli yapıların var olabileceğine işaret etmektedir. Güney kesiminin Klazomenai antik yerleşmesi altına girmesinden dolayı burada hem kazı zorlaşmış hem de üstteki tabakaların tahribatı artmıştır. Liman Tepe'de kuzey kazı alanının güneyinde 2005 yılında yapılan kazılarda İTÇ II savunma sistemi hakkında önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Belirtilen alanda yapılan kazılarda İTÇ II savunma sisteminin parçasını oluşturan kulenin doğu yüzünün İzmir-Urla yolunun altından geçerek kuzeye doğru uzandığı tespit edilmiştir. Ayrıca kulenin bu uzantısının doğusunda ise doğu-batı doğrultusunda uzanan çökük bir duvar açığa çıkarılmıştır. 2006 yılında İTÇ II savunma sisteminin doğu uzantısının nasıl geliştiğini anlamak ve doğu batı doğrultusunda uzanan duvarın niteliğini belirlemek amacıyla kuzey kazı alanının güney kısmı doğuya doğru genişletilmiştir. İTÇ IIIB Tabakası ise bu alanda tespit edilen bir diğer tabakadır. Kazılan alanın batısında bir yapının kuzeydoğu köşesi ile bir fırın tabanı; güneydoğusunda ise bir duvar ile fırın bu tabakaya ait kalıntıları oluşturmaktadır. Bu alandaki diğer kalıntılar ise İTÇ IIIA'ya tarihlenmektedir. Bu tabakaya ait kuzey güney doğrultusunda uzanan bir dolgu açığa çıkarılmıştır. Kazılan alanda açığa çıkarılan en eski kalıntılar ise İTÇ II'ye tarihlenenler olmuştur. Bu alanda İTÇ II dönemine ait iki mimari tabaka tespit edilmiştir. 1. Mimari Tabaka: Kazılan alanda yerleşimin İTÇ II katının geç evresi ile çağdaş bir duvar ile bir yapının batı kısmı açığa çıkarılmıştır. Alanın en batısında açığa çıkarılan duvar (D-561) kuzeydoğu güneydoğu doğrultusunda uzanmaktadır. 3.10. m uzunluğunda ve 1.13 m genişliğinde olan duvarın tek sırası korunmuştur. 2. Mimari Tabaka: Liman Tepe'de 2005 yılında yapılan kazılarda; güney kazı alanında yer alan İTÇ II savunma sistemine ait kulenin doğu yüzünü İzmir Urla yolunun altından geçerek kuzeye doğru uzandığı tespit edilmiştir. 2007 yılında kuzey kazı alanının güneydoğusunda yapılan kazılarda İTÇ III'ün A ve B dönemlerine ait kalıntılar tespit edilmiştir. Liman Tepe'de İTÇ IIIB dönemine ait kalıntılar yer yer korunmuş olup; bir bütünlük ortaya koymamaktadır. Bu alanda kısmen korunmuş olarak açığa çıkartılan duvar parçaları ile fırınlar ise İTÇ IIIB yerleşiminin dağılımını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. İTÇ IIIA dönemine ait ise sadece bir taş dolgu açığa çıkarılmıştır. Bu taş dolgunun hem İTÇ II savunma sistemini hem de İTÇ II'nin geç evresine ait yapıyı tahrip ettiği belirlenmiştir. Liman Tepe'de geçmiş yıllarda yapılan kazılarda İTÇ II savunma sisteminin güney kazı alanında yer alan bölümü üzerinde de benzer kalıntılar tespit edilmiştir. Bu benzerlikler itibariyle İTÇ IIIA döneminde; İTÇ II savunma sisteminin üzerinde benzer bir yapılaşmaya gidildiğini ortaya koymaktadır [http://www.ttk.org.tr/index.php?Page=Sayfa&No=196; 2.6.2008; 12:50]. 