| Eylül '07 Arşivi | |
|
30 Eylül - 6 Ekim2007
|
|||
|
|||
|
Nano-Yorum: TAY Haber'in "Sayfabaşı Güzeli" yazarlarından Ali Bey'in saflığı hep beni derinen üzmüştür zaten... Yahu Değerli Üstad, iyi güzel oturup araştırıp yazmışsınız da, allah rızası için hangi "bakanın ya da başbakanın bu işe tam destek" verebileceğini de bir zahmet söyleseydiniz ya! Göbeğinden bağlı bir ekonomiyle "nihai alıcılara" nasıl yöneleceklerini de bi zahmet belirtseydiniz ya! Böyle kişilikli bir kültür politikası yürütecek bir bakanlık mı var Türkiye'de? Yoksa ben mi körüm... Olmadı Ali Beyciğim olmadı! S.B. Sinirli |
|||
|
İTALYA VE GETTY MÜZESİ ANLAŞMA SAĞLADI
İtalyan yetkililer, geçen hafta Getty Müzesi ile imzalanan anlaşma sonucunda, daha önce İtalya’dan kaçırılan ve hala Getty Müzesi’nde bulunan 40 eserin iade edilmesine karşılık bu müzenin kuratörü Marion True aleyhine açtıkları davadan vazgeçtiklerini açıkladılar.
Öte yandan, devletin davadan çekilmesine karşılık, İtalya’dan kanunsuz kazılarla ve kaçak yollardan çıkartıldığını bile bile, müzesi adına bu eski eserleri satın alan True aleyhine açılan kamu davası devam edecek. Anlaşmanın İtalya’da, Kültür Bakanlığı binasındaki imza töreninden sonra basına bir demeç veren devlet avukatı Maurizio Fiorilli, bu anlaşmadan sonra True’nun durumunun eskisi kadar ciddi olmadığını, eserlerin iadesinin davada hafifletici neden olacağına inandığını belirtti.
Fiorilli, Amerikalı sanat eserleri tüccarı Robert Hecht aleyhine açılan davanın ise, herhangi bir değişikliğe uğramadan süreceğini, Hecht’in elde ettiği tüm kaçak eserleri uluslar arası piyasaya sürmesi ile art niyetinin sabit olduğunu vurguladı.
Getty Müzesi Müdürü Michael Brand ise, bir yıldır süren görüşmelerin sonunda imzalanan bu anlaşmanın, İtalya’nın ülkesinden yapılan eski eser kaçakçılığını ortadan kaldırmak için sürdürdüğü çok büyük kampanyanın bir parçası olan bu davaları sona erdireceğine inandığını belirtti.
İtalya, bu anlaşmanın dışında halihazırda iki Amerikan müzesi ile ellerinde bulunan Yunan, Roma ve Etrüsk eski eserlerinin iadesi ile ilgili anlaşmalar imzalamış durumda. Getty ile imzalanan anlaşmaya göre bu müzede bulunan ve üzerinde anlaşma yapılan tüm eserler yıl sonuna kadar İtalya’ya geri gönderilecek. Bir tek MÖ 5. yüzyılda yapılmış Afrodit heykeli teşhir için 2010 yılına dek Getty’de kalacak. Getty Müzesi, sadece bu heykele 1988 yılında 18 milyon dolar ödemişti.
Öte yandan, Brand, Getty Müzesi’nden iade edilecek eserlerle müzenin koleksiyonlarında ciddi bir boşluk olacağını, bu boşluğun da İtalya Kültür Bakanlığı’nın vermeyi taahhüt ettiği uzun dönem ödünç eserlerle telafi edileceğini belirtti. AP, Haber: Ariel David, 26.09.2007 |
|||
|
OSMANLILAR SOTHEBY'S'DE
Sotheby’s Müzayede Şirketi’nin her yıl iki defa düzenlediği İslam Dünyası Müzayedesi’nin 2007 yılının ikinci müzayedesinin kataloğu, “Arts of the Islamic World, including Fine Carpets and Textiles” ismi ile yayınlandı. 24 Ekim 2007 günü Londra’da yapılacak olan bu müzayedede 413 parça eser var. Müzayedenin ağırlığı Afganistan, İran ve Hindistan menşeli eserlerde. Osmanlı eserleri ise, geçtiğimiz yıllardan farklı olarak, çoğunlukla 18. ve 19. yüzyıllara ait.
Sotheby’s’in Anadolu çıkışlı eski eserlere karşı temkinli duruşu hemen dikkat çekiyor. Yine de, müzayedede satışa sunulan 20'den fazla İznik çinisinin içinde yer alan, tümü 1575 tarihli, menşei ve eski sahipleri belirtilmemiş beş adet İznik karo ve mimari parçanın bir miktar rahatsız edici olduğunu söyleyebiliriz.
Katalogdan seçtiğimiz bazı ilginç parçalar şunlar: No 29: 3. Murat için hazırlanan Siyer-i Nebi’den minyatürlü bir sayfa. İstanbul’da, 1594 yılında hazırlanan altı ciltlik bu Siyer-i Nebi’de toplam 814 minyatür mevcuttu. Bugün 1., 2. ve 6. ciltler Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde, 3. cilt New York Halk Kütüphanesi Spencer Koleksiyonu’nda, 4. cilt ise Dublin’de, Chester Beatty Kütüphanesi’nde bulunuyor. 4. cilt ise kayıp. Bir Osmanlı prensesine verildiği iddia edilen bu cilte ait minyatürler tüm dünyaya dağılmış durumda. Satışa sunulan bu minyatür de 4. ciltten çıkma. Yine bu ciltten çıkmış minyatürler bugün British Museum’da, Berlin İslam Sanatı Müzesi’nde, Paris, Arap Dünyası Enstitüsü’nde ve Kopenhag’da David Koleksiyonu’nda yer almaktalar.
30,000 - 40,000 Pound
Önceki sahipleri: 3. Murad 1753'de Prenses Rukişah 1939'da Kahire, R.G. Gayer - Anderson
Sultan 2. Mehmed’in yağlıboya portresi, Gentile Bellini kopyası. Erken 15. yüzyıl. Bellini'nin Fatih Sultan Mehmed’in, şu anda Londra, National Gallery’de bulunan 25 Kasım 1480 tablodan esinlenerek, hemen akabinde yapılmıştır. Bahsi geçen bu Bellini tablosu ise, babasının ölümünden hemen sonra oğlu Sultan 2. Beyazıd tarafından sayışa çıkartılmış ve Venedik’li tüccarlar tarafından alınarak önve İtalya’ya, ardından İngiltere’ye götürülmüştür.
Ölçü: 21 x 16 cm
Önceki sahipleri: Thomas Agnew & Sons Ltd., London, 1931; No. 268 Osmanlı gümüş ve altın yaldız tas, Türkiye, yaklaşık 1500.
70,000 - 100,000 Pound Çap 12 cm
Lagonico Koleksiyonu’ndan Iznik tabak, yaklaşık 1530-40 Çap: 36.5cm Çap: 28.2cm Iznik duvar karosu, yaklaşık 1575
Ölçü: 27.5 x 27.5cm. |
|||
|
CHU DAU SERAMİKLERİNİN ESRARENGİZ KADINI
Bu mektuptan önce, Chu Dau seramikleri olarak bilinen bu gruba dair hemen hiçbir şey bilinmiyordu. Japon ataşenin başvurusunun ardından, 1983 yılında bölgede yapılan araştırma kazılarında seramik fırınları bulundu. Uzun süren araştırmalardan sonra artık arkeologlar bu bölgedeki seramik geleneğinin 15. yüzyılda başladığını ve yaklaşık 200 yıl kadar sürdüğünü biliyorlar.
