| Eylül '07 Arşivi | |
|
30 Eylül - 6 Ekim2007
|
|||
|
|||
|
Nano-Yorum: TAY Haber'in "Sayfabaşı Güzeli" yazarlarından Ali Bey'in saflığı hep beni derinen üzmüştür zaten... Yahu Değerli Üstad, iyi güzel oturup araştırıp yazmışsınız da, allah rızası için hangi "bakanın ya da başbakanın bu işe tam destek" verebileceğini de bir zahmet söyleseydiniz ya! Göbeğinden bağlı bir ekonomiyle "nihai alıcılara" nasıl yöneleceklerini de bi zahmet belirtseydiniz ya! Böyle kişilikli bir kültür politikası yürütecek bir bakanlık mı var Türkiye'de? Yoksa ben mi körüm... Olmadı Ali Beyciğim olmadı! S.B. Sinirli |
|||
|
İTALYA VE GETTY MÜZESİ ANLAŞMA SAĞLADI
İtalyan yetkililer, geçen hafta Getty Müzesi ile imzalanan anlaşma sonucunda, daha önce İtalya’dan kaçırılan ve hala Getty Müzesi’nde bulunan 40 eserin iade edilmesine karşılık bu müzenin kuratörü Marion True aleyhine açtıkları davadan vazgeçtiklerini açıkladılar.
Öte yandan, devletin davadan çekilmesine karşılık, İtalya’dan kanunsuz kazılarla ve kaçak yollardan çıkartıldığını bile bile, müzesi adına bu eski eserleri satın alan True aleyhine açılan kamu davası devam edecek. Anlaşmanın İtalya’da, Kültür Bakanlığı binasındaki imza töreninden sonra basına bir demeç veren devlet avukatı Maurizio Fiorilli, bu anlaşmadan sonra True’nun durumunun eskisi kadar ciddi olmadığını, eserlerin iadesinin davada hafifletici neden olacağına inandığını belirtti.
Fiorilli, Amerikalı sanat eserleri tüccarı Robert Hecht aleyhine açılan davanın ise, herhangi bir değişikliğe uğramadan süreceğini, Hecht’in elde ettiği tüm kaçak eserleri uluslar arası piyasaya sürmesi ile art niyetinin sabit olduğunu vurguladı.
Getty Müzesi Müdürü Michael Brand ise, bir yıldır süren görüşmelerin sonunda imzalanan bu anlaşmanın, İtalya’nın ülkesinden yapılan eski eser kaçakçılığını ortadan kaldırmak için sürdürdüğü çok büyük kampanyanın bir parçası olan bu davaları sona erdireceğine inandığını belirtti.
İtalya, bu anlaşmanın dışında halihazırda iki Amerikan müzesi ile ellerinde bulunan Yunan, Roma ve Etrüsk eski eserlerinin iadesi ile ilgili anlaşmalar imzalamış durumda. Getty ile imzalanan anlaşmaya göre bu müzede bulunan ve üzerinde anlaşma yapılan tüm eserler yıl sonuna kadar İtalya’ya geri gönderilecek. Bir tek MÖ 5. yüzyılda yapılmış Afrodit heykeli teşhir için 2010 yılına dek Getty’de kalacak. Getty Müzesi, sadece bu heykele 1988 yılında 18 milyon dolar ödemişti.
Öte yandan, Brand, Getty Müzesi’nden iade edilecek eserlerle müzenin koleksiyonlarında ciddi bir boşluk olacağını, bu boşluğun da İtalya Kültür Bakanlığı’nın vermeyi taahhüt ettiği uzun dönem ödünç eserlerle telafi edileceğini belirtti. AP, Haber: Ariel David, 26.09.2007 |
|||
|
OSMANLILAR SOTHEBY'S'DE
Sotheby’s Müzayede Şirketi’nin her yıl iki defa düzenlediği İslam Dünyası Müzayedesi’nin 2007 yılının ikinci müzayedesinin kataloğu, “Arts of the Islamic World, including Fine Carpets and Textiles” ismi ile yayınlandı. 24 Ekim 2007 günü Londra’da yapılacak olan bu müzayedede 413 parça eser var. Müzayedenin ağırlığı Afganistan, İran ve Hindistan menşeli eserlerde. Osmanlı eserleri ise, geçtiğimiz yıllardan farklı olarak, çoğunlukla 18. ve 19. yüzyıllara ait.
Sotheby’s’in Anadolu çıkışlı eski eserlere karşı temkinli duruşu hemen dikkat çekiyor. Yine de, müzayedede satışa sunulan 20'den fazla İznik çinisinin içinde yer alan, tümü 1575 tarihli, menşei ve eski sahipleri belirtilmemiş beş adet İznik karo ve mimari parçanın bir miktar rahatsız edici olduğunu söyleyebiliriz.
Katalogdan seçtiğimiz bazı ilginç parçalar şunlar: No 29: 3. Murat için hazırlanan Siyer-i Nebi’den minyatürlü bir sayfa. İstanbul’da, 1594 yılında hazırlanan altı ciltlik bu Siyer-i Nebi’de toplam 814 minyatür mevcuttu. Bugün 1., 2. ve 6. ciltler Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde, 3. cilt New York Halk Kütüphanesi Spencer Koleksiyonu’nda, 4. cilt ise Dublin’de, Chester Beatty Kütüphanesi’nde bulunuyor. 4. cilt ise kayıp. Bir Osmanlı prensesine verildiği iddia edilen bu cilte ait minyatürler tüm dünyaya dağılmış durumda. Satışa sunulan bu minyatür de 4. ciltten çıkma. Yine bu ciltten çıkmış minyatürler bugün British Museum’da, Berlin İslam Sanatı Müzesi’nde, Paris, Arap Dünyası Enstitüsü’nde ve Kopenhag’da David Koleksiyonu’nda yer almaktalar.
30,000 - 40,000 Pound
Önceki sahipleri: 3. Murad 1753'de Prenses Rukişah 1939'da Kahire, R.G. Gayer - Anderson
Sultan 2. Mehmed’in yağlıboya portresi, Gentile Bellini kopyası. Erken 15. yüzyıl. Bellini'nin Fatih Sultan Mehmed’in, şu anda Londra, National Gallery’de bulunan 25 Kasım 1480 tablodan esinlenerek, hemen akabinde yapılmıştır. Bahsi geçen bu Bellini tablosu ise, babasının ölümünden hemen sonra oğlu Sultan 2. Beyazıd tarafından sayışa çıkartılmış ve Venedik’li tüccarlar tarafından alınarak önve İtalya’ya, ardından İngiltere’ye götürülmüştür.
Ölçü: 21 x 16 cm
Önceki sahipleri: Thomas Agnew & Sons Ltd., London, 1931; No. 268 Osmanlı gümüş ve altın yaldız tas, Türkiye, yaklaşık 1500.
70,000 - 100,000 Pound Çap 12 cm
Lagonico Koleksiyonu’ndan Iznik tabak, yaklaşık 1530-40 Çap: 36.5cm Çap: 28.2cm Iznik duvar karosu, yaklaşık 1575
Ölçü: 27.5 x 27.5cm. |
|||
|
CHU DAU SERAMİKLERİNİN ESRARENGİZ KADINI
Bu mektuptan önce, Chu Dau seramikleri olarak bilinen bu gruba dair hemen hiçbir şey bilinmiyordu. Japon ataşenin başvurusunun ardından, 1983 yılında bölgede yapılan araştırma kazılarında seramik fırınları bulundu. Uzun süren araştırmalardan sonra artık arkeologlar bu bölgedeki seramik geleneğinin 15. yüzyılda başladığını ve yaklaşık 200 yıl kadar sürdüğünü biliyorlar.
Ateşenin sorduğu diğer sorunun cevaplanması ise çok daha zor oldu. Topkapı Sarayı’nda bulunan seramik vazoda imzası olan Bui Thi Hy isimli kadına ait hiçbir bilgi yoktu. Uzun araştırmalardan sonra Bui sülalesinin kayıtları bulundu. Kayıtlar başka kayıtları takip etti ve nerede ise 20 yıllık bir araştırmadan sonra kumaş üzerine yazılmış en eski soy listeleri bulundu. Bu kayıtlarda 1420 yılında doğan Bui Thi Hy ile ilgili bilgiler vardı. Yıllıklara göre edebiyat ve yazı konularında üstün becerileri olan Bui Thi Hy nin çizime de doğuştan yeteneği vardı. Dang Si isminde zengin bir seramikçi ile evlenmiş ve ardından seramikçi olarak çok ünlenmişti. Hiç çocuğu olmayan Bui Thi Hy çok başarılı ve zengin bir insan olarak 79 yaşında, 1499 yılında ölmüştü.
Topkapi Sarayı’nda bulunan vazo 1450 tarihli ve bu bölgeye ait dünyadaki en eski örnek olma özelliğine sahip. Form tamamen Vietnam özelliği olsa da üzerindeki motiflerde Yuan-Çin etkisi görülmekte. Bu türün dünyadaki ikinci en eski örneğine ancak 100 yıl kadar sonra rastlanıyor. vietnamnews.vnagency.com.vn, Haber: Nguyen My Ha ve Ta Quynh Hoa, 30.09.2007 Nano Yorum: Topkapı Sarayı, 9 Ekim 1924 tarihinde müze olarak ziyarete açılmıştır. Bugüne kadar görev yapan tüm çalışanların ve müdürlerin çalışmalarını ve zor şartlarda gösterdikleri çabayı takdirle karşılıyoruz. Ancak bu örnek, envanter çalışmalarının önemini bir kez daha gösteriyor. Daha önce de defalarca yazdığımız gibi, mutlaka ve ivedilikle müze envanter sistemlerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir. |
|||
|
SUADA HİKAYESİ
Uzmanlar, “Prosedüre uygun olmayan süreç izlenmiş” derken, Galatasaray Adası’na yapılacak binanın planını henüz tamamlanmadığı belirtildi. 1945’te kullanım hakkı Galatasaray Spor Kulubü’ne geçen adayla ilgili projeyi ise Unit AŞ hazırladı. Karar ile onanan Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörüm Bölgeleri Nazım ve Uygulama İmar Planları’nın Galatasaray Adası ile ilgili bölümünde yapılan plan tadilatı, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından 3 Şubat 2005’te askıya çıkarıldı.
Kıran Mimarlık’a hazırlatılan projede, toplantı salonu, sergi, konser, gösteri, spor, eğlence ve restoranlar bulunuyor. Adanın üzerine çelik konstrüksiyonla bağlanacak gemi şeklindeki proje, 5 bin metrekare kapalı alan, 85 metre uzunluk ve 3.5 kat, 9.5 metre yükseklikte bulunuyor. Beylerbeyi ve Çırağan Sarayları ile birçok köşk ve kasrın yapımına imza atan "hassa mimarı" Sarkis Balyan’ın, yıllar önce yazlık evinin bulunduğu Galatasaray Adası’na gidip geldiği çatanası (bir tür buharlı tekne) mimar Hakan Kıran’a ilham kaynağı olmuş. Kıran’ın birinci seçilen projesi, çelik direkli, sağa sola dönebilen ve adayı kaplayan bir gemi görünümünde. Bakalım yangının sonucu ve projenin akıbeti ne olacak? Ama bana kalırsa, "Suada" olmadan önce "Buzada" olarak anılan ada, dili olsaydı muhtemelen "Gölge etmeyin başka ihsan istemem" derdi. TAYHaber, Yazı: Ayşe Didem Bayvas, Kaynak-Foto: S.Demirkol, Milliyet, besiktasliyim.net, Tercüman, ultraslan.org, 06.10.2007 |
|||
|
MÜZİK MÜZESİ HAYALİ GELECEK YILA KALDI
Fotoğraf Altı: Geçtiğimiz haziran ayında Üsküdar'daki eski Tekel Deposu'nda açılması planlanan Türkiye'nin ilk ve tek Müzik Müzesi, ziyaretçilerini gelecek yıldan itibaren Gülhane'deki İslam Teknolojileri Müzesi içinde ağırlayacak.
Ağustos 2006'da Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde kağıt üzerinde kurulan Müzik Müzesi, birkaç ay önce Tabiat Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne devredilmişti. Ardından müzenin Gülhane'de kurulmasına karar verildi ve Topkapı Sarayı Sur-ı Sultani içinde yer alan İslam Teknolojileri Müzesi'nde 300 metrekarelik bir bölüm ayrıldı. Tabiat Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, daha çok ziyaretçi çekmek için müzeyi Sultanahmet'teki müzeler bölgesine almaya karar verdiklerini belirtiyor. Müzeye konulacak enstrümanları toplama işlemi ise halen devam ediyor. Müzik Müzesi çalışmalarını yürüten etnomüzikolog Oğuz Elbaş, müzenin yer değişikliği konusunun kendi bilgisi dahilinde olmadığını söylüyor. Topkapı Sarayı, Mevlevihaneler ve yurdun çeşitli müzelerinden çalgı aleti toplama işleminin devam ettiğini belirten Elbaş, özel koleksiyonlardan da çalgı alacaklarını ifade ediyor. Müzenin İslam Teknolojileri Müzesi bünyesinde açılmasını da değerlendiren Elbaş, "Ben olaya olumlu bakılmasını istiyorum. Bu bir başlangıç. Elimizde ne var ne yok, insanlara ne anlatıyor, insanlar bundan nasıl faydalanıyor bir görelim. Önce bir başlayalım." diyor.
Müzik Müzesi'nin hikayesi eskilere dayanıyor. Açılması yıllardır dillendirilen müzeyle ilgili en somut adımlar ise geçtiğimiz yıl atıldı. Kültür Bakanlığı ve Bilkent Üniversitesi işbirliği ile 29-31 Mayıs 2006 tarihleri arasında düzenlenen "Uluslararası Tarihsel Süreç İçinde Türkiye'de Müzik Kültürü ve Müzik Müzesi Kongresi"nde bu konu enine boyuna tartışıldı ve böyle bir müzenin açılmasına karar verildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan Türkiye'nin ilk ulusal müzik müzesi için Üsküdar'daki eski Tekel Deposu tahsis edildi. Bina yeniden düzenlenip 2007 yılı başında hizmete girecekti. Fakat bunlar gerçekleşmedi.
Gülhane'de açılacak Müzik Müzesi'nin yaşayan bir müze olması hedefleniyor. Türk müzik sanatı ve kültürü üzerine araştırma ve inceleme yapan yerli ve yabancı müzikolog, etnomüzikolog ve akademisyenlere bu alanda bilgi, belge ve dokümanlara ulaşma imkanı sağlayacak olan müzede, çalgılar, notalar, arşiv kayıtları ile müzikle ilgili tüm etnografik materyaller yer alacak. Bakanlığa ait çeşitli müzelerdeki materyallerin yanı sıra yurtiçindeki ve dışındaki özel çalgı koleksiyonları, plaklar ve dokümanlar da satın alma ya da hibe yoluyla müze envanterine kazandırılacak. Teşhir edilen her tür tarihi enstrümanın onarımlarının yapılacağı ve ses kayıtlarının satışa sunulacağı müzede alanında uzmanlaşmış 15 sanatçıdan oluşan özel bir araştırma ve uygulama topluluğu da görev yapacak.
Müzik Müzesi için belirlenen ilk mekan olan Üsküdar'daki eski Tekel binasının durumunun ne olacağı da şu an için belli değil. Genel Müdür Orhan Düzgün, bakanlığa devredilen binanın hangi amaçla kullanılacağı konusunda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile önümüzdeki günlerde detaylı bir toplantı yapacaklarını söylüyor. Bina, Kültür Bakanlığı'na devredileli yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen halen resmi devri Tekel'den alınmış değil. Devir işleminin gerçekleşmemesinin nedeni ise bakanlığın binayı koruyacak yeterli güvenlik kadrosunun bulunmaması. Binanın güvenliği halen Tekel görevlileri tarafından sağlanıyor. Zaman, Haber: Ali Pektaş, 06.10.2007 |
|||
|
OSMANLIYA AİT BELGELER 3 KITADA TAPU ANLAŞMAZLIKLARINI ÇÖZECEK Vakıflar Genel Müdürlüğü, Vakıf Arşiv Yönetim Sistemi (VAYS) projesiyle Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait yaklaşık 12 milyon belgeyi dijital ortama aktarıyor. Bu yılın sonuna kadar tamamlanması planlanan VAYS projesi ile Osmanlı vakıf belgeleri, 3 kıtada tapu anlaşmazlıklarının hakemi haline gelecek.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, VAYS projesinde, tarihi belgelerin en üstün teknolojiler aracılığıyla koruma altına alınması ve araştırmacıların hizmetine sunulması amacıyla 2005 yılında uygulama çalışmalarına başladı. VAYS projesi ile vakıfların amaçlarına göre yaşatılmaları ve mal varlıklarının korunabilmesi için gerekli arşiv yönetim sisteminin kurulabilmesi, vakıflarla ilgili her türlü bilginin derlenerek bilgisayar ortamına alınması, Selçuklu, beylikler ve Osmanlı dönemi kültür ve medeniyetine ait bilgi ve belgelerin internet ortamına açılarak Türk ve dünya kamuoyu ile paylaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında, vakıfların elindeki vakfiye, zeyl vakfiye, ilan, hüccet, berat, ferman, emir, hüküm, ahkam kayıtları, hudutname, kayd-ı hakani, ilmühaber, her türden temessük (senet) kayıtları, mahkeme, şura, encümen, meclis, komisyon kararları, tafsil, hurufat, atik şahsiyet (hazine esas kaydı) ve yeni şahsiyet kaydı türünden Arapça olanların Türkçeye çevirisi ile Osmanlıca olanların transkripsiyonları yapılarak bilgisayara aktarılıyor. VAYS projesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, İstanbul Bölge Müdürlüğü Arşivi ve İstanbul Müftülüğü bünyesinde bulunan kayıtları ile mikrofilm çekimi ile dijital ortama aktarılıyor. Çalışma kapsamında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nde bulunan 4 bin 190, İstanbul Müftülüğü'ndeki 10 bin, Milli Kütüphane bünyesinde iken Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne devredilen 8 bin 609 defter ile birlikte Türk Tarih Kurumu, Süleymaniye Kütüphanesi, Topkapı Sarayı Müzesi ve Türk İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan vakıflarla ilgili belge ve defterlerin dijital ortama aktarılması işlemleri tamamlandı. Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı'nda bulunan 8 milyon 470 bin 726 defterden 2 milyon 100 bininin dijital kopyaları alındı. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'ndaki 6 milyon 370 bin 726 defterin dijitalleştirme çalışmaları sürüyor.
1460 yılından beri el atılmayan Osmanlı tapu arşivleri, bilgisayar ortamına aktarılıyor. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve İstanbul Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü, padişah fermanlarıyla sadece kişi isimlerinin yer aldığı Osmanlı tapularını Türkçeye çeviriyor ve tapuları tarayıp mikrofilmlerini çekiyor. Osmanlı tapu kayıtları sadece Türkiye'nin toprakları ile sınırlı değil. Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü topraklarda şu an 28 devlet var. İstanbul Tapu Kadastro Bölge Müdürü Adnan Cevher, Osmanlı tapu arşivlerinde Kıbrıs'tan Filistin'e, Mısır'dan Bosna'ya kadar birçok ülkenin kayıtlarının bulunduğunu anlattı. Tapuların bilgisayara aktarılması çalışmalarında, diğer ülkelerdeki gayrimenkullerin tapu kayıtlarının da ele alındığını ifade eden Cevher, "Osmanlı'nın hüküm sürdüğü topraklarda kurulan devletler, kendi ülkelerindeki anlaşmazlıklarda bile Osmanlı tapularını kaynak kabul ediyor. Tapular bilgisayar ortamına aktarılınca, Osmanlı tapuları, 3 kıtada tapu anlaşmazlıklarının hakemi haline gelecek." diye konuştu.
Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, "Proje sonunda yıllar boyu karanlık kapılar ardında kalmış birbirinden değerli milyonlarca belge gün ışığına çıkmış ve bu belgelerin içerdiği bilgiler tüm insanlığın istifadesine sunulmuş olacak." dedi. Zaman, Haber: Yasin Kılıç, 06.10.2007 |
|||
|
EFSUNLU TABLONUN ŞİFRESİ Sait Halim Paşa Yalısı'na ismin verilmesindeki sebeplerden biri de yalıdaki Çölde Av isimli yağlı boya tablo. Eni 5.65, boyu 7.76 metre olan bu tablo, Türkiye'deki en büyük tablolardan biri. O da şans eseri yangından hiç zarar görmeden kurtulmuş. Mısır çöllerindeki bir av sahnesinin resmedildiği eser, Felix Auguste Clement'e ait. Aynı zamanda yalının iç mimarı olan Clement, Sait Halim Paşa'nın hem çok yakın dostu hem de av arkadaşıymış. Zaten resimde ortada duran kişi de Paşa'nın ta kendisi. Yerde yatan sarı saçlı ve bıyıklı kişiye dikkat ederseniz, o da Clement. Sanatçı tabloyu 1865 yılında Mısır'da yapmış. O büyüklükte bir resmin, Mısır'dan buraya nasıl getirilip, yalıya sokulduğu hala tartışma konusu. Clement ile Sait Halim Paşa'nın tanışıklığına gelirsek... Sait Halim Paşa, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunu oluyor. Clement de Kavalalı'nın Mısır'daki evinin mimarı. Sait Halim Paşa yalısıyla ilgilenmek için Mısır'dan İstanbul'a gelmiş. Gelirken de bu resmi getirmiş. Ayrıca yalının tavan işlemelerinden merdiven basamaklarına kadar her ayrıntıyı kendisi yapmış. Tablonun en büyük özelliklerinden biri kullanılan perspektif teknikleri. Eserin bulunduğu odanın hangi köşesinden bakarsanız bakın, resimdeki atlardan biri gözlerini sizden ayırmıyor. İster istemez hep o atla göz göze geliyorsunuz. Bir diğer atın ön bacağı da aynı şekilde sizi takip ediyormuş gibi duruyor. Her ne kadar bu çok sık uygulanan bir resim tekniği olsa da, belki de mahalleli yalıya "Efsunlu," demekte çok da haksız değil.
1995 yılında meydana gelen yangın nedeniyle Çölde Av tablosuyla ilgili ayrıntılı bilgi bulunamıyor. Yalının konsept danışmanı ve marka yöneticisi Yelda İpekli, bu yangın sırasında temel kaynakların yandığını anlatıyor: "Yalıyla ilgili pek çok bilgi, yalıyla birlikte yanmış. Sonradan yapılan araştırmalar da çok sınırlı." Tablonun tarihi değerinin yanı sıra sanatsal değeri de dikkat çekici. Oryantalist bir anlatıma sahip olan eser, çok figürlü bir kompozisyona sahip. Sizi takip eden atların yanı sıra farklı perspektif oyunları da yapılmış. Bunun için tablonun karşısına geçip biraz zaman geçirmeniz gerekiyor. Resmin her köşesinden farklı bir şifre çıkacağına emin olabilirsiniz...
Sait Halim Paşa Yalısı'nın 2004'te Göçtur Turizm A.Ş.'ye kiralanmasından sonra, yalıdaki paha biçilemeyen eserler Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yıldız Sarayı Müzesi depolarına taşındı. 367 eser tek tek götürüldü. Ancak Çölde Av, çok büyüktü ve neredeyse duvarla bütünleşmişti. Onu çıkarmak, hem yalının duvarına hem de resme zarar verecekti. Bu nedenle resim yerinden oynatılamadı. Böylece tablo, ait olduğu yerde gizemini korumaya devam ediyor...
Yalıdaki en önemli orijinal eser olan Çölde Av, yalının en önemli mekanlarından biri olan Selamlık bölümündeki Tören Salonu'nda yer alıyor. Kahire mimarisinin özelliklerini taşıyan bu salon, şu an boş dursa da kimi zaman özel yemekler ve toplantılar için kullanılabiliyor.
Rıhtımındaki iki arslan heykelinden dolayı 'Arslanlı Yalı' olarak da anılan Sait Halim Paşa Yalısı, neo-klasik tarzda inşa edildi. Sakin dış görünüşüne karşın, dekorasyonunda ağır arabesk unsurlar kullanıldığından, küçük bir Arap sarayını da andırıyor. Sait Halim Paşa Yalısı'nın bilinen ilk sahipleri Düzoğulları Ailesi. Yalının 1863'te Aristarhis Ailesi'nin eline geçtiği tahmin ediliyor. Bilindiği kadarıyla, Aristarhis Ailesi yalıyı tamamen yıktırıp, yeniden inşa ettirmişti. Yalı, Aristarnis Ailesi'nden sonra 1876 yılında Prens Abdülhalim Paşa tarafından satın alındığında harap haldeydi ve Çanakkaleli mimar Petraki Adamandidis'e yaptırıldı. Böylece yalı bugünkü halini aldı. Abdülhalim Paşa'nın ölümünden sonra yalı, paşanın dokuz çocuğuna kaldı. Sait Halim Paşa ise kardeşlerinin hisselerini satın alarak 1894'te yalıya sahip oldu. Yalı, en güzel zamanlarını Sait Halim Paşa zamanında yaşadı. Sonra da bilinen talihsizlikler başına geldi. Yalının 1998'de başlayan yenileme çalışmalarında ise yalının yangından önceki değil, 1890'lardaki görünümü temel alındı. Sabah, 06.10.2007 |
|||
|
HIZLI TREN TARİHE ÇARPTI
Eskişehir'in İnönü İlçesi'nde devam eden hızlı tren hattı çalışmaları sırasında MÖ 6. yüzyıla ait iki tümülüse rastlandı. Hızlı tren inşaat çalışmalarının kısa süreli olarak durdurulduğu 200 metrekarelik alanda Arkeoloji Müzesi görevlileriyle AÜ Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyeleri birlikte kazı yapıyor.
Radikal, 06.10.2007 |
|||
|
"AKP TARİHE SAHİP ÇIKMIYOR"
İstanbul'da Taksim'deki Cumhuriyet Anıtı başta olmak üzere kente ruh katan çok sayıda ünlü anıt yok olmanın eşiğinde. AKP'nin, kentteki birçok yapıyı onarmasına karşın 79 yıllık Cumhuriyet Anıtı'na gerekli ilgiyi göstermemesini eleştiren uzmanlar, bu anıtların acilen restore edilmesini istiyor. Cumhuriyet, 05.10.2007 |
|||
|
"OSMANLI MİMARİSİNİN KORUNMA, RESTORASYON VE YENİDEN KULLANIMI" SEMPOZYUMU
Hollanda Araştırma Enstitüsü ve Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü, Anadolu Medeniyetleri ve Kültürel Miras Yönetimi Yüksek Lisans Programı tarafından düzenlenen "Osmanlı Mimarisinin Korunma, Restorasyon ve Yeniden Kullanımı. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Balkanlar'dan Uygulama ve Problemler" Sempozyumu 9 Ekim 2007 tarihinde, 10:00 - 17:30 arasında Hollanda Araştırma Enstitüsü'nde gerçekleştirilecek. TAYHaber, 05.10.2007 |
|||
|
KAZILARDA BULUNAN TABLET, SİVAS TARİHİNİ 300 YIL GERİYE GÖTÜRDÜ
Sivas'ta Hitit dönemine ait olduğu belirlenen alanda yapılan kazı çalışmalarında bulunan yazılı tablet, ilin yerleşik hayatını 300 sene geriye götürdü. Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Sivas'ın bilinen yazılı tarihi ise MÖ 1500'lü yıllara dayanıyordu. haberler.com, 05.10.2007 |
![]() ![]() |
||
|
MOTOSİKLETTE 'ÜÇ HAVARİ' HEYKELİ YAKALANDI
Uşak'ta bir kişi, tarihi eser kaçakçılığından yakalanarak gözaltına alındı. haberler.com, 05.10.2007 |
|||
![]() |
MENEKŞE SOKAK KURTARILIYOR
Ordu'da yüzyıl başından kalma Ermeni, Rum ve Osmanlı mimarisinin hakim olduğu evlerin bulunduğu Taşbaşı Mahallesi'ndeki Menekşe Sokak, Ordu Belediyesi'nin yapacağı çalışmalar sonunda tarihin yaşandığı sokağa dönüştürülecek. Ordu Kent Haber, 05.10.2007 |
||
|
SU ARARKEN MEZAR BULDULAR
Hatay Arkeoloji Müzesi Müdürü Faruk Kılınç, Erzin İlçesi'nde Aslantaş Barajı'ndan İskenderun'a su getirmek için çalışma yapan DSİ ekiplerinin tarihi özellikleri bulunan ''oda mezar'' bulduğunu belirtti.
