Haberler logo Haziran '08 Arşivi

29 Haziran - 5 Temmuz 2008

KAÇAK KAZIYA SUÇÜSTÜ

 

Kayseri'de, kaçak kazı yapan 3 kişi jandarma ekipleri tarafından suçüstü yakalandı. Kocasinan İlçesine bağlı Oymaağaç Mahallesi'nde ''Bağlar'' bölgesindeki bir tepede define bulmak umuduyla gece kazma küreklerle kaçak kazı yapan Etem G, Ahmet B. ve Recep Ö. jandarma ekipleri tarafından suçüstü yakalandı. Kazıda kullanılan 4 adet kazma ve küreğe el konulduğu ve soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Bursa Hakimiyet, 05.07.2008

KALE, TARİHİ GÖRKEMİNE KAVUŞTURULUYOR





Erzurum Kalesi'nin dış surlarında geçtiğimiz yıl yarım kalan bakım ve onarım işlerine yeniden start verildi. Erzurum Rölöve ve Anıtlar Müdürü Ali Korkut, inşaat sezonunun başlamasıyla birlikte Erzurum'daki tarihi eserlerin bakım, onarım ve restorasyon çalışmalarına kalınan yerden devam etmeye başladıklarını bildirdi.

Korkut,  "Erzurum Müze Müdürlüğü denetiminde, Kale'nin dış surlarında araştırma ve kazı çalışmaları yapıyoruz. Ortaya çıkan temel izlerine göre, surların yapımı gerçekleştiriliyor. Mayıs ayının 20'sinde yer teslimi yapmıştık. Bu çalışma ile Erzurum Kalesi'nin hem dış surlarının, hem de temel izlerini gün yüzüne çıkaracağız. Araştırma ve kazı çalışmaları sonucunda yine bu kalede peyzaj ve ışıklandırma çalışmaları yapacağız" dedi.

Peyzaj ve ışıklandırma çalışmasının ancak önümüzdeki yıl gerçekleştirilebileceğini aktaran Ali Korkut, Kale'deki çalışmaların, Eylül ayı sonu veya Ekim başında bitirilmiş olacağını ifade etti. 
Öte yandan Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü'nün çalışma planı dahilinde bulunan Yakutiye Medresesi'nde de bu ay çalışmalara başlanacağı bilgisini veren Korkut, "Yakutiye Medresesi'nin teşhir, tanzim ve ışıklandırma çalışmalarına başlamayı düşünüyoruz. Bu sene içerisinde burada da gerekli çalışmaları bitirmiş olacağız" diye konuştu.

Tarihi Yakutiye Medresesi'nde yürütülecek olan çalışmaların yılsonuna kadar bitirileceğini söyleyen Ali Korkut, "Erzurum'daki tarihi eserlerimizin onarılması ve restorasyonu hususunda hazırladığımız çalışma takvimi gereğince bu yaz sezonunu oldukça dolu geçireceğiz. Erzurum'un en önemli eserlerinden olan Yakutiye Medresesi ile Kale'yi yeni bir görüntüye kazandırmış olacağız." dedi.

Erzurum Gazetesi, 05.07.2008


******


KALE KAZISINA İZİN ÇIKTI





Erzurum Kalesi'nin içerisinde yapılması planlanan arkeolojik kazı için sonunda izin çıktı.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kale'nin tarihi geçmişiyle ilgili olarak elde edilmesi planlanan bilgiler için beklenen izni çıkarttı. Kazı çalışmalarının Ağustos ve Eylül ayları boyunca devam edileceği öğrenilirken, Erzurum Müze Müdürlüğü, gözünü şimdi de Ankara'dan gelecek olan ödeneğe çevirdi.

Erzurum Müze Müdürü Mustafa Erkmen, Erzurum tarihinin araştırılması açısından önemli bir konuma sahip olan Erzurum Kalesi'nde kazı yapılabilmesi için gerekli iznin çıktığını bildirdi. Kazı çalışmalarının Ağustos ve Eylül aylarında yapılmasının planlandığını belirten Müze Müdürü Erkmen, "Genel olarak şehrin merkezinde ve Anadolu'nun en önemli SİT alanında bulunması nedeniyle Kale önemli bir yere sahip olmakla birlikte, tarihin araştırılması açısından da altın değerindedir. Beklediğimiz izin sonunda çıktı, şimdi sıra ödenekte. Kazı çalışmalarına başlanması için gerekli olan ödenek gelir gelmez, ekip olarak kazılara kaldığımız yerden devam edeceğiz" dedi.


Erzurum Kalesi'nin içi ve dışı ile turistik açısından önemli bir kültürel mekanı halini alacağını belirten Müze Müdürü Mustafa Erkmen, Kale'nin tarih için önemli bir konumda olduğunu ifade etti.

Müze Müdürlüğü olarak Kale ile ilgili bir takım planlarının olduğunu aktaran Mustafa Erkmen, "Kale'de onarımlar bittikten sonra bir takım faaliyetlerimiz olacak.Turistlerimizin hem tarihi zenginliklerimizi görmeleri açısından, hem de kültürümüze yakından şahit olmaları için Kale'nin içinde turistlere yönelik dinlenme, gezme ve yemek yiyebilmeleri için çeşitli mekanlar yapmayı planlıyoruz. Ayrıca resim sergileri gibi kültürel faaliyetler de yapıp, Erzurum'un ve Kale'nin tanıtımı için çalışacağız" diye konuştu.

Erzurum Gazetesi, 05.07.2008

KALEHÖYÜK'TE KAZI ÇALIŞMALARI BAŞLIYOR

 

Kırşehir’in Kaman İlçesi'ndeki Kalehöyük kazı alanında 22 yıldır Japonlar tarafından sürdürülen kazı çalışmaları, bu ay yeniden başlayacak.

 

Kırşehir Müze Müdürü Adnan Güçlü, Kaman İlçesine bağlı Cağırkan beldesi yakınlarındaki Kalehöyük’te çıkarılan tarihi eserlerin MÖ 2000-1800 dönemi ve Asur ticaret dönemiyle ilgili önemli bilgiler verdiğini belirtti. Kalehöyük’teki kazıların merhum Prof.Dr. Tahsin Özgüç’ün tavsiyesiyle 1986 yılında başlatıldığını, Dr. Sachihiro Omura başkanlığında Orta Doğu Kültür Merkezince yürütüldüğünü ifade eden Güçlü, kazı alanındaki bulguların Eski Tunç Çağı’na kadar uzandığını bildirdi.

 

Güçlü, Kırşehir Müze Müdürlüğüne bağlı olarak yürütülen kazı çalışmalarında bugüne dek 2 bin 200 tarihi eserin gün yüzüne çıkarıldığını kaydetti. Yaklaşık 22 yıldır sürdürülen kazı çalışmalarının bu yılki bölümünün 15-20 gün içinde yeniden başlayacağını ifade eden Güçlü, şöyle konuştu:

 

"Bunun için hazırlıklar sürüyor. Burada bulunan toprak kaplar o dönemin kültürü hakkında bilgi veriyor. Dönemin tüccarlarına ait çok sayıda silindir mühür bulundu. Asur ticaret dönemine ait çok önemli eserler var. Kazıların sürdürüldüğü höyükte yer altı yerleşim birimleri de var. Buralarda kazılar halen sürüyor. Türkiye ile Japon hükümeti arasında imzalanan Nota Teatisi kapsamında Japon Hükümeti’nin sağladığı kültür hibesiyle bu bölgeye müze yapılacak. Höyük şeklinde ve üzeri çimle kaplı olarak inşa edilecek müzenin temeli 25 Nisanda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın katılımıyla atılmıştı. Müze yapımı tamamlanana kadar, buradan çıkarılan tarihi eserler, Kırşehir Müzesi’nde koruma altına alındı."

Radikal, 04.07.2008

TEKİRDAĞ'DA TARİHİ ESER OPERASYONU

 

Tekirdağ'ın Hayrabolu İlçesi'nde jandarmanın yaptığı operasyonda izinsiz tarihi eser kazısı ve tarihi eser kaçakçılığı yapan 13 kişi gözaltına alındı. Çok sayıda tarihi eserle yakalanan şahıslar çıkarıldıkları mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Edinilen bilgiye göre, Hayrabolu İlçesi'nde Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı ekipleri izinsiz tarihi eser kazısı ve tarihi eser kaçakçılığı yapan bir grubu tespit etti. Cumhuriyet savcılığından alınan izin doğrultusunda operasyon yapan jandarma Tekirdağ merkez, Çorlu, Hayrabolu ve İstanbul'da H.A, M.Y, V.Ç, A.Ö, M.Ö, Ü.O, D.K, E.G, E.K, V.U, Ş.Y, VE R.D isimli 13 kişiyi gözaltına aldı.

 

Şahıslarla birlikte 70 adet eski madeni para, 49 sikke, 9 tarihi değeri olan yuvarlak taş, 1 adet müdür, 2 detektör bakır ve alüminyum çubuklar, 117 adet kurşun döküm, 19 eski Kur'an-ı Kerim, çok sayıda metal para, 2 harita, tarihi yerleri gösteren resimli harita, 1 bilgisayar kasası, tarihi eserleri gösteren çok sayıda CD, 1 kamera, 2 av tüfeği, 2 kurusıkı tabanca, çok sayıda kurusıkı tabanca mermisi, 2 adet sahte 20 YTL ve 250 gram kubar esrar tohumu ele geçirildi.

Jandarmadaki ifadelerinin ardından mahkemeye çıkartılan 13 şahıs tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
 

Trakya Net Haber, 04.07.2008

AYNALI ÇARŞI'YA 4 YENİ DÜKKAN

 

Çanakkale’de restorasyon çalışmaları tamamlanan tarihi aynalı çarşının arka girişine 4 yeni dükkan yapılıyor. 

Aynalı çarşının arka girişinde yer alan yaklaşık 90 metrekarelik alan üzerine 4 yeni dükkan yapımı ile ilgili çalışmalara başlandığını belirten yetkililer, bu yerin 70 gün içinde tamamlanacağını açıkladılar. Yapılacak 4 yeni dükkanın aynalı çarşının görüntüsünü bozmayacak şekilde aynı özelliklere uygun olarak inşa edileceğini de belirten yetkililer, tarihi çarşının orijinalliğinin bozulmayacağını açıkladılar.