2007 yılında kuzey kazı alanının güneydoğusunda İTÇ II dönemine ait iki mimari tabaka tespit edilmiştir [Erkanal et al. 2009:303]. 2008 yılında kuzey-güney doğrultusunda uzanan kapısı kuzeyde yer alan, uzun ve dikdörtgen bir plan sergileyen Ev 2'de yapılan çalışmalar sonucu evin uzunluğu 25 m'yi, genişliği ise 4,50 m'yi bulmuştur. Yapı en az 3 evrelidir, her evrede farklı iç bölmelerin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bazı odaların ara duvarları taş temelli olup bazıları taş temel olmadan doğrudan kerpiç kullanılarak inşa edilmiştir. Yapının güney kısmında birbiri üzerine inşa edilmiş ocak tabanları bulunmaktadır. Bu alan, tüm evreler boyunca evdeki yemek hazırlama alanı ve işlik bölgesi olarak kullanılmış olmalıdır. Ev 2, Batı Anadolu İTÇ I döneminin ikinci yarısından İTÇ II'nin erken evrelerine kadar birbirini izleyen iskan tabakalarına sahiptir. Ev 2'nin en erken evresi güçlü bir depremle son bulmuş, evin batı duvarı evin içine, doğu duvarı ise Ev 3'ün içine yıkılmıştır [Erkanal et al. 2010:348-350]. Ev 2 ile aynı plana sahip olan Ev 3'ün en erken evresi Ev 2 ile benzerlik göstermektedir. Ev 3'ün de güney yarısındaki ana mekan içerisinde yaklaşık olarak Ev 2 ile aynı yerde birbiri üzerine inşa edilmiş ocak tabanları açığa çıkarılmıştır. Bu ocak tabanlarının en erken olanının ortasında dairesel bir çukur bulunmaktadır. Bu bulgu, bu dönemde ocağın maden üretimi için kullanılmış olabileceğini düşündürmektedir. Geçmiş yıllardaki çalışamalrda evin en önemli endüstriyel faaliyetinin tekstil üretimine yönelik olduğu ortaya konmuştu. Ev 3'ün batı kerpiç duvarı ince ve beyaz bir sıvayla örtülmüştür. Doğu duvarı İTÇ II'nin geç dönemine ait bir duvarın altında kalmıştır [Erkanal 2010:350-351]. 2009 yılında kuzey kazı alanının güney kısmında yer alan Ev 1'in daha detaylı incelenebilmesi için U-6 ve T-6 açmalarında yeni bir kazı alanı belirlenmiştir. Bu açmalarda biri Geç Tunç Çağı'na altısı Orta Tunç Çağı'na tarihlenen 7 tane çöp çukuru tespit edilmiştir. Yine T-6 alanında yürütülen kazılarda çöp çukurlarının alandan kaldırılmasından sonra iki yeni çukur ortaya çıkmıştır. OTÇ 3 ve 4 tabakalarına ait yerleşme hakkında yeni bilgiler elde edilmiştir. Bu tabakalarda, önceki yıllarda kazısı yapılan ve en az 7 adet oval evden oluşan yapı bloğundaki 3 eve ait kazısı yapılmamış kısımlar ile çeşitli ocak tabanları incelenmiştir. Doğu-batı doğrultusunda uzanan oval evlerin dışında, batı kesimde kazısı yapılan ve Liman Tepe III3 tabakasına tarihlenen bir ocak tabanı, U-6 alanı VII-X/b-c plan karesinde açığa çıkarılmıştır. Sürekli kullanım görmüş ocakta en az beş ayrı kullanım ve yenileme evresi saptanmıştır. OTÇ 3 tabakasına tarihlenen diğer bir ocak tabanı, U-6 açmasının VII-X/b-e plan karesinde açığa çıkarılmıştır. Ocak kenarında yumuşak turuncu renkli, tabanı huni biçimli hazne çıkarılmış, bunun altında da yuvarlak bir öğütme taşı in situ ele geçirilmiştir. Alanda devam eden derinleşme sonucunda, tespit edilen ocakların altından OTÇ 