''Oda mezar''ın iş makinelerinin darbesi sonucu hasar gördüğünü ifade eden Kılınç, Arkeolog Demet Kara ile 3 görevlinin inceleme yaptığını söyledi. Yeşiltepe Köyü yakınlarında bulunan ''oda mezar''ın ilk etapta Geç Roma dönemine ait olduğunun saptandığını kaydeden Kılınç, ''Çalışma sırasında iş makinelerinin darbesi dolayısıyla mezarın bazı bölümleri hasar görmüş. Mezarlık içinde seramik ve camdan yapılmış gözyaşı şişeleri, insan kemikleri bulundu. Bakanlığa durumu bildirdik. Alacağımız izin ve ödenekle oda mezar ve çevresinde kazı başlatacağız'' dedi. Kılınç, bulunan oda mezarın etrafının güvenlik amacıyla çevrildiğini, DSİ'nin çalışmalarına ara verdiğini bildirdi. Hatay Gazetesi, 05.10.2007 |
![]() ![]() |
||
![]() |
TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ 2008 TOPLANTISINI OSMANGAZİ'DE YAPACAK
2008'in Mart ayında yapılması planlanan Tarihi Kentler Birliği toplantısı, TKB'nin Şanlıurfa Buluşması'na katılan Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe'nin burada yaptığı davet üzerine gerçekleşecek. Belediye Başkanı Recep Altepe, toplantıyla ilgili son ayrıntıların; Birliğin İstanbul'daki merkezi olan Şerifler Yalısı'nda Prof.Dr. Metin Sözen başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda netleştirildiğini bildirdi. Mart 2008'de yapılması planlanan toplantıda, Osmangazi Belediyesi'nin tarihi mirası koruma çalışmaları ve bağlamdaki örgütlenme, işlevlendirme, röleve ve restorasyon projesi hazırlama, kent belleği oluşturma, somut olmayan kültürlerin desteklenmesi, kent kültürünün oluşturulması/ortaya çıkarılması gibi çalışmaları ayrıntılı olarak ele alınacak. TKB'nin Osmangazi Buluşmasında tarihi mirası koruma çalışmaları sadece teorik olarak işlenmeyecek. Konuklar aynı zamanda Osmangazi Belediyesi'nin restore ettirdiği kültürel varlıkları da yerinde görecek. 3 gün sürmesi planlanan toplantının son iki günü yerinde inceleme ile geçecek. Konuklar iki gün boyunca, restorasyonu tamamlanan veya devam etmekte olan; Bursa Surları, Sur Kapıları (Saltanat Kapı, Fetih Kapı, Yer Kapı, Zindan Kapı), Karabaş-ı Veli Kültür Merkezi, Haraççıoğlu Medresesi, Gökdere Medresesi, Seyyid Usul Tekkesi, Geyve Han, Galle Han, Tuz Han, Tuz Pazarı, Uzun Çarşı, Okçular Çarşısı, Ertaş Çarşısı, tarihi Merinos Tren İstasyonu, Abdal Camii ve Türbesi'nde yerinde inceleme yapılacak. Tarihi Kentler Birliği katılımcıları, Osmangazi Belediyesi'nin sokak dokusu düzenlemesi yaptığı; Üftade Sokağı, Osmangazi Çıkmazı ve Kayhan Caddesi gibi bölgelerde de inceleme yapacak. haberler.com, 05.10.2007 |
||
|
DEVLET TESCİLLİ BİNALARA PARA VERİYOR, KİMSENİN HABERİ YOK
Yıpranmış ve onarım bekleyen özel mülkiyetli tescilli yapıların korunması için Kültür ve Turizm Bakanlığı 250 bin YTL'ye kadar nakit yardımında bulunuyor. Ancak ne yönetmelikten ne de Bakanlığın uygulamasından kimsenin haberdar olmadığı ortaya çıktı. Antalya'da bugüne kadar mülkünün tamir ve onarımını yaptırmak için 4 kişi başvuruda bulundu.
Yönetmeliğin tarihin yeniden ayağa kaldırılabilmesi için şans olduğunu savunan Kültür ve Turizm İl Müdürü İbrahim Acar, tescilli binası olanları bu imkandan faydalanmaya çağırdı. Bakanlıklarının proje için 50 bin YTL, proje uygulaması için de 200 bin YTL olmak üzere 250 bin YTL'ye kadar nakdi yardımda bulunduğunu belirten Acar "Kaleiçi, Antalya tarihinin izlerini taşıyan bir yerleşim. Burayı ayağa kaldırmak lazım. Kaleiçi'nin ayağa kaldırılması turist için de turizmci için de güzel olur. Kültür turizmi mesafe alır." dedi.
Antalya kent merkezindeki en önemli tarihi ve kültürel miras olarak gösterilen Kaleiçi'ndeki bazı binaların sahibi bulunmuyor. Bazısı ise sahibi tarafından terk edilmiş durumda. Bazı binalarda ise halen oturanlar bulunuyor. İçinde 700'e yakın tarihi bina ile 40 anıtsal yapı barındıran Kaleiçi'nde, Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik hakkında bilgisi olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Çok az sayıda insan yönetmelikten haberdarken, çoğu semt sakini yıkılmaya yüz tutan evlerinin devlet tarafından onarılmasını bekliyor. Semt muhtarları yönetmelikten haberi olmayan vatandaşın evini çürümeye terk ettiğini söylüyor. Muhtarlar kendilerinin bile yönetmelikten haberdar olmadıklarını söylüyor. 1998 senesinde evini kendi parası ile onardığını anlatan Barbaros Mahallesi Muhtarı Mehmet Gözübüyük, parası olmayan bazı vatandaşların ise onarım yaptıramadığı için tescille binalarının gözleri önünde çürüdüğünü söyledi. Tuzcular mahallesi muhtarı Serdar Söyler ise düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: "Bu yönetmelik güzel, keşke bu konudan 2 yıl önce haberimiz olsaydı. Vatandaşı bire bir ilgilendiren konularda çıkan yönetmelikler muhtarlara bildirilse. O zaman bizler de Kaleiçi'nde parası olmadığı için binasını onaramayanlara duyururduk. Böylece Kaleiçi de güzelleşirdi. Böyle bir yönetmeliğin olduğunu mahalle sakinlerimize duyurmaya başlayacağız. TürkiyeTurizm.com, 05.10.2007 |
|||
|
XI. ORTAÇAĞ-TÜRK DÖNEMİ KAZI SONUÇLARI VE SANAT TARİHİ ARAŞTIRMALARI SEMPOZYUMU
Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü tarafından ilki 1997 yılında düzenlenen "Ortaçağ-Türk Dönemi Kazı Sonuçları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu"nun onbirincisi, 17-19 Ekim 2007 tarihleri arasında İzmir'de gerçekleştirilecek.
Sempozyum, yaptığı çok sayıda bilimsel çalışma ve etkinlikle Sanat Tarihi araştırmalarına önemli katkılar sağlayan, çok sayıda bilim adamının yetişmesinde emeği bulunan, ayrıca “Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları Sempozyumu”nun öncülüğünü yapan, Bölümün kurucusu Prof.Dr. Rahmi Hüseyin Ünal’a armağan olarak düzenlenecek.
Sempozyum bildirileri ise daha sonra bir kitapta toplanacak. TAYHaber, 05.10.2007 |
|||
|
KALE PROJESİ ADIM ADIM İLERLİYOR
Adıyaman'ın tarihi Hısn-ı Mansur Kalesi'ni kurtarmak için başlatılan proje kapsamında evlerin yıkım işleri devam ediyor.
Adıyaman Belediyesi tarafından yürütülen kale projesi kapsamında 15 evin daha istimlak edilerek yıkımı gerçekleştirildi. Fen İşleri Müdürlüğü'ne bağlı ekipler proje kapsamında bugüne kadar 65 evin yıkımını yaptı. Yapılan çalışmalar neticesinde 15 evin daha yıkımı yapılarak, projenin gerçekleşmesi için çalışmaların devam ettiği bildirildi.
Belediye Başkanı Necip Büyükaslan, kale çalışmalarının hızlı bir şekilde yürütüldüğünü dile getirerek, "Kale Projesi'ni hayata geçirmek amacıyla çalışmalarımıza ivedi bir şekilde devam ediyoruz. Söz konusu projemizi en kısa zamanda gerçekleştirerek hizmete sunacağız. Bizim için önemli olan günlük çözümler değil, kalıcı çözümlerdir. Çünkü biz ilimizin bugününü değil, geleceğini düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Adıyaman Kent Haber, 05.10.2007 |
![]() |
||
|
OSMAN HAMDİ BEY PRIENE KAZI EVİ'NDE BULUNDU
Osman Hamdi Bey'in, Söke'ye bağlı Güllübahçe Beldesi'nde bulunan antik kent Priene'de ilk kazı çalışmalarını denetleyen isim olduğu ortaya çıktı. Elde edilen verilerden yola çıkılarak, Priene antik kentinin gün ışığına çıkarılmasında, ünlü ressam ve Çağdaş Türk Müzeciliği'nin gerçek kurucusu olarak kabul edilen Osman Hamdi Bey'in büyük katkısı olduğu düşünülüyor.
Sadrazam İbrahim Ethem Paşa'nın oğlu olan Osman Hamdi Bey, Paris'te resim ve arkeoloji eğitimi alan ve 1869'da yurda döndükten sonra 1881 yılında Müze-i Hümayun Müdürlüğü'ne atandı. Bu alanda devrim sayılabilecek eski eserlerimizin yurt dışına götürülmesini yasaklayan kanunu yürürlüğe koyan ünlü ressam Osman Hamdi Bey, 1895 yılında Söke'ye gelerek Alman Kazı Ekibi'nin Priene'de çalışmalarını denetlediği ortaya çıktı. Güllübahçe Belediye Başkanı Yılmaz Salbaş, beldesi ile ilgili başlatmış olduğu fotoğraf arşiv çalışmalarında ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in 1895 yılında ilk kazı çalışmalarını başlatan Alman Kazı Ekibi Başkanı Arkeolog Wiegand, Schrader, Siemens ve kızı ile çekilmiş resimleri bulundu. Sökeli fotoğraf sanatçısı Cevdet Üzüm tarafından gün ışığına çıkarılan fotoğraf büyütülerek Güllübahçe Belediyesi'ne asıldı. Bu yılki kazı çalışmalarını geçtiğimiz hafta içerisinde tamamlandığını söyleyen Belediye Başkanı Yılmaz Salbaş, "MÖ 4. yüzyıl antik dönemlere kadar uzanan gerek Athena Tapınağı gerekse kanalizasyon sisteminin kurulması ile ilk kentleşme mimarisinin izleri ile bilinen Priene kentimizde Osman Hamdi Bey'in izine rastladık. Bunun fotoğraflarla da desteklenmesi bize bu yıl ki kazı dönemin sonunda ayrı bir heyecan ve keyif verdi. Onun 1895 yılında kazı çalışmaları için geldiği ve beldemizde kaldığı kazı evi bugün halen orjinal haliyle yine kazı evi olarak hizmet veriyor" dedi. Haber Ekspres, 06.10.2007 |
|||
|
ABD'DE 1720 YILI YAPIMI KEMAN SATIŞTA
İtalyan Giuseppe Antonio Guarneri'nin 18'inci yüzyıldan günümüze gelen bir kemanı, gelecek hafta New York'taki Christie's müzayede salonunda satışa çıkarılacak. Trt/Haber, 05.10.2007 |
|||
![]() |
3240 YILLIK ANTİK BARAJ
Çorum'a 45 kilometre uzaklıktaki Alacahöyük Antik Kenti'nde MÖ 1240 yılında yaptırılan Hitit Barajı yüz yıllardır tarım alanlarının sulamasında kullanılıyor. Bu yılki kuraklık Hitit Barajı sayesinde hissedilmedi bile.
Çorum'un Alacahöyük Antik Kenti'nde MÖ 1240 yılında yaptırılan ve Tanrıça Hepat'a ithaf edilen Hitit Barajı, yüz yıllar sonra yeniden tarım alanlarının sulamasında kullanılıyor. Alacahöyük'teki arkeolojik çalışmaların başkanlığını yapan Prof.Dr. Aykut Çınaroğlu, Hititlerin Anadolu'da MÖ 1200'lü yıllarda yaşanan kuraklık üzerine Orta Anadolu'da 11 vilayete 13 baraj inşa ettirdiğini belirtti. Çınaroğlu, "Bu barajlardan Alacahöyük'teki hariç hepsi işlevini yitirdi. Alacahöyük'teki baraj ise kaynak suyu gövdesi içinden çıktığı için bu su, günümüze kadar akmaya devam etmiştir" dedi. Bugün, 05.10.2007 |
||
|
BERGAMA'NIN ZEYTİNBAĞ BELDESİNDE SİT ALANI SORUNU
Bergama'ya bağlı Zeytindağ beldesinde, 1. derece SİT alanı içinde bulunan Kazıkbağları Mahallesi'ndeki bazı bina sahipleri hakkında, Bergama müze görevlileri ve jandarma ekiplerinin rapor tuttuğu bildirildi.
Haber Ekspres, 05.10.2007 |
|||
|
ERZURUM'UN KAPALIÇARŞI'SI BAKIMA MUHTAÇ
1870 yılında yapılan Hacılar Hanı duyarsızlıkla gündemde. Ayazpaşa Mahallesi’nde bulunan ve Hacı Abdurrahman tarafından 1870 yılında yapılan Hacılar Hanı'ndaki tarihi işyerleri duyarsızlık sonucu kapılarına kilit vurdu. Yıllarca Erzurum halkına hizmet veren tarihi mekanların yıkılma tehlikesi ile baş başa bırakılması vatandaşın tepkisine neden oluyor.
Bir çok işyeri, depo olarak kullanılırken, bir çoğu da kullanılmaz durumda. Hacılar hanında bulunan tarihi işyerleri üzerine değişik işyerlerinin inşa edilmesi ve tarihi eserlerin orijinalliğinin bozulması tepkilere neden oluyor.
Hacılar Hanı'nda faaliyet gösteren esnaf tarihi eserler konusunda duyarlılık beklediklerini belirterek, belediyenin konuyla ilgili çalışma başlatmasını istediler. İşyerlerinin restore edilmesini isteyen esnaf, yıllara değil ,ilgisizliğe yenik düşen Hacılar Hanı'nın restore edilerek, Erzurum’a kazandırılmasını istiyor.
Ayazpaşa Mahallesi’nde bulunan ve Hacı Abdurrahman tarafından 1870 yılında yapılan Hacılar Hanının dikdörtgen planlı olan bir ana, bir de yan giriş kapısı bulunuyor. Avlu kenarındaki odaların, giriş kapıları kemerli olan han, dikdörtgen ayaklara oturmakta. Günümüzde işyeri olarak kullanılan hanın içinde yirmidört dükkan bulunuyor. Erzurum Gazetesi, 05.10.2007 |
|||
|
GÜMÜŞ SİKKELER DEPODA BEKLEMEYECEK
Arkeoloji Müzesi Müdür Vekili Ahmet Beyazlar, Zeugma Definesi Envanteri ve Tanıtım Projesi sayesinde Zeugma Antik Kenti'nden çıkarılan ve çok az bir bölümü müzede sergilenen gümüş sikkelerin depolarda beklemekten kurtulacağını söyledi. Beyazlar, "Türkiye-Suriye Bölgelerarası İşbirliği Programı" kapsamında hazırladıkları projenin kabul edildiğini belirtti. Bütçesi 51 bin dolar olan ve 8 ay sürecek proje kapsamında, Zeugma Antik Kenti'nden Gaziantep Arkeoloji Müzesi Başkanlığı'nda, 2000 yılında yapılan kazılarda bulunan gümüş sikkelerin temizleneceğini, onarılacağını, envanterinin çıkarılacağını ve kayıt altına alınacağını ifade eden Beyazlar, "Şu anda müzemizde bu sikkelerin yaklaşık 30 tanesi sergileniyor. Toplam sikke sayısı ise 2 bin 500 civarında. Kazı sırasında bulunan sikkelerin bir kısmı mekanik temizliği yapılarak müze deposunda muhafaza altına alınmıştı" dedi. "Hazırlanan proje çerçevesinde müzedeki ve arazideki iş yoğunluğu nedeniyle envanteri çıkarılamayan sikkeler envanteri yapıldıktan sonra sergilenmeye başlanacak" diyen Beyazlar, "Proje sayesinde Zeugma Antik Kenti'nden çıkarılan ve çok az bölümü müzede sergilenen gümüş sikkeleri depolarda beklemekten kurtaracağız" şeklinde konuştu. Beyazlar, "Türkiye-Suriye Bölgelerarası İşbirliği Programı"nın temel amacının Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik, sosyal, kültürel ve bilimsel işbirliğini geliştirmek olduğunu ifade etti. Bu çerçevede, envanteri çıkarılan sikkelerin proje kapsamında Halep Müzesi'nde de geçici olarak sergilenmesinin hedeflendiğini bildiren Beyazlar, şunları anlattı: "Böylelikle iki ülke arasındaki kültürel ve sosyal ilişkilerin daha da artması bekleniyor. Türkiye ve Suriye arasında kültürel alanda da birçok benzerlik olduğunu biliyoruz. Bu açıdan programın kültürel ilişkilerimizin gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülüyor.'' Gaziantep 27 Gazetesi, 05.10.2007 |
![]() |
||
![]() Madonna of the Yarnwinder, 1501 |
DA VINCI'NİN MERYEM'İ BULUNDU
Leonardo da Vinci'nin, İskoçya'daki Drumlanrig Şatosu'ndan 2003 yılının ağustos ayında çalınan 'Madonna with the Yarnwinder' (Yarnwinder'li Meryem) adlı tablosu bulundu.
İskoçya polisi tarafından yapılan açıklamada tablonun, Glasgow'daki bir adreste ele geçirildiğini, olayla ilgili olarak üç İngiliz ve bir İskoç'un tutuklandığını belirtildi. Radikal, Fotoğraf: wikipeida.org, 05.10.2007 |
||
|
|||
|
EVLERİNDE DEFİNE ARARKEN TOPRAK ÜZERLERİNE GÖÇTÜ
Tekirdağ’ın Saray İlçesi’ne bağlı Bahçedere Köyü’nde, oturdukları evde define gömülü olduğunu düşünen Vahit Zayım (61), İstanbul’da Mali Müşavir olarak çalışan oğlu Kazım Zayım (35) ve arkadaşı Cemal Bayrak (35) yaklaşık 3 ay önce gece saatlerinde evin içinde kazı yapmaya başladılar. Hürriyet, Haber: Mehmet Yirun - Şenol Aksoy, 05.10.2007 |
|||
|
"ANİ'DE RESTORASYONLAR BAŞLAMALI, YAPILAR TEHLİKE YARATIYOR"
Ermenistan sınırında bulunan tarihi Ani Harabeleri, yüzyıllar boyunca hem doğanın hem de insanların tahribatına uğradı. Döneminin İstanbul'u olarak tanımlanan ve hem ekonomik, hem dini, hem de ticari merkez olan Ani Kentinden geriye sadece 21 eser kaldı. Bunlar da üzerlerinden geçen bin yılların ağırlığına dayanmaya çalışıyor. Doğal tahribatın yanı sıra bundan birkaç yıl ötesine kadar hemen karşı tarafta bulunan Ermenistan'daki taş ocaklarında patlatılan dinamitlerin de zarar verdiği tarihi eserler bir yandan yanlış restorasyonun kurbanı oldular. Şimdiye kadar yapılan restorasyonları beğenmeyen Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2002 yılında durdurduğu çalışmaları bu kez bilimsel bir ortamda hazırlanan projeler eşliğinde yürütecek. Dinamitlerin en çok zarar verdiği Ebul Manucahr Camii ile Tigran Honents Kilisesi (Resimli Kilise) için 2 ayrı proje hazırlandı ve kabul edildi. Bu projeler ışığında iki tarihi mabede 'aslına uygun olarak' restorasyon çalışmaları yapılacak.
İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Görevlisi ve Ani Harabeleri Kazı Çalışmaları Grup Başkanı Doç.Dr. Yaşar Çoruhlu, restorasyonların ihale sistemiyle yapıldığını ve bunun da bazı aksaklıkları meydana getirdiğini vurgulayarak, "Biz buraya gelmeden evvel surlarda bir takım onarımlar yapılmış. Selçuklu sarayında onarımlar yapılmış ve bunlar ihale sistemiyle yapılmış. İhalelerin tarihi eserlerin aleyhine olan bir yönü de var. Çünkü ihalede iş, en az parayla yapan kişiye verilir. Bunun da bazen olumsuz yanları var. Bir de buradaki restorasyonda burada köylerdeki işçileri kullanılıyor. Oysaki eğitimli insanların restorasyonlarda çalışması lazım ve uzmanlar tarafından kontrollerin yapılması gerekiyor. Ama öyle olduğunu zannetmiyorum. Birçok yerde bu iş kalfalara, ustalara bırakılmış. Bu da belki Türkiye'nin genel bir sorundur. Çünkü ülkede restorasyon eğitimi henüz çok gelişmiş değildir, yeterince yetişmiş uzman eleman yoktur, bu da tabi buraya aşırı olarak yansıyor. Kars'ın imkanları biliniyor, ulaşım zorlukları, malzeme bulma zorluğu var. Hatta bazı malzemeleri burada bulamadık, İstanbul'dan getirmeye çalışıyoruz. Böylece iş uzun sürüyor. Bu işleri konuşurken Kars'ın imkanlarını da düşünmek lazım." şeklinde konuştu.
Bunun için bazı aksaklıklar olduğunu ve bu aksaklıklardan ders alındığını dile getiren Çoruhlu, 2 proje hazırlandığını kaydetti. Bu projelerden birisinin Ebul Manucahr Camii'nin diğerinin de Resimli Kilisesi'nin (Tigran Honents) restorasyonu olduğunun altını çizen Çoruhlu sözlerini şöyle tamamladı: "Bunların uygulama projeleri hazırlandı, ben de inceledim, oldukça bilimsel olarak hazırlanmış çalışmalar. Ama tabi bu işte önemli olan uygulama safhası. O bilimselliği uygulamaya ne kadar yansıtabileceğiz. Biz de inşallah bunları denetlemeğe çalışacağız. Bir yandan da bu çalışmaların bir an önce başlamasını istiyoruz, çünkü bu yapılar tehlike arz edecek duruma gelmek üzeredir TürkiyeTurizm.com, 05.10.2007 |
|||
|
SULTANAHMET'TE NELER OLUYOR?
Sultanahmet İstanbul’un en önemli tarihi merkezi. Ayasofya ve Sultanahmet camileri dışında, Yerebatan sarnıçları, Topkapı Sarayı da bu meydana açılıyor.
|
|||
|
|
POMPEIPOLIS'TE BU YILKİ KAZILAR TAMAMLANDI
Kastamonu'nun Taşköprü İlçesi Zımbıllı Tepesi'nde, MÖ 64 yılında Roma İmparatorluğu idaresine geçmesiyle başkenti Pompeipolis Antik Kenti`ni gün yüzüne çıkarmak için yürütülen kazı çalışmalarının 2. etabı sona erdi.
AKP Kastamonu Milletvekili Hasan Altan, yaptığı açıklamada, "Taşköprü`nün ekonomik kurtuluşu" projesi olarak tanıttığı ve iki Kültür Bakanı`nın ilçeye ziyaretleri sonucu ancak 2006 yılında ilk kazması vurulan antik kentin, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Roma ve Doğu Roma dönemine de ışık tutması bekleniyor.
Karadeniz Bölgesi'nde tek arkeolojik kazı konumundaki projenin bu yılki çalışmalarında kandil, toka, kanalizasyon şebekesi, hamam ve Agustos tapınağı bulundu. Yürütülen jeofizik çalışmaları kapsamında ise tiyatro, pazaryeri ve sütunlu caddelerin yeri tespit edildi.
Geçtiğimiz yıl ulaşılan mozaik ve seramikler ise biraz daha gün ışığına çıkarıldı. İkinci yılı tamamlanan Pompeipolis kazıları Taşköprü Belediyesi`nin destek ve katkıları ile gerçekleşti. Kastamonu Postası, 04.10.2007 |
||
|
MÜZE DENETİMLERİNDE 32 PERSONEL CEZA ALDI
Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçtiğimiz yıl başladığı müze denetimlerinde, görevi kötüye kullandıkları ve ihmal ettikleri gerekçesiyle 32 personeline ceza verdi. Bu personelden ikisi ise tutuklandı.
Denetimler sonucunda 32 personel ceza aldı. Ceza alan personelin 2'si tutuklanırken, 16'sına bedel ödettirme, 5'ine görev değişikliği, 4'üne adli ve idari soruşturma, 3'üne kınama cezası, 2'sine de uyarı verildi. haberler.com, 04.10.2007 |
|||
|
GAP BÖLGESİNDEKİ KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ
GTO AB Bilgi Bürosu Koordinatörü Figen Öğüt Çeliktürk, GAP bölgesindeki kültürel mirası destekleme çalışmalarının bitme aşamasına geldiğini belirtti.
Çeliktürk, yaptığı açıklamada, AB'den sağladıkları hibe fonlarla yürüttükleri projelerle GAP bölgesinin sahip olduğu kültürel mirası korumayı ve tanıtmayı, bölgeye daha fazla yerli ve yabancı turist çekmeyi amaçladıklarını belirtti. Çeliktürk, GAP Kültürel Mirası Geliştirme Programı kapsamında yürüttükleri "Nizip-Zeugma, Rumkale ve Halfeti'nin Turizm Etkinliğinin Artırılması Projesi" ve "Güneydoğu Anadolu Tanıtım Projesi"nin bitme aşamasına geldiğini kaydetti. GAP bölgesinin çok zengin bir kültürel mirasa sahip bulunduğunu, bu mirasın korunması ve değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Çeliktürk, şunları söyledi: haberler.com, 04.10.2007 |
|||
|
İSTANBUL'UN PORTLARI |
|||
|
TARİHE BETON GÖLGESİ
İslami eser olarak Türkiye'nin ve dünyanın en önemli ahşap Mevlevihane'si, tarihi görünümünü gölgeleyen betonarme yapıdan kurtarılmayı bekliyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu yaptırılarak turizme Vakıf Eserleri Müzesi olarak kazandırılan Mevlevihane, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanlarından oldu. Bu özelliği ile önemli bir yere sahip olan Mevlevihane, bir başka yönü ile de dikkat çekiyor. Mevlevihane ile Muslu Ağa Köşkü arasında kalan Verem Savaş Dispanseri, Rehberlik Araştırma Merkezi Müdürlüğü ve 7 Nolu Behzat Sağlık Ocağı'nın bulunduğu bakımsız betonarme bina tarihi iki mekanı adeta boğuyor. Ayrıca tarihi mekanla iç içe olan eski evler de tarihi görüntüyü bozan bir başka unsur. ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof.Dr. Metin Sözen'de Mevlevihane'nin görüntüsünü bozan betonarme binanın kaldırılarak, çevreyle bütünleşmesini istediklerini söyledi.
Sözen, merhum Vali Recep Yazıcıoğlu zamanında Bey sokağını seçerek evlerin dış cephesi ile ilgili restorasyon çalışması yapıldığını hatırlatarak, "O yıllarda evlerin dış cephesinde çalışma yapıldı. Daha sonra bu sürede harap olan Mevlevihane ayağa kalkınca bey sokağı ile hemen Mevlevihane'nin arkasında bulunan sokak gündeme alınmıştı. Oranın proje ihalesi bitmek üzere. Ayrıca Mevlevihane'nin görüntüsünü bozan betonarme binanın da kaldırılarak çevreyle bütünleşmesini istiyoruz. Sokakta iyileştirme yapılıp, beton bina da kaldırılırsa, o alanın saat kulesi ve Mevlevihane'nin tarihi yapısı ile bir tarihi mekan oluşturmak mümkün. Böylelikle, Sulusokak Çarşısı gibi, o bölgenin de odak noktası olmasını bekliyoruz" dedi. Tokat Kent Haber, 04.10.2007 |
![]() |
||
|
|
UZMANLAR NAKŞ-İ RÜSTEM'DEKİ BOYALARI TARTIŞIYOR
Arkeolog ve Parseh ve Pasargadae Araştırma Vakfı eski yöneticisi Muhammed Taki Atai, güney Iran’da, Nakş-i Rüstem’de bulunan Akhamenid mezarlarında kullanılan boyalarla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.
Bu keşif, 2003 yılında Büyük Darius'un mezarının dış yüzeyinde, yağmur suları ile akan kalker tabakalarının temizlenmesi sırasında yapılmıştı. Ataii’nin açıklamasına göre mezar yüzeyindeki çivi yazıları orijinalde çivit mavisi boyalı idi ve yüksek kabartmaların çoğunda da boya izleri vardı. Ataii “Örneğin buradaki kabartmada Darius’un sakalı ve bıyığı mavi idi. Aslında, Akhamenid kabartmalarının renkli olduğunu uzun zamandır biliyorduk. Örneğin Persepolis’te bulunan kabartmalarda Darius’un sakalı tümü ile lapis lazuliden yapılmıştı. Ne yazık ki bu taşlar Makedonlar tarafından yağmalanmış.” dedi.
Açıklandığına göre Nakş-i Rustem’deki kabartmalarda Darius’un saçları siyah, gözleri, dudakları ve ayakkabıları ise kırmızı, elbiseleri için ise birçok farklı renk kullanılmış.
