©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Hakemi Use Tepe

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Hakemi Use Tepe
Türü:
Höyük
Rakım:
544 m
Bölge:
Güneydoğu Anadolu
İl:
Diyarbakır
İlçe:
Bismil
Köy:
Tepe
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
Çanak Çömlekli

     


Yeri: Diyarbakır İli; Bismil İlçesi; Tepe Beldesi sınırları içinde yer alan höyük; Dicle Nehri'nin eski yatağının sağ kıyısında bulunmaktadır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Hakemi Use; yan yana iki höyük yerleşiminden oluşmaktadır. Kazı ekibi tarafından ÔHakemi Use I' olarak isimlendirilen ve kazı çalışmalarının yürütüldüğü höyüğün yaklaşık 200 m doğusunda ve bugün tarla düzlüğüne kadarki bölümü tamamen yokolmuş durumda olan ikiinci bir höyük daha bulunmaktadır. Üzerinde sürekli pamuk ziraatı yapıldığından pek dikkat çekmeyen bu yerleşme yaklaşık 80 m çapındadır. Kazı ekibi tarafından ÔHakemi Use II' şeklinde isimlendirilen bu höyüğn üzerinde Orta Çağ seramik parçaları bulunmaktadır. Söz konusu bu ikinci höyükte iskan edenler zamanında Hakemi Use I höyüğünü mezarlık alanı olarak kullanmıştır [Tekin 2008:1]
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: Yerleşme ilk olarak G. Algaze ve ekibinin bölgede gerçekleştirildiği yüzey araştırması sırasında ziyaret edilmiştir. İlk sistematik araştırmalar 2001 yılında; OTDÜ TAÇDAM'ın desteğiyle sürdürülen Ilısu ve Karkamış Baraj Gölleri Altında Kalacak Arkeolojik Kültür Varlıklarını Kurtarma Projesi kapsamında; Hacettepe Üniversitesi'nden H. Tekin başkanlığındaki bir ekip tarafından başlatılmıştır. 2009 yılı çalışmaları H. Tekin başkanlığında 2 Temmuz 2009 günü başlamıştır. 2009 yılı kazı çalışmalarında bu alandaki Geç Neolitik tabakaların açılması ve böylelikle 2001 yılından beri devam eden çalışmalarla yerleşmenin bu dönemdeki yeri saptanmaya çalışılmıştır [Tekin 2011: 364]. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: Yerleşmenin yüzeyindeki tahribat nedeniyle üst katmanlara ait bilgiler sadece çanak çömlek parçaları ve mezarlardan elde edilebilmiştir. Bu bilgilere göre; Hakemi Use'deki en geç evrenin Erken Demir Çağı'na tarihlendiği ve höyüğün Yeni Assur Dönemi'nden sonra iskan edilmediği anlaşılmıştır. Bu döneme tarihlenen tabakanın altında MÖ 2. Binyıl'ın çeşitli evrelerine ait; çoğunluğu tek renkli çanak çömlek parçaları ve mezarlar bulunmuştur. Bu buluntuların altında ise iki yapı katıyla temsil edilen Neolitik Çağ tabakaları bulunmaktadır. MÖ 2. Binyıl ve Neolitik Çağ dolguları arasında herhangi bir steril katmana rastlanmamıştır [Tekin 2002]. Yerleşmede kültür katmanının yaklaşık 4 m olduğu saptanmıştır. Ana katman Geç Neolitik Çağ'a tarihlenmektedir ve yaklaşık 3.5 m'lik bir dolgu içerir. 2004 yılında kuzey kesimde; 2005 yılında da güney kesimde ana toprağa ulaşılmıştır [Tekin 2006:17]. Hakemi Use tabakalanması şu şekildedir: I. Period: MÖ I. binyıl (Erken Demir Çağı) II. Period: MÖ II. binyıl (Orta ve Geç Tunç Çağı) III. Peirod: Geç Neolitik (Çanak Çömlekli Neolitik / Hassuna/Samarra) [Tekin 2006:293]. 2005 yılı kazıları sonucunda elde edilen yeni verilerin ışığında Hakemi Use'nin tabaka düzeni şu şekildedir: I. Dönem: Yeni Assur ve EDÇ (MÖ I. binyıl) II. Dönem: Orta Assur/Geç Tunç Çağı (MÖ II. binyıl) III. Dönem: Geç Neolitik/Hassuna-Samarra Dönemi (MÖ VI. binyıl) [Tekin 2007:369]. Sitte üç evre tanımlanmış olmakla birlikte; 2006 yılında bakir toprakta yapılan sondaj çalışmalarında; Yeni-Asur Dönemi duvarları doğrudan Neolitik Dönem kalıntıları üzerinde yer aldığı görülmüştür. Hakemi Use'deki Geç Neolitik Dönemler (Tabaka 1-5) Hassuna-sonrası Dönem ile Klasik Samarra Dönemi arasına tarihlenmekte ve MÖ 6.000'de sona ermektedir [http://cat.une.edu.au/page/hakemi%20use; 29.5.2008; 14:45]. 2006 yılı kazılarında Hakemi Use'de ana katmanın Geç Neolitik olduğu kesinleşmiştir (yaklaşık 3.5 m lik dolgu) [Tekin 2008:6]. 2007 yılında yapılan kazılarda üç açmada ana toprağa inilmiş ve Neolitik Dönemin beş tabakası bu açmalarda tespit edilmiştir. Böylelikle yaklaşık 500 m2lik bir alanda ana toprağa ulaşma imkanı bulunmuş ve Haklemi Use'nin en azından Dicle kıyısındaki alanının tabaka düzeni kesinleşmiştir. Buna göre yukarıdan aşağıya doğru üç ana dönem şu şekilde sıralanmaktadır: Dönem I: Geç Assur ve Erken Demir Çağı Dönem II: Geç Tunç Çağı (Orta Assur Dönemi) Dönem III: Seramikli Neolitik (Hassuna/Samarra Dönemi) [Tekin 2009:411-412].