4 tabakasına tarihlenen üç ocak daha açığa çıkarılmıştır. Oval evlerden ilkinin (Oval Ev 1) taş döşeli oval kısmı, oldukça iyi korunmuş bir şekilde açığa çıkarılmış olup uzunluğu yaklaşık 3.60 m genişliği 0.60 m olup temellerin korunan yüksekliği ise 0.70 m'dir. Duvarların içe bakan kısmı, iri blok taşların dik yerleştirilmesiyle oluşturulmuş, arka kısım ise orta boy büyüklükteki toplama taşların düzensiz olarak bir araya getirilmesiyle yapılmıştır. Evin oval kısmının tabanı büyük boy levha taşlarla döşenmiştir. Ev 1'in güney kısmında, ikinci bir evin oval kısmına ait duvarın çok küçük bir kısmı açığa çıkarılmıştır. Ev 3'ün oval kısmını oluşturan duvarın profile giren batı kısmında iki kenarı dikine konan levha taşlarla sınırlandırılmış yaklaşık 70 cm'lik bir kapı açıklığı tespit edilmiştir. Duvarın içe bakan kısmı orta-iri boy taşların yer yer dik konmasıyla oluşturulmuştur. Evin içerisinde 3 tane ocak tabanı tespit edilmiştir. Oval kısmında kapı açıklığı olan oval evin kendi dönemi içerisinde kapı açıklığı iptal edilmiş ve muhtemelen yapıda bir daralmaya gidilerek iptal edilen kapı açıklığının içe bakan yönünden başlayarak doğuya doğru yaklaşık 2 m uzanan ikinci bir duvar tespit edilmiştir [Erkanal et al. 2011: 447-449]. 2010 yılı çalışmalarında LMT V tabakasında doğu-batı doğrultusunda uzanan bir taş duvar açığa çıkarılmıştır. 6 m uzunluğunda 0.90 m genişliğinde olan bu duvarın orta kısmı ve doğu uzantısının kuzey kenarı tahribata uğramıştır. Duvarın güneyinde ele geçen buluntular arasında kemikten bir amulet, kemik deliciler ve Melos obsidiyeninden yapılmış dilgiler yer almaktadır [Erkanal et al. 2012:468]. İTÇ III'e tarihlendirilmiş LMT IV 2 tabakasında dört adet çukur tespit edilmiştir. Çukurların çapları 1.10-2.20 m arasında derinlikleri ise 50-70 cm arasında değişmektedir. Çukurların içinde az miktarda çanak çömlek ile çok az miktarda karbonlaşmış tahıllar ele geçmiştir. LMT IV 1 tabakasında bir fırın tabanı, yanında bir kül çukuru ve belirli bir mimari bütünlük vermeyen taş yığınları açığa çıkarılmıştır [Erkanal et al. 2012:469]. 2012 yılında Kuzey Kazı Alanı, (A, B ve C olarak 3 ayrı bölüme ayrılan) C Alanı'nda İTÇ II'ye ait savunma sisteminin devamını bulmak amacıyla çalışmalar yürütülmüştür. Yapılan kazılarda Roma Dönemi, MÖ 4. yüzyıl, STÇ, OTÇ ve İTÇ dönemlerine ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. İTÇ'den OTÇ'ye geçiş evresine ait (LMT IV.1, MÖ 2. binyılın başları) kalıntılar veren alanın kuzeyinde yapılan çalışmalarda bir çanak çömlek fırını ortaya çıkarılmıştır. Fırının ağız kısmı kuzeydoğuya bakmaktadır. Dörtgen biçimlidir. Fırının duvarları toplama taş üzerine kerpiçten örülmüştür. Fırının güneyinde ise dört adet silo açığa çıkarılmıştır. İTÇ II (LMT V) tabakasında iki mimari tabakaya ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. 