Çanakkale Kent Haber, 04.07.2008

AMERİKAN KOLEJİ DÖKÜLÜYOR





Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, "Talas Amerikan Koleji´nin tarihi binası dökülüyor. Bu binayı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nden alarak restore etmek ve halkımızın kullanımına açmak istiyoruz'' dedi.


Belediye Başkanı Özhaseki,  Kayseri'deki tarihi binaların ayağa kaldırılması için belediye olarak ellerinden geleni yaptıklarını, Talas İlçesi'ndeki tarihi Amerikan Koleji binasının da çok yıpranmış ve kullanılamaz durumda olduğunu söyledi.


Özhaseki, belediye olarak Kayseri'nin önemli tarihi binalarından Talas Amerikan Koleji'ni Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nden alarak aslına uygun olarak restore ettirmek ve ardından da sosyal tesis olarak halkın kullanımına açmak istediklerini belirtti.


Amaçlarının Kayseri'deki tüm tarihi eserlerin ayağa kaldırılması olduğunu kaydeden Özhaseki, şöyle konuştu: ''Talas Amerikan Kolejinin tarihi binası dökülüyor. Bu binayı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünden alarak restore etmek istiyoruz. Bu bina, kamp eğitim merkezi olarak kullanılıyor. Eminim ki bu mekandan ne burada eğitim gören çocuklarımız ne de yöneticilerimiz memnun. Bu çocuklarımızın eğitimlerini modern bir şekilde yapabilecekleri bir tesis yapmayı planlıyoruz. Kayseri insanının kullanacağı, herkesin istifade edebileceği bir mekana, sosyal tesislere ihtiyaç var. Bu tarihi mekanı aslına uygun olarak restore ettikten sonra halkımızın kullanımına açmak istiyoruz. Beştepeler Parkı, Kıranardı Kent Ormanı gibi.''


Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay da Büyükşehir Belediyesi'nin teklifine sıcak bakabileceklerini söyledi. Atalay, ''Kamp eğitim merkezi olarak kullanılan tarihi binanın yerine Büyükşehir Belediyesi modern bir tesis yaparsa teklifine olumlu bakabiliriz. Biz de çocuklarımızın en iyi şartlarda eğitim almalarını istiyoruz. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'ye örnek projeler geliştiriyor. Yapacağımız bu anlaşma da Türkiye'ye örnek olur ümidindeyim'' dedi.

Amerikalı misyonerler tarafından Kayseri'nin Talas İlçesinde 1871 yılında kurulan Talas Amerikan Koleji, 1967 yılında ABD'deki okul Mütevelli Heyeti'nin kararıyla kapatıldı. Okulun taşınır mal varlıkları Tarsus Amerikan Kolejine taşındı. Bir müddet boş kalan okul binası, daha sonra Kayseri Özel İdaresince ABD'lilerden satın alındı. Okul binası 1976 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne, hastane kısmı ise 1978 yılında Erciyes Üniversitesine devredildi. Okul binası, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Kamp Eğitim Merkezi, hastane binaları ise Erciyes Üniversitesi Sosyal Tesisleri olarak kullanılıyor.

Kayseri Gündem, 04.07.2008

TARİHİMİZ ORTAYA ÇIKIYOR





Bolu'da Hisar Tepesi’nin Akpınar yamacında başlatılan kurtarma kazısında ikinci hafta. Çalışmalar sürerken, Bolu’nun tarihine ışık tutan eserler de birer birer ortaya çıkmaya devam ediyor.

Yapılan çalışmalar neticesinde buradaki kalıntıların tiyatro olmadığı anlaşıldı. Yapının şimdiye kadar çıkan kalıntıları doğrultusunda meclis binası ya da bir stadyum olduğu ihtimalinin ağırlık kazandığı belirtiliyor.

 

Müze Müdürü Mustafa Güneş yapılan kurtarma kazılarının iki haftadır devam ettiğini ve şu ana kadar gün ışığına çıkan buluntuların dizilişinden söz konusu yapının kesinlikle tiyatro olmadığına karar verdiklerini belirterek, “Bilindiği gibi geçtiğimiz mart ayında Müze Müdürlüğü tarafından 15, 16, 17 ve 18 no.lu parsellerde toplam 113 adet sondaj kazısı yapılmıştı.113 adet sondaj açılmıştı. Sondaj sonuçlarının bakanlığa gönderilmesi sonunda alınan karar ve ruhsat doğrultusunda kurtarma kazısı çalışmalarını başlatmıştık” dedi.

 

Kurtarma kazısının ikinci haftasında basamakların ortaya çıkmaya devam ettiğini belirten Güneş, “Kazı çalışmalarında bir takım basamaklar ortaya çıkıyor. Çalışmalarımız hızla devam ediyor. İlerideki günlerde ne çıkacağını tam olarak göreceğiz. Ama bugüne kadar yaptığımız kazıda ortaya çıkan basamaklar sayesinde burasının kesinlikle bir tiyatro olmadığını belirledik. Devam eden kazı çalışmalarında parsellerin güney bölümünde 6 adet oturma sırasına sahip olan Roma dönemine ait bir yapı belirlenmiştir. Kazıda açığa çıkarılmakta olan yapı, vatandaşlar tarafından antik tiyatro olarak değerlendiriliyor. Bilindiği üzere tiyatrolardaki oturma sıraları yarım daire şeklinde içbükey bir form taşımaktadır. Ancak burada kazıda açığa çıkarılmakta olan yapıda oturma sıraları doğu-batı doğrultusunda düz bir form göstermektedir. Bu nedenle yapı kesinlikle tiyatro değildir. Antik dönemde düz oturma sıraları, meclis binası ve stadyumlarda bulunmaktadır. Kazı çalışmaları ilerleyip, yapının tümü açığa çıkarıldığında, yapının dönemi ve niteliği konusunda kesin sonuçlara ulaşılacaktır” dedi.





Bolu’nun tarihi aslında tarih kadar eskidir. Tarih öncesi çağlara ait bilgilerin yetersizliği nedeni ile Bolu ilinin tarihi gerektiği kadar açıklığa kavuşmamıştır. Buna paralel olarak Hititler Dönemi de karanlıktır.

Yazılı belgeler ile o dönemlerden kalan arkeolojik eserler ve tarih kaynaklarına göre, Bolu ilinin tarihi Bithynialılar ile başlamaktadır. Tarih süreci içerisinde Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar Bolu ve çevresine hakim olmuşlardır. Bolu’nun Türk tarihine geçişi 13. yüzyıl boyunca ve geniş bir zaman dilimine yayılarak olmuştur.

 

Bolu, tarihi hayatına Bithynia Bölgesinde başlamıştır. Trak göçleri sonunda Sakarya ve Filyos Nehrinin yayı içine yerleşen halk “Bithyn” ismi ile anılıyordu. Bu yüzden Bolu’nun da içinde bulunduğu Kuzeybatı Anadolu’ya “Bithynia” denilmiştir. Bithynler tarafından Salonia Campus denilen Bolu Ovası ve çevresinin adı Romalılar tarafından Claudiopolis olarak değiştirilmiştir. Üç tepe üzerinde kurulmuş olan Claudiopolis içte ve dışta surlara sahipti. Bu devre ait kalıntılar ise bugünkü Hisar Tepesi’nde yoğunlaşmaktadır.

Bolunun Sesi, 04.07.2008

NYSA ANTİK KENTİ SAHİPSİZ KALDI

 

 

Aydın'ın Sultanhisar İlçesi'nde 18 yıldır yapılan Nysa Antik Kenti kazı çalışmalarının, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ayırdığı ödeneğin henüz gelmemesi ve sponsorların desteğini çekmesi nedeniyle bu yıl başlayamadığı bildirildi.

Sultanhisar Kaymakamı Orhan Mardinli, yaptığı açıklamada, Ankara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Musa Kadıoğlu tarafından yürütülen kazı çalışmaları için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayrılan ödeneğin henüz gelmediğini söyledi.

Önceki yıllarda sponsor olarak kazılara maddi destek sağlayan iki firmanın bu yıl desteklerini çektiğini anlatan Mardinli, şunları kaydetti:

"Kazı sorumlusu ya da devlet yetkililerinden, kazıların devam edip etmeyeceği ve ödenek konusunda bilgi gelmedi. Geçen yıllarda haziranın ilk günlerinde başlayan kazı çalışmalarımız, ağustosun başında bitiyordu. Ancak bu yıl kazılar henüz başlayamadı."

Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürü Nuri Aktakka da Aydın'da kazı yapılan tüm yerlere Bakanlık tarafından ödenek ayrıldığını vurgulayarak, Nysa Antik Kenti kazılarının da bu ay içinde başlamasını beklediklerini kaydetti.

Cnn Türk, 04.07.2008

GÜMÜŞHANE'NİN TARİH VE ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALARI KİTAP HALİNDE YAYINLANDI





Gümüşhane bölgesinin tarih ve arkeolojik araştırmaları çalışmaları kitap halinde yayımlandı. Gümüşhane Valiliği yayınları olarak yayımlanan 206 sayfalık renkli ofset kitapta Gümüşhane'nin Eski Çağ tarihi,arkeolojisi ve sanat tarihi bir bütün olarak incelendi.

 

Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat tarihi öğretim görevlileri Yrd.Doç.Dr Süleyman Çiğdem ve Doç.Dr. Hüseyin Yurttaş, Doç.Dr. Haldun Özkan'dan oluşan ekip tarafından 2002 yılında başlatılan çalışmaların birinci bölümü Gümüşhane'nin Tarih ve Arkeolojik araştırmaları olarak yayımlandı.