Buluntular: Mimari: Neolitik Çağ mimarisi; özensiz; güneşte fazla kurutulmamış izlenimi veren kerpiç duvarlarla temsil edilir. Bu duvarlara ait taş temellere rastlanmamıştır. Dikdörtgen planlı yapılar; kapı geçitleri olan birkaç odadan oluşmaktadır. Bu evlerin dışında; belirli bir düzene sahip; çoğunluğu yuvarlak; bazılarıysa at nalı biçimli ocaklar bulunmuştur. Tümünün tabanları birkaç santimetre büyüklüğünde yassı dere taşlarıyla döşenmiş ve üzerleri sıkıştırılmış toprakla kaplanmıştır. Bazılarının çeperleri 50 cm'ye kadar korunmuştur. Ocaklardan birinin tabanında hayvan kemiğine rastlanması nedeniyle bu ocağın yemek pişirme amaçlı kullanıldığı düşünülmektedir [Tekin 2002]. 2002 yılında E 7 - E 8 açmalarının sınırında 1.30 m çapında bir ocağa rastlanmıştır. Ocağın tabanı küçük nehir çakıllarıyla döşendikten sonra bunun üzeri sıkıştırılmış toprak ile kaplanmıştır. Yoğun ateş izi bulunan bu ocağın çevresinde kül yığınları bulunmaktadır. E 7 açmasında aynı özelliklere sahip üç ocak daha bulunmuştur. Geç Neolitik I. Evre'ye ait bu dört ocak, yapım tekniği olarak ortak özelliklere sahiptir. E 7 açmasında Geç Neolitik II. Evre'ye ait tek mimari kalıntı bir ocaktır. Bu ocak gerek yapım tekniği, gerekse biçimsel olarak I. Evre ocaklarına benzerlik göstermektedir. E 8 açmasında Geç Neolitik I. Evre'ye ait doğu-batı yönünde 10.60 m uzunluğunda bir binanın önemli bölümü açığa çıkarılmıştır. Doğu bölümü E 9 açmasında devam eden yapının duvarları gevşek bir dokuya sahiptir. Bu yapının yaklaşık 2 m güneyinde başka bir bina kalıntısına rastlanmıştır. Duvarların gün ışığına çıkan bölümü pisé tekniğinde yapılmıştır. Güney kısmı açma profiline giren dörtgen planlı binanın genişliği 2.50 m'dir. Bu yapının kuzey bölümünde iki oda ortaya çıkarılmıştır. Daha büyük olan odanın her iki uzun duvarında kilden yapılmış, olasılıkla depolama amaçlı iki küçük bölme bulunmaktadır. E 9 açmasında, E 8 açmasında görülen büyük kerpiç yapının doğu bölümü bu açmada devam etmektedir. Açmanın kuzey profili içine devam eden binanın iki küçük odası açığa çıkarılmıştır. Kuzeydeki odanın içinde 70 cm çapında bir ocak kalıntısına rastlanmıştır. Bu binanın güneydoğu köşesi II. Evre'ye ait bir ocağın üzerinde yer almaktadır. Bu ocağın doğusunda benzer özellikler gösteren yan yana üç ocak ortaya çıkarılmıştır. Ocakları at nalı şeklindedir. Ocakların etrafı yoğun kül katmanı ile kaplıdır. Açmanın güneydoğu köşesinde yer alan 3 no'lu ocak içinde bir koyuna ait çene kemiği ele geçirilmiştir. E 10 açmasında bazı mimari kalıntılaa rastlanmıştır. Ortaya çıkan pisé tekniğinde yapılmış duvar kalıntılarının köşeli yapılara ait olduğu anlaşılmaktadır. D 8 açmasında Geç Neolitik II. Evre'ye ait küçük bir ocak kalıntısı bulunmuştur. Yanında da bazalttan yapılmış öğütme taşları ele geçmiştir [Tekin 2011: 572-574]. 2005 yılı kazılarında H8b açmasında Geç Neolitik mimari kalıntılara rastlanmıştır. Bu döneme ait pisé tekniğiyle inşa edilmiş yapıların taş temelleri bulunmamaktadır. EDÇ çukurları ve Assur siloları tarafından yoğun bir şekilde tahrip edilen Neolitik yapıların yuvarlak plana sahip oldukları anlaşılmaktadır. Bu yapıların dışında yuvarlak ocak bulunmaktadır [Tekin 2007:360]. I8b açmasında Assur silolarının kestiği Geç Neolitik birinti tabakaya ait mimarinin kerpiçten ve dikdörtgen olduğu anlaşılmaktadır. Bunun altında pisé tekniğinde inşa edilmiş ve yaklaşık 80 cm kalınlığında duvarları bulunan ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı bir yapının iki odası ortaya çıkarılmıştır. Bu yapının güney duvarı bir EDÇ çukuru; kuzeybatı duvarı ise Yeni Assur Dönemine ait basit toprak mezar tarafından tahrip edilmiştir. Yapının güneyinde açmanın doğu profili içine devam eden bir ocağın yarısı gün ışığına çıkarılmıştır. Yaklaşık bir metre çapındaki yuvarlak ocak küçük yassı dere taşlarının düzenli bir döşeme oluşturacak şekilde döşenmesinden sonra üzeri kille sıkıştırılmıştır. Yemek pişirmede kullanılmış ocağın çevresinde yoğun kül katmanı bulunmaktadır [Tekin 2007:361]. E10 açmasında; daha önce 2004 yılında bulunan pisé tekniğiyle inşa edilmiş yuvarlak planlı yapının tabanı ortaya çıkarılmıştır. Ancak daha önceki ocaklarla aynı özelliklere sahip üç ocak dışında herhangi bir kalıntıya rastlanmamıştır [Tekin 2007:362-363]. 2006 yılı çalışmaları höyüğün daha önce çalışılan kuzey kesiminde; Dicle'nin eski yatağına paralel açılmış olan açmalarda yürütülmüştür [Tekin 2008:1]. Neolitik tabakalarda yine kare-planlı yapılar ile masif kerpiç (pisé) duvarlara rastlanmıştır. Bir kaçının içinde ocak bulunmakla birlikte; ocaklar çoğunlukla dışarıda konumlandırılmıştır [cat.une.edu.au; 29.5.2008; 14:45]. E6 açmasının doğu kesiminde ortaya çıkarılan Geç Neolitik 1. Tabaka'ya ait ocağın bir kısmının açmanın doğu profili içine doğru devam ettiği görülmüştür [Tekin 2008:3]. E7 açmasının güney kesiminde Geç Neolitik 3. Tabaka'ya ait bir yapı kalıntısına rastlanmıştır. ÔBina 4' olarak isimlendirilen ve taş temeli bulunmayan yapının duvarları pisé tekniğiyle inşa edilmiştir. Dörtgen planlı ve yaklaşık 40 cm kalınlıkta duvarları bulunan yapının birbirine dik açı ile bağlanan üç odası gün ışığına çıkarılmıştır. Ancak yapının batıdaki duvarları Son Tunç Çağı ve Geç Neolitik 1. Tabaka'ya ait mezarların çukurları tarafından tahrip edilmiştir [Tekin 2008:4]. E8 açmasının batı kesiminde E7 açmasında gün ışığına çıkarılan ÔBina 4'ün doğusunda yer alan 3 no'lu oda ortaya çıkarılmıştır. Odanın içinde kuzey duvarına yaslanmış olan ocağın tabanı küçük yassı çakıl taşlarının düzenli bir şekilde dizilmesinden sonra üzerinin sıkıştırılmış toprakla kapatılmasıyla oluşturulmuştur [Tekin 2008:3]. 