Bu arada, yeni inşa edilmekte olan ve mezarın yakınından geçecek bir demiryolunun titreşiminin, bu mezara telafi edilmeyecek zararlar vereceğinin anlaşılması üzerine demiryolu projesinin değiştirilmesine karar verildi. tehrantimes.com, 27.09.2007 |
||
|
METROPOLİS'TE ÖZEL YERLEŞİM
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Trakya ve Dokuz Eylül Üniversiteleri tarafından ortaklaşa yürütülen Metropolis kazılarının, 2007 dönemi çalışmaları kapsamında önemli buluntulara rastlandığı bildirildi. Akşam, 04.10.2007 |
|||
|
"NOEL BABA KALIN GİYSİLERİ ÇIKARMALI"
Demre’deki Noel Baba Kilisesi’nin restorasyonu için gereken herşeyin yapılacağını açıklayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Akdenizli ve Demreli bir Noel Baba imajı yaratılması gerektiğini söyledi. Akşam, 04.10.2007 |
|
||
|
MÜZE BAHÇESİNE 15 ALTIN KARŞILIĞI DEFİN YAPILMIŞ
Konya’daki Mevlana Müzesi’nin bahçesinde bulunan mezar taşlarının sırrı çözülüyor. Hürriyet, Haber: Kerem Pulgat, 04.10.2007 |
|||
|
|
TUTANKAMON'UN YÜZÜ İLK KEZ HALKA AÇILIYOR
Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi Başkanı Zahi Hawass yaptığı açıklamada, firavun Tutankamon'un mumyasının yüzü görünür bir şekilde cam vitrin içerisinde sergileneceğini belirtti. Hawass "Mezarına girerek ilk kez Tutankamon'un yüzünü görme şansını bulacaksınız. Bu tarihte bir ilk" dedi. Mısır'ı MÖ 1361 yılından 1352'ye kadar yöneten Tutankamon'un genç yaşta öldüğü biliniyor. Tahta çıkma hakkını ünlü kral Akhenaton ile kraliçe Nefertiti'nin kızı Prenses Ankhesenpaaten'le evlenerek elde etmişti. Mezarı 1922'de İngiliz arkeolog Howard Carter tarafından keşfedilmişti. Mısır'ın Luxor kentinde bulunan mezarın halka açılması için tarih ise henüz verilmedi. Sabah, 04.10.2007 |
||
|
RESİM VE HEYKEL SPONSOR BEKLİYOR
Resim Heykel Müzeleri Derneği'nde zor günler... Derneğin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Leyla Belli, Beşiktaş'taki Resim ve Heykel Müzeleri binasındaki yerlerinden çıkmak zorunda kaldıklarını, kısıtlı imkanlarla bir yer tutup çalışmalarını burada sürdürmeye çalıştıklarını söyledi. Üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerine girmek isteyen öğrencilere eğitim ve portfolyo hazırlama kursları vererek ayakta durmaya çalıştıklarını da belirten Belli, her yaştan öğrenciye daha fazla eğitim verebilmek istiyor. Dernek, gençlerin sanata olan ilgisini büyütmek için gönüllülerin yardımlarını bekliyor. Sabah, Haber: Bedia Ceylan Güzelce, 04.10.2007 |
|
||
|
AKM'Yİ YIKACAK YASA MECLİS'TE
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmaları için tasarlanan ama AKM'nin yıkılmasına ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun tasarısı bir kez daha Meclis'te. TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, geçen dönem görüşmeleri tamamlanamadığı için kadük (hükümsüz) kalan kanun tasarısını aynen benimsedi. Komisyondaki görüşmelerin tartışmalı geçmesi sonucu değiştirmedi. Geçen dönem de komisyondan geçen tasarı, Meclis'e sevk edilmiş ama görüşülememişti.
Radikal, 04.10.2007
"YERİNE KOYMADAN AKM'Yİ YIKMAM"
TBMM Milli Eğitim Komisyonu AKM’nin yıkılarak, yerine yenisinin yapılmasını öngören kanun tasarısının görüşmeleri tartışmalı ve gergin geçti. Hürriyet, 04.10.2007 |
|||
|
|
EGE ÜNİVERSİTESİ'NDEN TAVAS KAZISI'NA DESTEK
Denizli'nin Tavas İlçesi'ndeki tarihi kentin ortaya çıkarılması çalışmalarına, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyeleri de destek verdi. Çalışmalar, Denizli Müze Müdürlüğü'yle ortaklaşa gerçekleştirildi. Bilimsel danışman Prof.Dr. Bozkurt Ersoy, ''Antik Tabae kenti üzerine kurulu Kale-i Tavas, Menteşe Beyliği'nin önemli yerleşim merkezlerinden biri. Çalışmalarda, Roma Dönemi'ne ait mermer bir tanrıça başı da bulundu'' dedi. Milliyet Ege, 04.10.2007 |
||
|
TÜMÜLÜSLER GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR
Ankara'nın Beypazarı İlçesi'nin Acısu Köyü çevresinde bulunan ve bugüne kadar definecilerce kazılarak tahrip edilen tümülüslerde, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca kazı çalışmaları başlatıldı. |
![]() |
||
|
|
CAMİSİZ MİNARELER RESTORE EDİLDİ
Gümüşhane’nin eski yerleşim bölgesi Süleymaniye Mahallesi’nde 16. yüzyıldan kalma olduğu bildirilen camisiz 3 minarenin restorasyon çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.Yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Gümüşhane Kültür ve Turizm İl Müdürü Vekili Temel Yalçın, restorasyon çalışmaları için 50 bin YTL harcandığını söyledi.
Müdür Vekili Yalçın minareler ve yapılan restorasyon çalışmaları hakkında şu açıklamayı yaptı: “İlimizin ilk yerleşim yeri olarak ‘Canca, Eskişehir’ adlarıyla da bilinen Roma, Bizans ve Osmanlı kültürünün izlerinin hakim olduğu bölgede yıkılmaya yüz tutmuş ve 16. yüzyıldan kalma 3 adet camisiz minarelerimiz Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 50 bin YTL ile restorasyonunu tamamlamış bulunmaktayız. 7 yıl önce valiliğimiz tarafından oluşturulan komisyonca hazırlanan rapora göre mahalle girişinde ve yolun alt kısmında bulunan 1. minare yonu taşı ile yapılmış, şerefe çevre duvarı ve şerefenin üst kısmı yıkılmış, alt kısımlarında da yer yer yıkıklar olduğu ve giriş kapısı olmadığı, 2. minare ise mahallenin orta kısmında yer almakta, şerefesinin üzerinde belli bir kısma kadar taş yonu ve üzeri tuğla olarak yapılmış olup, üst kısmından yere kadar güney cephesinde boyluca yıkık durumu olduğu ve giriş kapısının bulunmadığı, diğer 3. minarenin ise mahalledeki yolun sonunda yer almakta olup şerefesinin üzerinde bir yere kadar yonu taşı ile ve üzeri tuğla olarak yapılmış, tuğla kısımları, şerefe korkuluğu ve gövdesindeki taş kısımların bazı yerleri yıkık durumda olduğu tespit edilmişti. 500 yıllık bir maziye sahip olan bu minarelerimiz asıllarına uygun olarak Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tarafından gönderilen ödenekle restore edildi.” Gümüşhane’nin ilk yerleşim yeri olan Süleymaniye Mahallesi’nde 33 adet daha tarihi eserin kayıtlarının da yapıldığını belirten Yalçın, “Hedefimiz ilk etapta minarelerin yıkılmaktan kurtarılması oldu. Halen bu tarihi kentimizde bir camimizin restorasyon çalışmaları sürüyor. Vakıflar Genel Müdürlüğümüzce önümüzdeki günlerde tarihi hamamın da restorasyon çalışmaları başlatılacaktır.”diye konuştu. Gümüşhane Kent Haber, 03.10.2007 |
||
|
VAN EVLERİ TARİHE KARIŞIYOR
Van Mimarlar Odası tarafından 1993-2002 yılları arasında yapılan araştırmalar sonucunda, tarihi Van evleri sayısının 19'a kadar düştüğünü ifade eden Öztürk, koruma altına alınan ve ayakta durabilen Van evi sayısının sadece bir tane olduğunu söyledi.
Öztürk, 19 Van evinden yalnızca Mustafa Dilaver'e ait evin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1989 yılında tescillendiğini belirterek, "Geleneksel Van evi dokusunda, 1900'lü yılların başında inşa edilen ev, hak sahiplerinin içerisinden çıkmasıyla büyük tahribata uğramıştır. Mimarlar Odası olarak bu evin restorasyonunu üstlendik. Ancak hak sahiplerinin veraset problemi çözülemediği için kamulaştırma çalışmaları yarım kaldı. Herhangi bir güçlendirme ve restorasyon çalışması yapılamadığından dolayı geriye kalan tek bir Van evi de tamamen yıkılmak üzeredir. Van evlerinin yok olma tehlikesinin en büyük sebebi, 1974 yılında Van'da yapılan ilk imar planıdır. Bu çalışmada tarihi Van evleri korunmamıştır. Bu evlerin koruma imar planları yapılmadı. Bu paralelde sadece evler değil çok sayıda sivil mimarlık örneği, dini yapılar, kehrizler ve çeşmelerin de kaybolduğunu görüyoruz" dedi.
Van Kent Haber, 03.10.2007 |
|||
|
"ALLIANOI'Yİ GÖMEREK KORUYORLAR"
1800 yıllık Allianoi antik kentinin Yortanlı Barajı suları altında kalması tartışması devam ediyor. 2007 yılı için kazı izni verilmeyen antik kentle ilgili açıklama yapan Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar ve Araştırmalar Daire Başkanı Melik Ayaz, antik kentte bugüne kadar kazıları sürdüren ekibi koruma önlemlerini almamakla suçladı. Ayaz’ın Allianoi’de artık kurtarma kazılarının bittiği, bundan böyle koruma tedbirlerine dönük çalışmalar yapılacağı sözlerini, “Allianoi’yi tarih sahnesine yeniden gömmek için bakanlığın yaptığı bir oyun” olarak niteleyen kazı heyeti başkanı Doç.Dr. Ahmet Yaraş, koruma önlemi almama suçlamasına da sert yanıt verdi. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen EGEÇEP 8. bölge toplantısında Allianoi antik kenti kazıları ile ilgili açıklamalarda bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar ve Araştırmalar Daire Başkanı Melik Ayaz antik kentte artık kurtarma kazısı yapılmayacağını söyledi. Bu sözler aynı zamanda Allianoi’yi gün yüzüne çıkaran Doç.Dr. Ahmet Yaraş ve ekibinin artık kazıda görev almayacağı anlamında geliyordu. Antik kentle ilgili birtakım sözlü şikayetler ulaştığını belirten Ayaz, “Yapılan çalışmaların korumaya dönük yapılmadığı, tahribatın olduğu, kazının baraj altında kalacak bir yerin kurtarılması kazısından çok bir bilimsel kazı niteliğinde genişletildiğini korumanın ihmal edildiği yönünde bize ciddi manada şikayetler ulaştı. Bilim heyeti oluşturarak durumu yerinde incelettik” dedi. İncelemenin sonunda kendilerine iletilen raporda, “Evet, kurtarma kazılarından ziyade mevcut olan kültür varlıklarının korunmasına yönelik kazıların yapılması gerekir” dendiğini aktaran Ayaz, koruma çalışmalarına başladıklarını, finansman için de DSİ’den 200 bin YTL’lik bir kaynak talebinde bulunduklarını belirtti. Allianoi’de yapılan kazıların başkanlığını yürüten Doç.Dr. Ahmet Yaraş ise iddialara sert yanıt verdi. Allianoi’de yapılan çalışmanın bir kurtarma kazısı olduğunu belirten Yaraş, bunun mantığının ise kazıların ivedi yapılması ve kültür varlıklarının tam olarak tescil edilmesi anlamını taşıdığını dile getirdi. Yaraş, “Şu anda elimizde ne olduğunu dahi bilmiyoruz. Bizim açtığımız bölüm Allianoi’nin yüzde 30’u sadece, yüzde 70’inde ne olduğu hala belli değil” dedi. Yaraş, bakanlığın koruma önlemi olarak Allianoi’nin üzerinin mille kapatılmasını önerdiğini hatırlatarak, bunun antik kenti yok etmekle eşdeğer olduğunu belirtti. Bakanlığın kendilerine görev vermeyerek başka bir heyetle koruma çalışmalarına başlamasını “Alianoi’yi keşfeden ekibin bölgeden uzaklaştırılması ve projenin üstünün örtülmesi için yapılan bir oyun” olarak niteleyen Yaraş, şunları söyledi; “Korumadan bahseden bakanlık bugüne kadar neredeydi? Üstünün mille örtülmesi talebi bakanlıktan gelmedi mi? Beni korumamacılıkla suçluyorlar. Kazı izni olmadığı halde orada koruma önlemlerini almak mümkün değil. Şu an bakanlığın yapmış olduğu; kazı heyetini bölgeden uzaklaştırmak ve Allianoi’yi tarih sahnesine tekrar gömmektir. Bunu yaparak da bakanlık tarih önünde suçlanacaktır.” Kendisine kazı alanında koruma önlemi almadığına dair herhangi resmi bir yazı iletilmediğini aktaran Yaraş, bugüne kadar kazı çalışmalarını incelemeye gelen bakanlık temsilcilerinden de bu yönde hiçbir uyarının olmadığını belirtti.
Evrensel, Haber: Özer Akdemir, 03.10.2007 ALLIANOI KORUMA DUVARI İÇİN İHALE
Bergama'da yapılan Yortanlı Baraj alanı altında kalacak Paşa Ilıca Kaplıcası'nın (Allianoi antik şehri) etrafına örülmesi planlanan koruma duvarı ve tarihi eserlerin rölöveleri için ihale açıldı.
Haber Ekspres, 06.10.2007 |
|||
|
|
HAMAMDAN SANAT MERKEZİNE
Bursa'da, bir bölümü tümüyle yıkılan tarihi Ördekli Hamamı, aslına uygun olarak restore edildi. Tarihi bina sanat merkezine dönüştürülerek halkın kullanımına açılacak.
Bursa'nın en önemli tarihi eserlerinden biri de Ördekli Hamamı. Tarihi hamamın yapımına Yıldırım Beyazıt döneminde başlandı. Fetret dönemine denk geldiği için yapımı otuz yıl sürdü. Hamamın bitirilmesi Çelebi Mehmet'e nasip oldu.
1.400 metrakare alana otururan binanın Doğu ve Batı cephesi tamamen yıkılmış durumdaydı. Bu tarihi hamam şimdi Osmangazi Belediyesi'nce restore ediliyor. Son çalışmaların sürdürüldüğü tarihi Ördekli Hamamı, sanatsal etkinliklerin yapılacağı merkeze dönüştürülerek halkın kullanımına açılacak.
Ördekli Hamamı'nın restorasyonu için 2.5 milyon YTL harcandı. Trt/Haber, 03.10.2007 |
||
|
"BU TARİHİN ÖLÜMÜDÜR" Açık Radyo, Yazı: Robert Fisk*, 03.10.2007 * Fisk, The Independent Gazetesi'nin tanınmış Ortadoğu muhabiridir.(e.n.) |
|||
|
JANDARMADAN TARİHİ ESER OPERASYONU
Balıkesir'de, tarihi eser kaçakçılığı yaptığı ileri sürülen 2 şüpheli jandarmanın düzenlediği operasyon ile yakalandı. Balıkesir Kent Haber, 03.10.2007 |
|
||
|
SUALTINDAKİ HAZİNEMİZ BELGESELLE ANLATILACAK
TRT, Türkiye’deki bilim insanlarının su altı kazı araştırmalarını, “Sualtı Cennetlerimiz” isimli belgeselde görüntülüyor. Belgeselde, limanlar, Kurtuluş Savaşı’nda batan gemilerin enkazları, sualtı arkeolojisi çalışmaları, depremler ya da başka sebeplerle su altında kalmış kentler, konunun uzmanlarının anlatımlarıyla seyirciyle buluşacak. Önümüzdeki yıl yayına girmesi beklenen ve çekimlerinde Türkiye’nin ilk kadın su ltı kameramanının görev aldığı belgeselin, Türkiye’nin iyi bir tanıtımını yapmasının yanı sıra, çok kapsamlı bir görüntü arşivi sağlaması da hedefleniyor. Çekimlere 3 yıl önce başladığını söyleyen yapımcı ve yönetmen Girayhan Alpdoğan, belgeselde anlatılacak bazı tasvir ve sahnelerin animasyonlarla canlandırılacağını kaydetti. Belgesel, her biri 25-30 dakikadan oluşacak 13 bölüm halinde yayınlanacak. Türkiye Gazetesi, 03.10.2007 |
|||
|
"KİLECİ MESCİDİ ONARIMI, TARİHİ BİLGİLERİ AÇIĞA ÇIKARDI"
Akşehir Kileci Mescidi'nin restorasyonu ve tamiratı nedeniyle çevresinde yapılan kazı ve duvar sıvalarının yıkılması bir çok tarihi bilginin gün ışığına çıkmasını sağladı. Kileci Mescidi, ilk yapıldığında üzeri kubbe ile örtülü kare şekilli bir plan şemasına sahipken tarihini bilemediğimiz bir depremde büyük hasar görmüş, daha sonrada bugünkü şekilde onarılmıştır (1). Yaptığımız incelemede duvarlarının devşirme taşlarla inşa edildiğini gördük. Binadaki bu devşirme taşların çok çeşitli olduğu ve değişik zamanlarda yapılmış binalardan büyük bir olasılıkla yakınındaki kaleden alınan taş, tuğla ve benzeri duvar malzemelerinin buraya getirilerek inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bu işlemeli taşlar ve sütun başlıkları bu kutsal yerin bilinen tarihten çok önce yapıldığını orta koymaktadır. Öncelikle Mescidin daha önceden bulunan kubbesini desteklemek amacıyla mescid ortasına konan sütunun alt kısmında kazı sonucu ortaya iki sütun başlığı çıkmıştır. En altta bir iyon sütun başlığı bulunmaktadır. Bu sütün başlıkları erken Roma dönemine aittir. Onun üzerine harika bir şekilde yapılmış bir Roma evresine ait bir Korint sütun başlığı yerleştirilmiştir. Yine son cemaat yerinin cephesinde dört silindirik sütün sıralanmaktadır. Birbirinden farklı şekil ve bezemeye sahip devşirme sütun başlıkları, büyük olasılıkla Bizans dönemine ait olmalıdırlar (1).
Pervasız Gazetesi, Yazı: Mehmet Koç, 03.10.2007 |
|||
|
TOPKAPI'DAKİ ESERLERLE 8 MÜZE KURULACAK
Topkapı Sarayı'nın depolarında kapalı tutulan ve kimsenin göremediği eserler, sergilenmek üzere çeşitli tarihi mekanlara dağıtılacak.
Temeli Fatih Sultan Mehmet tarafından atılan, zaman içinde ihtiyaca göre büyüyerek geniş bir alana yayılan Topkapı Sarayı, asırlar boyu imparatorluk coğrafyasının idaresine yön verdi. Osmanlı'nın en kudretli günlerinde üç kıtanın zenginlikleri buraya aktı. En değerli sanat eserleri burası için üretildi, en kıymetli mücevherler, en önemli belgeler burada toplandı. Topkapı Sarayı, Cumhuriyet'ten sonra ise müze haline getirildi. Bugün 80 bin eseri, 30 bine yakın elyazması kitabı barındıran saray, gerek mekan olarak gerekse muhafaza ettiği eserler açısından dünyanın en önemli müzelerinden biri. Ancak bu zenginlikten yeteri kadar istifade edildiğini söylemek mümkün değil. Ödenek yetersizliği, personel noksanlığı gibi pek çok sebeple eserlerin bakımları yeterli seviyede yapılamıyor; üzerinde çalışmalar gerçekleştirilemiyor, sergilenemiyor. Dünya müzelerinde depolardaki eserlerin ortalama yüzde 25'i sergilenirken, Topkapı Sarayı Müzesi'nde bu oran yüzde 1'de kalıyor. Bunun en önemli sebebi ise sergileme mekanlarının yetersizliği. Topkapı Sarayı Müzesi ile ilgili çeşitli projeleri uygulamaya koyan Kültür ve Turizm Bakanlığı, müzenin depolarında saklı bulunan paha biçilmez eserlerin ziyarete açılması için de çalışmalara başladı. İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından hazırlanan "İstanbul Projeleri 2006-2007" isimli çalışmada, Topkapı'da depolarda bulunan eserler de ele alındı, tarihi yarımada ve 'Sur-ı Sultani' olarak adlandırılan bölgede değerlendirilmesi gereken çok sayıda anıtsal yapının bulunduğuna dikkat çekildi.
Bakanlık, bu yapıları Topkapı Sarayı ile bütünleştirmeyi, sonrasında da kullanıma açmayı hedefliyor. Buna göre aralarında tarihi Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesi'nin de bulunduğu 8 yapı Topkapı Sarayı'na bağlı hizmet binaları olarak görev yapacak. Müze olarak kullanılacak anıtsal yapılardan İshakiye Köşkü, Şevketiye Köşkü ile İncili Köşk'ünde düzenlenme çalışmaları devam ediyor. Proje kapsamında, diğer yapılarda da müze olarak hizmet edebilmelerine imkan sağlayacak düzenlemeler yapılacak. Hem Topkapı depolarındaki eserlerin gün yüzüne çıkarılması hem de tarihi yapıların kültür hayatına kazandırılması anlamına gelen proje ile Çin ve Japon porselenleri, Osmanlı kumaşları, silahlar, cam eserler, taş eserler, gümüşler, ahşap eserler, arabalar, otağlar, sancaklar yeni yapılara taşınacak. Topkapı'yı gezenler, eserlerin devamını görebilmek için 8 müzeyi daha ziyaret edecek.
Bakanlık, İstanbul'un tarihi yapısını korumak adına şimdiye kadar Topkapı Sarayı'nda Kutsal Emanetler Dairesi'nin düzenlenmesi, Babı-ı Hümayun kapısının restorasyonu ve araç trafiğine kapatılması, 1. avlu peyzaj düzenlemesi, Babüsselam'ın onarımı, Kubbealtı ve Adalet Kulesi'nin onarımı, harem yapılarının restorasyonu gibi 19 uygulama gerçekleştirdi. Ayrıca Topkapı'yı kurtaracak 10 farklı projenin hazırlık çalışmaları da sürüyor.
Prof.Dr. İlber Ortaylı (Topkapı Müzesi Başkanı): "Proje tamamlandığında bu mekanlar müzedeki eserlerin teşhir edildiği önemli merkezler olacak. O zaman depolardaki kumaşları, porselenleri ayrı yerlerde sergileyebileceğiz. Örneğin 12 bin adetlik çini koleksiyonu var. Bu çinileri bir mekana aldığınız zaman orası dünyanın en büyük çini müzelerinden biri olur. Her mekanın ayrı bir konusu olacak. Ayrıca bazı eserler de yakın bir tarihte Eyüp Belediyesi'nin belirlediği bir mekanda sergilenecek." Zaman, Haber: Aslıhan Aydın, 03.10.2007 |
|||
|
TAŞ BİNALAR MÜZE OLUYOR
Ankara-Polatlı'da Temelli Belde Belediye Başkanı, "1929’da muhacirlerin kullandığı evler ve o döneme ait kullandıkları eşyalar kurulacak olan müzede sergilenecek"dedi. Hürriyet Ankara, Haber: Metin Özdemir, 03.10.2007 |
|
||
|
NEANDERTHALLER SİBİRYA'YA KADAR ULAŞMIŞLAR
Neanderthal iskeletlerinden elde edilen DNA sonucunda, bu türün, bugüne kadar tahmin edilenden 2000 km daha uzağa ulaştığı anlaşıldı. Güney Sibirya’da bulunan yetişkin Neanderthal kalıntılarının genetik yapısı Batı Avrupa’da bulunanlar ile aynen örtüşmekte ve bu durum, uzmanların fikrine göre, çok uzun mesafeler göç edebildiğinin bir ispatı.
Ardından, bu örnek Avrupa’da bulunan diğer birçok Neanderthal DNA ları ile karşılaştırıldı. Örnek belçika’da bulunmuş bir Neanderthal ile mükemmel uyum içinde ve Pääbo’ya göre bu uyum “oldukça büyük bir sürpriz” idi.
Şimdiye dek en doğuda bulunmuş Neanderthal, Özbekistan’da, ülkenin güney doğusunda yer alan Teşiktaş Mağarası’nda bulunan bir kafatası idi. newscientist.com, Haber: Roxanne Khamsi, 30.09.2007 |
|||
|
|
TARİHİ KÖPRÜ KORUMA ALTINDA
Kırıkkale'nin Yahşihan İlçesi Bedesten Köyü yolu güzergahında, Kızılırmak üzerinde bulunan ve Kurtuluş Savaşı'nda mühimmat taşımada kullanılan Abdulhamit Köprüsü, kaymakamlık tarafından koruma altına alındı.
Alman teknolojisi ile yapılan demir köprü, yeni köprünün yapılması ile trafiğe kapatılmıştı. Yeni yapılan beton köprünün 30 yılda çürümesi nedeniyle köprü tadilata alındı. Köprü bakıma alınınca tarihi demir köprüyü ağır tonajlı araçlar kullanmaya başladı. Bunu üzerine kaymakamlık harekete geçerek tarihi değeri olan köprüyü korumaya aldı ve ağır tonajlı araçların köprüden geçişi yasaklandı.
Kırıkkale Kent Haber, 02.10.2007 |
||
|
ADALET KASRI MÜZE OLUYOR
Edirne'de Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1561 yılında Mimar Sinan'a yaptırılan Adalet Kasrı, müze oluyor.
Adalet Kasrı'nın, Müze Müdürlüğü'nce halkın ziyaret edebileceği bir müzeye dönüştürüleceğini belirten Miroğlu, "Vatandaşlar, eşsiz yapıyı görüp içine girmek istiyor, fakat kapalı olduğunu öğrenince hayal kırıklıklarına uğruyorlar. Bu nedenle Adalet Kasrı bir an önce vatandaşın ziyaret edebileceği bir hale getirilecek." dedi.
Edirne Baro Başkanı Coşkun Molla ise Adalet Kasrı'nın müze olarak düzenlenmesinde her türlü yardımı verebileceklerini ifade ederek "Baro olarak kasrı valilikten ve Kültür Müdürlüğü'nden istemiştik, olmadı. Ama Edirne'ye güzel bir eser kazandırılacağı için de seviniyoruz. Bu konuda bizden bir yardım istenirse bunu görev sayarız" dedi.
Tarihi Kırkpınar Güreşleri'nin de yapıldığı Sarayiçi mevkiinde bulunan Adalet Kasrı, Saray-ı Cedide-i Amire'nin (Yeni Saray), 1874 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Edirne'nin istila edileceği düşünülerek dönemin Edirne Valisi Cemil Paşa'nın emriyle cephanenin Ruslar'ın eline geçmemesi için havaya uçurulmasının ardından, saraya ait ayakta kalan tek yapı olması nedeniyle de büyük önem taşıyor.
Bir süre önce Edirne Barosu'nun, Adalet Müzesi kurmak amacıyla Edirne Valiliği ile Edirne Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne sunduğu proje, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce kabul edilmemişti. Trt/Haber, 02.10.2007 |
![]() |
||
|
|
ESKİ KÖPRÜLER YIKILDI YIKILACAK
Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde bulunan tarihi Han Mahmut Köprüsü ve Bürücek Köprüsü ilgi bekliyor.
Şırnak Kent Kaber, 02.10.2007 |
||
|
TARLABAŞI VE FENER-BALAT YENİLEME PROJELERİNDE SON DURUM Arkitera, Yazı: Gökçe Aras, 02.10.2007 |
|||
|
TAŞOCAĞI İÇİN 150 YILLIK AĞAÇLARI KESTİLER
Zonguldak'ta Erçek Mağarası'nın bulunduğu yere taş ocağı açmak isteyenler tarafından 150 yıllık kestane ağaçlarının kesildiği iddiası çevrecilerin tepkisine neden oldu.
Çevre Koruma Derneği Zonguldak Şube Başkanı Meltem Çetinkaya, mağaralar bölgesinde bulunan ve taş ocağı yapımı düşünülen araziye giderek basın açıklaması yaptı. Arazide 150 yıllık ağaçların bulunarak kesildiğini ileri süren Çetinkaya, "Burada açılmak istenen taş ocağı başta Cevizli Sokak sakinleri ve Zonguldak halkı için ciddi tehlike arz etmektedir. Taşocağı açılmak istenilen bölgede ilimizin önemli mağaralarından bir tanesi olan Erçek Mağarası bulunmaktadır. Erçek Mağarası'nın özelliği sadece mağara olması değil bölgenin tüm yağmur sularının taşındığı önemli bir sistemdir. Bu sistemin bozulması halinde her aşırı yağışta yağmur suları mağara sistemi olmadığı için Gökgöl Deresi'nde taşmalar meydana getirecektir. Çevre halkının su temini yine bu bölgeden yapılmaktadır. Cevizli Sokak'ta bulunan evler tehlike altında kalacaktır. Burada yapılacak herhangi bir dinamit patlatılmasında sokak sakinleri ölüm tehlikesi ile karşılaşacaklar. Küresel ısınmayı ve çölleşmeyi yakından hisseden ülkemizde ağaçların kesilmesi doğal dengeyi daha da bozacaktır. Bölgede ayrıca ağaç katliamı yapılıyor. Aralarında 150 yıllık kestane ağaçlarının da bulunduğu ağaçlar katlediliyor. Bu çevre katliamına dur denilmesi gerekiyor. Durumu Zonguldak Valisi Yavuz Erkmen'e ilettik. Kendisinin haberi olmadığını ve inceleme başlatacağını söyledi" dedi.