 

Çalışmalarını kitap haline getiren Erzurum Atatürk üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi öğretim görevlisi Yrd. Doç. Süleyman Çiğdem yaptığı açıklamada;"Yapılan çalışmalarda Gümüşhane ve çevresinde yer alan arkeolojik eserler ve kültür varlıkları önceden tespit edilenlerde dahil yeniden tanımlanıp ve değerlendirilerek bilim dünyasına kazandırılması amaçlanmıştır. Eserin ana çatısını, yapılan arkeolojik yüzey araştırması oluşturmaktadır. Bölgenin arazi yapısından dolayı oldukça güç şartlarda gerçekleştirilen bu çalışmalarda, Gümüşhane'nin her karışında alın teri olan bilgi ve görüşleri ile bu eserin ortaya çıkmasında emeği olan saygıdeğer meslektaşlarıma minnetlerimi sunmak benim için önemli bir borçtur. Ayrıca bu eserin basımına verdikleri katkılardan dolayı Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu'na şükranlarımı sunuyorum." dedi.

 

Gümüşhane ve çevresinde yer alan arkeolojik eserlerin tespit edilerek kitap haline getirilmesinin bilim dünyasına yararlı olacağını söyleyen Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu: " Günümüzde insanların çok önem verip görmek istedikleri tarihi değerleri onlara sunmak turizm açısından bölgelere zenginlik katmaktadır.İlimizde planlanan kültür turları da bu tanıtımlarla anlam kazanacaktır.Doğal zenginliklerimizle birlikte tarihi dokunun korunup gelecek kuşaklara aktarılması kamu kuruluşları olarak hepimizin başta gelen görevidir. Bu yapılırken özel sektör ve bilim adamlarının desteğine ihtiyaç vardır.Bu çalışma Gümüşhane'deki tarihi ve arkeolojik mirasın tespit,tescil ve tanıtımına önemli katkı sağlayacaktır.Titiz çalışmayı gerçekleştiren Yrd.Doç.Dr. Süleyman Çiğdem'e teşekkür ediyorum" diye konuştu.

haberler.com, 03.07.2008

JANDARMADAN TARİHİ ESER OPERASYONU

Karaman'ın Ermenek İlçesi'ne bağlı Kazancı beldesinde jandarmanın yaptığı operasyonda Roma dönemine ait olduğu tahmin edilen 2 adet heykel ile 39 adet gümüş sikke ele geçirildi.

 

Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren jandarma timleri elinde tarihi eser bulunduğu ileri sürülen M.P. isimli şahsı gözaltına aldı.

 

Savcılık kararıyla şahsın evinde, iş yerinde ve arabasında arama yapan timler Roma dönemine ait 1 adet Artemis heykeli ile 1 adet pirinç heykel ve 39 adet değişik büyüklüklerde gümüş sikke ele geçirdi.

 

Jandarma yakaladığı tarihi eserlere el koyarken, şahsın savcılık tarafından alınan ifadesinin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı bildirildi.

Karaman Kent Haber, 03.07.2008

KATEDRALE ADINI YAZAN JAPON TURİSTE CEZA

 

Floransa'da katedralin duvarına isimlerini yazan Japon turistlerin resimlerini çeken bir Japon "vandalları" internette ifşa etti. Japon medyası haberi büyüttü. Okullarından uzaklaştırılan genç turistler, ceza olarak İtalya'ya dönüp yazıları temizleyecek.





Her şey beş Japon turistin, "Rönesansın babası" Filippo Brunelleschi'nin başyapıtı sayılan tarihi Floransa katedralini ziyaretiyle başladı. Turistler isimlerini şehre nazır teras duvarlarına yazarken bunun bir başka Japon turist tarafından görüntülendiğinden habersizdi. Görüntüler internete sızınca, Japonya'nın iki büyük gazetesi ile ulusal televizyonu da olaya müdahil oldu. Yabancı bir ülkenin tarihi eserine yapılan saygısızlık nedeniyle başlayan "sürek avı" sonucu, "yaramaz" turistlerin kimliği tespit edildi.

Duvara, isminin baş harflerinin yanı sıra üniversitesinin adını da yazan genç kız yüzünden diğer arkadaşları da yakayı ele verdi. İki turistin kayıtlı olduğu Gifu Üniversitesi, öğrencilerine, iki ay okuldan uzaklaştırma ve İtalya'ya dönüp yazıları silme cezası verdi. Diğer üç turistin devam ettiği Kyoto Sangyo Üniversitesi ise suçlarını kabul eden öğrencilerin okuldan atılabileceğini açıkladı.

İtalya'da görev yapan Japonya uzmanı Gian Carlo Calza, "Japonlar ulusal imajlarına zarar veren bu tür hareketleri hoş görmez. Ev sahibine hakaret etmek onlar için kabul edilmezdir" dedi. Üniversitelerin tazminat ödeme taleplerini kibarca geri çeviren katedral yetkilisi Paola Bianchi ise olayı çok büyütmeye gerek olmadığını belirterek, "Her gün duvarlara kalpler çiziliyor, ilan-ı aşklar yazılıyor. Bunları silmekle görevli elemanlarımız var" ifadesini kullandı.

Turizmdebusabah.com, 03.07.2008

1300 YILLIK ANIT AĞAÇ

 

Denizli’nin Acıpayam İlçesi’ne bağlı 800 nüfuslu Ören Köyü’nün meydanındaki "piynar çalısı" olarak bilinen "akçakesme" ağacının 1300 yıllık olduğu belirlendi.

30 metre yüksekliğinde ve 4 metre gövde kalınlığı olan ağacın yaşını, Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ali Çelik, yaptığı bilimsel çalışmayla tespit etti. Köy Muhtarı Halil Binger, ağacın köylerinin simgesi haline geldiğini söyleyerek, "Ağacın gölgesine şadırvan yaptırdık. Bizim atalarımız daha bu topraklara gelmeden ağacımız buradaymış. Ağaç, 1300 yaşında olmasına rağmen hala dimdik ayakta ve hiçbir çürüme yok. Torunlarımız da bu ağacın gölgesinde oturacak" dedi.

Hürriyet, Haber: İbrahim Çoban, 03.07.2008

TARİHİ ESER VE SİLAH OPERASYONU

 

Bilecik'in Osmaneli İlçesi'nde tarihi eser ve silah ele geçirildi. 

Edinilen bilgiye göre, Bilecik İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri, Osmaneli İlçesinde oturan A.E. (44) isimli şahsın evinde sakladığı tarihi eserleri satmak için müşteri aradığı ihbarını aldı. Polis ekipleri şahsın evine operasyon düzenledi. Evde yapılan arama neticesinde 1 adet Roma dönemine ait tek kulplu toprak testi, 1 adet pişmiş topraktan yapılma Roma dönemine ait yağdanlık, 1 adet üzerinde Osmanlı tuğrası bulunan metal kolye ucu, ayrıca 2 ruhsatsız av tüfeği ile çok sayıda fişek ve mermi ele geçirildi. Sanık A.E. gözaltına alınırken, olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

Bilecik Kent Haber, 03.07.2008

RÜŞVETİN İLK BELGELERİ

 

 

Kayseri’de Asur ticaret kolonisi Kültepe höyüğünden çıkarılan yazılı tabletlerden Asurlu tüccarların, mallarını rahatça satabilmek için Kral Warşama’ya rüşvet olarak çeşitli hediyeler verdiği anlaşıldı.

 

Warşama da aldığı hediyeler karşılığında, tüccarlara yazılı izin belgesi niteliğinde tabletler vermiş. MÖ 3700 yılına ait bu tabletlerin, Anadolu’da rüşvetin ilk belgeleri olduğu belirtildi.


Kayseri Müze Müdürü Hamdi Biçer, Kültepe’nin en parlak döneminin Eski Tunç dönemi olduğunu ve bu dönemde ticaretle uğraşıldığını belirterek şunları söyledi: “1948 yılından bu yana bölgede yapılan kazılarda elde edilen 7178 eser içinden pişmiş topraktan çok sayıda tablet de bulunuyor. Bu tabletlerde, Asurlu tüccarların, Asurlulara ait 9 şehirde mallarını satabilmek için dönemin kralı Warşama’ya rüşvet olarak çeşitli hediyeler verdiği anlaşılıyor. Tüccarlar, mallarını satabilmek için hediyeler karşılığında kraldan izin belgesi alıyor. Bu tabletler, Anadolu’da rüşvetin ilk belgesi niteliğinde.”

Milliyet, 03.07.2008

STRADIVARIUS'IN SIRRI
AĞACIN YOĞUNLUĞUNDA

 

Hollandalı bir doktor ve ABD’nin Arkansas eyaletinden bir keman yapımcısı, 300 yıl hüküm süren, Antonio Stradivari ve Giuseppe Guarneri del Gesu’nun yaptığı Stradivarius kemanının sırrını çözdü.

 

Bu tür kemanların muhteşem ses vermesindeki sırrın, kemanın yapıldığı ağacın yoğunluğunun her yerinde eşit bulunmasında olduğu belirtildi.

Hürriyet, 03.07.2008

BACON TABLOSU'NA  27 MİLYON $

 

Ressam Francis Bacon'ın yaptığı sevgilisinin portresi 27 milyon dolara satıldı.

 

Sotheby's Müzayede Salonu'ndaki açık artırmada satılan 'Study for Head of George Dyer' adlı tabloyu, Bacon'ın 1967'de yaptığı belirtildi. Aynı müzayedede Jean-Michel Basquiat'nun 'Untitled' adlı tablo 10,1 milyon dolara, Antony Gormley'in yaptığı demir heykel ise 4,55 milyon dolara alıcı buldu. Sotheby's ve rakibi Christie's müzayede salonundan yapılan açıklamalarda, küresel ekonomik sorunlara rağmen çağdaş sanat piyasasının canlı olduğu belirtildi.

Zaman, 03.07.2008

KAÇAK KAZI VE 1 MİLYON DOLAR RÜŞVET İDDİASI

 

Çavdarhisar İlçesindeki Aizanoi Antik Kenti'nde, TIR'la getirdikleri kepçeyle kaçak kazı yaparken tutuklanan kişilerin, ilçe Jandarma Komutanı İsmail Özdemir'e kaçak kazıya göz yumması için 1 milyon dolar rüşvet teklif ettikleri ortaya çıktı.

 

Alınan bilgilere göre kaçak kazı işine karışan ve Konya'da görev yapan B.G. İsimli Astsubay'ın meslektaşı Çavdarhisar İlçe Jandarma Komutanı Astsubay Başçavuş İsmail Özdemir'e 1 milyon dolar rüşvet teklif ettiği öğrenildi. Özdemir'in rüşveti kabul etmiş gibi davranarak zanlıların yakalanmasını sağladığı ifade edildi.