Ateşenin sorduğu diğer sorunun cevaplanması ise çok daha zor oldu. Topkapı Sarayı’nda bulunan seramik vazoda imzası olan Bui Thi Hy isimli kadına ait hiçbir bilgi yoktu. Uzun araştırmalardan sonra Bui sülalesinin kayıtları bulundu. Kayıtlar başka kayıtları takip etti ve nerede ise 20 yıllık bir araştırmadan sonra kumaş üzerine yazılmış en eski soy listeleri bulundu. Bu kayıtlarda 1420 yılında doğan Bui Thi Hy ile ilgili bilgiler vardı. Yıllıklara göre edebiyat ve yazı konularında üstün becerileri olan Bui Thi Hy nin çizime de doğuştan yeteneği vardı. Dang Si isminde zengin bir seramikçi ile evlenmiş ve ardından seramikçi olarak çok ünlenmişti. Hiç çocuğu olmayan Bui Thi Hy çok başarılı ve zengin bir insan olarak 79 yaşında, 1499 yılında ölmüştü.
Topkapi Sarayı’nda bulunan vazo 1450 tarihli ve bu bölgeye ait dünyadaki en eski örnek olma özelliğine sahip. Form tamamen Vietnam özelliği olsa da üzerindeki motiflerde Yuan-Çin etkisi görülmekte. Bu türün dünyadaki ikinci en eski örneğine ancak 100 yıl kadar sonra rastlanıyor. vietnamnews.vnagency.com.vn, Haber: Nguyen My Ha ve Ta Quynh Hoa, 30.09.2007 Nano Yorum: Topkapı Sarayı, 9 Ekim 1924 tarihinde müze olarak ziyarete açılmıştır. Bugüne kadar görev yapan tüm çalışanların ve müdürlerin çalışmalarını ve zor şartlarda gösterdikleri çabayı takdirle karşılıyoruz. Ancak bu örnek, envanter çalışmalarının önemini bir kez daha gösteriyor. Daha önce de defalarca yazdığımız gibi, mutlaka ve ivedilikle müze envanter sistemlerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir. |
|||
|
SUADA HİKAYESİ
Uzmanlar, “Prosedüre uygun olmayan süreç izlenmiş” derken, Galatasaray Adası’na yapılacak binanın planını henüz tamamlanmadığı belirtildi. 1945’te kullanım hakkı Galatasaray Spor Kulubü’ne geçen adayla ilgili projeyi ise Unit AŞ hazırladı. Karar ile onanan Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörüm Bölgeleri Nazım ve Uygulama İmar Planları’nın Galatasaray Adası ile ilgili bölümünde yapılan plan tadilatı, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından 3 Şubat 2005’te askıya çıkarıldı.
Kıran Mimarlık’a hazırlatılan projede, toplantı salonu, sergi, konser, gösteri, spor, eğlence ve restoranlar bulunuyor. Adanın üzerine çelik konstrüksiyonla bağlanacak gemi şeklindeki proje, 5 bin metrekare kapalı alan, 85 metre uzunluk ve 3.5 kat, 9.5 metre yükseklikte bulunuyor. Beylerbeyi ve Çırağan Sarayları ile birçok köşk ve kasrın yapımına imza atan "hassa mimarı" Sarkis Balyan’ın, yıllar önce yazlık evinin bulunduğu Galatasaray Adası’na gidip geldiği çatanası (bir tür buharlı tekne) mimar Hakan Kıran’a ilham kaynağı olmuş. Kıran’ın birinci seçilen projesi, çelik direkli, sağa sola dönebilen ve adayı kaplayan bir gemi görünümünde. Bakalım yangının sonucu ve projenin akıbeti ne olacak? Ama bana kalırsa, "Suada" olmadan önce "Buzada" olarak anılan ada, dili olsaydı muhtemelen "Gölge etmeyin başka ihsan istemem" derdi. TAYHaber, Yazı: Ayşe Didem Bayvas, Kaynak-Foto: S.Demirkol, Milliyet, besiktasliyim.net, Tercüman, ultraslan.org, 06.10.2007 |
|||
|
MÜZİK MÜZESİ HAYALİ GELECEK YILA KALDI
Fotoğraf Altı: Geçtiğimiz haziran ayında Üsküdar'daki eski Tekel Deposu'nda açılması planlanan Türkiye'nin ilk ve tek Müzik Müzesi, ziyaretçilerini gelecek yıldan itibaren Gülhane'deki İslam Teknolojileri Müzesi içinde ağırlayacak.
Ağustos 2006'da Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde kağıt üzerinde kurulan Müzik Müzesi, birkaç ay önce Tabiat Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne devredilmişti. Ardından müzenin Gülhane'de kurulmasına karar verildi ve Topkapı Sarayı Sur-ı Sultani içinde yer alan İslam Teknolojileri Müzesi'nde 300 metrekarelik bir bölüm ayrıldı. Tabiat Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, daha çok ziyaretçi çekmek için müzeyi Sultanahmet'teki müzeler bölgesine almaya karar verdiklerini belirtiyor. Müzeye konulacak enstrümanları toplama işlemi ise halen devam ediyor. Müzik Müzesi çalışmalarını yürüten etnomüzikolog Oğuz Elbaş, müzenin yer değişikliği konusunun kendi bilgisi dahilinde olmadığını söylüyor. Topkapı Sarayı, Mevlevihaneler ve yurdun çeşitli müzelerinden çalgı aleti toplama işleminin devam ettiğini belirten Elbaş, özel koleksiyonlardan da çalgı alacaklarını ifade ediyor. Müzenin İslam Teknolojileri Müzesi bünyesinde açılmasını da değerlendiren Elbaş, "Ben olaya olumlu bakılmasını istiyorum. Bu bir başlangıç. Elimizde ne var ne yok, insanlara ne anlatıyor, insanlar bundan nasıl faydalanıyor bir görelim. Önce bir başlayalım." diyor.
Müzik Müzesi'nin hikayesi eskilere dayanıyor. Açılması yıllardır dillendirilen müzeyle ilgili en somut adımlar ise geçtiğimiz yıl atıldı. Kültür Bakanlığı ve Bilkent Üniversitesi işbirliği ile 29-31 Mayıs 2006 tarihleri arasında düzenlenen "Uluslararası Tarihsel Süreç İçinde Türkiye'de Müzik Kültürü ve Müzik Müzesi Kongresi"nde bu konu enine boyuna tartışıldı ve böyle bir müzenin açılmasına karar verildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan Türkiye'nin ilk ulusal müzik müzesi için Üsküdar'daki eski Tekel Deposu tahsis edildi. Bina yeniden düzenlenip 2007 yılı başında hizmete girecekti. Fakat bunlar gerçekleşmedi.
Gülhane'de açılacak Müzik Müzesi'nin yaşayan bir müze olması hedefleniyor. Türk müzik sanatı ve kültürü üzerine araştırma ve inceleme yapan yerli ve yabancı müzikolog, etnomüzikolog ve akademisyenlere bu alanda bilgi, belge ve dokümanlara ulaşma imkanı sağlayacak olan müzede, çalgılar, notalar, arşiv kayıtları ile müzikle ilgili tüm etnografik materyaller yer alacak. Bakanlığa ait çeşitli müzelerdeki materyallerin yanı sıra yurtiçindeki ve dışındaki özel çalgı koleksiyonları, plaklar ve dokümanlar da satın alma ya da hibe yoluyla müze envanterine kazandırılacak. Teşhir edilen her tür tarihi enstrümanın onarımlarının yapılacağı ve ses kayıtlarının satışa sunulacağı müzede alanında uzmanlaşmış 15 sanatçıdan oluşan özel bir araştırma ve uygulama topluluğu da görev yapacak.