Türkiye Mağaracılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Engin Zaman ise açıklamasında taş ocağının açılışında patlatılacak dinamitlerin mağaraya zarar verebileceğini vurguladı. Zaman, "Gökgöl havzası ülkemizin önemli mağara bölgesidir. Beş mağara bulunan bu bölgeye verilecek zarar, ileride Gökgöl havzasının 'Mağara Turizm Merkezi' olma şansını kaybettirecektir. Zonguldak'a yağan yağmurun yüzde 50'si buradaki mağaralardan yeraltına iniyor. Yeraltına inemeyen sular derelerle Zonguldak'a akacak ve sel tehlikesine neden olacaktır" şeklinde konuştu. Zonguldak Kent Haber, 02.10.2007 |
![]() |
||
|
UNESCO KRİTERLERİ İLE SARAÇHANE KRİTERLERİ
İstanbul’un ‘Tarihi Yarımada’ olarak bilinen mahalleri 1985’ten beri Unesco’nun Dünya Miras Listesi’ndedir. Bu seçkin liste dünyanın en görkemli ve tüm insanlığa mal olmuş doğal ve kültürel mirasını korunmak amacıyla Birleşmiş Milletler’in uzman kuruluşuna bağlı Dünya Miras Komitesi tarafından 1972’den bu yana oluşturulur. Komite olabildiğince sıkı bir denetim sonucunda listeden bazı sitleri çıkartır veya yenilerini ekler. Kimi yerleri de ’Tehlike Altındaki Miras Listesi’ne indirir. İşte geçenlerde Belediye Reisi ile kentteki Unesco İzleme Komitesi üyeleri arasında alevlenen polemik İstanbul’un bulunduğu listeden ‘tehlike altındakiler’ listesine tenzil-i rütbesi ihtimaliyle alakalıydı. İstanbul bu konumdaki tek yer değil. Yani Türkiye’ye kasıt filan yok. Örneğin Florida’daki meşhur Everglades milli parkı tehlike listesindeyken yapılan çalışmalar sonucu terfi etmiş, Galapagos adaları ise özensiz turizmden ötürü tehlike listesine girmiş. Vatan, Yazı: Cengiz Aktar, 02.10.2007 |
|||
|
GAZİANTEP KALESİ'NDEKİ HENDEK, EVLİYA ÇELEBİ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKARILMIŞ
Gaziantep Kalesi'nin çevresinde ortaya çıkartılan hendeğin Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nden yola çıkılarak bulunduğu öğrenildi.
Halep Kalesi'nin bir kopyası olduğu söylenen Gaziantep Kalesi, bulunan hendek ile daha büyük görünmeye başladı. Önceki hafta Gaziantep Kalesi'nde çalışmalar yapan Gaziantep Müze Müdürlüğü'ne bağlı arkeologlar Evliya Çelebi Seyahatnamesi ve kale çevresinde yaşayan yaşlı insanlardan yola çıkarak kaleyi çeviren hendeği ortaya çıkardı. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Gaziantep'ten Ayıptap olarak söz ediyor. Seyahatnamede Gaziantep Kalesi ile ilgili şu bilgiler yer alıyor: "Şehrin ortasındaki kocaman bir kaya üstüne yüksek, görkemli ve dairevi bir kale oturtulmuştur. Kale çok sağlamdır. Kaleyi çevreleyen hendek bin 300 adımdır. Eni 40, derinliği 20 arşın kesme kayadan oyulmuştur. Bunların üstüne her biri ayrı sanat ve mimari üslupla belli aralıklarla sıralanmış, çok güzel kuleler oturtulmuştur. Bin bir bedeni olan kalenin temelindeki kayaların içinden yine dairevi bir biçimde kaleyi çevreleyen ve hendeğe bakan mazgal delikleri açılmıştır ki, hendek kenarına kuş bile konmaz."
Gaziantep Müzesi arkeologlarından Mehmet Önal, kaledeki hendeğin Evliye Çelebi'nin seyahatnamesinden yola çıkarak bulduklarını söyledi. Önal, "Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde yer alan Gaziantep Kalesi ile ilgili yazısını araştırdık. Evliya Çelebi eserinde, Gaziantep Kalesi'nin hendeği bulunduğunu tasvir etmiş. Bu gerçekten yola çıkarak yaptığımız araştırmalar sonucu ortaya kale hendeğini çıkardık." diye konuştu.
Gaziantep Kalesi'nin Halep Kalesi'nin bir kopyası olduğunu kaydeden Önal, "Halep Kalesi'ni incelediğiniz zaman Gaziantep Kalesi ile aynı özellikleri taşımakta. Fakat görünüş itibari ile Halep Kalesi Gaziantep Kalesi'nden daha büyük. Halep Kalesi'ndeki hendek, Gaziantep Kalesi'nde de hendek olacağı olasılığını güçlendirdi. Gaziantep Kalesi'nde hendek oraya çıkarıldıktan sonra kale daha büyük görünmeye başladı. Kalede kazı ile ilgili çalışmalar devam edecek." diye konuştu. Zaman, Haber: Serkan Canbaz, 02.10.2007 |
|||
![]() |
TARİH MAĞDURU BELDE
Amasya'da, 200 hanenin bulunduğu Doğantepe Beldesi 1993 yılında SİT alanı ilan edilince, bölgede evleri bulunanlar mağdur oldu. Kimse evine çivi çakamıyor, insanlar 'oturulamaz' raporlu evlerde ikamet ediyor.
Amasya'nın Doğantepe Beldesi'nde 200 hanenin bulunduğu bölgenin 1993 yılında SİT alanı ilan edilmesinden sonra bölgede evi bulunanlar imar izni olmaması nedeniyle mağdur oldu. Beldenin Kale Mahallesi ve civarında Müze Müdürlüğü'nün gerçekleştirdiği kazılarda MÖ 7500 yıl öncesine ait Hitit dönemi ve İlk Tunç Çağı'na ait kalıntılara ulaşılması üzerine, yöre 1993 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca birinci derece SİT alanı olarak tescillendi. Bugün, 02.10.2007 |
||
|
MISIR CAMİİ'NDE ANTİK FİRAVUN TAPINAĞI BULUNDU
Mısır’ın Luxor şehrinde firavun 2. Ramses dönemine ait bir tapınağın bazı kısımları bir caminin içinde keşfedildi. Tarihi camii restore eden uzmanlar, yaklaşık MÖ 1250 yıllarından kalma sütun, başlık ve rölyefler buldular. Daha önce bilinmeyen bu hiyeroglifler firavunu betimliyor.
Arkeologların açıkladıklarına göre 13. yüzyılda Abul Haggag adına yapılan camii, daha önce burada bulunan bir kilisenin, kilise de antik tapınağın üstüne inşa edilmişler. Keşif ise, bu yılın Haziran ayında kısmi bir yangın geçiren caminin restorasyonu sırasında yapılmış. Buluntuları gören Chicago Üniversitesi Oriental Institude’dan Mısırbilimci W. Raymond Johnson, önce Hristiyanların, ardından Müslümanların tapınaklarını Antik Mısır tapınaklarının üstüne inşa ettiklerini, ama bunu yaparken hemen her zaman resimleri ve kabartmaları temzilediklerini, veya taşın tersini kullandıklarını söyledi. Fakat bu örnekte rölyeflere hiç dokunulmamış, sadece saman katılmış kireçle kaplanmışlar.
Şu ana dek bulunan rölyeflerin arasında en önemlisi 2. Ramses’in Amon Ra’ya, tapınağının girişi için yaptırılan iki obeliski sunmasını betimleyen sahne. Hiyeroglifte gösterilen bu iki obeliskten birisi bugün Paris’in Concorde Meydanı’nda, diğeri ise hala tapınakta bulunuyor. Restorasyonun devamında yeni rölyeflerin ortaya çıkacağı ümit edilmekte. National Geographic News, Haber: Steven Stanek, 27.09.2007 |
![]() |
||
|
|
ÇIMAĞIL BİR SANAT ŞAHESERİ GİBİ
Bayburt Valisi Musa Küçükkurt Bayburt Merkez'e bağlı 40 kilometre uzaklıkta Aşağı Çımağıl Köyü Taşındibi Mahallesi’nde deniz seviyesinden 2450 metre yükseklikte bulunan Çımağıl Mağarası’nda "Bayburt Valiliği Köylere Hizmet Götürme Birliği Düzey II Bölgeleri Küçük Ölçekli Alt Yapı Hibe Programı" çerçevesinde, "Çımağıl Mağarası'nın Turizme Kazandırılması Projesi, yol ve mağara içi inşaatı yapım” işini yerinde inceledi.
Vali Küçükkurt, 134 bin euro bütçeli ve yaklaşık 700 metre yol yapımı gerçekleştirilen ve sadece asfaltlanması yakın zamanda yapılacak olan, elektrik direkleri dikilip mağara içi aydınlatması yapılan ve çok yakın zamanda gezilip görülebilir hale gelecek olan proje hakkında bilgi verdi.
Vali Küçükkurt "Çımağıl Mağarası Turizme Kazandırılma Projesi, Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve Bayburt Valiliği Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından yürütülen ve kabul gören bir projedir. Şu ana kadar 700 metrelik yol kaba inşaatı bitirilmiş tesviye ve düzeltme işleri devam etmektedir. Köyden mağaraya kadar elektrik direklerinin dikilmesi ve hat çekilmesi işlemleri bitirilerek mağara içi aydınlatılması ve nihayetinde de gezi yolları ve platformları yapımına başlanılmış ve çok yakın zamanda Türk turizmine kazandırılması ile son bulacaktır. Çımağıl Mağarası içindeki oluşum molm-alt kretase yaşlı berdigo formasyonuna ait kireç taşları bulunmaktadır. Bunlar daha çok orta ve kalın masif tabakalanmalı gri-beyaz renkli,çatlaklı karstik yapılı ve yer yer resifa karakterli kireç taşlarından oluşmaktadır. Mağara içinde belirlenen bir Büyük salon, bu salonun tavan yüksekliği 15 metredir. Bu salona bağlı olan Kremalı oda, Küçük oda, Hayaletler odası ve Mavi oda diye adlandırdığımız odalar mevcuttur. Mağaranın toplam uzunluğu bin 10 metredir. Aydınlatılma işlemi bitirildikten sonra görüldü ki daha önce belirleyemediğimiz çok daha fazla uzunlukta ve yeni yeni mağara içi kanallar ve yollar ortaya çıkarıldı. Bu yeni bulunan yerlerle Çımağıl Mağarası beklediğimizden daha büyük ve daha muhteşem bir görünüme sahip bir görsel güzelliktedir. Bu projeyi hazırlarken Çımağıl Mağarası'nın içine giriyor ve beklentilerimizin üzerinde çok daha büyük ve inanılması güç ama var olan görsel güzelliğini görüyor olmanın mutluluğu, bu güzellikleri de tüm Türkiye'ye de kazandırmanın heyecanı içerisindeyiz" dedi. Bayburt Kent Haber, 02.10.2007 |
||
|
TARİHİ ESER OPERASYONU
Muğla merkezi ile Ula ilçesinde üç kişi, tarihi eserlerle birlikte yakalandı. Muğla Kent Haber, 02.10.2007 |
|
||
|
BONCUKLU HÖYÜK'TE KAZILAR SONA ERDİ
Kazı Başkanı Doç.Dr. Douglas Baird, yaptığı açıklamada, Anadolu ve Orta Doğu'da en eski köy yerleşimi olan 10 bin yıllık Boncuklu Höyük'te ilk kez geçen yıl yapılan yüzey kazılarının ardından, bu yıl ince kazı çalışmalarına başladıklarını belirtti.
Boncuklu Höyük'te Çatalhöyük'ten farklı olarak eğimli, oval duvarlara rastladıklarını ifade eden Baird, "Elde ettiğimiz bulgular, bize Boncuklu Höyük'te yaşayanların, Çatalhöyük kültürünü oluşturduğunu gösteriyor. Boncuklu Höyük'te çiftçilik henüz tam anlamıyla gelişmemiş. Bu yerleşim yeri, Çatalhöyük'ten bin yıl daha eski" dedi.
Baird, Boncuklu Höyük'te ticaretin yapıldığına dair ipuçları da bulduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Yaptığımız çalışmalarda bu bölgede çok sayıda balık, inek, koyun, kaplumbağa, yaban kuşu ve öküz gibi hayvan kemiklerine rastladık. Bu hayvanların kemiklerini de aynı odada bulduk. Bunun dışında yaygın olarak çiftçilikle uğraştıklarını kanıtlayan bulgulara rastlayamadık. Boncuklu Höyük'te insanlar daha çok avcılık yapmışlar. Avladıkları hayvanların kullanmadıkları kalıntılarını da bir bölgede depolamışlar. Elimizdeki bulgular, bu insanların tam olarak çiftçiliğe geçmediklerini, avcılık yaparak karınlarını doyurduklarını gösteriyor."
Kazılarda Boncuklu Höyük'te yaşayanların ticaret yapmaya başladıklarına dair bulgulara da rastladıklarını dile getiren Baird, çok uzak bölgelerden geldiğini tespit ettikleri yeşil renkli opsidyen taşlar ve midye gibi malzemeler bulduklarını bildirdi.
Yaptıkları araştırmada, et kesmekte kullanılan bazı opsidyen taşlarının 150 kilometre uzaktaki Kapadokya'dan süs boncuklarında kullanılan yeşil renkli bazı taşların da yaklaşık 200 kilometre uzaktaki Toroslar'dan getirildiğini tespit ettiklerini anlatan Baird, şöyle konuştu: "200 kilometreden uzaktaki Hasan Dağı'ndan geldiğini belirlediğimiz taşlar da bulduk. Bunun dışında Akdeniz bölgesinden geldiğini düşündüğümüz midyelere rastladık. Bu bulgular, burada yaşayan insanların ticaret yaptıklarını gösteriyor. Yani avladıkları hayvanların etlerini, çok uzaklardan gelen insanlardaki taş ve midye gibi malzemelerle takas yaparak ticaret yapmışlar. Biz buradaki insanların uzak bölgelerden aldıkları taşları işleyip, kesici el aletleri yaparak, tekrar uzakta yaşayan insanlara verdiklerini düşünüyoruz."
Baird, Boncuklu Höyük'teki insanların mı uzak bölgelere gittiği, başka bölgelerdeki insanlar mı ticaret için buraya geldiği yönünde net bulgulara ulaşamadıklarını, bunların tespiti için gelecek yıl önemli bilgilere ulaşacaklarına inandıklarını bildirdi.
Baird, kazı çalışmalarının bu hafta sonu itibariyle sona erdiğini, gelecek yıl kazı çalışmalarının tekrar başlatılacağını sözlerine ekledi. Trt/Haber, 01.10.2007 |
|||
![]() |
TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞINA İKİ OPERASYON
Denizli İl Jandarma ekipleri düzenledikleri 2 ayrı operasyonda kaçak yollardan satılmak istenen tarihi eserleri ele geçirdiler.
Sarayköy’de T.S.’nin elinde tarihi eser bulunduğunu ve satmak için müşteri aradığı istihbaratını alan Jandarma ekipleri, alıcı kılığında şahısla irtibata geçtiler. Şahıs 2 adet 22 ayar altın göz bandını Jandarma’ya satmak isterken suçüstü yakalandı. TS’nın yapılan sorgusunda, altınları MK’dan aldığını beyan etmesi üzerine MK’nın evinde yapılan aramada da 1 adet ruhsatsız av tüfeği, 1 adet kurusıkı tabanca ve 6 adet fişek ele geçirildi. Ele geçirilen malzemelere el konulurken, yakalanan şüpheliler ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldılar.
Gümüşler’de ise AB isimli şahsın hareketlerinden şüphelenen Jandarma ekipleri yaptıkları üst aramasında Hellenistik ve Roma dönemine ait 20 adet bronz ve gümüş sikke ele geçirdiler. Ele geçirilen eserlerin Denizli Müze Müdürlüğü tarafından yapılan incelemesinde 2863 sayılı Kanun kapsamında tasnif ve tescile tabi tarihi eser niteliği taşıdığı tespit edildi. Ele geçirilen tarihi eserlere el konulurken, şüpheli ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. denizlili.net, 01.10.2007 |
||
|
TARİH GÜN IŞIĞINA KAVUŞUYOR
Alınan bilgiye göre, Uludağ Üniversitesi (UÜ) ve Lozan Üniversitesi'nin işbirliğinde sürdürülen kazıların bu yılki bölümü, 20 Ağustos-21 Eylül tarihler arasında gerçekleştirildi. Kazılarda, bazilikanın etrafındaki alanın kronolojisi ve yayılışını anlayabilmek için stratigrafik sondaj çalışması yapıldı, anıtın duvarları temizlenerek çizimleri gerçekleştirilid. MS 2. yüzyıldan kalma bir mezar ile bazilikanın temellerinin bulunduğu ve etrafında zemin araştırmasının yapıldığı kazılarda, mozaiklerin korunma durumlarının tanımlanması ve analizlerinin yapılarak restorasyon planının oluşturulması çalışması gerçekleştirildi. Yetkililer, yapılan çalışmalar ışığında kazıların 2012 yılına kadar planlamasının yapıldığını, 2008 yılı yaz sezonunda 2 ay çalışma yapılacağını bildirdiler.
Bu yıl ilk defa kazı çalışmalarında görev alan Lozan Üniversitesi'nden gelen heyetin başkanı arkeolog Clavde Alain Paratte, projede çalışmaktan büyük memnuniyet duyduklarını, özellikle çıkarılan mozaiklerin mükemmel bir dekorasyona sahip olduğunu ifade ederek, "Kazı çalışmalarımız gelecek yıllarda genişleyerek devam edecek. Tapınağın bulunduğu yerde geniş bir yerleşim alanı bulunduğunu tahmin ediyoruz. Amacımız bölgenin ziyaret edilebilir hale getirilmesi" dedi. Yeni Şafak, 01.10.2007 |
|||
|
HARAÇÇIOĞLU MEDRESESİ ONARILDI
Bursa'nın ilk yerleşim alanı Hisar bölgesindeki tarihi Haraççızade Medresesi, onarılarak turizme kazandırıldı. 17'inci yüzyılda Cizyedarzade Hüseyin Ağa tarafından yaptırılan medrese, çarpık yapılaşma içinde yok olmak üzereydi. Öyle ki bazı kaynaklar, medresinin yok olduğunu bile yazıyordu.
Medrese, restorasyonunun ardından turizme kazandırıldı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Bursa'nın en zengin kütüphanesi olarak bilinen Haraççıoğlu Medresesi'nde bin 566 kitap bulunuyordu. Günümüzde bu kitapların çoğunluğu, İnebey Eski Yazma Eserler Kütüphanesi'nde yer alıyor. Trt/Haber, 01.10.2007 |
|
||
|
TARİHİ ZEYNEL CAMİSİ YENİLENİYOR
Erzurum'da bulunan tarihi Zeynel Camisi´nin tadilat çalışmaları Kurban Bayramı’na kadar bitirilmeye çalışılacak. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 29 Mart 2007 tarihinde ihalesi yapılan cami için 9 Mayıs 2007 tarihinde sözleşme imzalandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ihale bedeli 275 bin YTL olarak belirlendi.
Kavaflar Çarşısı esnafı, caminin onarımının bir an önce bitirilmesini ve camilerinde tekrar namaz kılınmasını istiyor. Esnaf, dükkanlarının karşısında olan Zeynel Camisi yerine çevredeki diğer camilerde namazlarını kılıyor. Bu durumun kendilerine güçlük çıkardığını belirten esnaf, aynı zamanda vakit kaybettiklerini de belirttiler. Diğer yandan yetkililer ise Zeynel Camisi´nin Ramazan Bayramı´na yetiştirilmesinin zor olduğunu ve tarihi camiyi Kurban Bayramı´na yetiştireceklerini ifade etti.
Kitabesi Erzurum Müftüsü ve şair Hazık Efendi tarafından yazılan Zeynel Camisi´nin yapılışı 18. asıra dayanıyor. Namıkzade Hacı Zeynelabidin Efendi tarafından yaptırılan camide, Yazıcızade İbrahim Paşa tarafından vakfedilen iki tunç şamdan da caminin tarihi önemini artırıyor. Caminin kitabesinde Namıkzade Hacı Zeynelabidin Efendi için yazılan bir yazı şöyle: "Değildir devlet u para rikab-ı dehrile mağrur. Heman ancak duadır maksadı ala vü ednadan" Türkçesi ise, "Para ve makam ile zamanın şöhretiyle perdelenmemiştir gözü Namıkzade Hacı Zeynelabidin Efendi'nin ve o mağrur olmamıştır. Bütün hayatının ve eserlerinin maksadı zengin olsun fakir olsun herkesin hayır duasını almaktır." şeklinde.
Kavaflar Çarşısı'nın noktalandığı, Gürcükapısı'yla bağlantının kurulduğu yerde kesme küfeki taşından yaptırılan Hacı Mehmet Efendi Çeşmesi´nin yapılışı 1719 tarihine dayanıyor. Sülüs yazıyla yazılmış olan kitabede, çeşme suyunun Diya Pınarı'ndan getirtildiği belirtiliyor. Eskiden Kavaflar Çarşısı'nın ortasında yer alan tarihi Havuzlu Han'ın çeşmesiyle Hacı Mehmet Efendi Çeşmesi'nin suları, Erzurum'un tarihi Kırkçeşme suları kaynağından besleniyor. Erzurum Gazetesi, 01.10.2007 |
|||
|
HİTİTLERİN İZİNDE
Çorum'un Sungurlu İlçesi'ndeki Boyalı Höyük ören yerlerinde sürdürülen kazı çalışmalarında 56 parça eser ile Hititler’in “Erken Krallık” dönemine ait 34 odalı bir yapı gün ışığına çıkarıldı. Boyalı Höyük ören yerlerinde 8 Ağustosta başlatılan kazı çalışmaları 5 Eylül’de sona erdi. Çalışmalar sırasında Anadolu’nun tarihi geçmişinde önemli yer tutan Hitit medeniyetinin bilinmeyen birçok yönüne ışık tutacak bilgilere ulaşıldı.
Türkiye Gazetesi, 01.10.2007 |
|||
![]() |
AMCAZADE YALISI OTEL OLUYOR Vatan, Haber: Tülay Şubatlı, 01.10.2007 |
||
|
HİTİT ARŞİVLERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
Çorum'un Ortaköy İlçesi'nde bu yılki etabı tamamlanan Şapinuva kazılarında, dini törenlerin yapıldığı mekan ile Hitit arşivleri gün yüzüne çıkartıldı.
Şapinuva'da 2001 yılında başlattıkları jeofizik çalışmalarına bu yıl da devam ettiklerini belirten Süel, Ağılönü tabir edilen yerde yapılan çalışmalarda şu anda tespit edilen 12 kat olarak taş döşeme mekanın 2 dönümlük alanında ciddi bulgulara rastlandığını ve burasının aynı Boğazkale Hattuşa'da bulunan büyük tapınağa benzer bir mekan olduğunu ifade etti. Süel, "Ancak kazıların tam olarak yapılmasının ardından buranın işlevi belli olacak. Kazılarda çıkan eserler, burasının ciddi bir tapınak ve dini ayin yapılan bir yer olduğunu gösteriyor" dedi.
Kıt bir bütçeyle Hitit uygarlığını gün ışığına çıkarmaya çalıştıklarını, yetersiz ödenekle kazı çalışmalarının çok zor şartlarda yapıldığını dile getiren Süel, "Burada bir tarih yatıyor. Şapinuva'da kazı çalışmaları 100 yıl sürer, ancak yetersiz kıt bütçelerle kazı çalışmaları daha uzun yıllar sürebilir" diye konuştu. Şapinuva'nın MÖ 14. yüzyılda Hititler'e başkentlik yaptığını ve bu dönemde III. Tutalya ve Taduhepa'nın krallık yaptığı yönünde ciddi dokümanlar bulunduğunu açıklayan Süel, "Şapinuva, başkentlik yapmış bir merkez ve Hititler için önemli bir kent. Yapılan kazı çalışmalarımız sonrasında bulunan 3 büyük arşivde 4 bin çivi yazılı tablet bulundu. Tabletler burasının ne kadar değerli bir yer olduğunu gösteriyor" dedi.
Bu sene A binasının kuzeyinde ve Ağılönü'nde çalıştıklarını anlatan Prof.Dr. Aygül Süel, 9 Temmuz'da başlattıkları 2007 kazı sezonunda Hitit dönemine ait 197 parça çivi yazılı tablet, çok sayıda büyük çanak ve çömlek bulduklarını söyledi. Çorum Kent Haber, 01.10.2007 |
|||
|
BİR İSVEÇ BAHÇESİNDE VİKİNG DEFİNESİ
Arkeologların bildirdiğine göre İsveç’te, bir bahçede bin yıllık bir Viking definesi bulundu. Gotland Adası’ndaki bahçesine sebze fideleri eken bir bahçıvan tarafından bulunan definede 900 ila 1000 yıllarına ait 69 adet gümüş sikke mevcut. Sikkeler arasında çok değerli Viking paralarının yanısıra İngiliz, İrlanda, Irak ve Özbekistan paraları da mevcut.
Benzer bir definenin yakın zamanlarda İngiltere’de de bulunması ile Vikinglerin Avrupa boyunca, hatta daha uzak yerlerde yaptıkları ticaret ve yağmanın resmi daha da belirginleşmeye başladı. Anglo Sakson paralarının çoğunlukla fidye veya yağma olduğuna inanan uzmanlar, Orta Doğu paralarının ise Rusya’nın nehirlerinden güneye yapılan ticaretlerle elde edildiğini tahmin ediyorlar. Gotland Adası’nda şimdiye dek 700 ila 800 gümüş sikke definesi bulundu. Bu inanılmaz miktar ise ortaçağda bu adanın bir Viking ticaret merkezi olduğunun ispatı. British Museum’un Ortaçağ Sikke Uzmanı olan Gareth Williams, Gotland’da bulunan ortaçağ İngiliz sikkelerinin neredeyse İngiltere’de bulunanlardan daha fazla olduğunu söyledi. National Geographic News, Haber: James Owen, 24.09.2007 |
|
||
|
UŞAK'TA TARİHİ ESER OPERASYONU
Uşak'ta tarihi eser operasyonu yapan polis, çeşitli dönemlere ait 28 sikke ve çeşitli eserler ele geçirdi. Olayla ilgili iki kişi gözaltına alındı. haberler.com, 01.10.2007 |
|||
![]() |
TARİHİ ANKARA EVLERİ ONARILDI
Altındağ’da, ilçenin tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmak için 80 yıldır yıpranan ve hiç dokunulmayan sokaklardaki evlerin dış cepheleri tarihi dokuya uygun şekilde restore ediliyor. Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Hamamönü bölgesinin Ankara’nın geçmişine ışık tutan eski evleri bünyesinde barındırdığını söyledi. Hürriyet Ankara, 30.09.2007 |
||
|
ODTÜ'LÜLER ŞİRİNCE'NİN MİMARİSİNİ ÖĞRENİYOR
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi Restorasyon Programı öğrencileri, İzmir’in Selçuk İlçesi Şirince Köyü'nde mimarlık ve restorasyon uygulamaları konularında uygulamalı ders alıyor. Hürriyet Ankara, 30.09.2007 |
|
||
![]() |
BİR KADEH İÇİN ÖMÜRLERİNİ HARCIYORLAR
Arkeolojik kazı dönemi birkaç gün sonra bitecek. Çünkü havalar soğumaya başladı, yağmur, kar derken, kazı alanları ‘çamur deryası’ olacak. Kazı alanlarında ne oturmaya imkan bulunacak ne de fırça ile süpürülecek toprak. Bu işin esprisi…
Bursa Hakimiyet, 30.09.2007 |
||
|
BAKAN GÜNAY'A İKİNCİ MEKTUP
Sayın Günay' a gönderdiğim ikinci mektubun yazılması, Bakanlığın Kültüre verdiği önemin kamuoyunda öne çıktığı günlere rastladı. Örgütlenmenin yararlarını anlatmak için, daha iyi bir zaman bulunamazdı. İlkinde çok gerekli olduğunu düşündüğüm, yeniden yapılanmaya ilişkin bir örgütlenme modelinin, turizmin pratiğine yansımalarını ikinci mektuba bırakmayı yeğlemiştim.Son çeyrek yüzyılda gelinen bu aşamada, turizmin yeni bir boyuta geçmek yerine, mevcut durumu iyileştirmeye dönük yüzeysel çabalarla, ne hale gelebileceğini göstermek için, çarpıcı bir örnek vermek gerekiyordu.