 

Edinilen bilgiye göre, kaçak kazı operasyonundan iki gün önce Astsubay B. G., Çavdarhisar'a gelerek Komutan Astsubay Başçavuş İsmail Özdemir ile görüştü. Astsubay B.G., görüşme esnasında jandarmanın sorumluluğu altında olan Aizanoi Antik Kenti bölgesinde, toprak altından lahit mezar çıkaracaklarını ve bu nedenle de kaçak kazı yapacaklarını söyledi. B.G., geceden sabaha kadar sürecek kaçak kazı çalışmalarına göz yumması için Komutan Özdemir'e 1 milyon dolar rüşvet teklif etti. Görüşme sonunda Özdemir, rüşveti kabul etmiş gibi davranarak kaçak kazıya göz yumacağını söyledi. Rüşvet olarak meslektaşına bir miktar para da bırakan astsubay B. G., görüşmelerin olumlu geçtiğini düşünerek gönül rahatlığıyla ilçeden ayrıldı.

 

Yaşananların ardından Astsubay Başçavuş İsmail Özdemir, durumu hemen İl Jandarma Komutanlığındaki üstlerine bildirdi. Daha sonra olayın Cumhuriyet Savcılığına bildirilmesiyle İstihbarat şubesi tarafından astsubay B.G. ve beraberindekiler izlemeye alındı. Rüşvet teklifinden iki gün sonra şahıslar TIR'la getirdikleri kepçe ile Bedir Deresi mevkisinde, yakalanmayacakları düşüncesiyle gece yarısı kazıya başladılar. Kazının başlamasından bir süre sonra jandarma ekipleri operasyon için düğmeye bastı.

 

Söz konusu yere baskın yapan jandarma ekipleri, kepçeyle kaçak kazı yapan 7 kişiyi suçüstü yakalayarak gözaltına aldılar. Kütahya İl Jandarma Komutanlığına götürülen zanlılardan Mehmet Manisalı, Nedim Özcan, Nuri Karataş, Ali Çinkılıç ile Astsubay B.G. ''kaçak kazı yapmak ve rüşvet vermek suçlarından'' nöbetçi mahkemece tutuklandılar.

 

Zanlıların, 1990 yılında bulunarak Kütahya Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Amazon lahdinin diğer eşini aradıkları ve bunu yurt dışına satmak için 30 milyon dolara anlaştıkları iddia edilmişti.

Tellal Gazetesi, 02.07.2008

TARİHİ TÜRBEDE RESTORASYON ÇALIŞMALARI

Çanakkale'de 3 yıldan bu yana bakımsızlıktan harabeye dönen Tatarlar Camii olarak bilinen Kayserili Ahmet Paşa Camii'nin avlusundaki Nedime Hanım Türbesi’nin restorasyon çalışmaları bütün hızıyla sürüyor. 

Vakıflar Müdürlüğü yetkilileri 229 bin YTL’ye mal olacak restorasyon çalışmaları kapsamında ilk etapta türbenin yan kesiminde bulunan kütüphanenin çökmeye yüz tutan çatısının ele alındığını belirterek, “Bu kapsamda çatı tamamen yerinden söküldü. Çatı ile birlikte tarihi kütüphanenin iç kısmında da gerekli çalışmalara başlandı. Burada devam eden restorasyonda tarihi türbenin içinde de gerekli bakım yapılacak. 6 ay sürecek çalışmaların yıl sonuna kadar tamamlanması planlanıyor” dedi.

Çanakkale Kent Haber, 02.07.2008

İMARETHANEDEN ÇÖPLÜK ÇIKTI

 

Anıtlar Kurulu’nun isteği üzerine Silivri Belediyesi tarafından tarihi imarethanede 10 gündür devam eden temizlik kazısı çalışmalarında 100 kamyon çöp taşındı. Piri Mehmet Paşa, Fatih ve Mimarsinan mahallelerinde toplam 17 adet tarihi ahşap ev, Piri Mehmet Paşa Camii, Mimarsinan Köprüsü ve Uğur Mumcu Meydanı’ndaki tarihi imarethanenin restitüsyon ve restorasyon projelerinin ihalesi Nisan ayında gerçekleşmişti. Anıtlar Kurulu’nun isteği üzerine, yine kurul görevlilerinin gözetimi ve kontrolünde, Haziran ayında Silivri Belediyesi tarafından temizlik kazısı çalışmalarına başlandı. Yaklaşık 100 kamyon çöpün çıktığı temizlik kazısının ardından elde edilen bulgular, mevcut projelere adapte edilerek tekrar Anıtlar Kurulu’nun onayına sunulacak. Silivri Belediye Başkanı Hüseyin Turan ve Belediye Başkan Yardımcısı Metin Karakaş, imarethanedeki çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.

Türkiye Gazetesi, 02.07.2008

MÜZE KART TUTTU, ON GÜNDE 150 BİN KİŞİ KART SAHİBİ OLDU

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 185 müze ve 130 ören yerini bir yıl boyunca 20 YTL karşılığında sınırsız ziyaret imkanı veren 'müzekart' uygulaması başlayalı henüz 10 gün oldu. Müzelere ilgiyi artırmayı amaçlayan müze kartı almak için 10 gün içinde 150 bin kişi müracaat etti.

 

Halkın müzelere ilgisi, beklenenin üzerinde oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) işbirliğiyle müzelere ilgiyi artırmak için başlatılan 'müzekart' uygulaması büyük ilgi görüyor. Uygulamanın başlatıldığı 18 Haziran'dan bugüne kadar yaklaşık 150 bin kişi müzekart sahibi oldu. 'Müze müze gezdiren kart' sloganıyla bakanlığa bağlı 185 müze ve 130 ören yerini bir yıl boyunca 20 YTL karşılığında sınırsız ziyaret imkanı veren karta sahip olmak isteyenler, özellikle 'www.muzekart.com' internet sitesiyle müze gişelerine yoğun ilgi gösterdi. Aynı zamanda TÜRSAB ve birliğe bağlı acenteler de önemli oranda satışlar gerçekleştiriyor. Projeyi yürüten Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkezi (DÖSİM) Müdürü Tolga Yusuf Tuyluoğlu, uygulama başlayalı 10 gün olmasına rağmen beklediklerinin üzerinde rakamlara ulaştıklarını söyledi.

 

Bakanlık, önümüzdeki haftadan itibaren müzekartla ilgili yeni bir uygulamayı daha hayata geçirmeye hazırlanıyor. Satışları müze gişeleri, TÜRSAB merkezi, seyahat acenteleri ve internetle sınırlı tutmak istemeyen bakanlık, halkın ayağına giderek tanıtım etkinlikleri düzenleyecek. Önümüzdeki haftadan itibaren büyük alışveriş merkezlerinde müzekart standı açılacak ve dans gösterileri gibi etkinlikler düzenlenerek halkın ilgisi çekilecek. Tolga Yusuf Tuyluoğlu, bu çalışmanın iki amacı olduğunu söylüyor: "Birincisi, müze kartı tanıtmak ve bir imaj oluşturmak, ikincisi de satış gerçekleştirmek. Müzeye gelmiyorsanız biz sizin ayağınıza geldik demek."

 

Bakanlığa bağlı 185 müze ve 130 ören yerinin gezilebileceği müzekart yalnızca üç yerde geçerli değil. Topkapı Sarayı Harem Dairesi, Göreme Açıkhava Müzesi'ndeki Karanlık Kilise ve Bodrum Kalesi'ndeki Karyalı Prenses Salonu, taşıma kapasiteleri sınırlı ve hassas yerler oldukları için müzekart uygulamasından muaf tutuluyor. Önceki dönemlerde de buralarda ayrı bilet uygulaması geçerliydi.

 

Bakanlık, müzekart projesinin bir ayağını da okullarda yürütmek için çalışmalar yapıyor. Özellikle ilköğretim çağındaki öğrencileri kapsayacak uygulama kapsamında, ilk etapta bir milyon öğrenciye müzekart verilecek. Türkiye'de öğrenciler zaten ücretsiz olarak müzeleri gezebiliyor ve bu uygulama önümüzdeki yıllarda da devam edecek; ancak müzekart uygulamasının amacı öğrencilerin ilgisini müze ve ören yerlerine çekmek. Önümüzdeki eylül ayından itibaren sponsor desteğiyle 1 milyon öğrenciye müzekart vermeyi düşündüklerini söyleyen DÖSİM Müdürü Tuyluoğlu, "Müzeler öğrencilere zaten ücretsiz ve ücretsiz olmaya devam edecek. Öğrencilerin ilgisini müze ve ören yerlerine çekmek için, hayatlarında aldıkları ilk kart kredi kartı olmasın, müze kartı olsun diye böyle bir çalışma yapacağız." diyor.

 

Müzekart projesinden nihai beklentilerinin insanların müzelere ve kültürlerine ilgilerinin artması olduğunu belirten Tuyluoğlu, "Bu, tek başına bir müzekart projesi değil. İnsanımızı kültürümüzle tarihimizle ve bize miras bırakılan değerlerle buluşturma projesidir." diyor. Projenin devamının da olduğunu ifade eden Tuyluoğlu, müzelerin daha iyi tanıtılması, daha iyi hizmetler sağlaması gibi çalışmaların sürdüğünü belirtiyor. Müzeler ve ören yerlerinin önümüzdeki dönemde daha kolay erişilebilir yerler olacağını söyleyen Tuyluoğlu, bu mekanların kültürel ve sosyal etkinliklerin alternatifi olacağını sözlerine ekliyor.

 

Müzekart'a nasıl sahip olunur?

Müzekart sahibi olmak isteyenler, tüm müze ve ören yerlerindeki gişelerden, Ankara Müzekart Merkez Ofisi'nden, DÖSİM İstanbul İşletme Müdürlüğü, TÜRSAB merkezi ve belirlenmiş seyahat acentelerine müracaat ederek kimliklerini göstermek suretiyle 40 saniye içinde müzekartlarını alabiliyor. Ayrıca "www. muzekart.com'' adresine istenen bilgileri girerek kredi kartıyla müzekart başvurusu yapılabiliyor. Sistem onay aldıktan sonra internet başvuruları üç gün içinde kurye ile belirtilen adrese gönderiliyor.