Müzik Müzesi için belirlenen ilk mekan olan Üsküdar'daki eski Tekel binasının durumunun ne olacağı da şu an için belli değil. Genel Müdür Orhan Düzgün, bakanlığa devredilen binanın hangi amaçla kullanılacağı konusunda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile önümüzdeki günlerde detaylı bir toplantı yapacaklarını söylüyor. Bina, Kültür Bakanlığı'na devredileli yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen halen resmi devri Tekel'den alınmış değil. Devir işleminin gerçekleşmemesinin nedeni ise bakanlığın binayı koruyacak yeterli güvenlik kadrosunun bulunmaması. Binanın güvenliği halen Tekel görevlileri tarafından sağlanıyor. Zaman, Haber: Ali Pektaş, 06.10.2007 |
|||
|
OSMANLIYA AİT BELGELER 3 KITADA TAPU ANLAŞMAZLIKLARINI ÇÖZECEK Vakıflar Genel Müdürlüğü, Vakıf Arşiv Yönetim Sistemi (VAYS) projesiyle Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait yaklaşık 12 milyon belgeyi dijital ortama aktarıyor. Bu yılın sonuna kadar tamamlanması planlanan VAYS projesi ile Osmanlı vakıf belgeleri, 3 kıtada tapu anlaşmazlıklarının hakemi haline gelecek.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, VAYS projesinde, tarihi belgelerin en üstün teknolojiler aracılığıyla koruma altına alınması ve araştırmacıların hizmetine sunulması amacıyla 2005 yılında uygulama çalışmalarına başladı. VAYS projesi ile vakıfların amaçlarına göre yaşatılmaları ve mal varlıklarının korunabilmesi için gerekli arşiv yönetim sisteminin kurulabilmesi, vakıflarla ilgili her türlü bilginin derlenerek bilgisayar ortamına alınması, Selçuklu, beylikler ve Osmanlı dönemi kültür ve medeniyetine ait bilgi ve belgelerin internet ortamına açılarak Türk ve dünya kamuoyu ile paylaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında, vakıfların elindeki vakfiye, zeyl vakfiye, ilan, hüccet, berat, ferman, emir, hüküm, ahkam kayıtları, hudutname, kayd-ı hakani, ilmühaber, her türden temessük (senet) kayıtları, mahkeme, şura, encümen, meclis, komisyon kararları, tafsil, hurufat, atik şahsiyet (hazine esas kaydı) ve yeni şahsiyet kaydı türünden Arapça olanların Türkçeye çevirisi ile Osmanlıca olanların transkripsiyonları yapılarak bilgisayara aktarılıyor. VAYS projesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, İstanbul Bölge Müdürlüğü Arşivi ve İstanbul Müftülüğü bünyesinde bulunan kayıtları ile mikrofilm çekimi ile dijital ortama aktarılıyor. Çalışma kapsamında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nde bulunan 4 bin 190, İstanbul Müftülüğü'ndeki 10 bin, Milli Kütüphane bünyesinde iken Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne devredilen 8 bin 609 defter ile birlikte Türk Tarih Kurumu, Süleymaniye Kütüphanesi, Topkapı Sarayı Müzesi ve Türk İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan vakıflarla ilgili belge ve defterlerin dijital ortama aktarılması işlemleri tamamlandı. Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı'nda bulunan 8 milyon 470 bin 726 defterden 2 milyon 100 bininin dijital kopyaları alındı. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'ndaki 6 milyon 370 bin 726 defterin dijitalleştirme çalışmaları sürüyor.
1460 yılından beri el atılmayan Osmanlı tapu arşivleri, bilgisayar ortamına aktarılıyor. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve İstanbul Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü, padişah fermanlarıyla sadece kişi isimlerinin yer aldığı Osmanlı tapularını Türkçeye çeviriyor ve tapuları tarayıp mikrofilmlerini çekiyor. Osmanlı tapu kayıtları sadece Türkiye'nin toprakları ile sınırlı değil. Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü topraklarda şu an 28 devlet var. İstanbul Tapu Kadastro Bölge Müdürü Adnan Cevher, Osmanlı tapu arşivlerinde Kıbrıs'tan Filistin'e, Mısır'dan Bosna'ya kadar birçok ülkenin kayıtlarının bulunduğunu anlattı. Tapuların bilgisayara aktarılması çalışmalarında, diğer ülkelerdeki gayrimenkullerin tapu kayıtlarının da ele alındığını ifade eden Cevher, "Osmanlı'nın hüküm sürdüğü topraklarda kurulan devletler, kendi ülkelerindeki anlaşmazlıklarda bile Osmanlı tapularını kaynak kabul ediyor. Tapular bilgisayar ortamına aktarılınca, Osmanlı tapuları, 3 kıtada tapu anlaşmazlıklarının hakemi haline gelecek." diye konuştu.
Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, "Proje sonunda yıllar boyu karanlık kapılar ardında kalmış birbirinden değerli milyonlarca belge gün ışığına çıkmış ve bu belgelerin içerdiği bilgiler tüm insanlığın istifadesine sunulmuş olacak." dedi. Zaman, Haber: Yasin Kılıç, 06.10.2007 |
|||
|
EFSUNLU TABLONUN ŞİFRESİ Sait Halim Paşa Yalısı'na ismin verilmesindeki sebeplerden biri de yalıdaki Çölde Av isimli yağlı boya tablo. Eni 5.65, boyu 7.76 metre olan bu tablo, Türkiye'deki en büyük tablolardan biri. O da şans eseri yangından hiç zarar görmeden kurtulmuş. Mısır çöllerindeki bir av sahnesinin resmedildiği eser, Felix Auguste Clement'e ait. Aynı zamanda yalının iç mimarı olan Clement, Sait Halim Paşa'nın hem çok yakın dostu hem de av arkadaşıymış. Zaten resimde ortada duran kişi de Paşa'nın ta kendisi. Yerde yatan sarı saçlı ve bıyıklı kişiye dikkat ederseniz, o da Clement. Sanatçı tabloyu 1865 yılında Mısır'da yapmış. O büyüklükte bir resmin, Mısır'dan buraya nasıl getirilip, yalıya sokulduğu hala tartışma konusu. Clement ile Sait Halim Paşa'nın tanışıklığına gelirsek... Sait Halim Paşa, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunu oluyor. Clement de Kavalalı'nın Mısır'daki evinin mimarı. Sait Halim Paşa yalısıyla ilgilenmek için Mısır'dan İstanbul'a gelmiş. Gelirken de bu resmi getirmiş. Ayrıca yalının tavan işlemelerinden merdiven basamaklarına kadar her ayrıntıyı kendisi yapmış. Tablonun en büyük özelliklerinden biri kullanılan perspektif teknikleri. Eserin bulunduğu odanın hangi köşesinden bakarsanız bakın, resimdeki atlardan biri gözlerini sizden ayırmıyor. İster istemez hep o atla göz göze geliyorsunuz. Bir diğer atın ön bacağı da aynı şekilde sizi takip ediyormuş gibi duruyor. Her ne kadar bu çok sık uygulanan bir resim tekniği olsa da, belki de mahalleli yalıya "Efsunlu," demekte çok da haksız değil.
1995 yılında meydana gelen yangın nedeniyle Çölde Av tablosuyla ilgili ayrıntılı bilgi bulunamıyor. Yalının konsept danışmanı ve marka yöneticisi Yelda İpekli, bu yangın sırasında temel kaynakların yandığını anlatıyor: "Yalıyla ilgili pek çok bilgi, yalıyla birlikte yanmış. Sonradan yapılan araştırmalar da çok sınırlı." Tablonun tarihi değerinin yanı sıra sanatsal değeri de dikkat çekici. Oryantalist bir anlatıma sahip olan eser, çok figürlü bir kompozisyona sahip. Sizi takip eden atların yanı sıra farklı perspektif oyunları da yapılmış. Bunun için tablonun karşısına geçip biraz zaman geçirmeniz gerekiyor. Resmin her köşesinden farklı bir şifre çıkacağına emin olabilirsiniz...
