©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Zincirli

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Zincirli
Türü:
Höyük
Rakım:
580 m
Bölge:
Akdeniz
İl:
Gaziantep
İlçe:
İslahiye
Köy:
Zincirli
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:

     


Yeri: Gaziantep il merkezinin batısında, İslahiye İlçesi'nin kuzeyindeki Zincirli Köyü'nde yer almaktadır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Amanos Dağları'ndan doğu-batı istikametinde geçit veren Beylan Geçiti'nin Fevzipaşa tren istasyonu yakınındaki çıkışa yakın yol ayrımında yer alır [Özyar 2005:18]; ovada yer alan küçük bir bataklığın batı kenarındadır.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: İlk incelemeleri 1883 yılında, Kommagene Bölgesi'ne yaptığı keşif gezisi sırasında Osman Hamdi Bey gerçekleştirmiştir. Burada 8 kabartmalı taş levha ortaya çıkarır [Özyar 2005:18]. Geç Hitit kalıntıları ile ünlenen yerleşme yeri, 1888 ile 1902 yıllarında önce K. Humann ve R. Koldewey daha sonra F. von Luschan yönetiminde kazılmıştır. Mimari buluntularına bağlı ortostatlar üzerinde yer alan kabartmalar, birçok araştırmacının dikkatini çekmiştir. Bu ilginç kabartmaların bir kısmı ait oldukları yapılarla beraber bulunmuş, bir kısmı da kırılmış olarak daha sonraki çağın yapılarıyla veya onların temellerinde ortaya çıkarılmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: Antik adı Aramice Sam'al olan, Geç Hitit Çağı'nın en önemli metropollerinden biri olarak kabul edilen Zincirli'de yapılan çalışmalar sonucunda, İlk Tunç Çağı'ndan Roma Dönemi'ne kadar uzanan bir yerleşme silsilesinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Buluntular: Mimari: Yerleşme, daire biçimli, çift duvarlı, 720 m çapında, güçlü bir surla çevrilidir. Kentin ortasındaki höyük üzerinde, ikinci bir surla güvence altına alınmış olan kale bulunmaktadır [Darga 1992:221]. Şehirde uygulanmış olan iç içe çift bedenli çember sur sistemi, Kadeş şehrinden de bilinmektedir [Darga 1992:221]. Şehrin dış surlarda yer alan üç kapısı, dağları aşarak gelen yolların güzergahı üzerinde, güney, batı ve kuzeydoğu yönlerindedir. Böylece çevrenin en önemli ticaret yolları, Sam'al krallık merkezine bağlanmış olmaktadır. Buna karşın, Zincirli kalesinin tek bir kapısı vardır ve dış surdaki Güney Kapısı'yla aynı eksen üzerindedir. Her iki kapı, düz bir yol ile birleşmektedir. Zincirli'nin yapı tasarımı hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Kale, kazıların odak noktasını oluşturduğu için bu konuda daha fazla bilgi vardır. Kralın oturduğu kalenin surları, yığma toprak bir zemin üzerinde, tek sur bedeni olarak kurulmuştur. Güney kesimde bir iç sur, bir başka deyimle kaleyi bölen bir sur ve ortasında bir "iç kapı" bulunmaktadır. Kabartmalı ortostatlarla bezeli bir kapıdan saray yapılarına ulaşılmaktadır. Saray yapıları, bir avlu etrafında toplanmış, Hilani tipi girişi uzun cephede, sütunlu portiklere sahip kompleksler olarak tasarlanmıştır. Aramiler'in egemenlik kurduğu bu şehirde, saray mimarlığında hilani tipi yapıların kullanıldığı