Zaman, Haber: Ali Pektaş, 02.07.2008

TARİHİ ESER KOLEKSİYONCULARI KANUNLA KURTULDU

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2005 yılında çıkardığı ve Danıştay'ın da uygun bulduğu 'genelge' sonrasında 'tarihi eser kaçakçısı' durumuna düşen koleksiyoncular kanunla kurtuldu.





Buna göre 11 Mart 2005'ten önce koleksiyonunda 'taşınmaz kültür varlığı' niteliğinde mezar taşı, kapı, pencere, tavan oyması veya çeşme alınlığı gibi eser bulunduranlar, artık bunları müzelere iade etmek zorunda değil. Bu arada belediyelere tarihi eserleri onarmaları için ayrılan paranın yarıdan fazlasının kullanılmadığı ortaya çıktı. Tarihi eser onarım payının 2007 sonuna kadar 234 milyon YTL'yi bulduğunu açıklayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bunun belediyeler tarafından sadece 90 milyon YTL'sinin kullanıldığını, geriye kalan 140 milyon YTL'nin ise 'bankada yattığını' kaydetti.

 

Meclis Milli Eğitim Komisyonu, 'Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngören yasa tasarısını görüşerek kabul etti. Tasarıyla, 11 Mart 2005'ten önce koleksiyonunda 'taşınmaz kültür varlığı' niteliğinde eser bulunduranlar, bunları müzelere iade etme zorunluluğundan kurtuldu. Ancak usulüne uygun olarak koleksiyonerler tarafından bağlı bulundukları müzedeki envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıkları, değiştirilemeyecek ve satılamayacak. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, koleksiyonerlerden geri istenen taşınmaz kültür varlıklarının envanter çalışmasının sürdüğünü; sayının 10 bini bulacağını tahmin etmediğini söyledi. Türkiye'de binin üzerinde koleksiyoncu bulunduğunu, bunların çok önemli bir kısmının saygıdeğer olarak bilindiğini belirten Günay, koleksiyonerlere 'tarihi eser kaçakçısı' imasında bulunulmasını doğru bulmadığını kaydetti. CHP'li üyeler ise kabul edilen kanunun 'tarihi eser kaçakçılığına sebep olacağını ve bir af niteliği taşıdığını' savundu.

 

Koleksiyonerler, 15 Mart 1984'ten itibaren taşınmaz kültür varlıkları ve bunlardan koparılan tarihi eserleri, yasadışı olarak envanterlerine kaydetti. Bakanlık, 11 Mart 2005 tarihli bir genelgeyle, valiliklerden koleksiyoncuların yasadışı işlemlerine izin vermemesini istedi. Koleksiyoncular, genelgenin iptali için Danıştay'a dava açtı. Danıştay 13 Kasım 2006 tarihli kararıyla bakanlığı haklı buldu. Eski Kültür Bakanı Atilla Koç, Danıştay'ın kararı üzerine 30 Ocak 2007'de acil bir genelge yayımlayarak koleksiyonculardan, eserleri müze müdürlüklerine teslim etmelerini istedi. Ancak aksaklıklar yaşandı. Koç'un 26 Nisan 2007'de yayımladığı genelge de sonuçsuz kaldı. Yeni bakan Ertuğrul Günay 6 Aralık 2007'de bir genelge daha yayımladı. Ancak bakanlık, sonradan tutum değiştirerek eserleri toplamaktan vazgeçti.

Zaman, Haber: İbrahim Asalıoğlu, 03.06.2008


******


ALAMADIK, AFFEDELİM





Kültür ve Turizm Bakanlığı, kaçak tarihi eserleri yasalara aykırı olarak envanterlerine kaydeden koleksiyonculardan geri alamayınca, bu eserlerin “alım-satım yasağı” şartıyla koleksiyonerlerde kalmasına onay verdi. Bu amaçla hazırlanan, jet hızıyla TBMM Milli Eğitim ve Kültür Komisyonu gündemine alınan ve bugün görüşülecek olan tasarının hazırlanma süreci şöyle gelişti:


Koleksiyonerler, 15 Mart 1984’ten itibaren taşınmaz kültür varlıkları ve bunlardan koparılan tarihi eserleri, yasadışı olarak envanterlerine kaydetti. Bakanlık, 11 Mart 2005 tarihli bir genelgeyle, valiliklerden koleksiyoncuların yasadışı işlemlerine izin vermemesini istedi.


Koleksiyoncular, genelgenin iptali için Danıştay’a dava açtı. Danıştay 13 Kasım 2006 tarihli kararıyla bakanlığı haklı buldu.


Eski Kültür Bakanı Atilla Koç, Danıştay’ın kararı üzerine 30 Ocak 2007’de acil bir genelge yayımlayarak koleksiyonculardan, eserleri müze müdürlüklerine teslim etmelerini istedi. 
Valiliklerden “Bazı aksaklıklar yaşanıyor” yazısı gelince, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu’ndan “ilke kararı” çıkarıldı. Kurul, “Eserlerin devlet müzelerine devredilmesinin zorunlu olduğunu” bildirdi.


Koç, 26 Nisan 2007’de yeniden genelge yayımladı. Ancak sonuç çıkmadı. Yeni bakan Ertuğrul Günay adına 6 Aralık 2007’de bir genelge daha yayımlandı. Tespit çalışmalarının 14 Şubat 2008’e kadar tamamlanması istendi. Bakanlık, sonradan tutum değiştirerek eserleri toplamaktan vazgeçti.


Komisyon üyesi CHP Milletvekili Muharrem İnce, “Yasaları çiğneyen koleksiyonculara af getiriliyor” dedi.

Milliyet, Haber: Önder Yılmaz, 02.07.2008

HASANKEYF'TE YENİ TARİHİ ESERLER ORTAYA ÇIKTI

 

Batman'ın tarihi Hasankeyf İlçesi'nde yapılan kazı çalışmalarında Roma döneminde kullanılan sahil sarayı, Artuklular döneminde cami olarak kullanılan tarihi saray ve 1350 yılından kalma Karakoyunlular dönemine ait mezarlar ortaya çıktığı bildirildi.

 

Baraj yapımı nedeniyle sular altında kalması gündemde olan Batman’ın Hasankeyf İlçesi'nde zengin tarih mirasının yeni örneklerine yapılan kazılarla bir yenisi ekleniyor. İlçede yapılan kazı çalışmalarında Roma döneminde kullanılan sahil sarayı, Artuklular döneminde cami olarak kullanılan tarihi saray ve 1350 yılından kalma Karakoyunlular dönemine ait mezarlar ortaya çıktı.

 

Kazı sorumlusu Prof.Dr. Abdusselam Uluçam, tarihi alanlarda tapu yüzünden yeterli düzeyde kazı yapamadıklarını söyledi. 11 kazı alanının tapulu olmasından kaynaklanan sorunlar yüzünden sadece belirli bir alanda çalışabildiklerini dile getiren 'Hasankeyf'i kurtarma kazıları' sorumlu Prof.Dr. Abddusselam Uluçam, "Selahiye bahçelerinde sürdürdüğümüz kazı çalışmalarında Romalılar döneminde 'Sahil sarayı' diye kullanılan dinlenme yeri, sonradan Artukluların camiye çevirdiği Mardinike ibadet yerini gün ışığına çıkardık. Bu yapının altı Romalılara, üst bölümü ise Artuklulara ait. Ayrıca kazı alanına yakın bölgede 1350 yılında Karakoyunlulara ait bir de mezarlık tespit edildi. 11 ayrı alanda sürdürmek istediğimiz tarihi yerlerin çoğu tapulu olduğu için kazı çalışmalarına yönelemedik" dedi.

 

Öte yandan yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalan Yamaç Külliyesi Camii, El-Rızk Camii, Küçük Saray, Artukoğlu Hamamı, Süleyman Han Camii, Kızlar Camii, Zeynel Bey Türbesi, Yukarı Kapı, Orta Kapı ve Ulu Cami restorasyon çalışmalarına 1 milyon YTL'lik ödeneğin Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan ayrıldığını hatırlatan Uluçam, "70 işçi, 4 öğretim görevlisi ve 4 öğrenci ile sürdürdüğümüz kazılarda ödenek sıkıntısı söz konusu değil. Bu yıl kazılarda restorasyon çalışmalarına da ağırlık vereceğiz. Kaledeki girişi merdivendeki taşların kayganlaşması üzerine eski yöntemi kullanıp ters çevireceğiz" şeklinde konuştu.

Turizm Gazetesi, 02.07.2008

TARİHİ ESER KAÇAKÇILARINA BÜYÜK DARBE

 

Aydın İl Jandarma Komutanlığı tarafından ve 5 farklı ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarda tarihi eser kaçakçılığı yapmak için kurulmuş bir suç örgütü çökertildi.

Operasyonlar kapsamında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet ettikleri gerekçesiyle 16 şüpheli gözaltına alındı. Cumhuriyet Savcılığı tarafından el konulan olayla ilgili olarak başlatılan soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

 

Edinilen bilgiye göre; uzun süredir devam eden istihbarat çalışmalarını sonuçlandıran Aydın İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler Aydın'ın Kuşadası ve Karacasu ilçeleriyle Uşak, Manisa, İzmir ve Kütahya illerinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçunu işledikleri tespit edilen suç örgütüne yönelik olarak ortaklaşa ve eş zamanlı operasyonlar düzenledi. Yapılan operasyonlarda suç örgütüne üye oldukları tespit edilen B.Y. (33), R.C. (40), M.Ö. (49), Y.A. (44), G.Ö. (52), M.Ç. (52), İ.E. (39), S.A. (24), V.G. (48), A.A. (33), M.E. (54), E.P. (17), Ş.K. (47), M.A. (35), İ.T. (43) ve S.A. (36) isimli şüpheliler gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 75 adet sikke, 31 adet obje, 2 adet 3 bin yıllık fosil parçası, 1 adet tarihi bakır bilezik, 1 adet define alfabesi kitapçığı, 11 adet harita, 15 adet kroki, 10 adet fotoğraf, 3 adet bilgisayar kasası, 2 adet fotoğraf makinesi, 12 adet CD, 1 adet video kaseti, 4 adet 7,65 çapında tabanca fişeği, 17 adet cep telefonu, 22 adet sim kart, 1 adet aydınlatma kaksı, 1 adet murç, 1 adet sırt çantası, 4 adet hesap cüzdanı ve 11 sayfalık çek koçanı ele geçirildi.