2006 yılında E8 açmasında bulunan ve ÔBina 6' olarak isimlendirilen güney-kuzey doğrultusundaki dörtgen yapı ile E9 açmasının kuzey kesiminde bulunan ve ÔBina 7' olarak isimlendirilen yapılar inşa tekniği açısından diğerlerine benzemektedir [Tekin 2008.4-5]. 2007 yılı kazılarında E6 açmasında Neolitik 2. tabakaya ait üç yapı kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Duvarları pisé tekniğiyle inşa edilen ve benzer özellikler gösteren yapılardan iki tanesi güney profiline yakın bölümde diğeri ise kuzey profili içine devam etmektedir. Güney profiline devam eden yapının altında 3. tabakaya ait bir başka yapı da ortaya çıkaırlmıştır. Söz konusu yapı doğu-batı doğrultusunda devam etmekte ve iki odadan oluşmaktadır [Tekin 2009:412]. E7 açmasında 4. tabakaya ait geniş bir yapının önemli kısmı ortaya çıkarılmıştır. Açmanın kuzey profili içine devam eden yapının girş kısmı batıdadır. Girşin sağ tarafında duvara bitişik şekilde oval biçimde ince uzun bir ocak yer almaktadır. Pisé tekniğinde bir duvara sahip dörtgen planlı yapının üç odası açığa çıkarılmıştır [Tekin 2009:413]. E8 açmasının kuzey bölümünde 4. tabakaya ait bir yapının tümü açığa çıkarılmıştır. Doğu-batı istikametinde, dörtgen planlı ve iki odadan oluşan yapı pisé tekniğiyle inşa edilmiştir. Her iki odada da ocak yer almaktadır. Açmanın güney bölümünde bir odası E7 açmasında kalan yapı açığa çıkarılmıştır. Doğu-batı istikametinde üç odası tespit edilen 5. tabakaya ait bu yapının doğudaki odasının güneydoğu köşesinde küçük bir ocak vardır. Açmanın doğu kısmında da bir bölümleri E9 açmasında kalan iki yapı kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Kuzeydoğuda yer alan yapı iki odadan oluşmaktadır ve odalar arası geçişi sağlayan küçük bir kapı vardır. Kuzey-güney doğrultusundaki bu yapının aksine diğer yapı doğu-batı doğrultusundadır ve üç odası vardır. Her iki yapı da 5. tabakaya aittir [Tekin 2009:414]. E9 açmasının doğu kesiminde herhangi bir yapıya bağlı olmaksızın bağımsız durumda dört adet ocağa rastlanmıştır. Söz konusu ocaklardan üç tanesi daha önce ortaya çıkarılanlarla benzer teknik özelliklere sahipken bir tanesi farklılık göstermektedir. Hakemi Use'de ortaya çıkarılan ocaklarda genellikle ocağın taban kısmı avuç içi büyüklükte yassı çakıl taşlarıyla döşenmektedir. Bu ocakta ise 20-30 cm uzunluğa 15 cm civarında genişliğe ve 10 cm kalınlığa ulaşan iri taş levhalar kullanılmıştır [Tekin 2009:415]. 2008 yılında F6 açmasında dökme çamur/pisé tekniğiyle inşa edilmiş bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Yapının kuzey bölümünde de bir kısmı profil içinde devam eden ocak kalıntısı saptanmıştır [Tekin 2010:38]. G7 açmasında Erken Demir Çağı'na ait siloların hemen altında Geç Neolitik döneme ait iki adet siloya rastlanmıştır. Bu siloların dış çeperleri özenle sıvanmıştır. Siloların kuzeyinde yine aynı döneme ait dökme çamur/pisé tekniğiyle inşa edilen bir yapının odaları ortaya çıkmaya başlamıştır [Tekin 2010:42]. İlk kez 2008 yılında açılan E6 açmasında kazılara Neolitik 3. Yapı Katı taban seviyesinde devam edilmiştir. Açmanın batı kesiminde dökme çamur/pisé tekniğiyle yapılmış küçük iki oda ortaya çıkarılmıştır [Tekin 2010:43]. 2009 yılında F6 açmasında geçen yıl ortaya çıkarılan ve "Bina 19" olarak isimlendirilen taş temelsiz pisé (dökme çamur) teknikli duvarları bulunan yapının doğu kesiminde diğer odası açılmıştır. Bu yapının hemen ön kısmında yine aynı teknikle inşa edilmiş fakat 3. Yapı Katı'na ait başka bir binanın iki odası gün ışığına çıkarılmıştır. Yapı "Bina 28" şeklinde isimlendirilmiştir. Binanın yaklaşık 2 m güneyinde bu yapı katına ait bir ocağın varlığı saptanmıştır. F6 Açması'ndaki çalışmalar Geç Neolitik 3. Yapı Katı seviyesinde sonlandırılmıştır [Tekin 2011: 365]. 2009 yılında F7 açmasının kuzey,güney ve doğu kesimlerinde üç yeni yapı ortaya çıkarılmıştır. Birbiri arasında belirli mesafe bulunan yapılar Geç Neolitik 2. Yapı Katı'na aittir [Tekin 2011: 365]. 2009 yılında G6 açmasında 3. Yapı Katı'na ait "Bina 27" olarak adlandırılan 3 odalı mekan açığa çıkarılmıştır [Tekin 2011: 366]. 