Sait Halim Paşa Yalısı'nın 2004'te Göçtur Turizm A.Ş.'ye kiralanmasından sonra, yalıdaki paha biçilemeyen eserler Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yıldız Sarayı Müzesi depolarına taşındı. 367 eser tek tek götürüldü. Ancak Çölde Av, çok büyüktü ve neredeyse duvarla bütünleşmişti. Onu çıkarmak, hem yalının duvarına hem de resme zarar verecekti. Bu nedenle resim yerinden oynatılamadı. Böylece tablo, ait olduğu yerde gizemini korumaya devam ediyor...
Yalıdaki en önemli orijinal eser olan Çölde Av, yalının en önemli mekanlarından biri olan Selamlık bölümündeki Tören Salonu'nda yer alıyor. Kahire mimarisinin özelliklerini taşıyan bu salon, şu an boş dursa da kimi zaman özel yemekler ve toplantılar için kullanılabiliyor.
Rıhtımındaki iki arslan heykelinden dolayı 'Arslanlı Yalı' olarak da anılan Sait Halim Paşa Yalısı, neo-klasik tarzda inşa edildi. Sakin dış görünüşüne karşın, dekorasyonunda ağır arabesk unsurlar kullanıldığından, küçük bir Arap sarayını da andırıyor. Sait Halim Paşa Yalısı'nın bilinen ilk sahipleri Düzoğulları Ailesi. Yalının 1863'te Aristarhis Ailesi'nin eline geçtiği tahmin ediliyor. Bilindiği kadarıyla, Aristarhis Ailesi yalıyı tamamen yıktırıp, yeniden inşa ettirmişti. Yalı, Aristarnis Ailesi'nden sonra 1876 yılında Prens Abdülhalim Paşa tarafından satın alındığında harap haldeydi ve Çanakkaleli mimar Petraki Adamandidis'e yaptırıldı. Böylece yalı bugünkü halini aldı. Abdülhalim Paşa'nın ölümünden sonra yalı, paşanın dokuz çocuğuna kaldı. Sait Halim Paşa ise kardeşlerinin hisselerini satın alarak 1894'te yalıya sahip oldu. Yalı, en güzel zamanlarını Sait Halim Paşa zamanında yaşadı. Sonra da bilinen talihsizlikler başına geldi. Yalının 1998'de başlayan yenileme çalışmalarında ise yalının yangından önceki değil, 1890'lardaki görünümü temel alındı. Sabah, 06.10.2007 |
|||
|
HIZLI TREN TARİHE ÇARPTI
Eskişehir'in İnönü İlçesi'nde devam eden hızlı tren hattı çalışmaları sırasında MÖ 6. yüzyıla ait iki tümülüse rastlandı. Hızlı tren inşaat çalışmalarının kısa süreli olarak durdurulduğu 200 metrekarelik alanda Arkeoloji Müzesi görevlileriyle AÜ Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyeleri birlikte kazı yapıyor.
Radikal, 06.10.2007 |
|||
|
"AKP TARİHE SAHİP ÇIKMIYOR"
İstanbul'da Taksim'deki Cumhuriyet Anıtı başta olmak üzere kente ruh katan çok sayıda ünlü anıt yok olmanın eşiğinde. AKP'nin, kentteki birçok yapıyı onarmasına karşın 79 yıllık Cumhuriyet Anıtı'na gerekli ilgiyi göstermemesini eleştiren uzmanlar, bu anıtların acilen restore edilmesini istiyor. Cumhuriyet, 05.10.2007 |
|||
|
"OSMANLI MİMARİSİNİN KORUNMA, RESTORASYON VE YENİDEN KULLANIMI" SEMPOZYUMU
Hollanda Araştırma Enstitüsü ve Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü, Anadolu Medeniyetleri ve Kültürel Miras Yönetimi Yüksek Lisans Programı tarafından düzenlenen "Osmanlı Mimarisinin Korunma, Restorasyon ve Yeniden Kullanımı. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Balkanlar'dan Uygulama ve Problemler" Sempozyumu 9 Ekim 2007 tarihinde, 10:00 - 17:30 arasında Hollanda Araştırma Enstitüsü'nde gerçekleştirilecek. TAYHaber, 05.10.2007 |
|||
|
KAZILARDA BULUNAN TABLET, SİVAS TARİHİNİ 300 YIL GERİYE GÖTÜRDÜ
Sivas'ta Hitit dönemine ait olduğu belirlenen alanda yapılan kazı çalışmalarında bulunan yazılı tablet, ilin yerleşik hayatını 300 sene geriye götürdü. Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Sivas'ın bilinen yazılı tarihi ise MÖ 1500'lü yıllara dayanıyordu. haberler.com, 05.10.2007 |
![]() ![]() |
||
|
MOTOSİKLETTE 'ÜÇ HAVARİ' HEYKELİ YAKALANDI
Uşak'ta bir kişi, tarihi eser kaçakçılığından yakalanarak gözaltına alındı. haberler.com, 05.10.2007 |
|||
![]() |
MENEKŞE SOKAK KURTARILIYOR
Ordu'da yüzyıl başından kalma Ermeni, Rum ve Osmanlı mimarisinin hakim olduğu evlerin bulunduğu Taşbaşı Mahallesi'ndeki Menekşe Sokak, Ordu Belediyesi'nin yapacağı çalışmalar sonunda tarihin yaşandığı sokağa dönüştürülecek. Ordu Kent Haber, 05.10.2007 |
||
|
SU ARARKEN MEZAR BULDULAR
Hatay Arkeoloji Müzesi Müdürü Faruk Kılınç, Erzin İlçesi'nde Aslantaş Barajı'ndan İskenderun'a su getirmek için çalışma yapan DSİ ekiplerinin tarihi özellikleri bulunan ''oda mezar'' bulduğunu belirtti.
''Oda mezar''ın iş makinelerinin darbesi sonucu hasar gördüğünü ifade eden Kılınç, Arkeolog Demet Kara ile 3 görevlinin inceleme yaptığını söyledi. Yeşiltepe Köyü yakınlarında bulunan ''oda mezar''ın ilk etapta Geç Roma dönemine ait olduğunun saptandığını kaydeden Kılınç, ''Çalışma sırasında iş makinelerinin darbesi dolayısıyla mezarın bazı bölümleri hasar görmüş. Mezarlık içinde seramik ve camdan yapılmış gözyaşı şişeleri, insan kemikleri bulundu. Bakanlığa durumu bildirdik. Alacağımız izin ve ödenekle oda mezar ve çevresinde kazı başlatacağız'' dedi. Kılınç, bulunan oda mezarın etrafının güvenlik amacıyla çevrildiğini, DSİ'nin çalışmalarına ara verdiğini bildirdi. Hatay Gazetesi, 05.10.2007 |
![]() ![]() |
||
![]() |
TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ 2008 TOPLANTISINI OSMANGAZİ'DE YAPACAK
2008'in Mart ayında yapılması planlanan Tarihi Kentler Birliği toplantısı, TKB'nin Şanlıurfa Buluşması'na katılan Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe'nin burada yaptığı davet üzerine gerçekleşecek. Belediye Başkanı Recep Altepe, toplantıyla ilgili son ayrıntıların; Birliğin İstanbul'daki merkezi olan Şerifler Yalısı'nda Prof.Dr. Metin Sözen başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda netleştirildiğini bildirdi. Mart 2008'de yapılması planlanan toplantıda, Osmangazi Belediyesi'nin tarihi mirası koruma çalışmaları ve bağlamdaki örgütlenme, işlevlendirme, röleve ve restorasyon projesi hazırlama, kent belleği oluşturma, somut olmayan kültürlerin desteklenmesi, kent kültürünün oluşturulması/ortaya çıkarılması gibi çalışmaları ayrıntılı olarak ele alınacak. TKB'nin Osmangazi Buluşmasında tarihi mirası koruma çalışmaları sadece teorik olarak işlenmeyecek. Konuklar aynı zamanda Osmangazi Belediyesi'nin restore ettirdiği kültürel varlıkları da yerinde görecek. 3 gün sürmesi planlanan toplantının son iki günü yerinde inceleme ile geçecek. Konuklar iki gün boyunca, restorasyonu tamamlanan veya devam etmekte olan; Bursa Surları, Sur Kapıları (Saltanat Kapı, Fetih Kapı, Yer Kapı, Zindan Kapı), Karabaş-ı Veli Kültür Merkezi, Haraççıoğlu Medresesi, Gökdere Medresesi, Seyyid Usul Tekkesi, Geyve Han, Galle Han, Tuz Han, Tuz Pazarı, Uzun Çarşı, Okçular Çarşısı, Ertaş Çarşısı, tarihi Merinos Tren İstasyonu, Abdal Camii ve Türbesi'nde yerinde inceleme yapılacak. Tarihi Kentler Birliği katılımcıları, Osmangazi Belediyesi'nin sokak dokusu düzenlemesi yaptığı; Üftade Sokağı, Osmangazi Çıkmazı ve Kayhan Caddesi gibi bölgelerde de inceleme yapacak. haberler.com, 05.10.2007 |
||
|
DEVLET TESCİLLİ BİNALARA PARA VERİYOR, KİMSENİN HABERİ YOK
Yıpranmış ve onarım bekleyen özel mülkiyetli tescilli yapıların korunması için Kültür ve Turizm Bakanlığı 250 bin YTL'ye kadar nakit yardımında bulunuyor. Ancak ne yönetmelikten ne de Bakanlığın uygulamasından kimsenin haberdar olmadığı ortaya çıktı. Antalya'da bugüne kadar mülkünün tamir ve onarımını yaptırmak için 4 kişi başvuruda bulundu.