 

Operasyonlarda ele geçirilen suç aletlerine el konulurken, ifadeleri alınan zanlılar adli makamlara sevk edildi. Cumhuriyet Savcılığı tarafından el konulan olayla ilgili olarak başlatılan soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

haberler.com, 02.07.2008

AYASOFYA MÜZE KALMALI

 

 

Danıştay 10. Daire, Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürülmesine ilişkin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istemini reddetti.


Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesine ilişkin 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nın kaldırılması istemiyle dava açtı. Dernek, ülke çıkarları için Ayasofya’nın müze vasfının korunabileceğini, ancak ibadete açılması gerektiğini savundu. Danıştay 10. Daire, Ayasofya Camii’nin müze olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığına işaret ederek, davayı oybirliğiyle reddetti. Kararda, türbe, akaret, muvakkithane ve medreseyi de kapsayan taşınmazın 1934’te müzeye çevrilmesine karar verildiği anımsatıldı. 

İnsanlığın ortak mirası olan evrensel kültürel ve doğal sitleri dünyaya tanıtmak, toplumda evrensel mirasa sahip çıkma bilinci oluşturmak ve yok olan kültürel değerlerin yaşatılması amacıyla UNESCO tarafından Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme hazırlandığına dikkat çekilen kararda, Türkiye’nin de bu sözleşmeyi imzaladığı hatırlatıldı.


Sözleşmeye göre, Dünya Miras Komitesi tarafından Dünya Miras Listesi oluşturulduğu belirtilerek listeye giren eserlerin bulundukları ülkenin garanti edilmiş kültürel varlığı kabul edildiği vurgulandı. Kararda, evrensel değerlere sahip Ayasofya’nın günümüze kadar uzanan süreçte tarihe tanıklık ettiği ve insanlık tarihinin birden fazla anlamlı dönemini temsil eden yapı tipinin örneği olduğu ifade edildi.


Ayasofya’nın dünyaya tanıtılması işlevinin gereği gibi yerine getirilmesi için sadece müze olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kaydedildi.

Milliyet, 02.07.2008

OLBA ARKEOLOJİK YÜZEY ARAŞTIRMA ÇALIŞMALARI BAŞLIYOR

 

Mersin'in Silifke İlçesindeki Olba (Uğuralanı) ören yerindeki yüzey araştırma çalışmaları bugün başlıyor. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Emel Erten başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülecek olan bu yılki çalışmalar, 20 Temmuz'da sona erecek.

 

Kültür Bakanlığı izniyle yapılacak Olba Arkeolojik Yüzey Araştırması'na Kazı Başkanı Doç.Dr. Emel Erten ile birlikte Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Latince Okutmanı Murat Özyıldırım, Arkeologlar Derneği Mersin Şubesi Başkanı Tuna Akçay, Sanat Tarihçi Yrd.Doç.Dr. Sibel Ünalan, Hacettepe Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Candan Gökçeoğlu, Mersin Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Dr. Kıvanç Zorlu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi olarak Cenap Işık katılacak.

 

Çalışma ekibi, 2008 dönemi çalışmalarını özellikle manastırın yeniden plan çizimi üzerine yoğunlaştıracak. Manastıra ait yeni bölümlerin bulunmasıyla mevcut planın yenilenmesi zorunluluğu ortaya çıktı. Yine çiftlik evleri üzerine daha ayrıntılı çalışmalar ve yeni bulunacak yerlerin fotoğraf ve çizimle belgeleme çalışmaları da sürdürülecek. Ekip, daha çok bilimsel yayın çalışmalarına yönelik araştırmalarını artırarak kentin geçmişine ilişkin yeni bilgileri ortaya koyacak bir program üzerinde yoğunlaşıyor.

 

Arkeologların çalışmalarının yanı sıra Olba ve çevresinde jeolog bilim adamları da ekip üyeleri olarak kendi alanlarında yayın için araştırmalarını sürdürüyor. Olba 2008 yılında Ankara'da yapılan Kültür ve Turizm Bakanlığı 26. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu'nda bir arkeoloji 2 de jeoloji alanındaki bilimsel sunumla temsil edildi.

 

Olba kenti, eskiçağda Dağlık Kilikia olarak bilinen Mersin'in doğusunda yer alıyor ve denizden yaklaşık bin metre yükseklikte bulunuyor. Kentin akropolisi (yaşam alanı), egemen olduğu vadiden yaklaşık 50 metre yükseklikte. Olba'da, özellikle Roma İmparatorluk dönemine ait görkemli mimari kalıntılar bulunuyor. Bunlar arasında anıtsal çeşme binası, su kemeri, tiyatro, tapınak planlı anıt mezar, kuleler, çiftlik evleri, sur duvarları yer alıyor. Olba, Hıristiyanlık döneminde de önemini koruyan bir kent. Bir dağ yerleşimi olarak akropolis ve yakın çevresine çok sayıda kilisenin yapıldığı bir yer. Vadide yer alan manastır kalıntıları da bir piskoposluk merkezi olarak Olba kentinin Hıristiyanlık dönemindeki bölgesel etkinliğinin önemli bir kanıtı.

Geçtiğimiz yıllarda özellikle kaçak kazıların arkeolojik eserlere verdiği zarara karşı yapılan mücadelelerle gündeme gelen Olba'nın 4 kilometre batısındaki Uzuncaburç Jandarma Karakolu'nun geçtiğimiz yıllarda kapatılması arkeolojik korumacılık açısından bir olumsuzluk olarak değerlendiriliyor. Bu yıl Uzuncaburç Belediyesi'nin nüfusu nedeniyle köy kapsamına alınması, hem Uzuncaburç yerleşimi içinde bulunan Diocaesarea mimari kalıntıları için hem de Olba için korumacılıkta ayrı bir sorun olarak görülüyor.

 

Kapatılan jandarma karakolu ve belediye, Olba'da definecilikle mücadelede ciddi sorunların ortaya çıkacağı yönünde değerlendirmelere neden oluyor.

haberler.com, 01.07.2008

KARABEHLÜL BEY CAMİİ ONARILIYOR

 

 

Silvan İlçesi'ne bağlı tarihi Karabehlül Bey Camii Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından bakım ve onarıma alındı.

 

Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından bakım ve onarıma alınan tarihi Karabehlül Bey Camii'nin kısa zamanda bakım ve onarımının bitirileceği öğrenildi. Tarihi caminin iç ve dış cephelerde bulunan betonlar kırılıp yerine bazlat taşları döşenmekte olup caminin şerefesi de bakım alınarak, lekelenen taşlar beyazlaştırıldı. Caminin iç ve dış cephesinin bakım ve onarımıyla birlikte caminin elektrik ve su şebekeleri de yenileniyor. Caminin kapısında bulunan mezarlığın beton duvarı da kırılarak yerine bazla taşları döşendi. Beton duvarı yıkan işçiler mezarlara zarar verilmemesi için çok hassas davrandıkları söylendi.

Tarihi caminin Karabehlül Bey tarafından 1580'de yapıldığı söylenilmektedir. Kesin yapılmış tarihi bilinmemektedir. Çünkü o dönemlerde Karabehlül Bey yaşadığı tarih kitaplarında geçmektedir. Behlül bey, şeyh Ahmetzade Elvend beyin oğludur. Kendisi, kardeşi Ömer beyle beraber Diyarbakır Valisi İskender Paşa'nın maiyetinde idi.

Haber Diyarbakır, Haber: Ferhat Parlak, 01.07.2008

HADRIANOUPOLIS KAZILARI GELECEK AY BAŞLIYOR

 

Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Hadrianoupolis Arkeolojik Kazısı Başkanı Yrd.Doç.Dr. Ergün Laflı, Karabük'ün Eskipazar İlçesindeki Hadrianoupolis Antik Kenti'nde kazılara gelecek ay başlanmasının planlandığını bildirdi.

Yrd.Doç.Dr. Laflı, antik kentte bugüne kadar çıkarılan yapıların korunması, restorasyonu ve turizme açılmasına yönelik çalışmalara öncelik verileceğini belirtti.

Laflı, yaptığı açıklamada, ilçenin yaklaşık 3 kilometre batısında bulunan Hadrianoupolis Antik Kenti'nde geçen yıl 10 bilimsel heyetle 7 hafta boyunca "Hamam A", "Geç Roma Villası", "Theatron", "Kuzeybatı Roma Mezarı", "Anıtsal Roma Mezarı", "Hamam B" ve "Apsisli Yapı"da kazı çalışmalarının sürdürüldüğünü ifade etti.

Geçen yıl başlanan "Geç Roma Villası" kazısında keşfedilen mozaikli tabanlar dışında 7 duvar resminin ortaya çıkarılması çalışmalarına bu dönem de devam edileceğini ifade eden Laflı, 2003'te kazısı gerçekleştirilen antik yapıların korunması, restorasyonu ve turizme açılmasına yönelik çalışmalara öncelik verileceğini kaydetti.

Gelecek ay başlanması planlanan ve 70 gün sürecek kazılarda bu yıl 'Hamam A' yapısının korunması, restorasyonu ve turizme açılmasına çalışılacağını bildiren Laflı, şunları söyledi:
"Villa, Hamam B ve Theatron açmalarında kazılar devam edecek, bu alanlarda restorasyonun yanı sıra koruma önlemlerine dair çalışmalar yer alacak. Ören yerinde turizme yönelik temizlik, alan düzenlemeleri yapılacak. Bilimsel bir kent planının sağlıklı şekilde çıkarılması çalışmalarına devam edilecek.

Yöredeki Türk-İslam devirlerine ait kalıntılar değerlendirilerek bazıları onarılacak ve ziyarete açılması sağlanacak. Bu yıl, bugüne kadar ortaya çıkarılan antik yapıların korunması, restorasyonu ve turizme açılmasına yönelik çalışmalara öncelik verilecek."