2009 yılında G7 açmasında geçen yıl gün ışığına çıkarılan siloları ile bağlantılı Geç Neolitik 2. Yapı Katı'na ait mimarî gelmeye başlamıştır. Geçen yıl ortaya çıkarılan 3 silonun yanı sıra bu yıl açmanın güney bölümünde yan yana üç siloya daha rastlanmıştır. Bu silolar topluluğu doğu-batı ekseninde yaklaşık 50 cm kalınlıkta taş temelsiz pisé (dökme çamur) tekniğiyle inşa edilmiş bir duvarla çevrelenmiştir. Bu haliyle bu alan yerleşimin ortak depolama alanı gibi görünmektedir. Bu yapının kuzey bölümünde pisé tekniğiyle inşa edilmiş duvarın üst kısmında kerpiç sıraları bulunmaktadır. Aynı duvarın inşasında hem kerpiç, hem de pisénin görülmesi daha önce Hakemi Use kazılarında rastlanan bir durumdur [Tekin 2011: 367]. Çanak Çömlek: Tümü el yapımı olan Neolitik Çağ çanak çömlekleri kaba seramik ve ince seramik olmak üzere iki ana gruba ayrılmıştır. Kaba seramik grubu içinde yer alan ve Coarse Ware olarak bilinen kaplar aynı zamanda bu grubun en erken tarihli örnekleridir. Hamurları yoğun taşçık ve saman katkılı olan bu kaplar çoğunlukla tabak ve tepsi gibi açık formlarla temsil edilirler. Özlerinin koyu renkte olması diğer bir ayırt edici özelliktir. Kaba seramik grubu içinde değerlendirilen ve Husking Tray olarak bilinen seramikten 4 ayrı kaba ait parçalar bulunmuştur. İnce seramiklere dahil olan ilk grubu tek renkli; astarsız saman katkılı kaplar oluşturur. Bazılarının ağız kenarında kırmızı yatay ince bant yer alır. Bazı örneklerin de dış yüzünde el ile hafif bir sıvazlama yapıldığı saptanmıştır. Renkleri kirli sarıdan kahverengiye değişen kapların formları arasında boyunlu çömlekler ve derin kaseler önemli yer tutar. İkinci grubu Anadolu'da Koyu Yüzlü Açkılı Mallar olarak bilinen kaplar oluşturur. Önceki gruplara göre daha kaliteli hamurludurlar ve iç ve dış kısımlarında parlak perdah bulunur. Üçüncü grup boyalı ince kaplardan oluşur. Çanak; kase ve kısa boyunlu çömlekleri içeren bu grup malları; yeşilimsi bej ve portakal renklidir ve iyi fırınlanmıştır. Boyalı kapların ikinci grubunu ise "Samarra Boyalıları" olarak tanınan kaplar oluşturur. "S" profil veya hafif "S" profile sahip kase ve çanaklar ile az sayıda kısa boyunlu çömlek bulunmuştur. Bu grup portakal rengi veya kirli bej hamurludur ve iyi fırınlanmıştır [Tekin 2003:61;62]. 2002 yılında yapılan çalışmalarda saptanan iki yapı katına bağlı olarak çanak-çömleklerde de farklılıklar gözlenmektedir. "Standart Monokrom" adı verilen tür her iki evrede de çoğunluğu oluşturmakta, alt katlara doğru sayıca artmaktadır. Geç Neolitik I. Evre çanak çömleğinde daha ince hamurlu ve daha özenli bir teknikte yapılmış, kap formları daha gelişkin bir teknolojiye işaret etmektedir. I. Evre'de keskin hatlar görülürken, II. Evre'de daha yumuşak ve yuvarlak hatlar hakimdir. Kapların hamurlarında da belirgin farklılıklar göze çarpmaktadır. I. Evre'de organik katkı maddelerinin oranı düşerken, mika zerrecikleri artmakta, taşçıkların boyutu küçülmektedir. Kapların pişirme düzeyi I. Evre'de daha iyidir. II. Evre'de hemen hemen tüm kapların koyu özlü oldukları görülmektedir. Geç Neolitik I. Evre çanak çömleği astarlı seramik, standart çizi bezekli seramik, baskı bezekli seramik ve Samarra tipi seramik olmak üzere dört ana başlık altında toplanmaktadır. II. Evre çanak çömleği ise, kırmızı bant seramik, standart boyalı seramik, arkaik boyalı seramik ve standart monokrom olmak üzere dört ana başlık altında toplanmaktadır [Tekin 2011: 576-580]. 2005 yılı kazılarında H8b açmasında Geç Neolitik'e ait iki basit toprak mezar içinde sağlam durumda küçük boyutlu kaplar ele geçirilmiştir. Bu mezarlara bırakılan kaplar tek renkli ve oldukça kaba işçilik göstermektedir [Tekin 2007:360]. I8b açmasında bulunan basit toprak mezarın içinde ise koyu gri renkte vazo formunda küçük bir kap ele geçirilmiştir [Tekin 2007:361]. J8b açmasında ele geçirilen zayıf çanak çömlek parçaları içinde in situ halinde bulunmuş üç adet kap vardır. İki tanesi ayaklı olan kaplardan vazo biçimli olan üçüncüsünün boyun kısmı eksiktir. Mezar eşyası olarak bırakılan ayaklı kaplara Hakemi Use'de ilk kez rastlanmaktadır. Orta büyüklükte derin bir tabak görünümündeki kapların alt kısmında dört adet hayvan bacağı şeklinde ayak yer almaktadır. Kaplardan biri kırmızı astarlıdır. her ikisinin de ağız kenarında ince bant şeklinde bitumen boya bulunmaktadır. Yakın Doğu Neolitik'inde pek görülmeyen ayaklı kaplar şimdilik Hakemi Use'ye özgü gibi görünmektedir [Tekin 2007:362]. Hakemi Use'de özellikle Orta ve Kuzey Irak'ta yaygın olan Hassuna/Samarra çanak çömleği Geç Neolitik'i temsil eden beş tabakada çok sayıda ele geçirilmiştir. Bilindiği gibi; Hassuna/Samarra Döneminin Türkiye topraklarındaki varlığı yakın zaman kadar bilim dünyasında şüpheyle karşılanmaktaydı. Hakemi Use bu şüpheleri ortadan kaldırmıştır. Geç Neolitik çanak çömleğinde ana grup tek renkli kaplardan oluşmaktadır. Bunlar arasında astarsız; hamuru renginde bırakılmış ve yüzeyde herhangi bir işlem yapılmamış kapların yanında kırmızı veya kahverengi astarlı olanlar da vardır. Bu kapların hamurunda yoğun organik malzeme katılmış olup kötü fırınlamadan dolayı özleri koyu renktedir [Tekin 2007:363-364]. Geç Neolitik Çanak çömleği içinde diğer bir grup ise Dark Faced Burnished Ware'dir. Çoğunlukla Kuzey Suriye; Amik ve Kilikya Geç Neolitiği için karakteristik olarak nitelenen bu tipteki kaplar; Hakemi Use'nin Geç Neolitiğinin beş tabakasında da görülmektedir. Koyu gri astarlı olanların yanında vişne çürüğü astarlı olan örnekler de bulunmaktadır [Tekin 2007:364]. Hakemi Use'de Geç Neolitik Tabaka I'de ele geçirilen çanak çömlek içinde Samarra Tipi örneklerin ayrıcalıklı bir yeri vardır. Genellikle