1. mimari tabakada (LMT V.1) dört adet yapı bulunmuştur. E-4 evinin kuzeyinde yer alan bu evler kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanmaktadır. Evlerin arka duvarları batıda İTÇ II savunma sisteminin üzerine oturmaktadır. Evlerin uzun duvarları ortaktır. Evler, 3.40-3.45 m genişliğindedir. Evlerin duvarlarında iki farklı evre tespit edilmiştir. Erken evrede duvarlar, orta büyüklükte kalın levha taşlarla örülmüştür. Geç evrede ise orta ve büyük boyutlu taşlar kullanılmıştır. Erken evrede, evlerin tabanlarının beyaz sıvalı ve duvarların kırmızı aşı boyalı olduğu anlaşılmıştır. Bu evlerde bronz keski, delgi, minyatür balta, çakmaktaşı ve obsidiyen dilgiler, taş amulet, taş idol ve boynuz sap bulunmuştur. İkinci mimari tabakada (LMT V.2) yapılan kazılar, İTÇ II savunma sisteminin devamını ortaya çõkarmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Önceki yıllarda açığa çıkarılan ikinci bastiyonun kuzeye doğru devam ettiği ve düz bir hat yaparak kesildiği anlaşılmıştır. İTÇ II şehrinin doğusunu kontrol eden bastiyonun içine bir ara kapı yapıldığı görülmüştür. Kapı boşluğunda yürütülen çalışmalarda levha taşlarla inşa edilmiş beş basamaklı bir merdiven bulunmuştur. Kapının iki tarafına bastiyonun üzerine oturan ve levha taşlarla yapılmış anteler inşa edilmiştir [Erkanal et al. 2014]. 2013 yılında, İTÇ IIIA (LMT IV.2) kültür tabakasında kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan bir yol açığa çıkarılmıştır. Yol, 6.30 m uzunluğundadır. Doğuda 2.20 m, batıda ise 0.88 m genişliğindedir. Yolun orta kısmına kalın taş levhalar döşenmiştir. Uzun kenarları küçük ve orta boyutlu levha taşlarla sınırlandırılmıştır. Yolun tahrip olmuş iki uç kısmında yapılan kazılarda, yolun altında bir kanal açığa çıkarılmıştır. Kanalın iki kenarı kalın levha taşlarla sınırlandırılmıştır. Tabanı ise levha taşlarla döşenmiştir. Kanal, 0.25-0.27 m derinliğinde, 0.45-0.56 m genişliğindedir. İTÇ IIIA'ya tarihlenen yol ve kanal Anadolu'da bu dönem için üniktir. Yolun ve kanalın herhangi bir mimariyle bağlantısı yoktur. Bir kültle ilişkili olmaları olasıdır. İTÇ II kültür tabakasına (LMT V) ait üç mimari tabaka açığa çıkarılmıştır. LMT V.1 mimari tabakasında kuzeydoğu-güneybatı uzantılı bir taş dolgu bulunmuştur. Yapılan çalışmalar sonucunda 2. mimari tabakaya ait kalıntıların bu taş dolguyla kapatıldığı anlaşılmıştır. LMT V.2 mimari tabakasında iki duvar (D-722) ve bir temenos duvarı (geç evre) ortaya çıkarılmıştır. LMT V.3 mimari tabakasında temenos duvarının erken evresi, kuzeydoğu-güneybatı uzantılı bir yapı ve tahrip olmuş iki yapı bulunmuştur. Bu tabakada ortaya çıkarılan temenos duvarı Liman Tepe için üniktir. Duvar, doğusunda yer alan önemli bir yapıyı çevreliyor olmalıdır. Temenos duvarının batısında bulunan yol ve yolun kenarında açığa çıkarılan yapı (magazin şeklindeki odacıklardan oluşan), Liman Tepe'de İTÇ II'de düzenli bir yerleşmeye işaret etmektedir. İTÇ I kültür tabakasında (LMT VI), önceki yıllarda tespit edilen E-3 ve E-5 evlerinin uzantılarını bulmak amacıyla çalışmalar