Yrd.Doç.Dr. Laflı, antik kentin, en yüksek koruma getiren 1'inci derece arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alındığını, yeniden başlanması planlanan arkeolojik yüzey araştırmalarıyla alanın yakın çevresindeki taşınmaz arkeolojik değerlerin tescillenerek yeni koruma çeperleri içine alınacağını sözlerine ekledi.

Cnn Türk, 01.07.2008



TARİHİ YAPILARA MERCEK

 

Bursa Araştırma Vakfı üyeleri, İznik'te tarihi yerleri gezip, restorasyon çalışmaları hakkında bilgi aldı. Vakıf üyeleri, Lefke Kapı'daki çalışmaları görebilmek için itfaiyenin aracıyla surların üzerine çıktılar.


İznik Kaymakamı Hüseyin Avcı, Belediye Başkanı Kadri Eryılmaz ve belediye meclis üyeleri Bursa'dan gelen konukları ağırladı. İlçenin tüm tarihi eserlerini gezen ve bu bölgede incelemede bulunan heyet, yetkililerden İznik'te sürdürülen tarihi eser restorasyonları ile ilgili bilgi aldı.
Araştırma heyeti üyeleri Lefke Kapı'da çalışmaları görebilmek için itfaiye aracının yardımı ile surların üzerine çıktılar.


Kentin muhteşem manzarasına sahip Abdulvahap Tepesi'ne de çıkan konuk heyet, kentin kuşbakışı görüntüsüne hayran kalırken, bol bol fotoğraf çektiler. İznik Belediyesi İzzet Peşte Su Sporları Kamp ve Eğitim Merkezi'nde gezinin değerlendirmesini yapan heyet, ilçeden ayrıldı.


Geziye, Uludağ Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof.Dr. Yusuf Oğuzoğlu, Uludağ Üniversitesi İnkılap Tarihi bölümü Öğretim Görevlisi Yrd.Doç.Dr. Mine Akkuş, Dr. Turgay Akkuş, Gazeteci Hacı Tonak, Müzeci Esat Uluamay, Kent Müzesi Koordinatörü Ahmet Erdönmez, Araştırmacı- Yazar Raif Kaplanoğlu, Sanat Tarihçi Dilek Yıldız, Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Gülay Yıldırım, Osmangazi Belediyesi Çevre Bölüm Başkanı Aziz Elbas, Şehir Tiyatrosu Bölüm Başkanı Ertan Akman, Kültür-Sanat Vakfı Genel Sekreteri Akif Koçyiğit, Müze Müdürü Enver Sağır, Bursa Araştırmaları Vakfı yöneticilerinden Mecdettin Ulusoy, Sibel Gök, Mimar Serpil Tonak, Eğitimci Özer Güleç ile çok sayıda stajyer öğrenci katıldı.

Bursa Hakimiyet, 01.07.2008

PERGE'YE RESTORASYON İLGİSİ BÜYÜK

 

Anadolu Ateşi Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan, Antalya’nın Aksu Beldesinde bulunan Perge antik kentinin restorasyonuna kullanma karşılığı talip olduklarını ve girişimlerde bulunduklarını söyledi. Mustafa Erdoğan, “Gözümüzü Perge’ye diktik. Orayı restore edecek formülü bulduk. Güçlü sponsorlarla orayı restore etmek, turizme kazandırmak, stadyumda gösteriler yapmak istiyoruz” dedi.


Ancak antik kentin kazı başkanı Prof.Dr. Haluk Abbasoğlu, yüksek desibelli konserlerin antik tiyatrolara zarar verdiğini söyledi. Bu sebeple Aspendos, Perge gibi antik tiyatrolarda özellikle pop müzik türü gösterilere kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini belirten Prof.Dr. Abbasoğlu, şunları söyledi:


“8 milyon dolara mal olacak Perge Antik Tiyatrosu’nun restorasyonunun bitirilmesinin ardından kültürel faaliyetlere açılmasına karşı değiliz. Aksi takdirde antik tiyatrolara zarar verebilir.”

Türkiye Gazetesi, 01.07.2008

TARİHİ SÜRYANİ KİLİSESİ İBADETE AÇILDI

 

Mardin’de 1914 yılında Mar Petrus ile Mar Pevlus tarafından inşa edilen ve bir dönem cezaevi olarak kullanıldıktan sonra terk edilen Süryani Kadim Kilisesi bakımsızlıktan yıkılmaya başlayınca Süryani işadamları ile eski gazetecilerden Münir Kilimci’nin girişimleriyle tekrar ele alındı.

Aslına uygun olarak restore edilen Süryani Kadim Kilisesi, İstanbul’daki Tarlabaşı Süryani Kilisesi Metropolit Vekili Başpiskopos Samuel Akdemir, Diyarbakır- Mardin Metropoliti Saliba Özmen ile kalabalık Süryani grubu tarafından düzenlenen ayinle tekrar ibadete açıldı. Süryaniler yeniden açılan kilisede yaklaşık 4 saat süren ayin yaptı.

Hürriyet, Haber: Adnan Avuka, 01.07.2008

İSTANBUL TEPEDEN TIRNAĞA RESTORASYON





Vakıflar Genel Müdürlüğü, İstanbul'u mercek altına aldı. İstanbul'a hayran bıraktıran ve önemli bölümü kaderine terk edilmiş 88 adet tarihi- kültürel miras için hummalı çalışma başlattı. Mimar Sinan'ın en büyük eserlerinden Süleymaniye Camisi, 400 yıllık tarihinde ilk kez restorasyon görecek. Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, SABAH'a, restorasyonların bir uzmanlar ordusu tarafından yapıldığına dikkat çekti. Beyazıt, 2003 yılından bugüne kadar 2 bin 650 vakıf eserinin restore edildiğini söyledi. Restorasyon listesinden bazıları şunlar:





YENİKAPI MEVLEVİHANESİ: Yenikapı Mevlevihanesi defalarca yangına maruz kaldı. 1961 yılında hünkar mahfilinde yangın çıktı. 1997 yılına ikinci yangınla kullanılmaz hale geldi. Restorasyonun temel bölümleri bitti. Detayları devam ediyor. Müze olarak kullanılması düşünülüyor. 1804 yılında Neyzen Başı Nazır Dede tarafından bir musiki konservatuarı olarak düşünüldü. Cumhuriyetin ilk yıllarında öğrenci yurdu olarak kullanıldı.

MISIR ÇARŞISI: Proje aşamasında. Kuruldan onayını çıkınca restorasyonuna başlanacak. İlk kez restore ediliyor.

FATİH CAMİSİ: Depremlerden dolayı ciddi biçimde zarar gördü. Ana yapının güçlendirilmesi çalışması başlatıldı.

AKSARAY VALİDE SULTAN CAMİSİ: En önemli özelliği bir hanım sultan tarafından yaptırılması. Taş işçiliği mükemmel, bir kadının zarafetini anlatan bir işçilik, el oyası gibi.

PİYALE PAŞA CAMİSİ: İlk kez bir caminin abdesthanesine 'sıcak su 'bağlandı.

SELİMİYE CAMİSİ: Restorasyonu bitmek üzere.

ERTUĞRUL TEKKE CAMİSİ: Projesi tamamlandı. Onarım için ihale aşamasında.

DOLMABAHÇE CAMİSİ: Onarım devam ediyor, çok merkezi çok önemli bir yerde. Bezm-i alem Valide Sultan tarafından yapımı başlatılan Dolmabahçe Camisi, ölümü üzerine oğlu Abdülmecit tarafından 1853'de tamamlandı. Mimarı Nkogos Balyan. Cami ampir ve barok karışımı melez üslupta.

AHİ ÇELEBİ CAMİSİ: Evliya Çelebi'nin ünlü Seyahatnamesi'nin başlamasına yol açan olay bu camide gerçekleşti. Evliya Çelebi'nin camide gördüğü rüyadan sonra yollara düştüğü Ahi Çelebi Camisi'nin zeminindeki denize doğru kaymanın engellenmesi amacıyla etrafına 2 etap halinde 720 kazık çakıldı.

 

NURUOSMANİYE CAMİSİ: Nuruosmaniye Camisi'nin 174 penceresi var. Işıklar pencerelerden giriyor. Fatiha Suresi caminin bir ucundan diğerine kadar işlenmiş. Onarım devam ediyor.

YAVUZ SULTAN SELİM CAMİSİ: Bulunduğu semte adını veren bu cami Yavuz Sultan Selim adına oğlu Kanuni tarafından Haliç'e hakim bir tepe üzerine yaptırıldı. İçte ve avludaki sivri kemerli pencere alınlıkları renkli sır tekniği ile imal edilmiş ve zarif çinilerle süslenmiş. Restorasyon çalışmaları tamamlanmak üzere.

Sabah, Haber: Hülya Karabağlı, 01.07.2008

TÜRK RESSAM ORHON'UN TABLOSUNA 374 BİN DOLAR

 

Ünlü müzayede evi Christie’s’in dün New York Rockefeller Plaza’da yapılan “Savaş Sonrası ve Çağdaş Sanat” müzayedesinde Türk ressam Mübin Orhon’un iki tablosu satışa çıktı.

 

İsimsiz tablolardan biri 374 bin 500 dolara alıcı bulurken, diğer tablo 200 bin 500 dolara satıldı. 1924-1981 yılları arasında yaşayan Mübin Orhon’un her iki yağlıboya tablosu da 1960 tarihli.
Müzayede evi bu tabloların önce    “Mübin 1960” olarak imzalandığını, daha sonra “Mübin Orhon 1960 Paris” imzasının eklendiğini belirtiyor.

Milliyet, 01.07.2008

AĞA'NIN TORUNLARI BOĞAZ'IN PEŞİNDE

 

 

Kırım Savaşı sonrası Türkiye’ye göç ederek Osmanlı Sarayı’nda kayıkçıbaşı olarak çalışmaya başlayan Recep Ağa’nın 6’ncı kuşak torunları, büyük dedelerinin Kanlıca-Çubuklu arasında, İstanbul Boğazı’na bakan 160 dönüm arsasını geri alabilmek için 25 yıldır mahkemelerde uğraşıyor.