Orta Mezopotamya yerleşimlerinde görülen bu kaplardan Hakemi Use'de hem "Kuzey" tipi hem de "Klasik" tip ele geçirilmektedir. Açık zemin üzene kırmızı ve kahverenginin tonlarında çizgisel bezeklerle süslü bu kaplara Tabaka 2'den sonra rastlanmaktadır [Tekin 2007:364]. Hakemi Use'yi Suriye ve Kilikya Neolitiği ile bağlantısını gösteren bir başka kap tipi ise Baskı ve Çizi bezekli (Impressed ve Incised Ware) kaplardır. Az sayıda ele geçirilen ve sadec tabaka 1 ve Tabaka 2'de görülen bu kaplar yerleşime dışarıdan getirilmiş olmalıdır [Tekin 2007:364]. Hakemi Use Geç Neolitik Çanak Çömleği 6 ana gruptan oluşmaktadır: 1. Standard Monochrome Ware 2. Standard Painted Ware 3. Fine Ware 4. Ger-Black Ware 5. Dark Faced Burnished Ware 6. Orange Fine Ware [Tekin 2007:364] 2006 yılı çalışmalarında keramik buluntular Koyu Renk Yüzlü Açkılı Keramikler (KRYAK) (%11); İnce Kaplar (%4); Turuncu Renkli İnce Kaplar (%11) ve hamuruna kabuk katılmış Standart kaplardan (%70) oluşmaktadır. Bunların yak. %3'ü klasik Samarra-tipinde bir biçimi izlemektedir. Kırmızı renkli ve zigzag desenli Hassuna tipi Boya Bezekli Kaplar yüksek nitelikli olup; hamurlarında kabuk yoktur. KRYAK arasında desen açkılı parçalara rastlanmıştır. Standart kapların hamuruna ise büyük miktarda kabuk katılmış olup; aralarında Suriye ile ilişkilendirilebilecek çizik ve baskı bezekli örneklere ek olarak sık rastlanan açık biçimler ve tepsiler yer alır. Ayıklama tepsileri 40-70 cm uzunlukta ve Ras Shamra kadar uzak batıda bile rastlanan geniş coğrafi dağılıma sahip bir tiptedir. Bunlar büyük olasılıkla ekmek pişirmek için kullanılmış olup; etnografik örnekler doğrudan ateş üzerinde kullanıldıklarına işaret etmektedir. KRYAK ve Samarra keramiklerine sadece üst Neolitik Dönem tabakalarında rastlanmıştır [http://cat.une.edu.au/page/hakemi%20use; 29.5.2008; 14:45]. 2007 yılında E6 açmasında bulunan yetişkin bir bireye ait mezara bırakılan bir adet kap gerek tip gerekse üzerindeki onarım izleriyle dikkat çekmektedir. Arkaik Hassuna boyalıları tiopine giren kap, zamanında boydan boya kırılarak iki parçaya ayrılmış; ancak, matkap aracılığyla karşılıklı delikler açılmak suretiyle bir ip yardımıyla tamir edilmiştir. Hakemi Use kazılarında çok sayıda çanak çömlek parçası üzerinde bu tip onarım deliğine rastlanmaktadır; özellikle boyalı kaplarda yoğun olması, bu kapların Hakemi Use sakinleri için önemli olduğunu göstermesi açısından değer taşımaktadır [Tekin 2009:412]. E9 açmasında 5. tabaka dolgusu içinde iki adet kap dağınık şekilde ele geçirilmiş olup alçıyla tamamlanabilmiştir. Bunlardan biri basit tek renkli çanaktır, diğeri ise standart Hassuna boyalıları tipine girmektedir. üzerinde onarım delikleri bulunan bu kabın dış yüzeyinde kırmızı renkte boya ile yapılmış çizgisel bezekler bulunmaktadır [Tekin 2009:415]. 2009 yılında F7 açmasında bulunan Geç Neolitik mezarlardan M-326 no'lu basit toprak mezar içinde pişmiş topraktan 12.5 cm yükseklikte bir çömlek bulunmuştur. Kirli bej renk hamurlu oldukça itinasız yapılmış kısa boyunlu çömleğin ağız kenarı, boyun kısmında yatay bant şeklinde ve gövde kısmında leke olarak bitümen sıvalıdır. 336 no'lu mezarda ise sağlam bir çömlek ele geçirilmiştir. 17.3 cm yüksekliğinde 19.7 cm genişliğindeki çömlek oldukça özenli yapılmıştır. Kabın üst kısmı açık kırmızı renkte astarlanmış ve hafif perdahlıdır [Tekin 2011: 366]. 2009 yılında G6 açmasının orta kesiminde taban üzerinde tamamlanması mümkün olmayan iri boyutlu kap parçaları bulunmuştur. "Bina 27" olarak adlandırılan mekanın 1. odasında bir adet tümlenebilir kap bulunmuştur. 3. odada ise in situ boyunlu bir kabın üst kısmı, yarım bir kase bulunmuştur [Tekin 2011: 366]. 2009 yılında G7 açmasında ortaya çıkarılan mezarlardan 328 no'lu mezar içinde bir boyunlu bir çömlek ele geçirilmiştir. 18.6 cm yüksekliğinde, 12.8 cm genişliğindeki vazo yuvarlak diplidir. Kirli bej renk hamurlu kap üzerinde herhangi bir bezeme bulunmamaktadır [Tekin 2011: 366]. Kil: 2002 yılında E 10 açmasında kilden yapılmış insan figürinlerine ait parçalar ele geçirilmiştir [Tekin 2011: 574]. İkinci yapı katında; kırılıp çöpe atılmış şekilde pişmiş toprak insan ve hayvan figürinleri ele geçmiştir. 2007 kazılarında E7 açmasınının güney profilinde 5. tabakaya ait yapının tabanı altında bulunan iskeletin avuç kısmında kilden yapılmış iki ağırşak bulunmuştur [Tekin 2009:413]. Bu açmada ele geçirilen küçük eserler arasında kilden yapılmış bir damga mühür dikkat çekmektedir. İp delikli tutamağı bulunan kil damga mührün geometrik baskı yüzeyi bulunmaktadır. Yakın benzerlerine Orta Anadolu Neolitiğinde, özellikle Çatal Höyük kazılarında rastlanan ve kumaş veya insan vücudunun boyanmasında kullanılan "pinthadera"lara yakınlık göstermektedir. Bir başka önemli eser ise kilden yapılmış yaklaşık 4 cm yüksekliğindeki insan figürinidir. Yüksek ve geriye yatık başlık giymiş bir kadına ait figürinin yakın benzerleri Kuzey Suriye'de Tell Sabi Abyad'tan bilinmektedir [Tekin 2009:414]. 