ANIMSATMA: ÜÇ MEKTUBUN ÖYKÜSÜ Turizmdebusabah.com, Yazı: Bahattin Yücel, 30.09.2007 |
|||
![]() |
SAMARRA'NIN KUBBESİNİ TÜRK MÜTEAHHİT ONARACAK Irak’ın Samarra kentinde bulunan ve Şiilerin kutsal kabul ettiği Askeriye Camii’nin, 2006’daki bombalı saldırıya dek muhteşem bir görüntüye sahip olan kubbesini bir Türk firması restore edecek. Hürriyet, 30.09.2007 |
||
|
ORHAN GAZİ'NİN DÜZCE'DE YAPTIRDIĞI CAMİ RESTORE EDİLDİ
Düzce'nin Akçakoca İlçesi Çayağzı Köyü'ne 1323 yılında Orhan Gazi tarafından yaptırılan Orhan Gazi Camii'nin restorasyonu tamamlandı.
Çayağzı Köyü'ndeki "Osmanlı Mezarlığı"nın içinde bulunan, 1323 yılında dönemin Osmanlı padişahı Orhan Gazi tarafından "çantı" (birbirine geçirilen uzun kütüklerle, çivisiz yapı) şeklinde inşa ettirilen Orhan Gazi Camii'nin Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Akçakoca Kaymakamlığı tarafından yaptırılan restorasyon çalışmaları sona erdi. Yetkililer, restorasyon çalışmalarında eski ismiyle "Sultan Osman Hazretleri Camii" olarak bilinen Çayağzı Orhan Gazi Camii'nin, 1920'li yıllarda gelişigüzel restore edildiğini bildirdi. Eni 8 metre, boyu 12 metre olan tarihi caminin bugüne kadar sadece yöredeki birkaç köyden gelen vatandaşlar için cuma namazlarında ibadete açıldığını ifade eden yetkililer, Ramazan Bayramı'ndan sonra tekrar aynı şekilde ibadete açılacağını kaydetti. Restore çalışmaları için bugüne kadar 160 bin YTL harcanan caminin çevre düzenleme çalışmalarının sürdüğü; ayrıca mekanın turizme açılacağı belirtildi. Zaman, 30.09.2007 |
|
||
|
SOBESOS ANTİK KENTİ'NDE BU YILKİ KAZI ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI
Nevşehir'in Ürgüp İlçesi'nde bulunan Sobessos antik kentinde bu yılki kazı çalışmaları tamamlandı.
Nevşehir Müze Müdürü Halis Yenipınar, yaptığı açıklamada, Ürgüp İlçesi'ne bağlı Şahinefendi Köyü yakınlarındaki Kuşcin mevkiinde 2002 yılında bulunan Sobesos antik kentinde 20 kişi ile sürdürülen kazı çalışmalarının bu yılki bölümünün sona erdiğini söyledi. Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait Sobesos'ta geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen kazı çalışmalarında daha önce hamam, toplantı salonu, mezar şapeli ile birlikte 100'e yakın mezarın gün ışığına çıkarıldığını ifade eden Müze Müdürü Yenipınar, bu yılki kazı çalışmalarında ise Roma hamamı ile toplantı salonu arasında Turizm Gazetesi, 29.09.2007 |
|||
![]() |
BİR PERU KALESİNDE 80 ANTİK SAVAŞÇI HEYKELİ BULUNDU
And Dağları’nda bulunan bir kalede yapılan kazılarda 80 iskelete rastlandı. Peru Kuelap Arkeolojik Restorasyon ve Koruma Projesi yöneticisi Alfredo Narváez’in açıklamalarına göre iskeletler çabuk ölüm izleri taşımaktalar ve düştükleri yerde, gömülmeden bırakılmışlar. İskeletlerin bulunduğu kale, “Bulut Savaşçıları” olarak da bilinen ve bölgede MS 9 ila 15. yüzyıllar arasında hüküm süren Chachapoya kültürünün savunma noktası.
Narváez, iskeletlerin her iki cinse ait olduğunu ve günlük kullanım eşyaları ile birlikte bulunduklarını açıkladı. İskeletlerin toprağa düştükleri şekilde bulunmaları Chachapoya’ların törensel gömü gelenekleri ile çelişiyor. Bu durum, herşeyin çok çabuk olduğunu ve yerel insanların ölülerini gömecek zamanları olmadığını düşündürüyor. Narváez, bunun bir katliam mı, yoksa İspanyol istilasından sonra ortaya çıkan salgın bir hastalıktan mı kaynaklandığının ancak ileride yapılacak çalışmalar ile cevaplanabileceğini söyledi.
Chachapoya’lar savaşçı özellikleri tanınıyorlar ve İspanyol istilasına karşı 1470 yılına kadar, Kuelap gibi kalelerde direnmeye devam etmişler. Uzmanlar, bu yeni keşfin, bugüne dek çok az tanınan bu uygarlıkla ilgili önemli bilgiler verebileceğini düşünüyorlar. National Geographic News, Haber: Kelly Hearn, 26.09.2007 |
||
|
AYASOFYA'YI İBADETE AÇMA ISRARI
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Ayasofya Camisi'nin müzeye dönüştürülmesine ilişkin 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulması istemini reddetti. Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, caminin müzeye dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle dava açmıştı. Danıştay 10. Dairesi dava ile ilgili ilk incelemesinde yürütmenin durdurulması istemini reddetmişti. Davacı dernek, dairenin kararına itiraz ederek, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini istedi. Kurul ise, derneğin istemini reddetti. Birgün, 28.09.2007 |
|||
![]() |
|
![]() |
|
23 -29 Eylül 2007 |
|||
İPLER KOPUYOR MU?.. SÜLEYMANİYE PROJESİ UNESCO'YU KIZDIRDI |
|||
|
Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er'in yenileme çalışmalarına yönelik verdiği ayrıntıları dehşete kapılarak okuduklarını kaydeden Akın, "Türkiye'nin de altına imza attığı 2005 tarihli UNESCO Viyana Sözleşmesi'nde tarihi yapıların yıkılarak yeniden yapılmasının söz konusu olamayacağı belirtiliyor ve bundan uzak durulması isteniyor. Bilmiyorlar ise bizden bunu öğrenebilir, danışabilir görüş alabilir, destek isteyebilirlerdi. Ancak bugüne kadar kimse bize bir şey danışmadı. Bunu neden yapmadılar, anlamak mümkün değil. Öğreniyoruz ki, KİPTAŞ aracılığı ile binaları yıkıp çelik konstrüksiyon üzerine inşa edeceklermiş. Bu bir cinayettir" diye konuştu. Belediye tarafından açıklanan 3 milyar dolarlık maliyetin de abartı olduğunu söyleyen Erdoğmuş şöyle konuştu: "Ulusal Ahşap Birliği olarak birine 19, diğerine 25 bin YTL harcayarak Zeyrek'te iki binayı restore ettik. Bunda da binadaki ahşap malzemeleri kullandık. Bu çok mu zor da 'Yıkıp yeniden yapacağız' diyorsunuz? Oradaki ruhu çelikle mi yaşatacaksınız? Buna ne Koruma Kurulu ne de UNESCO izin verir. Koruma Kurulu'ndan izin çıkmadığını öğrendik." Milliyet, Haber: Şenol Demirci, 25.09.2007
"BİZ DE BİRAZ MİMARIZ"
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) İstanbul Dünya Mirası Yürütme Komitesi üyelerinin Süleymaniye projesine yönelik olarak yaptığı eleştiriler üzerine, "Herhalde biraz da mimarız. UNESCO'nun endişe etmesine gerek yok. Bu işi biz de biliyoruz yani" dedi.
Milliyet, Haber: Şenol Demirci, 26.09.2007 "SÜLEYMANİYE'DE TARİHİ DOKU ZEDELENMEYECEK"
Milliyet, Haber: Şenol Demirci, 27.09.2007
"SÜLEYMANİYE'Yİ YIKMAK CİNAYET OLUR"
Tartışma yaratan Süleymaniye projesiyle ilgili olarak dün bölgede incelemelerde bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Süleymaniye çevresindeki tarihi ve tescilli evlerin kesinlikle yıkılamayacağını, yıkılmasının da cinayet olacağını söyledi.
Milliyet, Haber: Tahsin Aksu, 28.09.2007 "SÜLEYMANİYE DEĞİL, İSTANBUL DA GİDER"
Milliyet, Haber: Şenol Demirci, 29.09.2007 |
|||
|
RESTORASYONDA İHALE YÖNTEMİ?
Türkiye'de tarihi eserlerin çoğu yanlış restorasyon kurbanı... CNN Türk, Yazı: Başak Çubukcu, 28.09.2007 |
|||
|
DEFİNE AVCILARI ÇATIŞTI: 2 YARALI
İstanbul’dan lüks ciple gömü altınları almaya gelen 4 kişi ile satıcılar arasında güpe gündüz silahlı çatışma çıktı. Halk korku dolu anlar yaşadı. Hürriyet Ege, Haber: Ramazan Çetin, 29.08.2007 |
|||
|
ORYANTALİST RESSAMLAR DOLMABAHÇE'DE
'Osmanlı Topraklarında İtalyan Oryantalistler' sergisi bugün Dolmabahçe Sarayı'nda açılıyor. Sergi, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra Osmanlı sarayının ilgisini gören çok sayıdaki İtalyan ressamın eserlerini bir araya getiriyor. Yaklaşık 150 eserden oluşan sergide, Fausto Zonaro, Leonardo De Mango, Amadeo Preziosi, Cesare Biseo, Stefano Ussi gibi çok tanınmış ressamların yanı sıra daha az bilinen sanatçıların eserleri de yer alıyor. Erol Makzume'nin koordinatörlüğünü üstlendiği sergi, 4 Kasım Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek. Zaman, 29.08.2007 |
|||
|
TARİHİ KAPININ SONU BİR YAĞMURA BAKIYOR MS 2. yüzyılda yapılan ve kentin güney yönünde anıtsal bir giriş olarak tasarlanan kapı 'Zafer kapısı' olarak da anılıyor. Yüzyılları hasarsız deviren eserin 1948'de batı kemeri yıkıldı, 1998'deki depremde de hasar gördü, son olarak geçen şubat ayındaki yoğun yağmurda orta kemerinin güney taş dizisi döküldü. Orta kemeri sağlam tutacak özelliğin kalmadığını belirten İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar, kış yağmurlarıyla bu bölümün yıkılmasının kaçınılmaz göründüğünü söyledi.
Sonuçları aktaran Sayar "Yapı büyük tehlike altında. Ana müdahale olarak, büyük kemerdeki taşıyıcı sistemin acilen desteklenmesi ve restorasyonuna başlanması gerekiyor. Ancak girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. Kapının bulunduğu yolun trafiğe kapatılması gerekir. Önlem alınmazsa, Arkeo Park Projesi'nin de en önemli ayağı Alakapı bir yağmurda, önce kapının orta kemerinde yerinden oynayan dördüncü taş düşecek, ardından tüm eser, domino misali yerle bir olacak. Eser, büyük olasılıkla, son yılını yaşıyor" dedi.
Radikal, Fotoğraflar: AA, 29.09.2007 |
|||
|
YILLARA MEYDAN OKUYOR
Erzurum-Muş Karayolu üzerinde, Pasinler’in15 kilometre doğusunda Aras Nehri üzerine inşa edilen Çoban Dede Köprüsü İlhanlı hükümdarı Gazan Han’ın zamanında yörede yapılan imar çalışmaları sırasında Veziri Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafından l297-1298 yıllarında yapıldı. Köprünün yapı formu ve baş kısmındaki bezemeler Selçuklu ve İlhanlı üslubunu yansıtıyor.
Erzurum Kent Haber, 28.09.2007 |
![]() |
||
|
|
ZİNCİRLİ CAMİİ'NDE ONARIM SÜRÜYOR
272 yıl önce kerpiçten inşa edilen Zincirli Minare Camii’nin eskiyen duvarları ve çatısı, Vakıflar Genel Müdürlüğünce aslına uygun olarak kerpiçle onarılıyor. Küçük Minare Mahallesi’nde, kitabesine göre 1735 yılında Seyidoğlu Şeyh Hacı Muhammed Seyyid tarafından yaptırılan Zincirli Minare Camii’nde Vakıflar Genel Müdürlüğünce bir süre önce başlatılan onarım çalışmaları sürüyor. Sivas Hürdoğan, 28.09.2007 |
||
|
SARDES'İN TANITIMINA BİR DESTEK DE İTO'DAN
Manisa Salihli'deki Sardes Antik Kenti'ni tanıtmak için yoğun çaba harcayan Ticaret ve Sanayi Odası'na destek geldi. İzmir Ticaret Odası (İTO), sekiz dilde bastırıp turistlere ücretsiz dağıttığı ''İzmir Guide'' şehir rehberinde gelecek yıldan itibaren Salihli ve Sardes'e de yer verecek. İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Salihlili Başkan Talat Zurnacı'ya, ''Ayrıca üyemiz olan turizm acentelerinden Sardes'i de tur programlarına almalarını isteyeceğiz'' dedi. Milliyet Ege, 28.09.2007 |
|||
|
HOMO ERECTUS MADENİ (!) BULUNDU
Nature Dergisi’nin yeni sayısında yayınlanan bir makaleye göre, Afrika dışında bulunan en eski insansı fosiller, türümüzün kökenini anlayabilmemize ışık tutacak. Makale, geçtiğimiz yıllarda Dmanisi’de bulunan dört erken dönem Homo erectus iskeletine ait 36 fosille ilgili çalışmaları açıklıyor.
Afrika’dan göç eden Homo Erectus’lara ait fosiller daha önce birçok farklı yerde bulunmuştu. Fakat bir tek noktada bu denli çok kalıntıya ilk defa rastlanıyor. Öte yandan, bulunan bu fosiller, yaklaşık 1.88 milyon yaşındalar ve bize Homo erectus’un Afrika’dan göç ettiği tahmini zamanı belirtiyorlar.
Her yıl sürekli yeni fosillerin bulunmaya devam ettiği Dmanisi’deki bu dört iskeletin vahşi hayvanlar tarafından öldürüldüğü, kemiklerinde rastalanan diş izleri ile kesinlik kazandı. Bilimadamları şimdi eldeki üç kafatası parçalarını üç iskelet ile bütünlemeye çalışıyorlar. Genç bir çocuğa ait olan dördüncü iskelet, kafatası ile birlikte, hemen hemen bütün olarak bulunmuştu. Üç yetişkinin tümü yaklaşık 50 kg ağırlığa ve 150 cm boya sahip. nature.com, Haber: Rex Dalton, 19.09.2007 |
![]() |
||
|
|
BİMARHANE YENİLENİYOR
Amasya Konservatuar Müdürü Muammer Palamut, Bimarhane’de yapılan tadilat çalışmaları hakkında bilgi verdi. Palamut; 1999 yılında kurulduğunda 500 başvuru olurken, bu sene 38 öğrenci başvurdu diyerek, başvurularda yaşanan bu düşüşün nedenini yapılan çalışmaların kurs şeklinde olmasından kaynaklandığını, Belediye Başkanımız İsmet Özarslan’ın da direktifleriyle konservatuar eğitime verilerek , tekrar öğrenci sayısında artış olacağını söyledi. Bu sene 70 kişilik bir koro ile çalışmalarının devam edeceğini ve 2008 yılında Bimaharhane’de köklü bir restorasyon çalışmalar olacağını belirti. Amasya Gazetesi, 28.09.2007 |
||
|
AÇIKTA KALAN TARİHİ ESERLER ZARAR GÖRÜYOR
Yer olmadığı gerekçesiyle Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi bahçesinde konulan tarihi eserler tahrip oluyor. Sivas Etnografya Müzesi’nde koruma altında olması gereken tarihi eserler, Kongre Müzesinin doğu cephesinde açık havada muhafaza edilmeye çalışılıyor. Eserler arasında Osmanlı, Selçuklu ve hatta geçmiş medeniyetlere ait lahid, tekne, yalak, mezar başı, aslan figürü, kitabe, taş mezar sandukası bulunuyor. Sivs Hürdoğan, Fotoğraflar: haberler.com, 28.09.2007 |
![]() ![]() |
||
|
KÜLTÜR TURİZM İL MÜDÜRLERİNDE ATAMA
Kütahya İl Müdürlüğü'ne Kastamonu İl Müdürü Mehmet Taşkın, Kastamonu İl Müdürlüğü'ne de Muş İl Müdürü Ziver Kaplan atandı. Karar Resmi Gazete'de yayınlandı. TAYHaber, 28.09.2007 |
|||
![]() |
DEFİNE ARAYICILARI SUÇÜSTÜ YAKALANDI
Adıyaman’ın Besni İlçe Jandarma ekipleri tarafından düzenlenen 2 ayrı operasyonda 397 paket kaçak sigara, kaçak mazot ve define arayıcılarını suçüstü yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Besni İlçe Jandarma ekipleri Suvarlı Beldesi’nde K.M isimli şahsın bakkal dükkanında yaptığı aramada 397 paket kaçak sigara geçirdi. Ayrıca Suvarlı Beldesi’nde M.T isimli şahsın evinde yapılan aramada kaçak olarak sattığı belirlenen 330 litre benzin, 300 litre motorin ve 3 adet 85 litre motor yağı ele geçirildi. Uzunkuyu Köyü’nde yapılan operasyonlar sonucu M.A, E.Ş, A.B, Y.Y ve S.O isimli şahıslar dedektörle define ararken jandarma ekipleri tarafından suçüstü yakalandı. Yakalanan şahıslar jandarma tarafında ifadesi alınmak üzere göz altına alındı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. Adıyaman Haber, 28.09.2007 |
||
|
TARİHİ ESERLER TURİSTE CEPTEN TANITILACAK
Tarihi eserlere verilecek birer numara ile yerli ve yabancı turistin gezdiği mekanla ilgili cep telefonundan bilgi almasını sağlayacak sistem için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile üç GSM operatörü arasında protokol imzalandı.
Turistlerin Türkiye'de seyahat ederken bilgilendirilmeleri amacı ile hazırlanan 'Mobil Bilgilendirme Sistemleri Altyapı Çalışmaları Protokolü' Avea, Turkcell ve Vodafone temsilcilerinin katılımları ile bakanlık arasında imzalandı. İmza töreninde konuşan Müsteşar Yardımcısı Hikmet Kaçdıoğlu, sistemin başlangıçta 100 turizm noktasını kapsayacağını söyledi. Kaçdıoğlu, sistem sayesinde kullanıcıların tarihi yapılar, Türk musikisinden örnekler, müzeler ve ören yerleri ile ilgili tanıtıcı bilgilere cep telefonlarından ulaşabilecekleri bilgisini verdi. Sistem ilk etapta İngilizce ve Türkçe olarak hizmet verecek. Zaman, 28.09.2007 |
|||
|
GÜNAY: TÜRKİYE MÜZESİ HAYAL EDİYORUM
Ertuğrul Günay, İstanbul Valisi Muammer Güler'i ziyaretinde yaptığı konuşmada İstanbul'un, sadece Türkiye için değil, dünya için önemli bir kent olduğunu ifade ederek, "İstanbul, başka bir tabirle şehirlerin şehri. Bu nedenle önem verilmesi gerekiyor" dedi. Günay, geçen yıllarda kentin doğal güzelliğini koruma konusunda eksiklik yaşandığını belirtti. Trt/Haber: 27.09.2007 |
|||
|
ESKİŞEHİR'DE TARİHİ ESER OPERASYONU
Eskişehir'de polisin düzenlediği tarihi eser operasyonunda 2 kişi gözaltına alındı. haberler.com, 28.09.2007 |
|||
|
BODRUM'DAKİ TARİHİ YEL DEĞİRMENLERİ
Muğla'nın Bodrum ilçesinde bakımsızlık nedeniyle kötü bir görüntü oluşturan tarihi yel değirmenleri, restore edilerek turizme kazandırılacak.
Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, yaptığı açıklamada, Gümbet mevkisinde sit alanı içinde bulunan tarihi yel değirmenlerinin, restore edilerek turizme kazandırılacağını söyledi. Bu kapsamda Anıtlar Kurulu ile yaptıkları görüşmelerin olumlu geçtiğini bildiren Ağan, "Kurul, değirmenlerin restore edilerek turistik amaçlı kullanılmasını istedi. Mal sahiplerinin ticari kaygı ile hazırladığı projelere sıcak bakmayan kurul, ticari bir kaygımız olmadığı için bize olumlu yanıt verdi" dedi.
İlk etapta bölgedeki yel değirmenlerinden biri için istimlak kararı aldıklarını belirten Ağan, "Kararı, değirmenin sahibine tebliğ ettik. Yel değirmeninin restorasyonu aslına uygun olarak yapılacak. Değirmende un üretip, unlu mamuller yaparak turistlere de satılabilecek" diye konuştu.
Belediyenin bütçesinin yetmesi durumunda diğer yel değirmenlerini de istimlak etmeyi planladıklarını bildiren Ağan, şunları kaydetti: "Projenin Bodrum ve ülke turizmine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Tarihi yel değirmenlerini çok sayıda turist geziyor. Yel değirmenleri, Bodrum, Gümbet koyu, Karaada ve Kale'nin en iyi görülebileceği yerde, kente hakim bir noktada. Görülmeye değer bir manzarası var. Buradan en iyi şekilde yararlanılmalı.
Deniz, kum ve tabiat güzelliklerimizin yanı sıra tarihi zenginliklerimizi de devreye sokarak, turizme katkı sağlamayı amaçlıyoruz." Trt/Haber, 27.09.2007 |
|||
|
SARUHANLI GARI ANTİKA EŞYALARI 'ADEM'İN TRENLERİ'NDE KALDI
Yönetmen Barış Pirhasan'ın, "Adem'in Trenleri" filmi için Manisa'nın Saruhanlı İlçesi tren garından aldığı antika eşyaları geri vermediği ortaya çıktı. İstasyon Şefi Ali Çil, Yönetmen Barış Pirhasan tarafından kandırıldıklarını iddia etti.
Saruhanlı İstasyon Şefi Ali Çil, geçen yıl çekilen başrollerini Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer'in paylaştığı, "Adem'in Trenleri" filminin setinde kullanılmak üzere filmin yönetmeni Barış Pirhasan ve ekibinin Saruhanlı Tren İstasyonundan aldıkları tarihi demirbaşları geri vermediklerini ileri sürdü. Filmin çekimleri sırasında sanata katkı sağlamak için istasyon şefliği olarak ellerinden gelen desteği gösterdiklerini ifade eden Ali Çil, şöyle konuştu: "Adem'in Trenleri filminin yönetmeni Barış Pirhasan ve ekibi filmde kullanmak üzere bizden binbir iltifatla aldıkları tulumba, tarihi daktilo, gaz lambası, yangın söndürme kancaları, eski tel dolabı, kanepe ve buna benzer diğer demirbaşları geri vermediler. Bu davranışı sanat için çalışan insanlara yakıştıramadım. Devlet malı bir emanettir" dedi. haberler.com, TAY Haber, 27.09.2007 |
|||
|
KAÇAK KAZININ BAŞI AVUKAT
Selçuk'ta tarihi eser kazısı yaptıkları belirtilen 5 kişi yakalandı. Jandarma ekipleri, birinci derece arkeolojik Sit alanı olan Zeytinköy bölgesinde İstanbul ve Bursa'dan gelen bazı kişilerin kazı yaptığını ve tarihi eser aradığını belirledi. Haber Ekspres, 27.09.2007 |
|||
|
TARİHİ İNEBEY MEDRESESİ RESTORE EDİLECEK
Bursa'da Osmanlı döneminden kalma tarihi İnebey Medresesi'nde yapılacak restorasyon için düzenlenen ihale sonuçlandı. İl Özel İdaresi'nde yapılan ihaleye bir firma teklif verirken, evrakları incelemeye alan komisyon kararı ile çalışmalara başlanacak. haberler.com |
|
||
|
37 YILLIK KAZI ÇALIŞMASI
Edirne'nin Enez İlçesi'nde, 37 yıldır devam eden kazıların bu yılki bölümünde antik dönemlere ait önemli bulgulara ulaşıldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Başkanı Prof.Dr. Sait Başaran, Enez'de 1970 yılından bu yana devam eden kazıların bu yılki bölümünün Enez Kalesi, Fatih Camii (Ayasofya Kilisesi), Osmanlı Mezarlığı ve Çataltepe Tümülüsü'nde yapıldığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi'nin katkılarıyla 30 Temmuz'da başlayan kazıların 20'si stajyer öğrenci olmak üzere 80 kişiyle sürdüğünü belirten Başaran, Fatih Camii'nin arkasındaki zemini açarak etüt çalışması yapıldığını, tabanına kadar inilen caminin yapılışıyla ilgili bir takım bilgilerin elde edildiğini kaydetti.
Kazının yapıldığı diğer bir yer olan kalenin içinde büyük bir alanın açıldığını anlatan Başaran şunları kaydetti: "Burada eski Grek (Yunan) dönemine kadar inildi. Siyah ve kırmızı figürlü keramik, Batı Anadolu kökenli çanak ve çömlekler elde edildi. Mimariye ait mermer bloklar, parçalanmış heykel parçaları bulundu. Yerleşim yerinin mimarisi belirlendi. Şapelde yapılan çalışmalarda ise bir takım yerleşim birimleri ortaya çıkarıldı. Eski mezarlıkta geç Roma, erken Bizans dönemine ait 8 kaya mezar bulundu. Bu mezarlardan süs eşyaları, koku şişeleri ve sikkeler elde edildi."
Haber Ekspres, 27.09.2007 |
|||
![]() |
SİRKELİ HÖYÜĞÜ'NDE KAZI ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Adana'nın Ceyhan İlçesi'ne bağlı Sirkeli Köyü höyüğünde yapılan kazı çalışmalarında Hitit dönemine ait binlerce tarihi kalıntılar ortaya çıktığı belirtildi. haberler.com, 27.09.2007 |
||
|
KÖYLÜ KADINLAR TARİHİ AYIKLIYOR!
Konya'nın Merkez Karatay İlçesi'ne bağlı Hayıroğlu beldesindeki Neolitik Çağ yerleşim birimi Boncuklu Höyük'te geçen yıl başlayan kazı çalışmaları, Liverpool Üniversitesi'nden Doç.Dr. Douglas Baird başkanlığında bu yıl da büyük bir titizlikle yürütülüyor.
Anadolu'daki en eski yerleşimlerden geçmişi 10 bin yıl öncesine dayanan Boncuklu Höyük'teki arkeolojik çalışmalarda görev alan köylü kadınlar, kazı alanından çıkan toprağın içindeki kemik, boncuk ve ilkel el aleti parçalarını büyük bir ustalıkla ayırarak tarihe ışık tutuyor. Zaman, 27.09.2007 |
![]() |
||
|
BİRGİ İKİ YILDIR MÜZESİZ
Tarihte Aydınoğlu Beyliği’ne başkentlik yapan İzmir’in Ödemiş İlçesi’ne bağlı doğal koruma altındaki Birgi Beldesi’nde, müze kurma çalışmalarının 2 yıldır sürdüğü belirtildi.
Birgi Belediye Başkanı Cumhur Şener, beldenin her yerinin tarihi kalıntı olduğunu belirterek, bir müze açılması için iki yıldır çalışma yürüttüklerini, bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yazışma halinde olduklarını kaydetti. Şener, “Birgi, antik çağlardan kalan tarihi eserlere sahip değil ama yakın çağdan kalma çok sayıda eser var. Bunların bir yerde değerlendirilmesi gerekiyor. Bir Etnografya Müzesi kurmayı istiyoruz” dedi. Yakın çağa ait eserleri parklarda sergilemek zorunda kaldıklarını ifade eden Şener, bunların açık alanda olması nedeniyle çalınma ve yıpranma riskinin bulunduğunu söyledi. Şener, “Beldemizde bir müze oluşturma çabaları sonuç verirse, Birgi’nin kültürel değerlerini sergileyecek kapalı ve güvenli bir alana kavuşmuş olacağız” dedi. Akşam, 27.09.2007 |
VINCENT VAN GOGH 'UN İÇ DÜNYASI MEKTUPLARINDA
Vincent Van Gogh'un daha önce görülmemiş 22 mektubu New York'taki Morgan Library & Museum'da.
19. yüzyılda yaşayan ressamın, 1887 yılından, intihar ettiği 1890'a kadar, meslektaşı Emile Bernard'a gönderdiği mektuplar, seksle ilgili inançlarından, rüzgarda şövalesini dik tutma zorluğuna kadar her türlü konuyu içeriyor.
Mektuplarda kendinden 15 yaş küçük meslektaşıyla resimle ilgili fikirlerini paylaşan ressam, çok fazla seks yapan kişilerin mesleki anlamda başarı gösteremediklerini de yazıyor. Van Gogh'un, iyi yemek yemenin insanı kuvvetlendirdiğini ve iyi çalışmasını sağladığını yazdığı mektuplara, Bernard'ın yazdığı cevaplarınsa, Van Gogh'un psikolojik tedavi döneminde çok fazla taşınmasından dolayı kaybolduğu düşünülüyor. Serginin küratörü Jennifer Tonkovich, "Mektuplardan ressamın akıl sağlığıyla ilgili bir sorunu olduğu hissediliyor" diyor. Radikal, 27.09.2007 |
||
|
|||
|
"NE OLURSA ÇALARIZ AAABİ"
|
|||
|
HOCA'NIN KAŞIĞINI ÇALDILAR
Akşehir İlçesi'nde bulunan, Nasreddin Hoca'yı göle maya çalarken tasvir eden heykelin ahşap kaşığı, kırılarak çalındı.