Yönetmeliğin tarihin yeniden ayağa kaldırılabilmesi için şans olduğunu savunan Kültür ve Turizm İl Müdürü İbrahim Acar, tescilli binası olanları bu imkandan faydalanmaya çağırdı. Bakanlıklarının proje için 50 bin YTL, proje uygulaması için de 200 bin YTL olmak üzere 250 bin YTL'ye kadar nakdi yardımda bulunduğunu belirten Acar "Kaleiçi, Antalya tarihinin izlerini taşıyan bir yerleşim. Burayı ayağa kaldırmak lazım. Kaleiçi'nin ayağa kaldırılması turist için de turizmci için de güzel olur. Kültür turizmi mesafe alır." dedi.
Antalya kent merkezindeki en önemli tarihi ve kültürel miras olarak gösterilen Kaleiçi'ndeki bazı binaların sahibi bulunmuyor. Bazısı ise sahibi tarafından terk edilmiş durumda. Bazı binalarda ise halen oturanlar bulunuyor. İçinde 700'e yakın tarihi bina ile 40 anıtsal yapı barındıran Kaleiçi'nde, Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik hakkında bilgisi olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Çok az sayıda insan yönetmelikten haberdarken, çoğu semt sakini yıkılmaya yüz tutan evlerinin devlet tarafından onarılmasını bekliyor. Semt muhtarları yönetmelikten haberi olmayan vatandaşın evini çürümeye terk ettiğini söylüyor. Muhtarlar kendilerinin bile yönetmelikten haberdar olmadıklarını söylüyor. 1998 senesinde evini kendi parası ile onardığını anlatan Barbaros Mahallesi Muhtarı Mehmet Gözübüyük, parası olmayan bazı vatandaşların ise onarım yaptıramadığı için tescille binalarının gözleri önünde çürüdüğünü söyledi. Tuzcular mahallesi muhtarı Serdar Söyler ise düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: "Bu yönetmelik güzel, keşke bu konudan 2 yıl önce haberimiz olsaydı. Vatandaşı bire bir ilgilendiren konularda çıkan yönetmelikler muhtarlara bildirilse. O zaman bizler de Kaleiçi'nde parası olmadığı için binasını onaramayanlara duyururduk. Böylece Kaleiçi de güzelleşirdi. Böyle bir yönetmeliğin olduğunu mahalle sakinlerimize duyurmaya başlayacağız. TürkiyeTurizm.com, 05.10.2007 |
|||
|
XI. ORTAÇAĞ-TÜRK DÖNEMİ KAZI SONUÇLARI VE SANAT TARİHİ ARAŞTIRMALARI SEMPOZYUMU
Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü tarafından ilki 1997 yılında düzenlenen "Ortaçağ-Türk Dönemi Kazı Sonuçları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu"nun onbirincisi, 17-19 Ekim 2007 tarihleri arasında İzmir'de gerçekleştirilecek.
Sempozyum, yaptığı çok sayıda bilimsel çalışma ve etkinlikle Sanat Tarihi araştırmalarına önemli katkılar sağlayan, çok sayıda bilim adamının yetişmesinde emeği bulunan, ayrıca “Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları Sempozyumu”nun öncülüğünü yapan, Bölümün kurucusu Prof.Dr. Rahmi Hüseyin Ünal’a armağan olarak düzenlenecek.
Sempozyum bildirileri ise daha sonra bir kitapta toplanacak. TAYHaber, 05.10.2007 |
|||
|
KALE PROJESİ ADIM ADIM İLERLİYOR
Adıyaman'ın tarihi Hısn-ı Mansur Kalesi'ni kurtarmak için başlatılan proje kapsamında evlerin yıkım işleri devam ediyor.
Adıyaman Belediyesi tarafından yürütülen kale projesi kapsamında 15 evin daha istimlak edilerek yıkımı gerçekleştirildi. Fen İşleri Müdürlüğü'ne bağlı ekipler proje kapsamında bugüne kadar 65 evin yıkımını yaptı. Yapılan çalışmalar neticesinde 15 evin daha yıkımı yapılarak, projenin gerçekleşmesi için çalışmaların devam ettiği bildirildi.
Belediye Başkanı Necip Büyükaslan, kale çalışmalarının hızlı bir şekilde yürütüldüğünü dile getirerek, "Kale Projesi'ni hayata geçirmek amacıyla çalışmalarımıza ivedi bir şekilde devam ediyoruz. Söz konusu projemizi en kısa zamanda gerçekleştirerek hizmete sunacağız. Bizim için önemli olan günlük çözümler değil, kalıcı çözümlerdir. Çünkü biz ilimizin bugününü değil, geleceğini düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Adıyaman Kent Haber, 05.10.2007 |
![]() |
||
|
OSMAN HAMDİ BEY PRIENE KAZI EVİ'NDE BULUNDU
Osman Hamdi Bey'in, Söke'ye bağlı Güllübahçe Beldesi'nde bulunan antik kent Priene'de ilk kazı çalışmalarını denetleyen isim olduğu ortaya çıktı. Elde edilen verilerden yola çıkılarak, Priene antik kentinin gün ışığına çıkarılmasında, ünlü ressam ve Çağdaş Türk Müzeciliği'nin gerçek kurucusu olarak kabul edilen Osman Hamdi Bey'in büyük katkısı olduğu düşünülüyor.