2008 yılında F7 açmasında hemen hepsi çöp nitelikli malzemeyle beraber 18 adet kil figürin parçası ele geçmiştir. Söz konusu figürinler oldukça stilize olup bir kadını temsil etmektedir. Küçük boyutlu bu figürinlerin bazıları idol niteliğindedir [Tekin 2010:40]. G7 açmasında Geç Neolitik Döneme ait iki adet kilden kadın figürinine ait parçalar ele geçmiştir. Oldukça stilize yapılmış figürinlerden bir tanesinin baş kısmı, daha küçük olan diğerinin ise alt kısmı eksiktir. Ayrıca iki adet pişmiş toprak kulak tıkacı, iki adet pişmiş toprak ağırşak ve iki adet kil labret de buluntular arasındadır [Tekin 2010:42-43]. 2009 yılında F6 açmasında geçen yılki çalışmalarda ortaya çıkarılan Geç Neolitik 1. Yapı Katı'na ait mimarinin altında 2. Yapı Katı'na ait dolgu toprak içinde, kilden yapılmış bir figürin parçası ile yine kilden yapılmış bir labret ele geçmiştir [Tekin 2011: 364]. 2009 yılında F7 açmasında 2. Yapı Katı'nın dolgu toprağı içinde 12 adet kilden yapılmış ve kırık durumda figürin parçası ortaya çıkarılmıştır. Bunların yanında kilden 17 adet token/jeton (hafıza pulu) ve iki adet üzerinde baskı izi bulunan kil ele geçirilmiştir [Tekin 2011: 365]. 2009 yılında G6 açmasında "Bina 27" olarak adlandırılan 3 odalı mekanda 2 tane labret, taş ve kilden yapılmış jetonlar, boncuklar, perdah ve el taşları bulunmuştur [Tekin 2011: 366]. 2009 yılında G7 açmasında kilden yapılmış üzeri ip ve mühür baskılı topaklar (cretulae) ele geçmiştir [Tekin 2011: 367]. Yontma Taş: Ele geçen yontma taş aletlerin %90'ını obsidiyen dilgiler oluşturur. Hakemi Use'nin de içinde bulunduğu Bismil civarında çok zengin çakmaktaşı kaynakları bulunmaktadır. Ancak bugün bu kaynaklar erozyona maruz kaldığından dağınık olarak bulunabilmektedir. Obsidiyen ise ağırlıklı olarak siyah olmakla beraber nadiren gri ve siyah renk içinde yeşilimsi tonların da bulunduğu bir hammadde ile gri tonlardaki örneklere rastlamak mümkündür. Ancak Hakemi Use'ye çakmaktaşı kaynaklar kadar yakın bir obsidiyen kaynağı bulunmamaktadır. En yakın kaynak bile 120 km ötede olduğundan uzun mesafeli bir hammadde temininden söz etmek mümkündür [Tekin 2007:365-366]. Dilgi ve dilgiciklerin %95.6'sı tek yönlü yongalama izi gösterir. Genellikle mesial bölümlerden oluşan bu dilgi ve dilgiciklerin orak elemanı olarak kullanılmış olabilecekleri kuvvetle muhtemeldir [Tekin 2007:366-367]. 2006 yılı çalışmalarında bulunan yontma taş örneklerin; %90'ı obsidiyen ve %10'u çakmaktaşı olmakla birlikte; sitte obsidiyen işlendiğine dair kanıt yoktur [http://cat.une.edu.au/page/hakemi%20use; 29.5.2008; 14:45]. 2007 kazılarında E9 açmasında çok sayıda obsidiyen ve çakmak taşı alet ve alet parçasının aynı sıra bir adet obsidiyen çekirdek ele geçmiştir. Obsidiyen çekirdeğin ilk kez ele geçmesi obsidiyen aletlerin en azından bir kısmının yerleşimde üretildiğini kanıtlamaktadır [Tekin 2009:415]. 2009 yılında F6 açmasında geçen yılki çalışmalarda ortaya çıkarılan Geç Neolitik 1. Yapı Katı'na ait mimarinin altında 2. Yapı Katı'na ait dolgu toprak içinde, 6 adet çakmaktaşı ve 6 obsidiyen dilgi parçası ele geçirilmiştir [Tekin 2011: 365]. Sürtme Taş: 2002 yılında E 10 açmasında taştan yapılmış bir damga mühür ele geçirilmiştir [Tekin 2011: 574]. Öğütme taşları ve bir adet çivi ele geçmiştir. 2006 yılı çalışmalarında bulunan sürtmetaşlar arasında kare-biçimliler; derin havanlar ve el değirmenleri yer alır. Ağırlık (tezgah ağırlığı?) olarak kullanılmış olabilecek (yerel mermerden) delikli taşlar ile üçgen-biçimli taş kupalara rastlanır. Genellikle yanmış haldeki bu örnekler lamba olabilir. Ayrıca başka "baskı mühürler" bulunmuştur [http://cat.une.edu.au/page/hakemi%20use; 29.5.2008; 14:45]. 2007 kazılarında E8 açmasında ele geçirilen küçük eserler arasında taştan yapılmış iri bir mühür bulunmaktadır. Kullanımdan dolayı hayli aşınmış olan mühür ip delikli bir tutamağa sahiptir. Mührün dörtgen baskı yüzeyine derin geometrik bezekler çizilmiştir [Tekin 2009:414]. İnsan Kalıntıları: Birinci yapı katında; taban altına gömülmüş basit mezarlar ortaya çıkarılmıştır. Erişkin ve çocuklara ait olan gömüler genellikle hocker tarzıdır. Gömü hediyeleri olarak tek renkli; çoğunluğu kırmızı astarlı ve perdahlı kaplar bırakılmıştır. 2002 yılında, E 7 açmasında Geç Neolitik I. Evre'ye ait dört adet basit toprak mezar bulunmuştur. Mezarlarda yön birliği bulunmamaktadır. İskeletlerin yanında mezar eşyası olarak üst kısımları eksik kap kaideleri ve sağlam durumda kaplar bırakılmıştır. Bir mezarda ise sadece iki adet kireçtaşı küçük boncuk ele geçirilmiştir. E 8 açmasında Geç Neolitik'e tarihlenen beş adet basit toprak mezara rastlanılmıştır. Mezarlarda yön birliği yoktur. E 10 açmasında bir tane Geç Neolitik tarihli mezar bulunmuştur. D 8 açmasında, Geç Neolitik tarihli iki basit toprak mezar ortaya çıkartılmıştır. Bu mezarlardan birinde hocker tarzda gömülen bir çocuğa ait iskeletin boğaz kısmında, gövdeye dik gelecek şekilde küçük bir obsidiyen kesici bulunmuştur [Tekin 2011: 572-574]. 2006 yılı çalışmalarında ortaya çıkarılan Geç Neolitik Dönem gömüleri kolları ve bacakları göğüse çekilerek yerleştirilmiş halde olup; dört örneğin kafatasları yeniden biçimlendirilerek uzatılmıştır. İskeletlerin analizi henüz tamamlanmamış olmakla birlikte; dişlerin tahıl tüketimi sonucu oluşan aşınmaya rastlanmayan mükemmel durumda olduğu görülür [cat.une.edu.au; 29.5.2008; 14:45]. Geç Neolitik 1. Tabakada bulunan hocker tarzı gömülmüş bireylerde yön birliği bulunmamaktadır [Tekin 2008:3]. 