Milliyet, Haber: Atilla Memiş, 25.09.2007 |
![]() |
||
|
|
AĞANIN HEYKELİNE TESPİH DAYANMIYOR
Edirne Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin yapıldığı Sarayiçi'ndeki eski Kırkpınar ağalarından merhum Hüseyin Şahin'in heykelindeki tespih yine çalındı.
|
||
|
SANAT ESERİNE YAKACAK MUAMELESİ
İzmir Fransız Kültür Derneği ve K2 Güncel Sanat Merkezi işbirliğiyle 7 Eylül-7 Ekim arasında düzenlenen "Port İzmir 07" Güncel Sanat Etkinliği kapsamında tahta kasalardan oluşan eser dar gelirliler tarafından "yakacak" olarak alınmak istendi.
Hubard, Tarihi Basmane Garı'nda "Çivi çiviyi söker" başlığıyla tahta ve plastik kasalar ile değişik inşaat malzemelerinden oluşturduğu eserini sergilemeye başladı. Hubard, kent insanını bu çalışmasına ortak etmek için de ücretsiz vereceği inşaat malzemeleriyle, kendi eserinin yanına İzmir'in eski halini yansıtacak çalışmalar yapmaları çağrısında bulundu.
Miliyet, Haber: Mustafa Oğuz, 27.09.2007 |
![]() |
||
|
|
TARİHİ KERVANSARAY İÇİN İHALE
Malatya'nın Battalgazi İlçesi'ndeki tarihi Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı'nın onarım ve çevre düzenlemesi ihalesinin 24 Ekimde yapılacağı bildirildi. Malatya Haber, 26.09.2007 |
||
|
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HEYETİ, ST. PAUL KUYUSU'NDA İNCELEMELERDE BULUNDU
Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan 3 kişilik heyet, St. Paul Kuyusu ve çevresinde incelemelerde bulundu. Tarsus'a gelen heyetin, 2008 yılının ''Saint Paul Yılı'' ilan edilmesi nedeniyle St. Paul'un yaşadığı ve Vatikan'ın ''Hac'' yeri olarak kabul ettiği Tarsus ilçesinde ön çalışmalar yapacağı bildirildi.
Turizm Gazetesi, 26.09.2007 |
|||
|
TUZHANI ÜZERİNE KURULAN CAMİ YIKILIYOR
Adana'da Ramazanoğulları döneminden kalan Ulu Cami yanındaki Tuzhanı üzerine 35 yıl önce kurulan çarşı yıkılıyor. Vakıflar Bölge Müdürü Osman Yayla, şayet kalıntılardan bir sonuç elde edilebilirse Tuzhanı'nın orijinal haliyle yeniden yapılacağını söyledi.
Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkilileri, 2005 yılında yıkılması gündeme gelen ancak bir süre bekletilen Tuzhanı üzerine kurulan 100'ün üzerindeki dükkanın boşaltılması için esnaflara bir yıl önce bildirim yapıldığını bildirdi. Oto yedek parçacıdan terziye, tüfek tamircisinden tüccara kadar birçok esnafın bulunduğu Tuzhanı tamamen boşaltıldı, yıkma işlemleri ise sürüyor. Kimi esnaf yakınında bulunan yerlere yeniden dükkan açarken kimileri ise uzak yerlere taşınmayı tercih etti. Çarşı esnafından Eray Yılmaz, babasıyla birlikte burada 20 yıldır oto yedek parçası sattıklarını söyledi. Dükkan kiralarının çevreye nazaran uygun fiyatta olduğunu anlatan Yılmaz, dükkanların aylık 75 YTL'ye kiralanabildiğini anlattı. Yılmaz, bazı esnafın müşteri kaybetmemek için yakın yerde dükkan kiraladıklarını kaydetti.
35 yıllık mazisi olan çarşının bulunduğu Tuzhanı'ndaki kalıntılardan bir sonuç elde edilebilirse aslına uygun olarak yapılması gündemde.
Vakıflar Bölge Müdürü Osman Yayla, Ulucami yanındaki tarihi dokunun korunması amacıyla çalışma başlattıklarını söyledi. İhaleyi alan firmadan bu yılın sonuna kadar, çarşıdaki yıkma işlemini tamamlayıp tarihi Tuzhanı kalıntılarından yola çıkarak proje sunmasını istedikleri anlatan Yayla, "Koruma altındaki Tuzhanı'nın yeniden aslına uygun yapılmasını istiyoruz. Ancak bu çalışmalardan olumlu bir sonuç alınamazsa burayı farklı bir yapılaşmayla değerlendireceğiz." dedi. Tuzhanı üzerine kurulan dükkanlardan aylık 13 bin YTL gelir elde edildiğini anlatan Yayla, yüklenici firmaya ise çalışmalar için 240 bin YTL ödeneceğini bildirdi. Zaman, Haber: Ziya İpek, 26.09.2007 |
|||
|
ERZURUM'DA TARİHİ CAMİLER KARE PLANLI
Çok sayıda caminin bulunduğu Erzurum şehir merkezinde, dönemlerindeki bey, ağa ve valiler ile eşrafın yaptırdığı camilerin büyük bir çoğunluğunda kare şeklinde plan kullanıldı.
Erzurum'daki kare planlı camiler şunlar:
Ali Ağa (Gürcü Kapısı) Camii'ni 17.yüzyılın başında Yeniçeri Başı Zahreci Ali Ağa tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor. Caminin yalnızca 1859 tarihli onarım kitabesi bulunuyor. Caminin önündeki son cemaat yeri 4 sütunun taşıdığı üç kubbe ile örtülü. Bu kubbeler dıştan konik bir çatı ile gizlenmiş durumda. Cami, kare planlı olup, köşelerdeki tromplara oturan merkezi bir kubbe ile örtülü durumda. Düzgün kesme taştan yapılmış olan yapının içerisi altta altı, üstte de dört pencere ile aydınlatılıyor.
Boyahane Camii Yakutiye Medresesi'nin kuzeyinde bulunuyor. Erzurum Valisi Emin Paşa tarafından 1566 yılında yaptırıldı. İlyas Efendi tarafından da 1621'de onarılan cami kare planlı ve tek kubbeli olmasıyla dikkat çekiyor. İbadet mekanını örten tuğla kubbeyi duvarlar üzerine oturan sekiz kasnak taşıyor. Caminin kısa, kalın ve tek şerefeli minaresinin üzerinde tuğla örgü motifleri de bulunuyor. Ayrıca minaredeki tuğlalar arasında yeşil sırlı tuğlalara da rastlanıyor.
Erzurum Kongre Meydanı'ndan Mahallebaşı'na giden yol üzerinde bulunan Gümrük Camisi'ni kitabesinden öğrenildiğine göre, Derviş Hacı Bektaşoğlu Derviş Hacı İbrahim tarafından yaptırıldı. Cami kare planlı ve tek kubbeli. Caminin önündeki son cemaat yeri ise dört taş sütunlu ve üç kubbeli. Mihrabı taştan ve mukarnaslı olup ahşap minberi Osmanlı ağaç işçiliğinin güzel örnekleri arasında. Yakın tarihlere kadar minaresi yıkık bir durumda olan camiyi 1935 yılında Vakıflar genel Müdürlüğü onardı.
Erzurum Feyzullah Mahallesi'nde bulunan Kurşunlu Cami, kitabesinden öğrenildiğine göre; Şeyhülislam Feyzullah Efendi tarafından 1700-1701 tarihinde yaptırıldı. Kubbesinin üzeri kurşunla kaplı olduğundan ötürü de Kurşunlu Cami ismi verilmiş. Ayrıca cami, Feyziye veya Şeyhülislam Camisi isimleri ile de tanınıyor. Cami kesme taştan, kare planlı. Üzeri sekiz kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülü olup son cemaat yeri dört taş sütunun üzerine oturan üç kubbeli bir mekana sahip. Giriş kapısının üzerinde dört satırlı talik yazılı kitabesi bulunuyor. Caminin mihrabı taştan ve mukarnaslı. Ahşap minberi Türk ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olarak ifade ediliyor. Son cemaat yerinin sağ tarafında bulunan minaresi sekiz sıra kırmızı taş şeritlerle hareketlendiriliyor. Caminin yanında Kurşunlu Medresesi bulunuyor. Caminin banisi olan Feyzullah Efendi İstanbul'da Fatih Millet Kütüphanesi'nin bulunduğu Feyzullah Efendi Medresesini de yaptırdı.
Bakırcı Camisi (Merkez): Bakırcı Mahallesi'nde bulunan Bakırcı Camisi'ni Bakırcı Hacı Mustafa'nın ölümünden sonra vasiyeti üzerine 1720-1721 yıllarında Mustafa Ağa yaptırdı. Cami, 1902 yılında Osman Efendi tarafından onarıldı. Geleneksel Erzurum camilerinde uygulanan plan tipinde olan bu yapı kesme taştan yapılmış durumda. Kare planlı ve kubbeli caminin önünde dört taş sütunun taşıdığı üç kubbeli bir son cemaat yeri var. Giriş kapısı üzerinde 1720 tarihli kitabesi bulunuyor. Bu kitabe talik yazı ile 38 mısra halinde Ketencizade Rüştü tarafından yazılmış. Caminin içerisinde mimari ve bezeme yönünden herhangi bir özellik olmamakla birlikte minare kırmızı kamber taşından yapılmış olup, şerefe altında mukarnas bezemeleri görülüyor. Bu minare üzerinde günümüzde de Erzurum'un işgalinden kalma kurşun izlerine rastlanıyor.
Erzurum Şeyhler Mahallesi'nde bulunan Şeyhler Camisi Erzurum Müftüsü Habip Mehmet tarafından 1767 yılında yaptırıldı. 1950 yılında da onarıldı. Şeyhler Camisi de diğer Erzurum camileri gibi kesme taştan, kare planlı olup üzerini sekizgen kasnağa oturan bir kubbe ile örtülü. Bu kubbeye geçiş içeriden tromplarla sağlanıyor. İbadet mekanı alt sırada sekiz, ikinci sırada üç ve kubbe kasnağında da üç pencere ile aydınlatılıyor. Son cemaat yeri Erzurum'un Kamber Taşından dört sütuna dayanan üç küçük kubbe ile örtülü. Bu kubbeler dışarıdan konik bir çatı ile gizlenmiş durumda. Giriş kapısının iki yanında üzerleri bezemeli iki gömme sütun bulunuyor. Mihrap taştan olup, mukarnaslı olarak sonuçlanıyor. Bunun yanında da gömme sütunlar bulunuyor. Buna benzer motiflerle bezeli iki sütun da kapının yanında bulunuyor. Caminin sağında tek şerefeli minaresi bulunmakta olup, bunun üzerine de bir güneş saati yerleştirilmiş durumda.
Aşağı Yonca Mahallesi'nde bulunan Cennetzade Camisi'ni Erzurumlu İsmail Efendi l785-l786 yılında yaptırdı.. Cami kesme taştan kare planlı ve tek kubbeli. Kubbe dıştan oldukça yüksek iki katlı bir kasnak üzerine oturmuş durumda. Üzerindeki ilavelerle hafif sivri konik bir görünümde. Son cemaat yeri dört taş sütunun taşıdığı üç kubbeli bölüm halinde. Yanındaki minaresi taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli, tuğladan ve tek şerefeli. Erzurum Gazetesi, 26.09.2007 |
|||
|
TARİHİ ESERLER X-RAY CİHAZINA TAKILDI
İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda bir kişi, iç hatlar terminalinden geçmeye çalışırken bavulunda çok sayıda tarihi eserin bulunması üzerine gözaltına alındı.
İç hatlar 1 numaralı giriş kapısından içeriye girmek isteyen Z.D. (69), valizini X-Ray cihazına bıraktı. Görevlilerin yoğun metal görüntüleri alması üzerine valiz arandı ve içinde 5 adet gümüş kemer, 2 adet altın kolye, 1 adet bağlamalı kolye, 2 adet gümüş ağızlık parçası, 2 adet gümüş kemer başlığı, 2 adet gümüş kemer süsleri ve 7 adet nargile lülesi ele geçirildi. Zanlı Z.D. gözaltına alınırken olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Zaman, 26.09.2007 |
MAGNA CARTA DA AÇIK ARTIRMADA
İngiltere'de, anayasal düzene ulaşan tarihsel sürecin en önemli köşe taşlarından "Büyük Özgürlükler Sözleşmesi" Magna Carta'nın 13. yüzyıla ait bir kopyası New York'ta açık artırmayla satılacak.
Sotheby's Müzayede Evi'nden yapılan açıklamaya göre, 10 Aralık'ta satılacak Perot Vakfı'na ait 1297 tarihli parşömen kopyanın, 20 milyonla 30 milyon dolar arasında bir fiyata alıcı bulması bekleniyor. Satışa çıkarılan kopya, Washing-ton'daki Ulusal Arşiv'de 20 yıldan fazla süredir sergileniyordu. Birgün, 26.09.2007 |
||
|
BOLU MÜZESİ İLGİ BEKLİYOR
Bolu Müze Müdürü Mustafa Güneş, müzede 2 bin 925 arkeolojik, 1682 etnografik eser ile 11 bin 364 adet sikke bulunduğunu ifade etti. Güneş, 18 Mayıs 2006'da ziyarete açılan müzeyi ayda ortalama 560 kişinin, Göynük İlçesi'ndeki Akşemseddin Türbesi'ni ise ayda ortalama 1500 kişinin ziyaret ettiğini söyledi.
Bolu Olay, 26.09.2007 |
|||
|
HAYIRSEVERLERİN ATASI YARDIMSEVER BEKLİYOR
Kumluca sınırları içindeki Rhodiapolis Antik Kenti'nde MS 138-161 yılları arasında yaşayan, Likya bölgesinin en zengin insanı olan Opramoas, MS 141 yılında meydana gelen depremde yıkılan 31 Likya kentinin yeniden inşasını sağladı. Kentlere yaptığı yardımların yanında kız çocuklarının eğitimi için de katkı sağlayan eğitim gönüllüsü, o dönemin yoksullarına da sahip çıkarak, yaşayanlar için kefen parası, genç kızlara çeyiz parası verip, aç olanların karınlarını doyurdu. Likya Birliği yöneticisi olan Opramoas'ın ölümünden sonra antik şehrin tiyatrosunun yanında anıt mezarı inşa edildi. Anıt mezarın üzerine de Opramoas'ın yaptığı yardımların listesini, Roma kayzerleriyle olan mektuplaşmalarını içeren 12 yazıt, 19 mektup ve Likya Birliği'ne ait 33 doküman işlendi. Şimdi de arkeologlar, Opramoas'ın dünyanın en uzun ikinci yazıtının bulunduğu anıt mezarı ayağa kaldırmak için hayırsever arıyor.
Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Nevzat Çevik, Opramoas'ın hayırseverlerin atası olduğunu ve bugünkü işadamlarına örnek gösterildiğini belirtti. Opramoas'ın ayrım gözetmeksizin tüm Likya kentlerine yardım ettiğini anlatan Çevik, şimdi de sıranın bu dönemde yaşayan hayırseverlere geldiğini kaydetti. Opramoas'ın anıt mezarının ön restorasyonunu kendi bütçeleriyle yaptıklarını belirten Çevik, ancak dünyanın en uzun ikinci yazıtının bulunduğu anıt mezarı ayağa kaldırmak için maddi desteğe ihtiyaçları olduğunu söyledi. Yeni Şafak, 26.09.2007 |
![]() |
||
|
KIBRIS'TA MÜZE VE ÖREN YERİ ÜCRETLERİNE ZAM
“Müze ve Ören Yerlerinin Giriş Ücretleri ve Açık Olduğu Saatler (Değişiklik) Tüzüğü” Resmi Gazete’nin 3 Eylül tarihli sayısında yayımlandı. Ziyaret saatleriyle ilgili değişiklik tüzüğün yayımlanmasıyla yürürlüğe girerken, yeni ücretler 1 Kasım’dan itibaren geçerli olacak. Ücretler, yabancılar için müzelere göre 5, 7, 9, 12 YTL; yerli ziyaretçiler için 3, 5 YTL; öğrenci ve askerler için ise 3 YTL olarak belirlendi.
Lefkoşa’da Derviş Paşa Etnoğrafya Müzesi, Mevlevi Tekke Müzesi, Kütüphane ve Taş Eserler Müzesi, Barbarlık Müzesi, Milli Mücadele Müzesi, Lüzinyan Evi; Girne’de Girne Kalesi ve Müzesi, Bellapais Manastırı, St. Hilarion Kalesi, Halk Sanatları Müzesi, Arhangelos Mihail İkon Müzesi, Güzel Sanatlar Müzesi, Barış ve Özgürlük Müzesi, Antiphonitis Manastırı; Gazimağusa’da St. Barnabas Müzesi, Salamis Harabeleri, Othello Kalesi, Kral Mezarları ve Müzesi, Enkomi Harabeleri, Kantara Kalesi, Canbulat Müzesi, Yeni İskele İkon Müzesi, Ayios Yuannis Kilisesi, Namık Kemal Müzesi, Akkule, Sipahi Ay Trias Bazilikası; Güzelyurt’ta ise Güzelyurt Müzesi ve St. Mamas İkon Müzesi, Soli Harabeleri ve Vuni Sarayı Eski Eserler ve Müzeler Dairesi denetiminde bulunuyor.
Lefkoşa’da Barbarlık Müzesi, Milli Mücadele Müzesi, Girne’de Barış ve Özgürlük Müzesi yabancı, yerli, öğrenci-asker tüm ziyaretçilere ücretsiz. Gazimağusa’daki Namık Kemal Müzesi ile Akkule ise sadece öğrenci ve askerlere ücretsiz.
Giriş ücretleri “yabancı, yerli ve asker-öğrenci” olmak üzere üç kategoride belirlenen müze ve ören yerleri kış döneminde 09.00-12.30 ve 13.30-16.30 saatlerinde ziyaretçi kabul edecek. Yazda ise müze ve ören yerlerinin tümü 09.00’da açılacak ancak kapanış saatleri 14.00, 17.00, 18.30, 19.00 ve 20.00 olarak değişiklik gösterecek.
KKTC vatandaşları, Pazar günleri müzelere ücretsiz girebiliyor. Acentelere, rehber eşliğinde müşterilerine aynı gün içinde 5’ten fazla müze ziyaret ettirmeleri halinde indirimli biletler de veriliyor. Kuzey Kıbrıs Vatan, 26.09.2007 |
|||
|
MARS'TA YEDİ MAĞARA BULUNDU
Mars gezegeninde 7 tane mağara bulundu. NASA’nın yaptığı açıklamada Arsia Mons adı verilen 16 km yüksekliğindeki bir yanardağın eteklerinde bulunan en az 100 m derinliğindeki mağaraların meteorlardan, radyasyon ve güneş ışınlarından korunabilen tek bölge olduğu belirtildi. Hürriyet, 26.09.2007 |
![]() |
||
|
|
KARKAMIŞ HARABELERİ ZEUGMA'YI SOLLAYACAK
Gaziantep İl Özel İdaresi tarafından mayınlardan temizlenecek olan Karkamış'ta çıkan harabeler Zeugma'yı sollayacak. 600 dönümlük arazinin mayınlardan arındırılması konusunda, Genelkurmay Başkanlığı tarafından İl Özel İdaresine verilen izinin ardından kollar sıvandı. Mayınlı arazinin temizliği için 1 milyon YTL ödenek ayıran İl Özel İdare, proje maliyetinin belirlenmesinin ardından Şubat 2008'de ihale yapacak. İnsan eliyle yapılacak olan mayın temizleme işlemi 1.5 yıl sürecek. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Abdulkadir Demir, Türkiye-Suriye sınırında bulunan Karkamış harabelerinin ortaya çıkarılmasının ardından buranın Zeugma'nın önemli bir yer hale geleceğini söyledi. Demir, Antik Çağ'da Doğu'nun önemli şehirlerinden biri olan Karkamış'ta bulunan harabelerin ortaya çıkarılması için arkeolog olan Japon Prensi Tomohito Mikasa'nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na şahsen başvurduğunu belirtti.
Öncelikle kazı yapılacak alanda yer alan 600 dönümlük mayınlı arazinin temizleneceğini; Genelkurmay Başkanlığından Özel İdare Genel Sekreterliğine gerekli iznin verildiğini bildiren Demir, "'Antik kent içinde yer alan mayınlı alanın temizliği için izin çıktıktan sonra çalışmalara başladık. Öncelikle 600 dönümlük mayınlı arazinin temizliği için 1 milyon YTL ödenek ayırdık" dedi.
Karkamış harabelerinin tarihte çok önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Abdulkadir Demir, "Japon Prensi'nin müracaatından sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konuda bize bilgi verdi. Ancak, bölgede yapılacak kazı çalışmasıyla ilgili son kararı Kültür ve Turizm Bakanlığı verecek. İl Özel İdaresi olarak, Genelkurmay Başkanlığının yazıda belirttiği gibi, konu Suriye Sınırı Mayın Temizleme Faaliyeti (SSMTF) kapsamında. Biz kazı yapılacak alanı mayından temizleyeceğiz. Yıllardan beri bu alanda gerekli izinler verilmediği için hiçbir çalışma yapılmamış. Sınır bölgesinde bulunan tarihi ve kültürel varlığın kurtarılması çok önemli" diye konuştu. Gaziantep 27 Gazetesi, 26.09.2007 |
||
|
İSTANBUL'DA İKİ BAĞDAT MÜZESİ
Zamanımızın ünlü düşünürü Zygmunt Bauman'ın da işaret ettiği gibi, postmodern dünyada kurgu ile 'gerçek dünya'nın statüleri adeta yer değiştirdi. 'Gerçek dünya' dediğimiz, bazen bir film gibi izlediğimiz sahnelere dönüştü. Öyle ki artık haberlere, yaşamlarımıza sanki hiç değmeden geçmekte olan film şeritleri gibi bakmıyor muyuz?
Irak asıllı bir Amerikalı olan Rakowitz'in enstelasyonunda Bağdat Müzesi'nde yağmalanan nesnelerin Arap gazetelerinin yanı sıra Ortadoğu bölgesinden gıda ambalajlarıyla yapılmış kopyaları var; sanatçı bunları arkeologlara danışarak, titiz bir çalışma sonucunda hazırlamış. Dünyanın mirasını taşıyan bu paha biçilmez kültürel nesnelerin bu hali hiç ikna edici değil elbette, son derecede ironik, komik, aslında trajikomik. Tıpkı gazetelerde okuyup da gerekçesine bir türlü ikna olamadığımız Irak savaşı haberleri gibi...
Radikal, Haber: Ahu Antmen, 26.09.2007 |
|||
|
400 OSMANLI ESERİ
Dünyanın en ünlü müzayede kuruluşlarından Sotheby's, aralarında Fatih Sultan Mehmet'in portresinin de bulunduğu Osmanlı ve Memluk dönemlerine ait birbirinden değerli 400 eseri açık artırmaya çıkarıyor. Sabah, Haber: Bilge Eser, 26.09.2007 |
![]() |
||
|
|
ANTİK EFES YİNE DENİZLE BULUŞACAK
Efes Antik Kenti'nden başlayıp Pamucak Tatlı Su Mevkii'nde denize dökülen antik kanalı denizle buluşturma projesi tüm hızıyla sürüyor. Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür şu bilgiyi verdi: ''Yağmur ve yeraltı kaynak sularıyla yer yer mini gölcükler oluşturan antik kanal, Pamucak'ta denizle birleşecek. Dalgaların taşıdığı kumlarla kapalı olan bölümünde yapımına başladığımız sirkülasyon kanalının ilk etabı ekim sonuna tamamlanacak.'' Milliyet Ege, 26.09.2007 |
||
|
TUTANKAMON'UN 3 BİN YILLIK MEYVELERİ BULUNDU
Mısır'da firavun Tutankamon'un mezarında 3 bin yılı aşkın ve gayet iyi korunmuş 8 sepet meyve bulundu. Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi'nin açıklamasında, arkeolojik keşfin, Konsey Başkanı Zahi Havas başkanlığında bir Mısırlı arkeolog ekibi tarafından, Krallar Vadisi'ndeki Tutankamon mezarının hazine odasında yapıldığı belirtildi.
|
|
||
![]() ![]() |
HABERLER BELEDİYEYİ HAREKETE GEÇİRDİ
Sinop'ta, Tarihi Saat Kulesi'nin surlarındaki çöpler, belediye ekiplerinde temizlendi. Yaklaşık 4 bin yıl önce Gaskalılar tarafından yapılan ve zamanla çeşitli medeniyetlerin egemenliğine giren Tarihi Sinop Kalesi'nin surlarının atılan çöp yığınlarıyla dolmasına ilişkin çıkan haberler sonrası Sinop Belediyesi harekete geçti. Belediye kale surlarında temizlik operasyonu başlattı.
Tarihi kalenin bir uzantısı olan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden itibaren saat kulesi olarak kullanılan tarihi kulenin bazı bölümlerinin adeta çöplük haline gelen kısımları, belediyeye ait temizlik işçileri tarafından temizlendi.
Yapılan temizlik sonrası tarihi kulenin kala burçları ile bütünleşen kısımları gezilebilecek hale getirildi. Sinop Kent Haber, 26.09.2007 |
||
|
MAHMUT NEDİM EFENDİ KONAĞI KURTULUŞ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ OLACAK
Şanlıurfa'da bulunan Mahmut Nedim Efendi Konağı, yapılacak restorasyonundan sonra Kurtuluş ve Etnografya Müzesi olarak hizmet verecek.
Müzenin restorasyonu ise 1990 yılından bugüne kadar aralarında konak, ev, han, hamam, kervansaray, köprü ve çeşme gibi birçok tarihi yapının restorasyonunu üstlenen Şanlıurfa Vakfı (ŞURKAV) tarafından yapılacak. İl Özel İdaresi kaynakları ile yapılan ve keşif bedeli 557 bin YTL olan Mahmut Nedim Efendi Konağı'nın restorasyon ve çevre düzenleme işi 1 yılda tamamlanacak. Eski Devlet Hastanesi yakınında bulunan ve 1903 tarihinde inşasına başlanılan Kürkçüzade Mahmut Nedim Efendi Konağı, Avrupai tarzda konak mimarisi ile geleneksel tarzda Urfa evi mimarisinin kaynaştığı bir özelliğe sahip olan ve oldukça geniş bir alana yayılı olup haremlik ve selamlık bölümlerindeki düzgün kesme taş yapılardan oluşuyor.
Şanlıurfa Kurtuluş Savaşı'nda Fransız kuvvetlerince işgal edilerek karargah olarak kullanılan bu tarihi yapının duvarlarındaki mermi izleri savaş günlerinin hatırasıyla tazeliğini koruyor. Konak yeniden restore edilmek üzere 2002 yılında Şanlıurfa Valiliği'nce satın alınarak İl Özel İdaresi Mülkiyeti'ne geçirildi. Restorasyon çalışmalarını denetleyen ve Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü yetkililerinden bilgi alan Şanlıurfa Valisi Yusuf Yavaşcan restorasyonu gerçekleştiren işçilerle de sohbet etti.
Mahmut Nedim Konağı'nın Şanlıurfa İl Özel İdaresi'nce onarmak üzere ŞURKAV'a ihale ettiklerini açıklayan Yavaşcan, konuyla ilgili şunları söyledi: "Burayı Şanlıurfa turizmine kazandırmak hedefimizdir. Bunu yaparken de Mahmut Nedim Konağı'nı orijinaline uygun davranmaya çalışıyoruz. Bu konuda Bayındırlık İl Müdürlüğü yetkilileri gerekli projeleri hazırladı. Şu anda uygulama aşamasındayız. Burası bittiğinde ana binanın üst katı Kurtuluş Müzesi ve Etnografya Müzesi olarak Şanlıurfa'nın hem Etnografik eserlerinin yer aldığı hem de Şanlıurfa'nın Kurtuluşu ile ilgili bir takım belgelerin kıyafetlerini özelliklerini sergileneceği bir Kurtuluş Müzesi olacak. Alt katını lokanta ve kafe olarak çalıştırmayı düşünüyoruz. Burayı şu anda konuk evi olarak yine kullanmayı düşünüyoruz. Yaklaşık 6 tane şark odası, bir tane büyük salonu olan bir konuk evi haline en güzel tarafı da bahçesi tabi buranın bahçesinin kullanılacağı bir mekan olacak. Mahmut Nedim Konağını inşallah yeni haliyle Şanlıurfa'ya çok şey kazandıracağını inanıyorum." Zaman, Fotoğraf: haberler.com, 25.09.2007 |
![]() |
||
![]() |
TARİHİ ZEYTİNYAĞI FABRİKASI MÜZE OLACAK
Balıkesir’in Edremit İlçesi’ne bağlı Altınoluk Beldesi’nde bulunan tarihi zeytinyağı fabrikasının restore edilerek müze haline getirilmesi kararlaştırıldı. Çam Mahallesi Kuyudere bölgesinde bulunan İbrahim Erdim’e ait zeytinyağı fabrikasını belediyenin olanaklarıyla restore ederek zeytinyağı müzesi haline getireceklerini açıklayan Altınoluk Belediye Başkanı İsmail Aynur, "Mülk sahibi ile anlaşma sağlandı. Restorasyon projesi yapılıyor" dedi. Altınoluk’ta turizmin gelişmesi için alternatif projeler hazırladıklarını belirten Aynur, "Fabrika müzeye dönüştükten sonra eski taş baskı üretim sistemi ve makineler aslına uygun olarak korunacak" dedi. Hürriyet Ege, Haber. Ahmet Ertan, Fotoğraflar: haberler.com, 25.09.2007 |
||
|
OSMANLIDAN KALMA EMLAKDERE KÖYÜ'NDEKİ EVLER YIKILACAK
Manisa merkeze bağlı Organize Sanayi Bölgesi bitişiğinde bulunan köyde, orman alanı içinde bulunduğu gerekçesiyle 44 ev için mahkemeden yıkım kararı çıktığı, 55'inin ise devam eden davası nedeniyle aynı sonla karşı karşıya olduğu belirtildi.