gözlenmiştir [Darga 1992:273]. Fenike etkisinde oluşmuş, bitkisel bezekli sütun altlıkları Arami Dönemi'nin özgün yapıtlarıdır ve MÖ 730-700 yıllarına tarihlenmektedir [Darga 1992:297]. İçkalenin içerisinde avluların etrafına yerleştirilmiş bir dizi anıtsal yapı bulunur. Hitit İmparatorluk Devri'nden beri Anadolu kentsel merkezlerini Mezopotamya'dan ayıran bu yapı düzeni, Geç Hitit Krallıkları'nda devam edip Zincirli'de de kendini gösterir. En belirgin yapı ise MÖ 2.binyıldan bilmediğimiz, ortak özelliği birkaç basamak ile çıkılan ve sütunlar arasından geçilen girişe sahip, ana mekanın ise hemen bu girişin arkasında çapraz olarak kurulduğu bir yapıdır. Bu yapılar, Assur kaynaklarında "hilani" olarak geçer [Özyar 2005:18]. Heykel/Kabartma: Zincirli'de ortaya çıkarılan bazı hilanilerin girişlerinde, kentin güney kapısında ve içkalenin dışkapısında kabartmalı ortostatlar vardır. Bunların dışında, çift aslanlı kaide üzerinde bulunan devasa bir kral heykeli, bazı hilanilerin sütunlarını taşıyan kaideler ile tek başına duran steller mevcuttur. Zincirli I grubunu (Geç Hitit Geleneksel Stili) temsil eden hayvanlar ve fantastik yaratıklar, ortostatların yüzeyine, üst üste istiflenmiş olarak yapılmıştır. Genel görünümlerinde beceriksiz bir işçilik ve hantallık göze çarpmaktadır. Üst üste düzenlenmiş figürler arasında kompozisyonu ayıran bir çizgi veya eleman görülmez. Zincirli Dış Kale Kapısı veya İç Kale Güney Kapısı'ndaki ortostat betimleri, ince uzun bir tipi göstermekte olup, bedenler kısa, belden aşağısı oransız ve uzundur. Oturan ve ok atan figürlerde ise beden kısmı uzundur. Figürler, sağlam yere basmakta ve güçlü bir izlenim yaratmaktadır. Kabartmanın oturduğu zemin düzdür [Darga 1992:232-236]. Zincirli II grubundaki (Geç Hitit Assur Etkisi Gösteren Stil) insan figürlerinin bedenleri, cepheden ve profilden şekillendirilmiştir; aynı ortostat üzerinde her iki beden biçimi de görülmektedir. Erkek figürlerinde, tanrılar ve insanlar, kısa tünikalı ve uzun giysilidir. Zincirli Dış Kale Kapısı veya İç Kale Güney Kapısı ortostatları üzerinde bu stili, bir başka deyişle en eski Assur etkilerini izlemek mümkündür. Bu evrede kompozisyon alanın geniş tutulması, Zincirli kabartmalarının başlıca özelliğidir [Darga 1992:257]. Bu gruba giren yontu eserler arasında, J Yapısı'nın yanında bulunmuş olan, Sam'al kralı Kilamuva'yı betimleyen 3 m boyundaki büyük kral heykeli vardır. Burada ayakta duran, başı açık, sakallı, uzun giysili ve ayaklarında Assur-Arami sandalları bulunan, statik bir erkek heykeli söz konusudur. Kral heykelinin kaidesinde ise iki aslanı zapteden, diz koşusu pozisyonunda bir kahraman betimlenmiştir [Darga 1992:263]. MÖ 900 civarına tarihlenen heykel, kral heykeli olarak tanımlansa da boğaların üzerinde tanrının durması daha olasıdır [Özyar 2005:20]. Bazalttan yapılmış bir dizi kapı aslanı ve bir sfenks protomunun hangi kapı yapısına ait oldukları kesin olmamakla birlikte, kentin en erken dönemine, MÖ 10 yy. sonu ile 9. yy başlarına tarihlenebilecek özellikler taşırlar [Özyar 2005:18]. İçkale