yürütülmüştür. Ancak her iki evin (E-3 evinin kuzeydoğu köşesi ve E-5 evinin kuzey kısmı) uzantılarının İTÇ II kültür tabakası tarafından traşlandığı ve tesviye edildiği anlaşılmıştır [Erkanal et al. 2015]. Çanak Çömlek (eskiden yeniye doğru): İlk Tunç Çağı I. Evre: Koyu gri renkli mal vardır. Yatay tünel kulplu kaplar tipiktir. Alt evresinde siyah astarlı ve açkılı maldan; içe çekik ağızlı kenarlı çanaklar çoğunluktadır. Devetüyü renginde kaba nitelikli maldan gaga ağızlı testi ve üç ayaklı çömlek ele geçmiştir [Erkanal-Günel 1998:389-390; res.6]. 2002 yılı kazılarında Troya A6 tipi çanak çömlek parçaları bulunmuştur. 2010 yılı çalışmalarında LMT VI tabakasında evler içerisinde urfirnis sos kabı parçaları, Erken Kiklad II dönemine ait kaliteli, boyalı çanak çömlek örnekleri ve bir adet sos kabı parçası ile Melos kökenli obsidiyen ile yapılmış aletler ele geçirilmiştir. E-1 evi içinde ele geçen sos kabı parçası "yellow mottled" olarak bilinen mal grubuna aittir ve bu çanak çömlek grubuna ait Anadolu'da ele geçirilen tek örneği oluşturmaktadır [Erkanal et al. 2012:471]. 2015 yılı kazılarında V-2 / Y-2 açmalarında yanık depozitlerde; tripod çömlekler, kısa boyunlu kaba çömlekler, siyah perdahlı gaga ağızlı testiler, yine siyah perdahlı ağız kenarı içe eğik veya basit ağız kenarlı çanaklar ve az sayıda ağız kenarı içe kalınlaştırılmış çanaklar bulunmuştur [Erkanal et al. 2017:135]. İlk Tunç Çağı II. Evre: Koridorlu evin içinden kahverengi hamurlu; koyu gri astarlı ve açkılı mal; endüstrinin çoğunluğunu teşkil eder. Bu maldan düz dipli; yuvarlak gövdeli çanaklar yapılmıştır. Ayrıca silindirik boyunlu; düz dipli ve üç ayaklı çömlekler vardır. Az sayıda ince cidarlı kırmızı astarlı; açkılı maldan parçalar da görülmektedir. Çok az sayıda bulunan sos kabı biçimli kapların Liman Tepe'ye ithal edildiği sanılmaktadır. Ele geçen bir örnekte derin bir kap üzerine verevine kabartma bezekli bir kulp yerleştirilmiştir. 2002 yılı koridor kazılarında Troya A12 ve A16 tipinde çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Ayrıca üç ayaklı çanak parçaları ve kabartma bezemeli bir çömlek de bu sezonun İTÇ II buluntuları arasındadır. İTÇ çanak çömlek endüstrisinde bezeme olarak paralel ince çizgiler; iç içe üçgenler; noktalar; baklava motifi; dikey kabartma bantlar; kulplar üzerinde derin yivler bulunmaktadır. 2008 yılında kuzey-güney doğrultusunda uzanan kapısı kuzeyde yer alan, uzun ve dikdörtgen bir plan sergileyen Ev 2'de yapılan çalışmalar sonucu ele geçen en erken çanak çömlekler Batı Anadolu'nun kahverengi ve koyu perdahlı karakteristik formlarını yansıtmaktadır. Pedestalli çanaklar ve silindrik boyunlu çömlekler en karakteristik kap formlarını oluşturmaktadır [Erkanal et al. 2010:349]. 2009 yılında Geç Tunç Çağı çöp çukurunda yerli çanak çömlek örnekleri yanında çeşitli Miken çanak çömlek parçaları ve mat boyalı parçalar ele geçirilmiştir. Bu alan içerisinde toprak koyu kahverengi ve küllü bir yapıya sahiptir ve büyük pithos parçaları içermektedir. Ev 1'in içerisinde, Çeşme-Bağlararası kazılarından bilinen bir tütsü kabı parçası ele geçirilmiştir [Erkanal et al. 2011: 447-449]. 