Sadrazam İbrahim Ethem Paşa'nın oğlu olan Osman Hamdi Bey, Paris'te resim ve arkeoloji eğitimi alan ve 1869'da yurda döndükten sonra 1881 yılında Müze-i Hümayun Müdürlüğü'ne atandı. Bu alanda devrim sayılabilecek eski eserlerimizin yurt dışına götürülmesini yasaklayan kanunu yürürlüğe koyan ünlü ressam Osman Hamdi Bey, 1895 yılında Söke'ye gelerek Alman Kazı Ekibi'nin Priene'de çalışmalarını denetlediği ortaya çıktı. Güllübahçe Belediye Başkanı Yılmaz Salbaş, beldesi ile ilgili başlatmış olduğu fotoğraf arşiv çalışmalarında ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in 1895 yılında ilk kazı çalışmalarını başlatan Alman Kazı Ekibi Başkanı Arkeolog Wiegand, Schrader, Siemens ve kızı ile çekilmiş resimleri bulundu. Sökeli fotoğraf sanatçısı Cevdet Üzüm tarafından gün ışığına çıkarılan fotoğraf büyütülerek Güllübahçe Belediyesi'ne asıldı. Bu yılki kazı çalışmalarını geçtiğimiz hafta içerisinde tamamlandığını söyleyen Belediye Başkanı Yılmaz Salbaş, "MÖ 4. yüzyıl antik dönemlere kadar uzanan gerek Athena Tapınağı gerekse kanalizasyon sisteminin kurulması ile ilk kentleşme mimarisinin izleri ile bilinen Priene kentimizde Osman Hamdi Bey'in izine rastladık. Bunun fotoğraflarla da desteklenmesi bize bu yıl ki kazı dönemin sonunda ayrı bir heyecan ve keyif verdi. Onun 1895 yılında kazı çalışmaları için geldiği ve beldemizde kaldığı kazı evi bugün halen orjinal haliyle yine kazı evi olarak hizmet veriyor" dedi. Haber Ekspres, 06.10.2007 |
|||
|
ABD'DE 1720 YILI YAPIMI KEMAN SATIŞTA
İtalyan Giuseppe Antonio Guarneri'nin 18'inci yüzyıldan günümüze gelen bir kemanı, gelecek hafta New York'taki Christie's müzayede salonunda satışa çıkarılacak. Trt/Haber, 05.10.2007 |
|||
![]() |
3240 YILLIK ANTİK BARAJ
Çorum'a 45 kilometre uzaklıktaki Alacahöyük Antik Kenti'nde MÖ 1240 yılında yaptırılan Hitit Barajı yüz yıllardır tarım alanlarının sulamasında kullanılıyor. Bu yılki kuraklık Hitit Barajı sayesinde hissedilmedi bile.
Çorum'un Alacahöyük Antik Kenti'nde MÖ 1240 yılında yaptırılan ve Tanrıça Hepat'a ithaf edilen Hitit Barajı, yüz yıllar sonra yeniden tarım alanlarının sulamasında kullanılıyor. Alacahöyük'teki arkeolojik çalışmaların başkanlığını yapan Prof.Dr. Aykut Çınaroğlu, Hititlerin Anadolu'da MÖ 1200'lü yıllarda yaşanan kuraklık üzerine Orta Anadolu'da 11 vilayete 13 baraj inşa ettirdiğini belirtti. Çınaroğlu, "Bu barajlardan Alacahöyük'teki hariç hepsi işlevini yitirdi. Alacahöyük'teki baraj ise kaynak suyu gövdesi içinden çıktığı için bu su, günümüze kadar akmaya devam etmiştir" dedi. Bugün, 05.10.2007 |
||
|
BERGAMA'NIN ZEYTİNBAĞ BELDESİNDE SİT ALANI SORUNU
Bergama'ya bağlı Zeytindağ beldesinde, 1. derece SİT alanı içinde bulunan Kazıkbağları Mahallesi'ndeki bazı bina sahipleri hakkında, Bergama müze görevlileri ve jandarma ekiplerinin rapor tuttuğu bildirildi.
Haber Ekspres, 05.10.2007 |
|||
|
ERZURUM'UN KAPALIÇARŞI'SI BAKIMA MUHTAÇ
1870 yılında yapılan Hacılar Hanı duyarsızlıkla gündemde. Ayazpaşa Mahallesi’nde bulunan ve Hacı Abdurrahman tarafından 1870 yılında yapılan Hacılar Hanı'ndaki tarihi işyerleri duyarsızlık sonucu kapılarına kilit vurdu. Yıllarca Erzurum halkına hizmet veren tarihi mekanların yıkılma tehlikesi ile baş başa bırakılması vatandaşın tepkisine neden oluyor.
Bir çok işyeri, depo olarak kullanılırken, bir çoğu da kullanılmaz durumda. Hacılar hanında bulunan tarihi işyerleri üzerine değişik işyerlerinin inşa edilmesi ve tarihi eserlerin orijinalliğinin bozulması tepkilere neden oluyor.
Hacılar Hanı'nda faaliyet gösteren esnaf tarihi eserler konusunda duyarlılık beklediklerini belirterek, belediyenin konuyla ilgili çalışma başlatmasını istediler. İşyerlerinin restore edilmesini isteyen esnaf, yıllara değil ,ilgisizliğe yenik düşen Hacılar Hanı'nın restore edilerek, Erzurum’a kazandırılmasını istiyor.
Ayazpaşa Mahallesi’nde bulunan ve Hacı Abdurrahman tarafından 1870 yılında yapılan Hacılar Hanının dikdörtgen planlı olan bir ana, bir de yan giriş kapısı bulunuyor. Avlu kenarındaki odaların, giriş kapıları kemerli olan han, dikdörtgen ayaklara oturmakta. Günümüzde işyeri olarak kullanılan hanın içinde yirmidört dükkan bulunuyor. Erzurum Gazetesi, 05.10.2007 |
|||
|
GÜMÜŞ SİKKELER DEPODA BEKLEMEYECEK
Arkeoloji Müzesi Müdür Vekili Ahmet Beyazlar, Zeugma Definesi Envanteri ve Tanıtım Projesi sayesinde Zeugma Antik Kenti'nden çıkarılan ve çok az bir bölümü müzede sergilenen gümüş sikkelerin depolarda beklemekten kurtulacağını söyledi. Beyazlar, "Türkiye-Suriye Bölgelerarası İşbirliği Programı" kapsamında hazırladıkları projenin kabul edildiğini belirtti. Bütçesi 51 bin dolar olan ve 8 ay sürecek proje kapsamında, Zeugma Antik Kenti'nden Gaziantep Arkeoloji Müzesi Başkanlığı'nda, 2000 yılında yapılan kazılarda bulunan gümüş sikkelerin temizleneceğini, onarılacağını, envanterinin çıkarılacağını ve kayıt altına alınacağını ifade eden Beyazlar, "Şu anda müzemizde bu sikkelerin yaklaşık 30 tanesi sergileniyor. Toplam sikke sayısı ise 2 bin 500 civarında. Kazı sırasında bulunan sikkelerin bir kısmı mekanik temizliği yapılarak müze deposunda muhafaza altına alınmıştı" dedi. "Hazırlanan proje çerçevesinde müzedeki ve arazideki iş yoğunluğu nedeniyle envanteri çıkarılamayan sikkeler envanteri yapıldıktan sonra sergilenmeye başlanacak" diyen Beyazlar, "Proje sayesinde Zeugma Antik Kenti'nden çıkarılan ve çok az bölümü müzede sergilenen gümüş sikkeleri depolarda beklemekten kurtaracağız" şeklinde konuştu. Beyazlar, "Türkiye-Suriye Bölgelerarası İşbirliği Programı"nın temel amacının Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik, sosyal, kültürel ve bilimsel işbirliğini geliştirmek olduğunu ifade etti. Bu çerçevede, envanteri çıkarılan sikkelerin proje kapsamında Halep Müzesi'nde de geçici olarak sergilenmesinin hedeflendiğini bildiren Beyazlar, şunları anlattı: "Böylelikle iki ülke arasındaki kültürel ve sosyal ilişkilerin daha da artması bekleniyor. Türkiye ve Suriye arasında kültürel alanda da birçok benzerlik olduğunu biliyoruz. Bu açıdan programın kültürel ilişkilerimizin gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülüyor.'' Gaziantep 27 Gazetesi, 05.10.2007 |
![]() |
||
![]() Madonna of the Yarnwinder, 1501 |
DA VINCI'NİN MERYEM'İ BULUNDU
Leonardo da Vinci'nin, İskoçya'daki Drumlanrig Şatosu'ndan 2003 yılının ağustos ayında çalınan 'Madonna with the Yarnwinder' (Yarnwinder'li Meryem) adlı tablosu bulundu.