2007 yılında E6 açmasında 2. tabakada bir adet mezar ortaya çıkarılmıştır. Basit toprak mezar içindeki yetişkin bir bireye ait iskelet kötü durumdadır [Tekin 2009:412]. E7 açmasında 4. tabakaya ait geniş bir yapının tabanı altında iki erişkin bireyin gömülü olduğu bir mezar ortaya çıkarılmıştır. 50 yaşlarında ve yarım hocker tarzda sol tarafına yatmış erkek iskeletinin arkasında ona sarılmış durumda 55 yaşlarında bir kadın iskeleti bulunmaktadır. Açmanın güney profilindeyse, büyük kısmı E8 açmasında bulunan ve 5. tabakaya ait yapının tabanı altında ana toprak içine gömülmüş bir mezarda 50 yaşlarında bir kadın iskeleti bulunmuştur [Tekin 2009:413]. 2008 yılında F6 açmasında Geç Neolitik 1. Yapı Katı taban altına gömülmüş dört mezardan üç tanesinde mezar eşyası ele geçmiştir. Bunlardan M-278 olarak numaralandırılan mezarda iskeletin yanında bir adet obsidiyen dilgi bulunmuştur. Yaşı tam olarak tespit edilememekle birlikte 30-40 yaşlarında olduğu tahmin edilen birey hocker tarzında gömülmüştür. Diğer iki mezardan M-285'te hocker tarzında gömülmüş yetişkin kadın iskeletinin boyun kısmında 640 civarında boncuk tanesinden oluşan bir kolye dizisi tespit edilmiştir. İskeletin baş kısmından 40 cm uzakta el yapımı bir sığ bir tabak bulunmuştur. İç ve dış kısmı kırmızı astarlı tabağın iç kısmı zift/bitumen ile büyük bir haç şekli verilerek süslenmiştir. M-294 no'lu mezarda ise yeni doğmuş bir bebeğin günümüze sadece kafatasından birkaç parça kalmıştır. Kafatasının üst kısmında el yapımı iri bir çömlek parçalanmış şekilde bulunmuştur. [Tekin 2010:37-38]. F7 açmasında bulunan 12 adet Geç Neolitik mezardan en dikkat çekeni M-302 no'lu mezardır. Erişkin bireyin cinsiyetini tespit etmek mümkün olamamıştır ancak doğu-batı yönünde gömülmüş bireyin ayak hizasında kilden yapılmış bir topak bulunmuştur. Kil topak, avuç içinde sıkılarak biçim verilmiş olduğundan çiğ köfte tanesine benzemektedir [Tekin 2010:39]. G6 açmasında üç adet, G7 açmasında ise iki adet Geç Neolitik mezara rastlanmıştır [Tekin 2010:41-42]. 2009 yılında F6 açmasında "Bina 19" yapısının doğu kesimindeki odanın kuzeydoğu köşesinde yer alan ocağa yakın bir alanda basit toprak bir mezar ortaya çıkarılmıştır. Söz konusu mezar yapının tabanı altında olup hocker tarzda gömülmüştür. Genç bir bireye ait mezar içinde arkeolojik herhangi bir eser ele geçirilmemiştir. İskeletin ayak kısmına yakın bir yerde bulunan çakmaktaşından bir yonganın mezar eşyasından çok mezar çukurunun açılması esnasında oraya gelmesi kuvvetle muhtemel olduğu düşünülmektedir. "Bina 19"un içinde devam eden derinleşme esnasında taban altında ikinci bir mezara rastlanmıştır. Mezarda ölü hediyesi olarak pişmiş topraktan bardak formunda bir kap ile bir adet boncuk ve perdah taşı ele geçirilmiştir [Tekin 2011: 365]. 2009 yılında F7 açmasında 6 adet mezar açılmıştır. Mezarlardan 3 tanesi Geç Assur ve 3 tanesi Geç Neolitik Döneme aittir [Tekin 2011: 366]. 2009 yılında G6 açmasının doğu doğu profili içine doğru devam eden basit toprak mezarda bir çocuğa ait iskelet ortaya çıkarılmıştır. 1. Yapı Katı'nın tabanın altında genç bir bireye ait basit toprak mezara rastlanmıştır. "Bina 27" olarak adlandırılan yapı içerisinde ve etrafında toplam 7 adet mezar açılmıştır [Tekin 2011: 366]. 2009 yılında G7 açmasında Geç Neolitik Döneme ait 7 mezar ortaya çıkarılmıştır [Tekin 2011: 366]. Kemik/Boynuz: 2005 yılı kazılarında J8b açmasında küçük baş hayvanlara ait kemiklerden yapılmış çeşitli boylarda kemik bızların ele geçirilmesi burada dericilik faaliyetinin varlığına işaret etmektedir [Tekin 2007:362]. 2007 kazılarında E7 açmasınının güney profilinde 5. tabakaya ait yapının tabanı altında bulunan iskeletin avuç kısmında iki kemik bız bulunmuştur [Tekin 2009:413]. 2009 yılında F6 açmasında geçen yılki çalışmalarda ortaya çıkarılan Geç Neolitik 1. Yapı Katı'na ait mimarinin altında 2. Yapı Katı'na ait dolgu toprak içinde, 7 adet kemik bız parçası ele geçirilmiştir [Tekin 2011: 365]. 2009 yılında "Bina 27" olarak adlandırılan yapı içerisinde 1 adet kemik bız ele geçmiştir [Tekin 2011: 366]. Diğer: 2006 yılı kazılarında E9 açmasında gün ışığına çıkarılan küçük buluntular arasında mermerden üretilmiş topuz başı önemli bir yer tutmaktadır. Söz konusu topuz başı beyaz renkli ve kırmızı damarları bulunan bir mermerden üretilmiş olup ortasında dikey açılmış bir delik bulunmaktadır. Ayrıca kireç taşından yapılmış küçük bir kandil Geç Neolitik buluntular arasında dikkat çekmektedir [Tekin 2008:5]. 2007 kazılarında E7 açmasınının güney profilinde 5. tabakaya ait yapının tabanı altında bulunan iskeletin avuç kısmında bir midye kabuğu ve içinde demir oksit ele geçmiştir [Tekin 2009:413]. 2008 yılında F7 açmasında kireç taşından yapılmış bir topuz başı ile mermerden yapılmış topuz başı bulunmuştur. Söz konusu topuz başı oldukça ince bir işçilikle biçimlendirilmiş olup üstünde düzenli aralıklara sıralanmış yumrular bulunmaktadır [Tekin 2010:40].