2010 yılında LMT V tabakasında ortaya çıkarılan duvarın kuzeyinde İTÇ II çanak çömleklerinin içinde koç başlı bir zoomorfik kabın baş kısmı ile pişmiş topraktan kuş ya da kaza ait baş ve boyun kısmı yer almaktadır [Erkanal et al. 2012:468]. 2012 yılında 1. mimari tabakada (LMT V.1) yapılan kazılarda çok az sayıda çanak çömlek bulunmuştur. Bu çanak çömlekler arasında A12 ve A16 tipinde siyah ve kahverengi astarlı ve perdahlı örnekler görülmektedir. Formlar ise mat koyu kırmızı renkli astarlı, sığ konik gövdeli ve basit ağız kenarlı tabaklardan oluşmaktadır. 2. mimari tabakada (LMT V.2), kapı boşluğunda ve antenin önünde gerçekleştirilen çalışmalarda çok sayıda çanak çömlek parçası bulunmuştur. Bunlar arasında A16 tipi halka dipli çanaklar yaygındır. Ayrıca pişmiş topraktan yapılmış bir tekne modeli de dikkat çekicidir [Erkanal et al. 2014:503-504]. İlk Tunç Çağı III. Evre: 2014 yılı LMT IV1. tabakası kazılarında adak çukurunun içinde, dışa kalınlaştırılmış ağız kenarlı bir çanağa ait parçalar, kapaklı vazoya ait parçalar bulunmuştur. LMT V.1 tabakasından, konik gövdeli basit ağız kenarlı çanaklar, içe çekik basit ağızlı ve keskin omuzlu çanaklara ait parçalar ele geçirilmiştir. LMT V.3 tabakasındaki M-82 yapsının içinden içe çekik, basit ağızlı ve keskin omuzlu çanaklara ait parçalar ile çömleklere ait boyun parçaları ele geçmiştir [Erkanal et al. 2016: 329-330]. Kil: Pişmiş topraktan dokuma tezgahı ağırlıkları; ağırşaklar; kaşıklar ve bir plaka ele geçmiştir. Kolları çıkıntı biçiminde gösterilmiş; yuvarlak omuzlu; dar belli bir idol bir başka kil buluntudur. 2002 yılında kahverengi perdahlı seramik bir idolün gövde parçası bulunmuştur. 2007 yılı kazılarında kuzey kazı alanının güneydoğusunda İTÇ II'nin geç safhasına ait bir yapının üzerinde yer alan dolguda ele geçirilen çanak çömleklerin arasında "Anadolu Ticaret Ağı" döneminin karakteristik mal grupları olan ince nitelikli kırmızı ve siyah astarlı kap parçaları bulunmaktadır. Bu gruplar içinde kap formu olarak çark yapımı tabaklar yanında depas ve tankard tipi kaplar da ele geçmiştir [Erkanal et al. 2009:303]. Alanın ortasında yapılan kazılarda da İTÇ III dönemine ait sığ çanak, tankard ve depas gibi özel bazı çanak çömlek formları bulunmuştur [Erkanal et al. 2009:306]. İTÇ I'deki ev tabanlarında da in situ halinde kaliteli çanak çömleğe ulaşılmıştır [Erkanal 2009:308]. Sürtme Taş: İTÇ II. evrede; koridorlu evde hafir tarafından phallus olarak nitelendirilen düz dipli; yuvarlak başlı küçük nesneler bulunmuştur. Birinin başı maymun biçimindedir. Bunların [Erkanal-Günel 1997:res.3] merkezi otoritenin yani kent beyinin dinle ilişkisini ortaya koyduğu söylenmektedir. Mermerden köşeli vücutlu yuvarlak başlı idol vardır. Maden: Liman Tepe'lilerin özellikle bakır madeni açısından işliklere sahip olduğu; bakır cüruflarına varlığından ileri sürülmektedir. Tutamaklı yuvarlak cevher zenginleştirme aletleri ve bir kalıp madenciliğin yerleşim içinde yapıldığını ispatlamaktadır. Dikdörtgen prizma biçimli kalıp balta dökümü için yapılmıştır. Buna karşılık kazıda fazla bir maden buluntu ele geçirilmemiştir. 