İskoçya polisi tarafından yapılan açıklamada tablonun, Glasgow'daki bir adreste ele geçirildiğini, olayla ilgili olarak üç İngiliz ve bir İskoç'un tutuklandığını belirtildi. Radikal, Fotoğraf: wikipeida.org, 05.10.2007 |
||
|
|||
|
EVLERİNDE DEFİNE ARARKEN TOPRAK ÜZERLERİNE GÖÇTÜ
Tekirdağ’ın Saray İlçesi’ne bağlı Bahçedere Köyü’nde, oturdukları evde define gömülü olduğunu düşünen Vahit Zayım (61), İstanbul’da Mali Müşavir olarak çalışan oğlu Kazım Zayım (35) ve arkadaşı Cemal Bayrak (35) yaklaşık 3 ay önce gece saatlerinde evin içinde kazı yapmaya başladılar. Hürriyet, Haber: Mehmet Yirun - Şenol Aksoy, 05.10.2007 |
|||
|
"ANİ'DE RESTORASYONLAR BAŞLAMALI, YAPILAR TEHLİKE YARATIYOR"
Ermenistan sınırında bulunan tarihi Ani Harabeleri, yüzyıllar boyunca hem doğanın hem de insanların tahribatına uğradı. Döneminin İstanbul'u olarak tanımlanan ve hem ekonomik, hem dini, hem de ticari merkez olan Ani Kentinden geriye sadece 21 eser kaldı. Bunlar da üzerlerinden geçen bin yılların ağırlığına dayanmaya çalışıyor. Doğal tahribatın yanı sıra bundan birkaç yıl ötesine kadar hemen karşı tarafta bulunan Ermenistan'daki taş ocaklarında patlatılan dinamitlerin de zarar verdiği tarihi eserler bir yandan yanlış restorasyonun kurbanı oldular. Şimdiye kadar yapılan restorasyonları beğenmeyen Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2002 yılında durdurduğu çalışmaları bu kez bilimsel bir ortamda hazırlanan projeler eşliğinde yürütecek. Dinamitlerin en çok zarar verdiği Ebul Manucahr Camii ile Tigran Honents Kilisesi (Resimli Kilise) için 2 ayrı proje hazırlandı ve kabul edildi. Bu projeler ışığında iki tarihi mabede 'aslına uygun olarak' restorasyon çalışmaları yapılacak.
İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Görevlisi ve Ani Harabeleri Kazı Çalışmaları Grup Başkanı Doç.Dr. Yaşar Çoruhlu, restorasyonların ihale sistemiyle yapıldığını ve bunun da bazı aksaklıkları meydana getirdiğini vurgulayarak, "Biz buraya gelmeden evvel surlarda bir takım onarımlar yapılmış. Selçuklu sarayında onarımlar yapılmış ve bunlar ihale sistemiyle yapılmış. İhalelerin tarihi eserlerin aleyhine olan bir yönü de var. Çünkü ihalede iş, en az parayla yapan kişiye verilir. Bunun da bazen olumsuz yanları var. Bir de buradaki restorasyonda burada köylerdeki işçileri kullanılıyor. Oysaki eğitimli insanların restorasyonlarda çalışması lazım ve uzmanlar tarafından kontrollerin yapılması gerekiyor. Ama öyle olduğunu zannetmiyorum. Birçok yerde bu iş kalfalara, ustalara bırakılmış. Bu da belki Türkiye'nin genel bir sorundur. Çünkü ülkede restorasyon eğitimi henüz çok gelişmiş değildir, yeterince yetişmiş uzman eleman yoktur, bu da tabi buraya aşırı olarak yansıyor. Kars'ın imkanları biliniyor, ulaşım zorlukları, malzeme bulma zorluğu var. Hatta bazı malzemeleri burada bulamadık, İstanbul'dan getirmeye çalışıyoruz. Böylece iş uzun sürüyor. Bu işleri konuşurken Kars'ın imkanlarını da düşünmek lazım." şeklinde konuştu.
Bunun için bazı aksaklıklar olduğunu ve bu aksaklıklardan ders alındığını dile getiren Çoruhlu, 2 proje hazırlandığını kaydetti. Bu projelerden birisinin Ebul Manucahr Camii'nin diğerinin de Resimli Kilisesi'nin (Tigran Honents) restorasyonu olduğunun altını çizen Çoruhlu sözlerini şöyle tamamladı: "Bunların uygulama projeleri hazırlandı, ben de inceledim, oldukça bilimsel olarak hazırlanmış çalışmalar. Ama tabi bu işte önemli olan uygulama safhası. O bilimselliği uygulamaya ne kadar yansıtabileceğiz. Biz de inşallah bunları denetlemeğe çalışacağız. Bir yandan da bu çalışmaların bir an önce başlamasını istiyoruz, çünkü bu yapılar tehlike arz edecek duruma gelmek üzeredir TürkiyeTurizm.com, 05.10.2007 |
|||
|
SULTANAHMET'TE NELER OLUYOR?
Sultanahmet İstanbul’un en önemli tarihi merkezi. Ayasofya ve Sultanahmet camileri dışında, Yerebatan sarnıçları, Topkapı Sarayı da bu meydana açılıyor.
|
|||
|
|
POMPEIPOLIS'TE BU YILKİ KAZILAR TAMAMLANDI
Kastamonu'nun Taşköprü İlçesi Zımbıllı Tepesi'nde, MÖ 64 yılında Roma İmparatorluğu idaresine geçmesiyle başkenti Pompeipolis Antik Kenti`ni gün yüzüne çıkarmak için yürütülen kazı çalışmalarının 2. etabı sona erdi.
AKP Kastamonu Milletvekili Hasan Altan, yaptığı açıklamada, "Taşköprü`nün ekonomik kurtuluşu" projesi olarak tanıttığı ve iki Kültür Bakanı`nın ilçeye ziyaretleri sonucu ancak 2006 yılında ilk kazması vurulan antik kentin, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Roma ve Doğu Roma dönemine de ışık tutması bekleniyor.
Karadeniz Bölgesi'nde tek arkeolojik kazı konumundaki projenin bu yılki çalışmalarında kandil, toka, kanalizasyon şebekesi, hamam ve Agustos tapınağı bulundu. Yürütülen jeofizik çalışmaları kapsamında ise tiyatro, pazaryeri ve sütunlu caddelerin yeri tespit edildi.
Geçtiğimiz yıl ulaşılan mozaik ve seramikler ise biraz daha gün ışığına çıkarıldı. İkinci yılı tamamlanan Pompeipolis kazıları Taşköprü Belediyesi`nin destek ve katkıları ile gerçekleşti. Kastamonu Postası, 04.10.2007 |
||
|
MÜZE DENETİMLERİNDE 32 PERSONEL CEZA ALDI
Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçtiğimiz yıl başladığı müze denetimlerinde, görevi kötüye kullandıkları ve ihmal ettikleri gerekçesiyle 32 personeline ceza verdi. Bu personelden ikisi ise tutuklandı.
Denetimler sonucunda 32 personel ceza aldı. Ceza alan personelin 2'si tutuklanırken, 16'sına bedel ödettirme, 5'ine görev değişikliği, 4'üne adli ve idari soruşturma, 3'üne kınama cezası, 2'sine de uyarı verildi. haberler.com, 04.10.2007 |
|||
|
GAP BÖLGESİNDEKİ KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ
GTO AB Bilgi Bürosu Koordinatörü Figen Öğüt Çeliktürk, GAP bölgesindeki kültürel mirası destekleme çalışmalarının bitme aşamasına geldiğini belirtti.