Manisa'ya 5 kilometre mesafede bulunan Emlakdere köylüleri, evlerinin yıkılmasına itiraz ederken, bölgenin orman vasfını yitirdiğini, en kısa sürede keşif yapılması gerektiğini bildirdiler. Emlakdere Köyü Muhtarı Kadir Kocabıyık, yaklaşık 200 evin olduğu köyde, bunların yarısının yıkım kararı ile karşı karşıya olduğunu belirterek, çaresizlik içinde bulunduklarını söyledi. Kocabıyık, "aşağı ve yukarı" olmak üzere iki bölümden oluşan 700 nüfuslu Emlakdere'de, yaklaşık 850 yıllık bir caminin olduğunu, Osmanlı döneminde vergilerin burada toplanması nedeniyle bu adı aldığını, 900 yıllık bir tarihi geçmişe sahip olduklarına işaret etti. 1979 yılında köye ilk evlerin yapıldığını, 1986'da ise Manisa Belediyesi mücavir alan sınırları içine dahil edildiklerini anlatan Kocabıyık, 1991'de ise elektrik, su ve kanalizasyon ile telefon hizmetlerinin verilmeye başlandığını ifade etti. Manisa Belediye Başkanı Bülent Kar ise kentin yeni yatırımlar ile büyüyüp genişlediğini belirterek, şunları kaydetti: "Mücavir alan sınırlarımız içerisinde olan Emlakdere, Gürle, Karaali, Evranoz gibi köyleri Manisa'ya dahil ederek, buraları planlı gelişen kentin içindeki yerler haline getireceğiz. Birkaç yıl içerisinde buralar imarlı, alt yapısı olan düzenli parseller haline gelecek. İnşallah şehrimiz bundan sonra daha sağlıklı gelişecek." Zaman, 25.09.2007 |
|||
|
BİNGÖL'ÜN TARİHİ YERLERİNE BİLGİLENDİRME VE YÖN TABELALARI KONULDU
Yaşam İçin Sivil Toplum Derneği'nin yürütmekte olduğu Bingöl'ün Tanıtımı Projesi kapsamında; tarihi ve turistik öneme sahip olan yerlerle ilgili bilgilendirme ve yön tabelaları yerleştirildi.
Yön tabelaları Bingöl Merkezde; Urartu Yolu, Şeyhahmet Türbesi ve Çır Şelalesi, Genç'te; Sebeterias ve Kıralkızı Kalesi ile Genç ve Kuba Kümbetleri, Solhan'da Yüzenada, Karlıova'da; Güneşin Doğuşu(Kale Tepesi) ve Kiğı İlçesinde Selenk Köprüsü, Pilten Bey Camii ve Kığı Hamamı'na yerleştirildi. TürkiyeTurizm.com, 25.09.2007 |
|
||
|
BELGELEMEK...
İlk kez Müşerref Hekimoğlu getirmişti beni Tahtakuşlar’a... Arada da gittim ya birkaç kez; dün de oradaydım. Evrensel, Yazı: Cengiz Bektaş, 25.09.2007 |
|||
|
|
KIZLAR MANASTIRI MÜZE OLUYOR
Trabzon'un güneyinde yer alan tarihi Kızlar Manastırı müze oluyor. Trabzon Belediyesi'nin tarihi yapıyı müze yapma kararı üzerine, geçen yıl kazı çalışmaları başlatıldı. Çalışmalarda Çilehane, Çan kulesi, mezarlıklar ve su havuzları bulundu.
Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu "Kızlar Manastırı'nın Trabzonlulara kazandırılmasi için bir proje yaptık. Atıl durumdaki bu manastırı 'Çağdaş Sanatlar Müzesi' yapıp, turizmin hizmetine sokmayı amaçladık. Proje kapsamında kazı çalışmaları yapıldı, projeyi yeniden şekillendirdik" dedi. Canalioğlu, "Dünya mirası olan Kızlar Manastırı'nı yine dünya mirasına sunmuş olacağız. Trabzon'da geçmişten bugüne yaşayan tüm eserleri günışığına çıkararak geçmişle gelecek arasında köprü bağı oluşturmayı amaçlıyoruz. İnanıyorum ki, Kızlar Manastırı tüm dünyanın ilgisini çekip, cazibe noktası haline gelecek" diye konuştu. 14. yüzyılda Rum Pontus İmparatoru 3. Aleksios tarafından yaptırılan Kızlar Manastırı'ndaki fresklerin sağlıklı biçimde ortaya çıkarılabilmesi için özel bir çalışma yapılması da planlanıyor. Yeni Şafak, 25.09.2007 |
||
|
DÜLÜK'TE ÖNEMLİ BULUNTULAR
2001'den bu yana yapılan kazılarda elde ettikleri buluntuların Jüpiter'in bu kutsal alanda bir kültü olduğunu kanıtladığını bildiren Winter, şöyle konuştu: ''Jüpiter'in görünüşü hakkında Güney Avrupa'da ulaştığımız bulgular sayesinde bir fikir edinmiştik. Ancak, Jüpiter'in anayurdundan bir resim çıkmadığı için buradaki görünüşü hakkında bilgimiz yoktu. Bu bulduğumuz kabartma, Jüpiter'in burada ulaştığımız ilk görüntüsü. Bulduğumuz kabartma 130 santimetre boyunda ve eni 70 santimetre. Kabartma 2 resim kısmına ayrılıyor. Alt kısmındaki resim iki rahibi gösteriyor, ortasında bir sunak ver ve ikisi de adak adarken görülüyor. İki tanrı ise resmin üst kısmında. Sol tarafta Jüpiter Dolichenos, sağ tarafta ise tanrıça Regina görülüyor.'' Winter, Jüpiter'in bir boğa üzerinde, tanrıçanın ise bir ceylan üzerinde durduğunu, Jüpiter'in sağ elinde bir yıldırım demeti, sol elinde ise zedelenmeden dolayı pek belli olmayan çift balta olduğunu ifade etti. Bu sembollerin Jüpiter'in gücünü gösterdiğini belirten Winter, şunları anlattı: ''Bu kabartma Jüpiter'in anayurdunda bulunduğu için büyük önem taşıyor. Bilimsel çalışmalar açısından çok önemli. Almanya'da kabartmayla ilgili çeşitli çalışmalar yapacağız. Daha önce başka yörelerde bulunan Jüpiter resimleriyle karşılaştıracağız. Araştırma, buluntuların tam tarihini söylemek ve daha çok bilimsel bilgiye ulaşmak açısından önemli. Uzun yıllardır bu bölgede kazı çalışması yürütüyoruz. Böyle bir buluntuya ulaştığımız için çok mutluyuz. Bu bizi çok ileri götürecek bir buluntu. Bizi çalışmalarımızda destekleyen Şehitkamil Belediyesi'ne teşekkür ederiz.'' Dülük Antik Kenti'ndeki kazı çalışmalarına sponsor olan Gaziantep merkeze bağlı Şehitkamil İlçesi Belediye Başkanı Metin Özkarslı ise kazı çalışması yapılan alanda ilk defa dönemin tanrısına ait bir kabartma bulunduğunu ifade etti. Dünyanın ilk tapınağı olarak bilinen Jüpiter tanrısına ait Mitras Tapınağı'ndan sonra bu bölgedeki en önemli buluntulardan birinin ortaya çıkarıldığını ifade eden Özkarslı, ''Buluntu, Jüpiter'in anayurdunda ortaya çıkarılan en önemli tanrı tasvirlerinden biridir'' dedi. Winter ve Özkarslı açıklamanın ardından kazı alanında incelemeler yaptı.
Gaziantep'in 10 kilometre kuzeyinde yer alan Dülük Antik Kenti, antik dönemde ticaret yollarının kesiştiği bir kavşak noktası durumundaydı. Kent, Asurlular döneminde Mezopotamya'dan Kilikya'ya uzanan yolun, Helenistik ve Roma döneminde ise Antakya ve Kilikya'dan Zeugma'ya uzanan İpek Yolu'nun güzergahında bulunuyordu. Dülük, antik kent ve kutsal alan olmak üzere ikiye ayrılıyor. Antik kent, Dülük Köyü'nün bitişiğindeki Keber Tepesi ve çevresinde toprak altında bulunuyor. Kutsal alan ise Dülük Köyü'nün yaklaşık 3 kilometre kuzeyinde sedir ve çam ağaçlarıyla kaplı Dülükbaba Tepesi'nde yer alıyor. Gaziantep Hakimiyet, 25.09.2007 |
|||
|
ANADOLU'DAN AVRUPA'YA MEDENİYET YOLCULUĞU
Almanya’da Karlsruhe, Badisches Landesmuseum’da, 19 Ocak 2007’de, Türkiye ve Almanya Cumhurbaşkanlarının himayesinde ziyarete açılan “İnsanlığın En Eski Anıtları, 12.000 Yıl Önce Anadolu” sergisinin İstanbul’da tekrarlanması görevini, Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi üstlendi. Daha önce Troya, Hititler, Urartu ve Çatalhöyük sergileriyle, MÖ 9.000-7.000 yıllarının hayatına ışık tutan müze, bu sefer de “Uygarlığın Anadolu’dan Avrupa’ya Yolculuğunun Başlangıcı” Neolitik dönem sergisi ile ziyaretçilerini 12.000 yıl öncesine götürecek.
Türkiye Gazetesi, Haber: İnan Arvas, 25.09.2007 |
|||
|
"KALE, HALK İLE BÜTÜNLEŞECEK"
Gaziantep Kalesi'ndeki restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları kapsamında, kalenin çevresinde bulunan hendek gün ışığına çıkarıldı. Gaziantep İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Abdulkadir Demir, "Kentin simgesi olan kaleyi, halkla bütünleştirme gayreti içindeyiz" dedi. Hendek kazısında, iki adet mezar, çeşitli çaplarda mancınık gülleleri, İslami dönemlere ait kap parçaları ve pişmiş topraktan pipolar bulundu. İl Özel İdaresi, tarihi Gaziantep Kalesi'nin restorasyonu ve çevre düzenlemesini tamamlayarak turizme kazandıracak. Çeyrek asırdır sürmesine karşın bir türlü tamamlanamayan Gaziantep Kalesi restorasyonun, İl Özel İdaresince hazırlanan master projesi kapsamında tamamlanacağı bildirildi.
Gaziantep İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Abdulkadir Demir, bu ay içinde yapılacak ihalenin ardından 1 yıl içinde restorasyonun biteceğini ve tarihi kalenin açık hava müzesine dönüştürüleceğini belirtti. Demir, Gaziantep Kalesi hendek kazısının Kale çevre düzenlemesi projesi kapsamında Gaziantep İl Özel İdaresi finansmanı ile Gaziantep Arkeoloji Müzesi Başkanlığında Arkeolog Selahattin Köroğlu'nun alan sorumluluğunda yapıldığını söyledi.
Demir, ''Kültür ve Turizm Bakanlığı 2007 yılı için 1 milyon YTL ödenek ayırmıştı, o geldi. İl Özel İdaresi de 600 bin YTL ayırdı. Şu anda 1 milyon 600 bin YTL ödeneğimiz hazır. Bu, sadece kalenin restorasyonu için kullanılacak. Yaklaşık maliyet gizli olduğu için projenin maliyetini söyleyemiyorum, ama para konusunda sıkıntımız yok'' dedi. Demir, müteahhit firmanın yer tesliminden itibaren 1 yıl içinde kalenin restorasyonunu bitireceğini, Gaziantep Kalesi'nin bundan sonra açık açık hava müzesi olacağını söyledi. Gaziantep 27 Gazetesi, 25.09.2007 |
![]() |
||
|
|
FATİH'İ ADALETE GÖTÜREN CAMİ
Fatih Sultan Mehmet Han tarafından 1470 yılında, Bizans’ın Ayasofya’dan sonraki ikinci tapınağı Havariyun kilisesi kalıntıları üzerine büyük bir külliye ile yaptırılan Fatih Camisi, ilk selatin cami olma özelliğini taşıyor. Osmanlı sultanları ve ailesi tarafından yaptırılan ve “sultan camileri” anlamına gelen Selatin camilerinin ilki olan Fatih Camisi, İstanbul’un ilk üniversitesi sayılan ve şu anda “Akdeniz ve Karadeniz medreseleri olarak anılan Sahn-ı Seman Medreseleri'nin içinde bulunuyordu. Caminin mimarı ise Sinaüddin Atik Sinan olarak bilinen Yusuf bin Abdullah idi.
Evliya Çelebi’nin “Seyahatnamesi”nde yer alan hikayeye göre; Fatih Sultan Mehmed Han, sütunları üçer arşın kesip, camiyi Ayasofya’dan alçak yapan mimarın ellerini bileklerinden kestirir.
Türkiye Gazetesi, Fotoğraf: Vakıflar Genel Müdürlüğü, 25.09.2007 |
||
|
SAKARYA'DA OSMANLICA EVLENME BELGELERİ KİTAP HALİNE GETİRİLDİ
Adapazarı Merkez Belediyesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında arşivlerin dağılması ve kanalizasyon sularına maruz kalmasıyla yok olma tehlikesi yaşayan 80 yıllık Osmanlıca evlenme belgelerini kitap haline getirdi.
Tek ciltlik kitapta Sakarya'daki 1926 ile 1933 yılları arasındaki evlilik akitleri yer alıyor. Deprem sonrası belediye bodrum katındaki arşivlerin dağılması ve kanalizasyon sularına maruz kalmasıyla yok olma tehlikesi geçiren evlilik sicilleri, Merkez Belediye Başkanı Süleyman Dişli'nin gayretleriyle tek tek temizlenerek bilgisayar ortamına aktarıldı. Daha sonra Türkçeye de çevrilen siciller bir yılı aşkın bir sürede kitaplaştırıldı. 2004 yılında başlatılan çalışmaların 2005 yılı ortalarında tamamlanmasına karşın Tanıtma Fonu Kurulu Başkanlığı'ndan beklenen mali desteğin geç de olsa gelmesiyle eserler kitaplaştırıldı. Talep edilen bütçeden faydalanılamazken Merkez Belediyesi kitabın ikinci bölümündeki 50 yaş ve üzeri Sakaryalıların Sakarya ile ilgili hatıralarını da aktardı. Merkez Belediyesi'nin bir kültür hazinesi olarak derlediği kitap, 1926-1933 yılları arasındaki evlilik akitlerini kapsıyor. Tek cilt halinde 1223 sayfadan oluşan kitapta ilginç akit talepleri ve itirazları da bulunuyor: "Evlenmekten şimdilik vazgeçtim; beni almak isteyen çoktan beri nikah etmediğinden onunla evlenmekten vazgeçtim; birbirimizle evlenmekten vazgeçtik" gibi ifadeler bunlardan sadece birkaçı olarak kitapta yer alıyor. Zaman, Haber: Salih Hamurcu, 25.09.2007 |
|||
|
ANZAKLAR ANITLAŞTIRDI, BİZ ÇÜRÜMEYE TERKETTİK
Çanakkale Savaşı’nda sabit batarya gemisi olarak kullanılan ve 13 Aralık 1914 tarihinde İngiliz denizaltısı B-11 tarafından batırılan Mesudiye zırhlısı, Boğaz’ın Sarısığlar mevkisinde 20 metre derinlikte yatarken, onu batıran denizaltı ise Avustralya’nın Canberra kentine bağlı Holbrook kasabasının girişinde anıt halinde sergileniyor.
Türkiye Gazetesi, Haber: Metin Akyürek, 25.09.2007 |
![]() |
||
|
ESERLER 2 BİN YIL, MÜZEYSE 3 AY DAYANABİLDİ
İzmit'in tarihi Gar Binası kompleksi içinde açılan Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, yağmura dayanamadı. Önceki günkü şiddetli yağışın ardından tavanı çöken, alçıları dökülen müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın onayıyla onarılana kadar kapatıldı. Müzede yaklaşık 2 bin yıl boyunca Bitinya Krallığı'ndan Roma İmparatorluğu'na pek çok medeniyete ev sahipliği yapan İzmit'ten çıkan eserler sergileniyordu. Müze müdürü İlksen Özbey, eserlerin cam koruma altında sergilendiği için zarar görmediğini, müzenin Ramazan Bayramı'ndan sonra yeniden açılacağını açıkladı. Radikal, Fotoğraf Ergun Ayaz, 25.09.2007 |
|||
|
MARMARA, 50. YILINDA 500 ESER SERGİLİYOR
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin 50'nci yılı anısına düzenlediği, tüm devlet, özel ve vakıf üniversiteleri güzel sanatlar fakültelerinin sanatçı eğitim kadrolarının 500'e yakın eserinden oluşan "50. Yılda Büyük Buluşma" isimli sergisi bugün açılıyor. Üniversiteden yapılan açıklamada Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde açılacak olan serginin, sanat eğitiminde iletişim önemi konusunu ortaya koymayı amaçladıkları belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Fakültemiz 50 yıllık eğitim sürecinde, kendini yenileyebilen, sanat eğitimine yeni soluklar getiren, eğitim programıyla ulusallık ve evrensellik değerlerine öncü olmuştur." Sergi 25 Ekim tarihinine kadar devam edecek. Sabah, 25.09.2007 |
|||
|
"EFES'İN ANCAK YÜZDE 15'İ KAZILABİLDİ"
Selçuk'ta bulunan, kazı çalışmalarına 138 yıl önce başlanan Efes Antik Kenti'nin, bugüne kadar yalnızca yüzde 10-15'inin gün ışığına çıkarılabildiği, çalışmaların daha yüzyıllarca sürebileceği bildirildi.
Haber Eskpres, 27.09.2007 |
|||
|
İDOB MÜDÜRÜ: AKM CİDDİ TADİLATTAN GEÇİP OPERA BALE'YE TAHSİS EDİLMELİ
23 Ağustos'ta mahkeme kararıyla üçüncü kez görevine iade edilen İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Suat Arıkan, dün bir basın toplantısı düzenleyerek İDOB'un yeni sezon repertuvarı hakkında bilgi verdi. Yeni sezonda izleyiciyle buluşacak eserlerin yanı sıra geçen yıldan beri sanat gündeminin birinci maddesinde yer alan AKM'nin yıkılması tartışmasına da değinen Arıkan, bu konuda henüz resmi bir bildirim olmadığını söyledi.
Radikal, 25.09.2007
GÜNAY: AKM İÇİN ACELE KARAR YOK
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Taksim’deki AKM yıkımı konusunda acele kararlarının olmadığını söyledi. Hürriyet, Haber: Hasan Ay, 26.09.2007 |
|||
|
NOEL BABA KİLİSESİ'NDE RESİMLER GÜN IŞIĞINA ÇIKARILIYOR
Demre İlçesi'nde bulunan 6'ncı yüzyıldan kalma Noel Baba Kilisesi'nde duvar resimleri gün ışığına çıkarılıyor.
Yapılan çalışmalarda bugüne kadar mezar odasındaki Noel Baba'yı tanıtan resimler, İsa-Meryem-Vaftizci Yahya resimleri, Noel Baba'nın kilisenin çeşitli yerlerindeki resimleri, İsa ve 12 havari, Noel Baba'nın mezarının bulunduğu bölümdeki duvar süslemeleri ortaya çıkarıldı. haberler.com, 24.09.2007 |
|
||
|
KENYA'DA BULUNAN İKİ İNSAN FOSİLİ YENİ SORULAR YARATIYOR
Her iki fosil üzerinde de çalışmış olan New York Üniversitesi antrolopoloğu Susan Anton “Bu durum, cevaplardan çok, daha fazla soru yaratıyor” demekte. Homo Erectus ve Homo Habilis’in farkları diş yapılarından başlamakta. Homo Habilis’in daha geniş azı dişleri, Homo Erectus’un tersine, bu türün yoğun olarak bitkilerle beslendiğinin bir ispatı olarak kabul ediliyor. Anton, aynen bugün şempanzelerle gorillerde görüldüğü şekilde, bu iki türün aynı ortamı farklı gıda tercihleri ile paylaştıklarına inanıyor. Smithsonian Dergisi, Haber: Robin T. Reid, Ağustos 2007 |
|||
|
"HARBİYE PROJESİ'NDE KORUMA KURULU'NA BASKI YAPILDI
İstanbul 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun, “Harbiye Kongre Vadisi Avan Projesi”nin gerçekleştirileceği bölgeyi “tarihsel ve kentsel sit alanı” ilan etmesine karşın, yeni bir karar alarak projeye onay vermesi tartışma yarattı.
gazeteport.com.tr, 24.09.2007
MUHSİN ERTUĞRUL PROJESİ GÖRÜCÜYE ÇIKIYOR
Muhsin Ertuğrul Sahnesi, 1970 yılından beri İstanbul Şehir Tiyatrosu'na merkez bina olarak hizmet veriyor. Yerine yapılması düşünülen yeni tiyatro binası ise 5 katı yerüstünde, 6 katı da yeraltında olmak üzere 11 kattan oluşacak. Mevcut binadaki yönetim birimleri başka bir yere taşınacak. Eski binanın oturduğu bin 525 metrekarelik inşaat alanı, yeni yapılacak binada 3 bin 500 metrekare olacak. Tiyatronun 600 kişilik seyirci kapasitesi de 696'ya çıkarılacak. Yeni tiyatro binasının üst katlarında 6 sanatçı odası, 368 metrekarelik fuaye alanı, sahne, oyuncular için lobi, prova odası ve teknik birimler yer alacak. Tiyatro binasının altında yapılacak 6 katta ise hem Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nu hem de Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'ni destekleyecek 4 adet çok amaçlı salon, 759 araç kapasiteli kapalı otopark, kafeteryalar ve bin ofis bulunacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nurullah Tuncer'in verdiği bilgiye göre Anıtlar Kurulu'ndan geçen projenin ayrıntıları bugün sanatçılara anlatılıyor. "Kulaktan dolma; yapılacak, yapılmayacak, yıkılınca ne olacak gibi spekülasyonlar böylece sona erecek. İlk günden beri bizim şikayet ettiğimiz şey buydu; konu sonuçlanmadan konuşmamak. Sonuçlandıktan sonra bilgisiyle belgesiyle kamuoyuyla paylaşmak bizim yönetim anlayışımız." diyen Tuncer, yeni spekülasyonlara mahal kalmayacağını ve bu konuda iyi niyetli olduklarını herkesin göreceğini ifade ediyor.
Muhsin Ertuğrul tartışmaları sürerken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları bir yandan da 2014 yılındaki 100. yaş kutlamasının hazırlıklarına başlıyor. Şehir Tiyatroları'nın 1914 yılında Letafet Apartmanı'nda Darülbedai ile başlayan bir asırlık yolculuğu, 100. Yıl Sahnesi ile taçlandırılacak. Sahnenin, kolaylıkla ulaşılabilecek bir mekanda ve mimari açıdan İstanbul'a simgesel değer katacak nitelikte olması planlanıyor. 100. Yıl Sahnesi projesinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın oluru ile önemli bir aşama kat edilmiş. Yer seçimi yapıldıktan sonra önümüzdeki aylarda çalışmalara başlanacak.
İstanbul Şehir Tiyatroları, 100. yıl sahnesinden önce mevcut bütün sahnelerini yeniden yapılandıracak. Vatan Caddesi üzerinde inşa edilen yeni tiyatro binası, yakın bir zaman sonra Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nin üzerindeki yükü alacak. Reşat Nuri Sahnesi'nin sadece provalar için kullanılması düşünülüyor. Kadıköy Haldun Taner Sahnesi de 17 Aralık'ta tahliye ediliyor. İçinde konservatuarın da bulunduğu bina, yeni düzenlemelerden sonra tamamen İstanbul Şehir Tiyatrosu'na devredilecek. Geçtiğimiz mayıs ayında yıkılan Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi 2008 yılında yeniden aynı yerinde hizmet verecek. İBB Şehir Tiyatroları, 2007-2008 tiyatro sezonunda oyunlarını Üsküdar Kerem Yılmazer, Kağıthane Sadabad, Ümraniye, Fatih Reşat Nuri, Gaziosmanpaşa ve Kadıköy Haldun Taner sahnelerinde sergileyecek. Zaman, Haber: Ali Pektaş, 26.09.2007 |
|||
![]() |
RESTORASYONDAN TARİH FIŞKIRDI
Balıkesir'de eskiden Ziraat Bankası'na ait olan tarihi binanın restorasyonu başladı. Öncelikle binanın dış cephesi temizlenirken içerideki çalışmalarda ise çok sayıda resmi evrak ve doküman bulundu. Cumhuriyet, Coşkun Yaman, 24.09.2007 |
||
|
TARİHİ ESERLERE YÖNELİK BAZI TEŞVİKLER
Taşınmaz kültür varlığı olarak nitelendirilen tarihi yapıların onarımlarının ve günümüze kazandırılmasının teşviki amacı ile mevzuatımızda çeşitli teşvik hükümleri yer almıştır. Bunlardan biri de Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17/2. maddesinin d bendidir. Bu bent ile, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerine münhasır olmak üzere, bu projelendirmelerden yararlananlara verilen mimarlık hizmetleri ile projelerin uygulanması kapsamında yapılacak teslimleri katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Referans, Haber: Bumin Doğrusöz, 24.09.2007 |
|||
|
HARPUT'TA ESADİYE CAMİİ RESTORASYONU ÖNCESİ KURTARMA KAZI ÇALIŞMALARI BAŞLADI
Elazığ'ın eski yerleşim yeri Harput'ta 12-13. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilen ve günümüze orijinal olarak sadece kapısıyla iki mihrabı ulaşan Esadiye Camisi'nde restorasyon öncesi kurtarma kazı çalışmalarına başlandı.
Sevin, yaptığı açıklamada, önerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca kabul edildiğini belirterek, Esadiye Camisi'nin yapımı hakkında Artuklu ve Selçuklu döneminde 12. ve 13. yüzyıllarda yapıldığına dair görüşler olduğunu ifade etti. Yapının cami ve medreseden oluşan bir külliye olarak tasarlandığını kaydeden Sevin, caminin günümüze orijinal olarak sadece anıtsal kapısı ile cami bölümündeki iki mihrabının ulaştığını, diğer kısımların 1960 yılında yapılan duvarlardan oluştuğunu bildirdi.
Sevin, kazı çalışmasıyla yapının bugünkü durumundan geriye doğru olabildiğince gitmek istediklerini, muhtemel Artuklu veya Selçuklu katına kadar inmeyi düşündüklerini ifade ederek şöyle dedi: ''Cami kısmı yapının güney bölümünde yer alıyor. Önünde, bugün avluya benzeyen ama kullanıldığı dönemde medrese hücrelerinin bulunduğu alan var. Caminin sol tarafında ana dershane olarak tanımlanacak bir başka mekan bulunuyor. Bu bölümlerin bir kısmında yapacağımız sondaj çalışmasıyla Artuklu veya Selçuklu temellerine inmeyi planlıyoruz. Bu yapı tamamen ortaya çıkarıldığı zaman Anadolu'nun mimarlık tarihi açısından, Artuklu ya da Selçuklu dönemi mimarisi açısından çok önemli sonuçlar vereceğini düşünüyoruz. Çünkü özel bir yapı oldukça anıtsal, taç bir kapısı var.''
Sevin, 10 gün olarak planlanan kazıda ulaşılacak sonuçlara göre kazının devamına karar vereceklerini sözlerine ekledi. Turizm Gazetesi, 24.09.2007 |
|||
|
RÜSTEM PAŞA CAMİİ 454 YILDIR AYAKTA
Tekirdağ Müftüsü Ahmet Okutan, Osmanlı'nın insanların dini ihtiyaçlarını gidermede çok hassas davrandıklarını belirterek, devlet adamlarının yanı sıra zengin kişilerin de cami yaptıklarını ve camilerin bakımlarını sağlayıcı önlemler aldıklarını bildirdi. Okutan, yaptığı açıklamada, Tekirdağ merkezde Ertuğrul Mahallesi'ndeki tarihi Rüstem Paşa Camii'nin, 1553 yılında, Kanuni Sultan Süleyman'ın damadı Rüstem Paşa tarafından, Mimar Sinan'a yaptırıldığını söyledi. Külliye anlayışıyla yapılan caminin hamam, medrese, kütüphane ve öğrencilerin kalacakları yerleri de bulunduğunu belirten Okutan, ancak bugün külliyeden geriye sadece cami kaldığını ifade etti. Okutan, diğer bölümlere tarihi bir özellik verilerek 1986 yılında Özel İdare tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa çarşı yapımına başlandığını, 1988 yılında bitirildiğini ve Rüstem Paşa Külliyesi'nin bir bölümü de zaman içinde park haline getirilerek halkın hizmetine açıldığını bildirdi. Külliyenin bir bölümünün de eskilerde satılarak özelleştirildiğini ifadeeden Okutan, miras bırakılan eserlere sahip çıkmanın vicdani bir borçolduğunu belirtti.