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'a tarihlenen iki yapı katı bulunan yerleşmede henüz ana toprağa ulaşılmamış olmakla beraber; höyüğün Yukarı Dicle Vadisi'nde bu dönemi temsil eden önemli bir yerleşme olduğu belirtilmektedir. Proto-Hassuna; Hassuna ve Samarra kültürlerinin saptanmasıyla; Önasya'da seamik kullanımının başladığı bu dönemlerde; yayılım alanı olarak daha çok Kuzey Irak gösterilen bu kültürlerin Dicle'nin kuzeyinde de var olduğu anlaşılmıştır. Yukarı Dicle Vadisi'nde kazısı devam eden tek Geç Neolitik merkez olan Hakemi Use'nin Anadolu ve Önasya arkeolojisi için önemli veriler sunacağı düşünülmektedir. Nitekim 2003-2004 yılı kazılarında ele geçen malzeme de bunu doğrulamıştır; Yakındoğu'nun Hassuna/Samarra malının en kuzey sınırını Hakemi Use oluşturmaktadır. Bu yeni keşif Hassuna/Samarra malının Toros Dağları'nın güney eteğinde; Türkiye'nin iç kesimlerinde de var olduğunu kanıtlamaktadır [Tekin 2005]. 2005 yılı kazılarının sonucunda elde edilen arkeolojik bulgular yerleşimde Geç Neolitik Dönem süresince iskanın kısa süreli olduğunu düşündürmektedir (yaklaşık 150-200 yıl). Henüz radyokarbon tahlilleri yapılamadığından tarihlendirme arkeolojik verilere dayanmaktadır. Buluntuların ışığı altında Hakemi Use Hassuna/Samarra yerleşimini MÖ 6100-5950/5900 yıllarına tarihlendirmek mümkündür [Tekin 2007:368-369]. 2006 yılı çalışmalarında Geç Neolitik 1. Tabaka'da ele geçen ve bu dönem için karakteristik olan Standart Ware içinde ele alınan ÔÇizi Bezek'; ÔBaskı Bezek' ve ÔBitumen Bezek' kaplara ait parçalar Hakemi Use ile Kuzey Suriye arasındaki ilişkiyi kanıtlayan arkeolojik bulgulardır [Tekin 2008:3]. 2006 kazılarının sonunda Hakemi Use'nin tarımcı bir köy yerleşmesi olduğu da ortaya çıkmıştır. Hakemi Use aynı zamanda Türkiye sınırları içinde kazısı yapılmış ilk ve tek Hassuna / Samarra yerleşimi olma özelliğini korumaktadır. Yerleşim; Hassuna / Samarra çanak çömleğinin Önasya'da kuzey sınırını oluşturmaktadır [Tekin 2008:6]. 2007 yılı kazı sezonu sonunda Hakemi Use'de bugüne kadar ortaya çıkarılan ocaklar hakkında şunları söylemek mümkündür: Ocaklar odaların bir köşesinde duvara bitişik olarak veya evlerin dışında bulunmaktadır. Ocakların yapımında üç farklı teknik dikkat çekmektedir. Genellikle yuvarlağa yakın formdaki ocakların tabanı 20-30 cm uzunluğunda yassı taşlarla veya nehir kenarından toplanan yassı çakıl taşlarıyla ya da küçük düzensiz çakıl taşlarıyla döşenmiştir [Tekin 2009:415]. Kapların yüzeyine zift/bitümen sıvanması geleneği Hakemi Use'de yaygındır. Zift/bitümenin kaynağının Eruh sızıntı alanı olduğu anlaşılmıştır. Bu malzeme Hakemi Use'de çoğunlukla tek renkli ve astarsız kapların ağız kenarında bir bant şeklinde kullanılmakta; kimi zaman kap yüzeylerinde bezeme amaçlı basit çizgisel olarak da görülebilmektedir [Tekin 2010:38]. 2008 yılında F7 açmasında bir mezarda bulunan kil topak örnekleri Mezopotamya tarih öncesi kazılarında sıklıkla rastlanan bir öğedir. Bu tip kil nesnelerin yazı öncesi toplumlarda ortak kullanım alanlarına mal giriş-çıkışlarının bir tür alındı makbuzu olduğu düşünülmektedir [Tekin 2010:40]. 2009 yılı çalışmaları sonucunda; G7 Açması'nda ortaya çıkarılan ve etrafı bir duvarla çevrili siloların toplumun ortak kullanım alanı olduğu anlaşılmaktadır.gün ışığına çıkarılan bina ve arkeolojik buluntular arasında sosyal statü veya prestije ilişkin bir kanıt saptanamamıştır. Bu da geçmiş yıllardaki durumu teyit etmektedir. Mezarlarda özellikle Geç Neolitik 1. ve 2. yapı katlarına ait mezarlarda pişmiş toprak kaplar tek renkli olup benzer özellikler göstermektedir [Tekin 2011: 367-368]. 2012 yılında Geç Neolitik Dönemin (MÖ 6100-5900) yontma taş endüstrisi üzerine yapılan çalışmalar, bu dönemin yontma taş endüstrisinin tekdüze olduğunu göstermiştir. Obsidiyenin kökeninin Doğu Anadolu olduğu ve obsidiyenin kaynakta yontularak yerleşmeye son ürün olarak getirildiği düşünülmektedir. Obsidiyen çekirdeklerinin yok denecek kadar az olması, çekirdek yenileme ve hazırlama yonga / dilgilerinin bulunmaması bu düşünceyi destekler niteliktedir. Hakemi Use'nin yonga endüstrisinin çakmaktaşından, dilgi endüstrisinin de obsidiyenden üretildiği görülmüştür. Obsidiyen dilgiler yerleşmeye son ürün (hazır dilgi) şeklinde getirilmiş ancak bu dilgilerden elde edilen aletler de yerleşmede üretilmiştir. Özellikle çok iri dilgilerin side-blow technique ile budanmış olduğu gözlemlenmiştir [Kartal 2013].


Liste'ye