Güney Kapısı kabartmalarında yer alan Assur modeli savaş arabası, bu biçemin MÖ 9. yy ortalarına tarihlendirilmesi için çok önemlidir. Bu biçemde yontulmuş, ortostat üzerindeki kabartma aslanlar, İçkale Güney Kapısı'nın kapı geçidinde karşılıklı ve in situ olarak bulunmuştur [Darga 1992:264]. Zincirli'de de Karkamış'ta olduğu gibi anlatımcı dinsel temalar ağır basmaktadır, ancak kurban ve libasyon sahneleri betimlenmemiştir. Ayrıca bu ilk stil boyunca, kabartmalarda yazı görülmez [Darga 1992:265]. Zincirli'de MÖ 9. yy'ın ikinci yarısından sonra Assurlaşmış Geç Hitit Stili görülmeye başlanır. İçkale'nin saray yapılarına ait ortostatlarda ise Arami Stili dikkat çeker. Kral Kilamuva (MÖ 832-810) kabartması ve Arami yazıtlı ortostatı, bu evre için son derece özgündür [Darga 1992:273]. Söz konusu eserler, MÖ 9. yy'ın ikinci yarısına tarihlenen İçkale'deki yapılara aittir [Özyar 2005:18]. Kral, saç-sakal biçimi, giysileri, ayakkabısı ve elindeki tanrı sembolü lotüs çiçeğiyle Assur paralellerine yaklaşmaktadır [Darga 1992:274]. Bir başka Sam'al kralı olan ve şehre zenginlik getiren Barrakab'a ait mezar steli, Geç Hitit sanatının ve Arami stilinin kayda değer eselerindendir. Tahtta oturan kralın karşısında saray yazıcısı vardır. Başlığı, şalı ve plili giysisi Arami özellikleri taşır [Darga 1992:279]. Barrakab Dönemi kabartmalarında üstte ince, altta kalın bir bordür görülür. Vücut kontürleri keskin olur, bedenler esneklikten yoksundur ve ayaklar detaylı işlenmez [Darga 1992:281-282]. Zincirli'deki önemli eserlerden biri de, İç Kale'de ele geçen, ziyafet sahnesinde kraliçe ve hizmetkarının sergilendiği kabartmalı mezar stelidir [Darga 1992:283]. İç Kale'de Hilani II çevresinde bulunmuş olan Diademli Sfenks, Hilani III'e ait Tören Alayı ortostatları, Hilani III girişinde duran çift sfenksli sütun ve yine Hilani III'e ait olan kapı aslanı, Arami stilinin özgünlüğünü ortaya koyan eserlerdir [Darga 1992:294]. Epigrafik Malzeme: Zincirli'de bulunan çok sayıda yazıtın hiçbiri Luwice değildir. Yazıtlardan ilki Kilamuva'nın kendi yazdırdığı hanedanlık dilekçesidir. Yazıttaki veriler resmi dilin Aramice olduğunu işaret etse de Kilamuva'nın yazıtı Fenikece'dir. Anadolu'nun bilinen "en erken Fenikece yazıt" özelliği taşıyan yazıt, Karatepe örneklerinden yaklaşık 140 yıl daha önceye aittir. Daha sonraki yazıtlar, artık Arami ancak yine Fenike Alfabesi kullanılarak yazılmıştır. Zincirli'de Luvice hiyeroglif yazıt bulunmamasını, bu dilin, belki de sadece azınlık bir grup tarafından kullanılmasına bağlayabiliriz. Ancak iktidar sahibi Sami kökenli Kilamuva'nın adı Luvice'dir [Özyar 2005:20]. İçkale'de hiçbir idari arşiv bulunmazken, Bar-Rakib'i tasvir eden kabartma'da, karşısındaki katibin koltuk altında menteşeli kitap benzeri bir nesne görülür. Bu, açıldığında iç yüzü balmumu ile kaplı ahşap bir tablet olmalıdır. Belki de arşivlerin böyle ahşap tabletlerden oluşması nedeniyle günümüze dek ulaşmasını olanaksız hale gelmiştir [Özyar 2005:20].
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme:


Liste'ye