Çeliktürk, yaptığı açıklamada, AB'den sağladıkları hibe fonlarla yürüttükleri projelerle GAP bölgesinin sahip olduğu kültürel mirası korumayı ve tanıtmayı, bölgeye daha fazla yerli ve yabancı turist çekmeyi amaçladıklarını belirtti. Çeliktürk, GAP Kültürel Mirası Geliştirme Programı kapsamında yürüttükleri "Nizip-Zeugma, Rumkale ve Halfeti'nin Turizm Etkinliğinin Artırılması Projesi" ve "Güneydoğu Anadolu Tanıtım Projesi"nin bitme aşamasına geldiğini kaydetti. GAP bölgesinin çok zengin bir kültürel mirasa sahip bulunduğunu, bu mirasın korunması ve değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Çeliktürk, şunları söyledi: haberler.com, 04.10.2007 |
|||
|
İSTANBUL'UN PORTLARI |
|||
|
TARİHE BETON GÖLGESİ
İslami eser olarak Türkiye'nin ve dünyanın en önemli ahşap Mevlevihane'si, tarihi görünümünü gölgeleyen betonarme yapıdan kurtarılmayı bekliyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu yaptırılarak turizme Vakıf Eserleri Müzesi olarak kazandırılan Mevlevihane, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanlarından oldu. Bu özelliği ile önemli bir yere sahip olan Mevlevihane, bir başka yönü ile de dikkat çekiyor. Mevlevihane ile Muslu Ağa Köşkü arasında kalan Verem Savaş Dispanseri, Rehberlik Araştırma Merkezi Müdürlüğü ve 7 Nolu Behzat Sağlık Ocağı'nın bulunduğu bakımsız betonarme bina tarihi iki mekanı adeta boğuyor. Ayrıca tarihi mekanla iç içe olan eski evler de tarihi görüntüyü bozan bir başka unsur. ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof.Dr. Metin Sözen'de Mevlevihane'nin görüntüsünü bozan betonarme binanın kaldırılarak, çevreyle bütünleşmesini istediklerini söyledi.
Sözen, merhum Vali Recep Yazıcıoğlu zamanında Bey sokağını seçerek evlerin dış cephesi ile ilgili restorasyon çalışması yapıldığını hatırlatarak, "O yıllarda evlerin dış cephesinde çalışma yapıldı. Daha sonra bu sürede harap olan Mevlevihane ayağa kalkınca bey sokağı ile hemen Mevlevihane'nin arkasında bulunan sokak gündeme alınmıştı. Oranın proje ihalesi bitmek üzere. Ayrıca Mevlevihane'nin görüntüsünü bozan betonarme binanın da kaldırılarak çevreyle bütünleşmesini istiyoruz. Sokakta iyileştirme yapılıp, beton bina da kaldırılırsa, o alanın saat kulesi ve Mevlevihane'nin tarihi yapısı ile bir tarihi mekan oluşturmak mümkün. Böylelikle, Sulusokak Çarşısı gibi, o bölgenin de odak noktası olmasını bekliyoruz" dedi. Tokat Kent Haber, 04.10.2007 |
![]() |
||
|
|
UZMANLAR NAKŞ-İ RÜSTEM'DEKİ BOYALARI TARTIŞIYOR
Arkeolog ve Parseh ve Pasargadae Araştırma Vakfı eski yöneticisi Muhammed Taki Atai, güney Iran’da, Nakş-i Rüstem’de bulunan Akhamenid mezarlarında kullanılan boyalarla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.
Bu keşif, 2003 yılında Büyük Darius'un mezarının dış yüzeyinde, yağmur suları ile akan kalker tabakalarının temizlenmesi sırasında yapılmıştı. Ataii’nin açıklamasına göre mezar yüzeyindeki çivi yazıları orijinalde çivit mavisi boyalı idi ve yüksek kabartmaların çoğunda da boya izleri vardı. Ataii “Örneğin buradaki kabartmada Darius’un sakalı ve bıyığı mavi idi. Aslında, Akhamenid kabartmalarının renkli olduğunu uzun zamandır biliyorduk. Örneğin Persepolis’te bulunan kabartmalarda Darius’un sakalı tümü ile lapis lazuliden yapılmıştı. Ne yazık ki bu taşlar Makedonlar tarafından yağmalanmış.” dedi.
Açıklandığına göre Nakş-i Rustem’deki kabartmalarda Darius’un saçları siyah, gözleri, dudakları ve ayakkabıları ise kırmızı, elbiseleri için ise birçok farklı renk kullanılmış.
Bu arada, yeni inşa edilmekte olan ve mezarın yakınından geçecek bir demiryolunun titreşiminin, bu mezara telafi edilmeyecek zararlar vereceğinin anlaşılması üzerine demiryolu projesinin değiştirilmesine karar verildi. tehrantimes.com, 27.09.2007 |
||
|
METROPOLİS'TE ÖZEL YERLEŞİM
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Trakya ve Dokuz Eylül Üniversiteleri tarafından ortaklaşa yürütülen Metropolis kazılarının, 2007 dönemi çalışmaları kapsamında önemli buluntulara rastlandığı bildirildi. Akşam, 04.10.2007 |
|||
|
"NOEL BABA KALIN GİYSİLERİ ÇIKARMALI"
Demre’deki Noel Baba Kilisesi’nin restorasyonu için gereken herşeyin yapılacağını açıklayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Akdenizli ve Demreli bir Noel Baba imajı yaratılması gerektiğini söyledi. Akşam, 04.10.2007 |
|
||
|
MÜZE BAHÇESİNE 15 ALTIN KARŞILIĞI DEFİN YAPILMIŞ
Konya’daki Mevlana Müzesi’nin bahçesinde bulunan mezar taşlarının sırrı çözülüyor. Hürriyet, Haber: Kerem Pulgat, 04.10.2007 |
|||
|
|
TUTANKAMON'UN YÜZÜ İLK KEZ HALKA AÇILIYOR
Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi Başkanı Zahi Hawass yaptığı açıklamada, firavun Tutankamon'un mumyasının yüzü görünür bir şekilde cam vitrin içerisinde sergileneceğini belirtti. Hawass "Mezarına girerek ilk kez Tutankamon'un yüzünü görme şansını bulacaksınız. Bu tarihte bir ilk" dedi. Mısır'ı MÖ 1361 yılından 1352'ye kadar yöneten Tutankamon'un genç yaşta öldüğü biliniyor. Tahta çıkma hakkını ünlü kral Akhenaton ile kraliçe Nefertiti'nin kızı Prenses Ankhesenpaaten'le evlenerek elde etmişti. Mezarı 1922'de İngiliz arkeolog Howard Carter tarafından keşfedilmişti. Mısır'ın Luxor kentinde bulunan mezarın halka açılması için tarih ise henüz verilmedi. Sabah, 04.10.2007 |
||
|
RESİM VE HEYKEL SPONSOR BEKLİYOR
Resim Heykel Müzeleri Derneği'nde zor günler... Derneğin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Leyla Belli, Beşiktaş'taki Resim ve Heykel Müzeleri binasındaki yerlerinden çıkmak zorunda kaldıklarını, kısıtlı imkanlarla bir yer tutup çalışmalarını burada sürdürmeye çalıştıklarını söyledi. Üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerine girmek isteyen öğrencilere eğitim ve portfolyo hazırlama kursları vererek ayakta durmaya çalıştıklarını da belirten Belli, her yaştan öğrenciye daha fazla eğitim verebilmek istiyor. Dernek, gençlerin sanata olan ilgisini büyütmek için gönüllülerin yardımlarını bekliyor. Sabah, Haber: Bedia Ceylan Güzelce, 04.10.2007 |
|
||
|
AKM'Yİ YIKACAK YASA MECLİS'TE
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmaları için tasarlanan ama AKM'nin yıkılmasına ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun tasarısı bir kez daha Meclis'te. TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, geçen dönem görüşmeleri tamamlanamadığı için kadük (hükümsüz) kalan kanun tasarısını aynen benimsedi. Komisyondaki görüşmelerin tartışmalı geçmesi sonucu değiştirmedi. Geçen dönem de komisyondan geçen tasarı, Meclis'e sevk edilmiş ama görüşülememişti.
| |||