2009 yılında, Ev 3'ün içerisinde iki adet bronz iğne, bir adet minyatür, sap delikli çift yüzlü balta ele geçirilmiştir [Erkanal et al. 2011: 449]. 2015 yılı kazılarında İTÇ I'e tarihlenen V-2 / Y-2 açmalarındaki depozit alanda; cüruf ve taş pota parçaları ele geçmiştir. Buluntular İTÇ I'de Liman Tepe'de maden üretiminin varlığına kanıt olmuştur [Erkanal et al. 2017:135]. İnsan Kalıntıları ve Mezarlar: İTÇ I evresine tarihlenen 3 numaralı evin 2. tabanının altında bir bebek çömlek mezarı bulunmuştur. Kısa boyunlu ve üç ayaklı çömlekteki iskelet oldukça dağınık haldedir. Mezar eşyası olarak bir kulplu çanak ve piramit görünümünde kırmızı bir taş bırakılmıştır [Erkanal et al. 2003:425]. 2015 yılı kazılarında İTÇ I'e ait V-2 / Y-2 açmalarındaki depozit alanda bulunan bebek mezarı; ev tabanının altında olması muhtemel çömlek mezar içinde bulunmuş yeni doğmuş bir bebeğe aittir. Kemikleri ise oldukça kırılgan yapıdadır [Erkanal et al. 2017:135]. Hayvan Kalıntıları: Kuzey kazı alanının ortasında İTÇ III tabakasına ait açılan çukurlarda kaplumbağa kabukları ele geçirilmiştir. Açılan 12 çukurun hepsinde en az bir kaplumbağa kabuğu ya da bunlara ait parçalar ele geçirilmiştir [Erkanal et al. 2009:306].
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Liman Tepe kazılarının başkanı H. Erkanal; tepenin bulunduğu yerin İzmir Körfezi ve çevresi için en uygun yerleşim yeri hüviyeti taşıdığını belirtmektedir [Erkanal 1996:76]. Liman Tepe; MÖ 3 ve 2. bin yıllarında yaklaşık 6 hektarlık bir alanı kapsayan büyük ve organize bir liman kentidir. Koridorlu ev olanak tanımlanan [Erkanal-Günel 1996:312] ve boyutları açısından Ege dünyasında şimdilik en büyüğü olma ünvanı taşıyan koridor; anıtsal bir yapının merkezi mekanıdır. Koridorlu ev planının megaron tipi yapılardan geliştirildiği ileri sürülmektedir. Olasılıkla kent beyinin ya da merkezi otoritenin yapısı bu olmalıdır. Bir Akropol ve Aşağı Şehirden oluşan Liman Tepe; güçlü sur duvarları; büyük koridorlu evi ve buna bağlı yapı kompleksleri ile gerçekten siyasi ve ekonomik bir otoriteyi işaret etmektedir. İlk Tunç II'de görülen "Koridorlu Ev"in benzerlerine Kıta Yunanistan'da rastlanırken; Batı Anadolu Bölgesi'nde sadece Liman Tepe'de bulunmuştur. Liman Tepe İlk Tunç Çağı çanak çömleği Troya; Poliochni; Thermi ve Samos gibi çağdaşları ile karşılaştırılabilir. Ayrıca Liman Tepe'de bulunan Kiklad Adaları ve Kıta Yunanistan ile ilişkili çanak çömlek biçimleri; iki bölge arasındaki ilişkileri aydınlatması açısından önemlidir. Liman Tepe'nin Anadolu'nun sahil kesimi ile Kiklad adaları arasındaki deniz