Yalın bir kapıdan girilen caminin avlusunda mermer bir şadırvanın kurşun kaplı ve beşgen çatısıyla dikkati çektiğini belirten Okutan, şöyle konuştu: "Osmanlı insanların dini ihtiyaçlarını gidermede çok hassas davranmıştır. Devlet adamları yanında zengin kişiler de cami yaptırmışlar ve camileri mal vakfederek bakımlarını sağlayıcı önlemler almışlardır. Osmanlı, insanların dini ihtiyaçlarını gidermede çok hassas davranmış, devlet adamları yanında zengin kişiler de cami yaptırmışlar ve camilere mal vakfederek bakımlarının sağlanmasına ön ayak olmuşlar.
Rüstem Paşa Camii'nin mimari açıdan Tekirdağ'daki diğer camilerden çokfarklı özellikleri vardır. Rüstem Paşa Camii'nde kubbe yapısı Mimar Sinan'ın şaheser düşüncesinin bir ürünüdür. Köşelerdeki taşıyıcı payelere oturmaktadır. Taşıyıcı ayakların arasındaki sivri kemerli nişlerle kare plana devinim kazandırılmıştır. Kubbe kasnağı dıştan da payandalarla desteklenmiştir. Kubbedeki alçı kabartma çiçek ve çelenkler dışında bezemeler yoktur. Yalın bir yapıdır. Mukarnaslı mihrap dörtgen silmedir. Mermer minberin yan aynalık ve korkulukları geometrik motiflidir. Cami ana mekan duvarları ile kubbe kasnağındaki pencerelerle aydınlık bir görünüm kazandırılmıştır. Kuzey Batı'daki çokgen gövdeli tek şerefeli minarenin kemerli girişi taç kapının sağındadır. "Rüstem Paşa Camisi'nin medresesinin 1880'de harap olması üzerine ahşapbir okul kurulduğunu ve Osmanlılar döneminde Rüştiye ve İdadi olarak kullanılan bu yapının Cumhuriyetin ilk yıllarında Cumhuriyet İlkokulu olarak kullanıldığını ifade eden Okutan, şunları kaydetti: "Kitaplık, cami ve medrese arasındadır. Kare planlı kubbeli bir yapıdır. Binaya ocak ve baca eklenerek sonraları aşhane olarak kullanılmış, söz konusu kitaplık restore edilerek kullanıma elverişli bir hale getirilmiştir. Hamam, medresenin hemen yanındadır. Kadınlar ve erkekler kısmı olmak üzere bir çifte hamam şeklindeki yapıdan geriyebugün sadece taş ve tuğla duvarlardan bir kısmı kalmıştır. Bedesten, caminin 100 metre batısında bulunur. Altı kubbeli dikdörtgen planlı bir yapıdır. Kubbeler sekizgen kasnaklara oturur. Bedestenin dört tarafa birer kapısı vardır. Kapı kemerleri dıştan yuvarlak, içten sivri kemerlidir. Taş ve tuğla karışımından inşa edilmiş olan yapının uzun cephelerinde üçer, kısa cephelerinde ikişer pencere açılmıştır. Bedestenin kubbeleri birbirine geniş kemerlerle bağlı olan iki büyük fil ayağıyla taşınır. Kubbe geçişleri pandantiflerle sağlanmıştır. Son yıllarda onarılmış olan bedesten, külliyenin cami ile birlikte sağlam olarak görülebilen bir kısmıdır."
Tekirdağ Müftüsü Ahmet Okutan, Tekirdağ'daki diğer bir tarihi caminin, şimdi müftülük olarak kullanılan binanın yanındaki Eski Cami olduğunu söyledi. Ertuğrul Mahallesi'nde bulunan bu caminin 1830 yılında zamanın Zahire Nazırı Tekirdağlı Ahmet Efendi tarafından hizmete kazandırıldığını ifade eden Okutan, cami önündeki şadırvanın sekizgen perde motifleri ile bezeli olduğunu bildirdi. Şadırvanının ahşap çatıyla örtüldüğünü, uzun dikdörtgen planlı 2 katlı son cemaat mahallinin de düz çatı ile örtülü olduğunu belirten Okutan, dörtgen planlı ana mahallinin 3 tarafının kadınlar mahfeli ile çevrili olduğunu kaydetti. Okutan, altıgen mihrap nişinin istiridye motifli, alınlığının kıvrık dalve çiçek motifleriyle bezeli olduğunu, sağda minber, solda vaaz kürsüsü bulunduğunu belirtti.
Orta Cami'nin 1854-1855 yıllarında Kürkçü Sinan Ağa tarafından yaptırıldığını bildiren Müftü Okutan, Hükümet Caddesi'nde bulunan moloztaşlı caminin, dikdörtgen planlı ana mekan ile buna eklenmiş kare planlı bir bölümü ve son cemaat yerinin ise ahşap çatı ile örtülü olduğunu belirtti. Batı duvarına bitişik basamaklarla ikinci kata girişin sağındaki basamaklarla kadınlar mahfeline çıkıldığını ifade eden Okutan, taç kapının önünde iki ahşap sütunlu sundurmanın bulunduğunu, aydınlanmanın duvarlar ve kubbe kasnağında bulunan pencerelerle sağlandığını söyledi.
Ahşap tavanda iki süs görüldüğünü, doğu ve batı duvarlarındaki gömme ayak başlıklarının akantus yaprakları ve çelenklerle bezeli olduğunu bildiren Okutan, "Başlıklardaki panolarda halife adları yazılıdır. Barok biçimindeki mihrap nişinin yanları da akantus yapraklarıyla bezenmiştir" dedi.
Okutan, Hasan Efendi Camisi'nin ise Hasan Efendi Mahallesi'nde 1627yılında Hasan Efendi tarafından yaptırıldığını, cami yanında Hasan Efendi'nin mezarının bulunduğunu kaydetti. Yeni Şafak, 24.09.2007 |
|||
|
KAPADOKYA'YA SANAL İLGİ
Türkiye'nin en önemli kültür ve turizm merkezlerinden birisi olan Kapadokya bölgesini, sanal ortamda ziyaret edenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Nevşehir merkeze bağlı Uçhisar beldesine yerleştirilen kameralar ile "http://www.uchisar.bel.tr" internet adresi üzerinden 8 ayda 58 bin 624 kişi, Kapadokya'yı sanal ortamda ziyaret etti. Uçhisar Belediye Başkanı Mustafa Zuhal, yaptığı açıklamada, beldenin çeşidi bölgelerine yerleştirilen hareketli ve sabit 2 kameradan internet ortamında yayın yapıldığını bildirdi. Kameralar sürekli hareket ederek beldenin tarihi ve turistik mekanlarını internet üzerinden ziyaret edilmesini sağlıyor. Birgün, Fotoğraf: Uçhisar Belediyesi, 24.09.2007 |
|
||
|
İZMİT'TEKİ ORHAN CAMİİ'NE AİT KİTABENİN KAYIP PARÇASI BULUNDU
İzmit'in fetih simgesi olan Orhan Camii'ne ait ta'lik hatlı onarım kitabesinin kayıp olan parçası bulundu. Kayıp parça İzmit Müze Müdürlüğü'ne teslim edildi. Kitabe, 31. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştı. Bulunan parça, yerine monte edilebilmesi için İzmit Müze Müdürlüğü'ne teslim edildi.
Kent tarihine sahip çıkmak amacı ile kurulan Tarihi Mekanlar ve Kent Estetiği Müdürlüğü, tarihi mekanları koruma konusundaki çalışmalarını sürdürüyor. Orhan Bey'in oğlu Şehzade Süleyman Paşa tarafından 1332 yılında yaptırılan Orhan Camii'nde, 1843 yılında Sultan Abdülmecid'in emriyle onarım yapılmıştı. Tarihi Mekanlar ve Kent Estetiği Müdürü Salih Palaz, Kocaeli'nin tümünü kapsayan, tarihsel mekanların envanterlerinin hazırlanması ve tespitinin yapılması hususunda çalışma yaptıklarını belirtti. Palaz, Kocaeli'ndeki tarihi eserler tescil edilirken ayrıca daha önce hiç kayıt altına alınmamış eserlerin de gün ışığına çıkartılıp tescil edildiğini ifade etti. Sanat tarihi uzmanı Volkan Şenel, bulunan Osmanlıca yazının "Allah doğru emirleri söyler. Namaz ibadetinden faydalan ki onun suyu gönlüne aksın" manasını taşıdığını belirtti. İzmit'in fetih sembolü olan Orhan Camii'nin ta'lik hatlı onarım kitabesinin diğer bölümü Kocaeli Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nde sergileniyor. Kitabe tamamlanınca Orhan Camii'ndeki asıl yerine monte edilecek. Zaman, Haber. Mehmet Güler, 24.09.2007 |
|||
|
|
TİTANİK'İN ANAHTARI ARTTIRMAYLA SATILDI
Tüm zamanların en ünlü gemisi olan ve 1912'de batan Titanik'e ait anahtar 181 bin dolara alıcı buldu. İngiltere'de açık arttırmaya çıkarılan anahtarı kimin aldığı ise açıklanmadı. Müzayede salonu yetkililerine göre, bu anahtar aslında Titanik'i kurtarabilecek eşya olarak bakıldığı için bu denli değerli. Çünkü verilen bilgilere göre, anahtar dürbünün olduğu bir dolabı açıyordu. Ancak anahtarın sorumlusu, eşyayı gemideki mürettebata teslim etmedi. Titanik buz dağına çarptığında da dürbüne ulaşılamadı. Bazı uzmanlar, eğer dürbünle bakabilselerdi, ekibinin çarpışmayı önleyebileceğini söyledi. Sabah, 24.09.2007 |
||
|
BİNLERCE YILLIK KERPİÇ EVLERDE YAŞAM SÜRÜYOR
Prof.Dr. Refik Duru ile birlikte Antalya’nın Bademağacı Höyüğü'nde 15 yıldır kazı yapan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Gülsün Umurtak, binlerce yıllık mimari geleneğin bugün Anadolu’da halen devam ettiğini açıkladı. Bu geleneği betonlaşmanın tehdit ettiğini de bildiren Umurtak, Bademağacı Höyüğü'nde bundan 9 bin yıl öncesine kadar uzanan kerpiç ev geleneğinin yanında 18 gözlü bir tahıl ambarı da bulduklarını vurguladı. Bademağacı höyüğünde Neolitik yerleşmelere ait üç tane ayrı açmada en erken dönemlerin saptandığını bildiren Umurtak, “Höyükte 12 yapı katı halinde Neolitik Çağ'a ait yerleşim tespit ettik. Yani buradaki Neolitik Çağa ait yapılar 12 kez yıkılıp, yeniden kurulmuş. En altta ana toprak üzerinde ve ortada insan yaşamına ilişkin bazı bulgular var. Başlangıçta, dal ve çamurdan yapılan evler var. Basit kulubelerde yaşam olmuş. Çok basit bir yaşam tarzının egemen olduğu bir dönem. İlk tabakalardan itibaren çanak çömlek üretildiğini görüyoruz. Hayvan evcilleştirdikleri ve basit ölçüde tarım yaptıklarını görüyoruz. MÖ 6400 dolaylarında da karşımızda gördüğümüz binaları kurmaya başlıyorlar. Bu çok önemli bir yaşam kalitesini gösteriyor. Bir mimari deneyimin olgunlaştığını görüyoruz. Daha sonraki tabakalarda dörtgen planlı hafif yamuk, kapının karşısında fırını olan tek odalı konutlarda yaşıyorlar” diye konuştu. |
|||
|
AMASYA DOĞANTEPE HÖYÜĞÜ'NDE TUNÇ ÇAĞI'NA AİT 25 ESER BULUNDU
Amasya Doğantepe Höyüğü'nde 31 Temmuz'da başlayan kazılar sona ererken, çoğu Tunç Çağı'na ait 25 eser bulundu. Amasya Valiliği'nin desteğiyle Amasya Müzesi Müdürlüğü'nce 25 kişilik ekip tarafından sürdürülen çalışmaların bu yılki bölümü tamamlandı.
İl merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunan Doğantepe'deki kazılarda çoğu Tunç Çağı'na ait 25 eser bulundu. Eserler Amasya Müzesi'ne teslim edildi. Amasya Müzesi Müdürü Celal Özdemir, bulunan eserler arasında üzerinde hiyeroglif yazı ile yazılmış yaklaşık MÖ 1400'lü yıllara ait mühür bulunduğunu belirterek, "Bu mühür Hitit yerleşmesi açısından önemli. Höyükten çıkan dünyaca meşhur Teşup heykelinin dönemini belgeliyor. Heykelin buradan çıktığını ve Hititler'in bu bölgede yaşadığını kanıtladık" dedi. Kazı bölgesinde o döneme ait çokça çanak çömlek kalıntılarına da rastladıklarını anlatan Özdemir, "Höyük daha çok güney kısma doğru yayılıyor. İleriki yıllarda daha çok eserin çıkarılacağından şüphemiz yok" diye konuştu. Çalışmalarda beş sondaj çukuru ve iki açma yaptıklarını belirten Özdemir, "İki numaralı açmamızda ilk yüzeyde Roma dönemi, hemen altında Helenistik yerleşmesinin geldiğini, onun altında da Tunç Çağı mimarisi evlerini duvarlarını o günkü bıraktıklarıyla birlikte ortaya çıkardık. Amasya için ilk olan Tunç Çağı'nda insanların evlerinin altına ev içi gömme dediğimiz defin işlemlerini yaptıklarını gördük. Bu bulgular arasında pişmiş toprak çömlek içine yerleştirilmiş 2 yaşındaki bir bebek iskeleti bulunuyor. Boynunda kemik kolye ve bebeğin ağız kısmına bırakılmış küçük bir çömlek var" dedi. Özdemir, bölgede yetişkinlere ait 7 adet Pithos mezar ele geçirdiklerini kaydetti. Zaman, 24.09.2007 |
|||
|
TARİH SANATLA KAPILARINI AÇACAK
Tokat’taki tarihi Taşhan, kapılarını sanatla bütünleşerek açıyor. Uzun süren restore çalışmalarının ardından Taşhan, el sanatlarının sergileneceği bir merkez olacak.
Evrensel, 24.09.2007 |
|||
|
İLK ANTİK ANITIN RESTORASYONU NİHAYET BİTİYOR
Beş yıldır bürokratik sıkıntılar nedeniyle bitirilemeyen, semavi dinlerin ilk antik anıtı olan Çemberlitaş'ın restorasyonunda nihayet sona yaklaşıldı. Bir buçuk yıllık aranın ardından başlayan restorasyon çalışmalarının yılbaşına kadar bitirilmesi planlanıyor. Beyazıt'taki Çemberlitaş Kulesi'nin, 1999'da Marmara depreminde temelinden ciddi şekilde hasar aldığı, çok yıprandığı ve kirlendiği gerekçesiyle restorasyonuna karar verildi. Anıtlar Yüksek Kurulu'ndan gerekli izinler alındıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2003'te 1 milyon YTL'lik ödenekle başlanan ve uzmanlara göre bir yılda bitirilebilecek olan çalışmalar 4 yıldır bitirilemedi. Bir buçuk yıldır ara verilen restorasyon, Anıtlar Yüksek Kurulu'nun son aldığı atama kararıyla yeniden başladı. Yüklenici firma sahibi Hikmet Gül, bir aksaklık çıkmaması halinde, yıl başına kadar bitirmeyi planladıklarını belirtti. Bürokratik işlemlerden dolayı sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Gül, “Sütundaki her farklı çalışma için kuruldan onay alınması gerekti. Her onayda da 3 ay beklemek zorunda kaldık” dedi. Yeni Şafak, Haber: Abdullah Yıldırım, 24.09.2007 |
![]() |
||
|
CENGİZ'İN İZİNDE 10 BİN KİLOMETRE
Tim Cope adlı Avustralyalı maceracı, Cengiz Han’ın ordularıyla birlikte 8 yüzyıl önce takip ettiği güzergahı at sırtında izleyerek, Moğolistan’dan Macaristan’a gitti. Cope 10 bin kilometrelik yolu tam 3 yılda kat edebildi. Hürriyet, 24.09.2007 |
|||
|
PRIENE'DE KAZI SEZONU SONA ERDİ
Aydın’ın Söke İlçesi’ne bağlı Güllübahçe Beldesi’ndeki Priene Antik Kenti Kazı Başkanı Alman Arkeolog Prof.Dr. Wolf Raeck, Priene Antik Kenti’nde kazı sezonunun sona erdiğini açıkladı. Hürriyet Ege, Haber: Necati Maldar, 24.09.2007 |
|||
|
KİBELE'NİN KANYONU GÜN IŞIĞINA ÇIKIYOR
Çorum ve Yozgat sınırları arasındaki İncesu Kanyonu, doğal güzelliğinin yanı sıra 8 farklı medeniyetin izlerini taşıyor. Yöre halkı ve girişimciler kanyonu dünyaya tanıtmak amacıyla kollarını sıvadı. İnternette siteler açılırken, belediye ve sivil toplum kuruluşları da kanyona günübirlik geziler düzenliyor. Hürriyet Seyahat, Haber: Mustafa Demirer, 24.09.2007 |
|||
|
OSMANLI ŞEHİR DOKUSUNU YANSITAN BULDAN EVLERİNDE RESTORASYON SÜRÜYOR
Osmanlı padişahlarından Yıldırım Beyazıd'ın kızına gelinlik, Genç Osman'a gömlek dokumasıyla ünlenen Denizli'nin Buldan ilçesi, tarihi evlerine sahip çıkıyor. 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı şehir dokusunu günümüze yansıtan Buldan evlerinin restorasyonuna başlandı.
Hepsinin altında bir dokuma tezgahının çalıştığı 150'ye yakın ev turizme açılacak. Restorasyon tamamlandığında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınan Safranbolu evleri gibi olacak.
Denizli Valiliği, İl Özel İdaresi, Buldan Kaymakamlığı, Buldan Belediyesi ve Buldan Ticaret Odası, "Buldan Kültür Mirasının Korunması ve Yerel Kalkınmanın Sağlanması Projesi" adıyla bir protokol imzaladı. Protokol çerçevesinde geçmiş yıllarda bilinçsizce yıkılan ve yerlerine beton binalar yapılan tarihi evler restore edilerek turizme kazandırılıyor. Buldan Kaymakamı Ahmet Ufuk Hasçakal'a göre evlerin restorasyonu tamamlandığında, ilçenin yüzyıllardır var olan dokuma ve el sanatları daha da gelişecek. Üretimin aynı konuttan yapılıp mekanında pazarlanması da ilçe görünür bir cazibeyle turizm merkezi haline gelecek. Kültür mirası korunurken yerel kalkınmanın da sağlanacağını belirten Kaymakam Hasçakal, "Buldan'ın tarih ve kültür dokusu ve yüzyıllardır dokumanın başşehri olması itibarıyla şu an 150'ye yakın tarihi eser koruma altına alındı. Bu eserleri restore etme düşüncesiyle protokol imzaladık. Biz buna şehir dönüşüm projesi diyoruz. Burada en önemli husus, sokak sağlıklaştırılması yapılarak kültürün yaygınlaştırılması. Özellikle Buldan dokumalarına hayran misafirlerimize, tarihi özelliklerimizi öne çıkarıp bu tarihin hala yaşandığını göstermek istiyoruz." dedi.
Belediye Başkanı Mustafa Fahri Şevik ise Buldan evlerinin dokumalarıyla beraber ünlü olduğunu söyledi. Şevik, "Tarihi evler için 170 bin YTL ödenek ayrıldı. Sokak çalışmalarının üç boyutlu lazer ölçümleri yapılmaya başlandı." şeklinde konuştu.
Projenin sorumlusu yüksek mimar Kemal Mutlu da, "Burada genellikle dokuma ve tekstilin getirdiği ev ile atölye işbirliği var. Akdeniz mimarisinin özelliklerini taşıyor. Alt katlarda atölye, üst katlarda yatak ve oturma odaları bulunuyor. Çalışmamız uzun nefesli olacak. Bu 10 yılı bile aşabilir. Devletin desteğiyle yapıyoruz." ifadelerini kullandı.
Bazıları Safranbolu evlerinden daha üstün olan Buldan evleri, ahşap ve cumbalı sundurmalarıyla tarihi öneme sahip. Bacalarda göze çarpan gerdanlıkları ve birbirinin manzarasını engellememesiyle dikkat çeken evler, Türkiye'nin kültür varlıkları birikimi açısından son derece önemli miraslar arasında kabul ediliyor. Tarihi evleri korumak için yedi mahallede 17 hektarlık alan, İzmir 2 Nolu Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından SİT ilan edildi. Zaman, Haber: Resul Cengiz, 23.09.2007 |
|||
|
GÜN IŞIĞINA ÇIKAN GERÇEK
Radikal 2, Yazı: İkbal Polat, 23.09.2007 |
|||
|
"ÇETİN ALTAN'IN İÇİ RAHAT OLSUN, BU CAMİDE AYAK KOKMAYACAK Hürriyet Pazar, 24.09.2007 |
|||
|
YALE ÜNİVERSİTESİ, MACHU PICCHU BULUNTULARINI PERU'YA GERİ VERİYOR
Aylar süren görüşmeler sonunda anlaşmaya varan Yale Üniversitesi ile Peru yetkilileri, geçen hafta sonunda bir açıklama yaparak üniversitenin 100 yıla yakın bir zamandır koruduğu tüm bu eserleri Peru’ya iade etmeye karar verdiğini duyurdular.
Görüşmelerde, Hiram Bingham’ın 1911 yılında başlayan çalışmasını finanse eden National Geographic Dergisi yetkilileri de bulundular ve eserlerin Peru’ya iade edilmesi gerektiği yönünde görüş belirttiler.
Yapılan anlaşmaya göre, iade edilecek olan 4000 eser uluslar arası birkaç sergide teşhir edildikten sonra, Peru hükümeti tarafından Cuzco şehrinde inşa edilecek yeni bir müzede daimi olarak sergilenecek. Aynı zamanda bir araştırma merkezi olarak da çalışacak olan bu müzenin danışmanlığını ise Yale Üniversitesi yapacak. Müze, Bingham’ın Machu Picchu’yu keşfinin 100. yılı olan 2011 de açılacak. AFP, 18.09.2007 |
|||
|
DEVLETİN YAPTIĞI YOL SİT KARARIYLA SÖKÜLDÜ
İzmir'in Selçuk İlçesi'ne bağlı Şirince Köyü'nde, sit alanı üzerinde beton parkeyle yapılan yolun, doğal yapıya uygun olmadığı gerekçesiyle İzmir 2 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından sökülmesi kararı alındı.
Köyün girişinden üst tarafına ulaşımı sağlayan yolun sökülmesine tepki gösteren köylüler, yağış mevsiminde yaşayacakları mağduriyeti gerekçe göstererek traktör ve araçlarıyla yolu kapatarak çalışmaları durdurdu. İl Özel İdaresi kaynağıyla yapılan yolun sökülmesine anlam veremeyen köylüleri, Selçuk Kaymakamı Aziz İnci ikna etti.
Koruma Bölge Kurulu tarafından alınan kararın kanuni bir zorunluluk olarak uygulanması gerektiğini anlatan Kaymakam İnci, galeyana gelen vatandaşlara, pazartesi günü muhtarlık aracılığıyla kendisine ulaştırılacak resmi yazıyla sit bölgesinde doğal yapıyı bozmayacak şekilde, Bergama taşıyla (granit) yolun yeniden tamamlanması için işlemleri hemen başlatacağı sözü verdi. İnci, "Durumun vehametinin bilincindeyiz. Bölgenin doğal yapısına uygun yeni çalışmanın başlamasını sağlayacak girişimlerin takipçisi olacağız." diyerek köylüyü rahatlattı. Devlet eliyle yapılan yolun yeniden sökülmesini büyük bir israf olarak niteleyen köylülerse yeni yol yapılıncaya kadar büyük sıkıntılar yaşanacağını ifade etti. Şirince Köyü Muhtarı Levent Apak da söküm çalışmalarının başlayacağına ilişkin bilginin kendisine bir gün önce akşam saatlerinde verildiğini belirterek, uygulama karşısında çaresiz kaldığını savundu. Köylülerden Halil Posta, yapımı devlet eliyle tamamlanmış yolun kültür ve tabiat varlıklarının korunması gerekçesiyle sökülmesine anlam veremediklerini söyledi. Aynı işlerin tekrar tekrar yapılmasının devlete ve millete büyük zararı olduğunu vurgulayan Posta, kendilerine yeni yolun yapımı için verilen sözün bir an evvel tutulmasını istediklerini dile getirdi. Zaman, Haber: İsmail Toprak, 23.09.2007 |
|||
|
HASANKEYF İÇİN YENİ İMZA KAMPANYASI Hasankeyf İnisiyatifi Girişimi, Ilısu Barajı projesini Almanya'nın İstanbul Başkonsolosluğu önünde protesto etti. Radikal, Fotoğraf: Zulal Yılmaz/AA, 23.09.2007 |
|
||
|
TURİSTLERİN İLGİSİ ANTİK HARİKAYA
Muğla’nın Bodrum İlçesi’ndeki antik dünyanın bilinen 7 harikasından biri Mausoleum Anıt Müzesi’ni, yılbaşından bu yana yaklaşık 24 bin kişi ziyaret etti. Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müze Müdürü Yaşar Yıldız, müzeye özellikle Rus, Alman, İngiliz ve Danimarkalı turistlerin ilgi gösterdiğini söyledi. Yerli turistlerin müzeye beklenen ilgiyi göstermediğini ifade eden Yıldız, Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde bulunan ve dünyanın 7 harikasından biri olarak bilinen Mausoleum Anıt Müzesi’ni, yılbaşından bu yana mitolojiye ya da tarihe ilgi duyan çoğu yabancı yaklaşık 24 bin turistin gezdiğini açıkladı. Yıldız, yerli turistleri müzeye çekebilmek için her ayın ilk pazartesi günü ücretsiz halk günü yaptıklarını söyledi. Akşam Ege, 23.09.2007 |
|||
|
SEKİZ BİN YILLIK TARİH BELGELENDİ
Avusturya Arkeoloji Enstitüsü Efes Kazıları üyesi, Çukuriçi Höyüğü Projesi Başkanı Dr. Barbara Horejs, son kazılarda İzmir’in Selçuk İlçesi’nin yerleşim tarihinin 8 bin yıl öncesine dayandığının belgelendiğini söyledi. Dr. Horejs, Efes Antik Kenti’nde yapılan kazılarda, kentin, Roma döneminde inşa edilen güneydoğusunda “en eski yerleşim alanı izleri bulduklarını” belirtti. Akşam Ege, 23.09.2007 |
|||
|
MÖ 2 BİN YILINA AİT AY YILDIZLI TAŞ, TÜRK DEVLETLERİNİ Mİ SEMBOLİZE EDİYOR?
Bölgede kazı çalışması yapan Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Mehmet Özhanlı, söz konusu ay yıldızlı taşın eski Anadolu'da 'ay tanrısı'nı simgelediğini söyledi. Side Antik Kent'te MÖ 2 bin yılında Men kültürünün hakim olduğuna dikkat çeken Yrd.Doç.Dr. Mehmet Özhanlı, ay yıldızlı taşın eski Anadolu'da 'ay tanrısı'nı simgelediğini kaydetti. Arkeolog Özhanlı, Isparta Yalvaç'ta bulunan Antiocheia Antik Kent'te ay tanrısı Men adına inşa edilen Men kutsal alanının bulunduğunu kaydetti. Özhanlı, "Ay yıldızlı taşın bizim Türk bayrağı simgesi ile bir ilgisi yok. Side Antik Kent'i gezmeye gelenler bu taşı görünce Osmanlı veya geçmiş Türk devletlerine ait bir simge olduğu zannediliyor. Taştaki yıldız iyice incelendiğinde bizim ay yıldızlı bayrağımızın simgesi ile bir ilgisi olmadığı anlaşılacaktır. Anıttaki ay yıldız MÖ 2 bin yılındaki ay tanrısı simgesidir." diye konuştu. TürkiyeTurizm.com, Haber: Abdurrahman Büyükkeskin, 23.09.2007 SİDE ANTİK TİYATRODA ANTİK DÖNEME AİT 35 GÖZYAŞI ŞİŞESİ BULUNDU
Antalya'nın Manavgat İlçesi'ndeki Side Antik Tiyatro'da 2 aydır sürdürülen kazı çalışmaları sona erdi.
Bu çalışmalarda Bizans dönemine ait Yunanca Side yazı ile antik dönemde sıvı parfüm, krem, bitkisel ilaç, baharat ve gözyaşı sularının saklandığı unguentarius adı verilen şişeler ile Roma dönemine ait mozaik taşları bulundu. | |||