Osmanlı-Rusya arasında 1853-1856 yıllarında gerçekleşen Kırım Savaşı sonrası Türkiye’ye göç ederek sarayda çalışmaya başlayan Recep Ağa’nın 6’ncı kuşak torunları, büyük dedelerinin Kanlıca-Çubuklu arasındaki onlarca dönüm arsasının peşine düştü. Ağa’nın iki eşinin yakınları, 1887’den kalma tapuları temel alarak 1983’te açtıkları davalardan Polonezköy yolu üzerindeki 16 dönümlük arsayla ilgili davayı kazandılar. İncirköy Mahallesi’ndeki 27 dönümlük arsayla ilgili dava ise 25 yıldır sürüyor.

Recep Ağa’nın torunlarından Gülay Erman, "Beykoz Devlet Hastanesi’nin arkasındaki Çiğdem Mahallesi’nde 160 dönüm Recep Ağa’ya ait ama Osmanlı’dan kalan belgeyi tapudan çıkaramıyoruz. Bir şekilde engelleniyoruz" dedi. Osmanlı Sarayı’nda kayıkçıbaşı olarak görev yapan Recep Ağa’nın mavnalarla (yük gemisi) ticaret yaptığını ve Osmanlı’nın ilk armatörlerinden biri olabileceğini anlatan Erman şöyle devam etti: "Recep Ağa ve kardeşi çok zenginlermiş. Mavnalarını satıp pek çok gayrimenkul edinmişler. Elimizdeki belgeleri inşaat firmalarına gösterdik. Büyük bir firmanın avukatı bu arazileri alabileceklerini söyledi. 39 kişi vekalet verdik ama bu sefer avukat bizi aramadı. Cumhuriyet sonrası bölgede fabrikalar yapılınca insan akını başlamış. Birçok yeri gecekondular işgal etmiş. İnsanlar 60 yıldır bedavaya oturmuş ama şimdi biz mirasımızı geri istiyoruz."

Recep Ağa’nın ikinci eşi Naime Hanım’ın kuşağından Hikmet Kural, Beykoz Devlet Hastanesi arkasındaki 160 dönümlük arsanın Recep Ağa’ya ait olduğuna dair Sultan Reşad tuğralı tapunun bir akrabalarının evinde çıkan yangında yok olduğunu ileri sürdü. Kural şunları anlattı: "İncirköy’de, 27 dönüm arsada ortaklığın giderilmesiyle ilgili dava 25 yıldır sürüyor. Arsada oturan akrabalarımız davanın bitmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama sonuna yaklaştık. Arsayı büyük bir firmaya verip geliri Recep Ağa’nın iki eşinden 60 akrabası arasında pay edeceğiz."

Hürriyet, Haber: Asım Güneş, 01.07.2008

ARKEOLOJİ DÜNYASINDA TARTIŞMA

Türkiye’de yeni mevsim arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları tartışmalı başladı. Türk ve yabancı bilim heyetlerinin 2008 yılı için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yaptıkları başvurulardan bazıları, bu yıl ilk kez ‘gayri resmi’ olarak kurulan “Değerlendirme Komisyonu’nca (Bilim Kurulu)” irdelendikten ve bilimsel nedenleri açıklanmadan reddedildi.

 

Dünyada en çok arkeolojik kazı ve araştırmaların yapıldığı Türkiye’de, arkeoloji heyetleri, her yılın aralık ayı sonuna kadar yeni yılın kazı, araştırma, onarım programları ile heyet üyelerinin listesini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bildiriyorlar. Genel müdürlük, yasaların öngördüğü incelemeleri yaptıktan sonra arkeolojik kazı heyetlerinin “yıllık izinlerini” Bakanlar Kurulu’nun kararına sunuyor.

 

Geçmiş yıllardan farklı olarak bu yıl ilk kez 2008 başvurularını, bakanlığa bağlı kurulan “Değerlendirme Komisyonu’nun” incelediği açıklandı. Başvuru yapan heyetlerin bilimsel yeterliliğinin değerlendirilmesi açısından önemli bir gelişme olduğu kabul edilmekle birlikte, söz konusu Değerlendirme Komisyonu’nun kuruluş aşamasında üniversitelerin arkeoloji bölümlerine danışılmadığı ve öneri alınmadığı, ayrıca bu kurulun varlığının “herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı” vurgulanıyor. Başvuruları, alışılmış uygulamanın dışında böyle bir komisyonca reddedilenlerin tepkisi kadar, bu komisyonun hangi yetkinlik ölçütlerine göre belirlendiğinin bilinmezliği kazı iznini alan arkeoloji heyetlerini de rahatsız ediyor.

 

Arkeoloji çevrelerince komisyonun kuruluşundan, kararlarına uzanan sürecin yeterince saydam olmadığı vurgulanıyor. Komisyonun “kabul” ya da “ret” kararı almasındaki ölçütlerin bilinmezliği de “keyfilik” olgusunu gündeme getiriyor. Bazı saygın bilim kurumlarının temsilcileri de rahatsızlıklarını iletmek istedikleri Kültür ve Turizm Bakanı’yla görüşme olanağını bulamadıklarını belirtiyorlar. Mayıs ayı sonunda Ankara’da DTCF’de gerçekleştirilen “30. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu”nda böyle bir komisyonun açıklanması tatsız bir sürpriz olarak yorumlanıyor.

 

Sempozyumun kapanışında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Abdullah Kocapınar komisyonun kuruluşunu özetle şöyle açıklamıştı: “Başvuruların yürürlükteki mevzuata olduğu kadar, bilimsel ölçütlere de uygunluğunun değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle, yeni bir değerlendirme komisyonu oluşturulmasının, söz konusu komisyonda ilgili bilim dallarından uzman akademisyenlerin de yer almasının faydalı olacağı mütalaa edilmiştir. 2008 izinlerinde bu komisyonun değerlendirmeleri dikkate alındı.”

 

Türk arkeoloji dünyasının saygın temsilcileri ‘yasal dayanağı olmayan böyle bir değerlendirme komisyonunun’ yerine, Türkiye’de de temsilcilikleri ve araştırma merkezleri bulunan Alman, İngiliz, Amerikan, Fransız, Avusturya, Hollanda’da olduğu gibi Türkiye’de de ‘özerk bir Türk arkeoloji enstitüsünün’ kurulmasını öneriyorlar.

Cumhuriyet Gazetesi, 30.06.2008

KARAMAN'DA TARİHİ ESER OPERASYONU

Karaman'da jandarmanın düzenlediği iki ayrı operasyonda, 400 yıllık olduğu tahmin edilen 2 adet Kur'an-ı Kerim ile 44 parça tarihi eser ele geçirildi.

 

Edinilen bilgiye göre, Ermenek İlçesi'nde M.S.'nin elinde bulunan tarihi eserleri satmak için müşteri aradığı yönünde duyum alan jandarma timleri, şahsı Ağaççatı köy yolu ayrımında otomobiliyle yakaladı. Savcılığın izniyle araç içerisinde arama yapan ekipler, 31 adet gümüş sikke, 9 adet altın sikke, 1 adet kolye, 1 adet bronz heykel ile 2 adet yüzük ele geçirdi. Olayla ilgili M.S. ile araçta bulunan Ö.Ö, A.Ç. ve M.K. gözaltına alındı.

 

Diğer olayda ise, Karaman Mersin Karayolu'nun Seyithan köyü yol ayrımında yol kontrolü yapan jandarma ekipleri, Ş.K. idaresindeki 70 AP 001 plakalı otomobili durdurarak arama yaptı. Yapılan aramada otomobilin torpido gözünde 400 yıllık olduğu tahmin edilen ve ceylan derisiyle kaplı 2 adet Kur'an-ı Kerim ele geçirildi. Olayla ilgili gözaltına alınan şahıslar Cumhuriyet Savcılığı'nca serbest bırakıldı.

Karaman Kent Haber, 30.06.2008

NEMRUT'UN ÇEHRESİ DEĞİŞECEK





Adıyaman’ın Kahta İlçesi'nde bulunan Nemrut ören yerinin turizmde marka yapılması amacıyla Kommagene-Nemrut Koruma ve Geliştirme Programı kapsamında başlatılan çalışmalar sürdürülüyor. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Neriman Şahin Güçhan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Nemrut ören yeri için ODTÜ ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında önceki yıl imzalanan Kommagene-Nemrut Koruma ve Geliştirme Programı kapsamında 2010 yılına kadar önemli çalışmalar yapılacağını söyledi.

 

Önceliklerinin Nemrut ören yerinin çevresini yeniden düzenlemek, dev tanrı heykelleri ve diğer kalıntıların üzerindeki çatlakları kapatmak olduğunu kaydeden Güçhan, "Gerçekleştireceğimiz çevre düzenleme çalışmaları için ön proje hazırladık ve projemiz onaylandı. Uygulama projelerinin temini için bakanlıkça ihaleler açılacak. Çevre düzenleme çalışmalarımızda bu aşamadayız" dedi.

 

"Biz Nemrut ören yerini öncelikle eserlere bir zarar verilmeden ve rahatlıkla gezilebilen bir yer yapmayı amaçlıyoruz. Bunun için de uluslararası kural ve ilkelerle örtüşen çalışmaların gerçekleştirilmesi gereklidir" diyen Güçhan, hata yapmamak için aceleci olmadıklarını vurguladı.

 

Adıyaman’ın Kahta İlçesi'nde bulunan Nemrut ören yerinin turizmde marka yapılması amacıyla Kommagene-Nemrut Koruma ve Geliştirme Programı kapsamında başlatılan çalışmalar sürdürülüyor. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Neriman Şahin Güçhan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Nemrut ören yeri için ODTÜ ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında önceki yıl imzalanan Kommagene-Nemrut Koruma ve Geliştirme Programı kapsamında 2010 yılına kadar önemli çalışmalar yapılacağını söyledi.

 

Önceliklerinin Nemrut ören yerinin çevresini yeniden düzenlemek, dev tanrı heykelleri ve diğer kalıntıların üzerindeki çatlakları kapatmak olduğunu kaydeden Güçhan, "Gerçekleştireceğimiz çevre düzenleme çalışmaları için ön proje hazırladık ve