ticaretinin bir parçası olduğu; Anadolu'nun iç kesiminden gelen malların buradan yüklenerek ihraç edildiği ve Ege Adaları'ndan ithal edilen mallarında buraya indirildiği sanılmaktadır. İlk Tunç Çağı I yerleşiminin; ele geçen parçalara dayanarak bu dönemin son evresine tarihlenebileceği ileri sürülmektedir [Erkanal 1999:330]. Yaklaşık olarak Troya I dönemi ve Erken Kiklad II evresi ile çağdaştır. İlk Tunç Çağı II. evresi yerleşimi ise yaklaşık Troya II ile çağdaştır. Yerleşmenin tam tarihlenmesi tam kesinlik kazanmamıştır. 2007 yılı çalışmalarında ortaya çıkarılan ve İTÇII'nin geç evresine tarihlenen büyük yapılar İTÇ II yerleşiminin gelişimini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. İTÇ II'nin erken evresine tarihlenen kulenin üzerine yapılmış ve tahrip etmiş olan bu yapıların benzeri önceki yıllarda güney kazı alanındaki kulenin üzerinde de açığa çıkarılmıştır. Gerek kuzey kazı alanında gerekse güney kazı alanında açığa çıkartılan bu kalıntılar İTÇ II'nin başında inşa edilen savunma sisteminin geç evrede işlevini kaybettiğini göstermektedir. Kuzey kazı alanının güneydoğusunda tespit edilen en erken döneme ait kalıntıları ise; İTÇ II'nin erken evresine tarihlenen eğimli bir duvar oluşturmaktadır. İTÇ II kulesine doğudan bağlanan bu eğimli duvar savunma sistemiyle ilgili olmalıdır. Gerek teknik açıdan gerekse boyutları bakımından güney kazı alanındaki kuleye benzeyen ve bu duvarında bir başka kulenin güney duvarını oluşturması ihtimaldir. Açığa çıkarılan bu kısmı itibariyle İTÇ II yerleşimin güneydoğudan birbirine çok yakın olarak yapılmış çift kule ile koruma altına alındığı görülmüştür. Bu kulelerden tamamen açığa çıkarılanı güneyi kontrol etmekte; kısmen açığa çıkarılanı ise doğuyu kontrol etmekte kullanılmış olmalıdır [http://www.ttk.org.tr/index.php?Page=Sayfa&No=196; 2.6.2008; 12.50]. 2007 yılında kuzey kazı alanının ortasında İTÇ III tabakasına ait kazılan 12 çukurda bulunan kaplumbağa kabukları ve çanak çömlek parçaları, özellikle de çukurların kullanımdan sonra özenli bir şekilde örtülerek bir anlamda mühürlendikleri düşünülürse, yaşam ve berekete adanmış toplu bir törenden arta kalanlar olarak değerlendirilmelidir. Çukurlarda ele geçirilen kaplumbağa kabuklarının varlığından yola çıkarak, kaplumbağaların kabuklarının bir çeşit müzik aleti ya da yaşam ve bereketle ilgili bir takım seremonilerde sembolik olarak kulalnılmış olabileceği düşünülebilir. Kaplumbağa kabuklarının özel kullanımı ve bereketle ilgili sembolik kullanımı Anadolu'da Nevali Çori PPNB tabakalarından ve Geç Neolitik Dönemde Kortik Tepe'den bilinmektedir. Kıbrıs'ta Akanthou-Arkosykos / Tatlısu Çiftlikdüzü'nde PPNB dönemine ait tabakalarda da deniz kaplumbağalarına ait hemen hemen tamamı korunmuş kabuklar ele geçirilmiştir. Ege'de kaplumbağa kabuklarının farklı kullanımı, şu ana dek sadece Melos'daki Miken Şehri / Kutsal Alanı Phylakopi'den bilinmektedir [Erkanal et al. 2009:306-307].


Liste'ye